EREKSİYON FİZYOLOJİSİ
İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER OLUŞMUŞTUR
Penil
ereksiyon nörovasküler ,psikolojik ve fizyolojik bir olay olup
değişik nörotransmitterler ve vazoaktif ajanlardan gelen sayısız
biyokimyasal ve fizyolojik sinyallerin birleşimi ile ortaya çıkan
karmaşık bir olaydır. Yıllarca ereksiyon fizyolojisinin karanlıkta
kalmasının sebepleri arasında insanlar üzerinde deneysel
çalışmaların yapılamaması ve daha da önemlisi penis dokusu
örneklerini elde etme zorluğu sayılabilir. Maymunlarda yapılan
çalışmaların sonuçlarının insanlara uyarlanması zorluklarıda ayrıca
düşünülmelidir. Ereksiyon erotizm ile beraberdir ve hayvanlar ile
insanların erotik duygularının aynı olması beklenemez.
Nihayet
yıllar içerisinde özellikle tümör yada travma nedeni ile ampute
edilmiş penis dokuları elde birikmeye başlayınca; tabii ki bilgi ve
teknik birikimlerinde yardımı ile de, 1980 'li yılların başında
ereksiyonun fizyolojisi ortaya konulabilmiştir. Bugün hala
aydınlatılamamış noktalar varsa da ereksiyonun temel bilgilerinin
hemen hemen yerine oturduğu söylenebilir.
EREKSİYONUN PARASEMPATİK AKTİVASYONLA OLUŞUR
Flask
penisde kavernozal ve penil arteriel düz adale yapısı kontrakte bir
şekildedirler. Bu durumu sağlayan alfa adrenerjik sistem ve ondan
salınan norepinefrindir. Norepinefrin adrenerjik sinir uçlarından
salınarak µ-1 ve µ-2 reseptörlere bağlanır. Ayrıca korpus
kavernozumun endotel hücreleri ve düz kas hücreleri tarafından
sentezlenerek salınan endotelinler,angiotensin ,prostaglandin ve
tromboksan gibi maddelerde kasılmanın devamlılığını sağlarlar.
Adalenin kasılması sırasında hücre içi kalsiyum iyon konsantrasyonu
hücre dışına göre yüksektir. Penisin flask halde kalmasını sağlayan
sistem sempatik sistemdir.
c-GMP VE c-AMP YOLLARI EREKSİYON FİZYOLOJİSİNİN TEMEL
TAŞLARIDIR
Seksüel
uyarıyı takiben hücre içi kalsiyum seviyesinin düşmesi ile
kavernozal adale ve arterlerde genişleme oluşup kanın kavernoz
cisimlere dolması ile ereksiyon oluşabilecektir. Tümüyle
parasempatik sistem kontrolunda gelişen düz adalelerdeki gevşeme
hücre içi kalsiyumun düşmesi için iki mekanizma aktive olurlar.
Birinci mekanizma Siklik Guanozin Monofosfat (c-GMP) üzerinden
çalışır. Nonadrenerjik nonkolinerjik sinirlerin aktive olmaları
sonucu L-Arginin'den nitrik oksit sentetaz enzim yardımı ile nitrik
oksit (NO) yapılır ve salınır. NO direkt olarak kavernoz cisimdeki
düz adale hücresinin içine diffüze olur ve Guanilat Siklaz enzimini
aktive eder. Bu enzim hücre içinde bulunan Guanozin Trifosfatın
(GTP) c-GMP ye dönüşmesini , kalsiyum kanallarının kapanmasını ve
böylece hücre içindeki kalsiyumun dışarıya göre düşük seviyede
kalmasını sağlar.
Ereksiyonun
oluşmasındaki ikinci mekanizma ise reseptörler üzerinden çalışan
Siklik Adenozin Monofosfat ( c-AMP ) yoludur. Bu yolun, Vazoaktif
İntestinal Polipeptid ( VIP ) , Prostaglandin E 1 ve E2 , Kalsitonin
Gen İlgili Peptid ( CGRP ) , epinefrin ve norepinefrin gibi bilinen
ve bilinmeyen pek çok transmitter maddeleri vardır. Bu maddeler
hücre içindeki reseptörleri uyararak Adenilat Siklaz enziminin
aktive olmasını böylece de Adenozin Trifosfat (ATP) dan c-AMP
oluşmasını sağlarlar. C-AMP tıpkı c-GMP gibi kalsiyum iyonunun hücre
içinde düşük düzeyde kalmasını sağlayarak kavernoz cisim ve arterin
gevşemesine sebep olur.
c-GMP
ve c-AMP yolları birlikte hareket ederek hücreyi hiperpolarize hale
getirirler. Hiperpolarizasyon protein kinaz enziminin siklik
nükleotidler tarafından aktive olması ve potasyum kanallarının
açılması ile olur. Hiperpolarize olan hücrede bu kez kalsiyum
kanalları kapanır ve hücre içine kalsiyumun girişinin durur. Böylece
hücre içi kalsiyum seviyesi düşerken gevşeme başlar.
Bu
kısaca anlatılan iki mekanizma sayesinde kavernoz adale gevşer ,
arter çapı artar. Gevşeme ile ortaya çıkan negatif basınç ve artan
kan akımı sayesinde kavernoz cisim büyümeye ve sertleşmeye başlar.
Bu iki ayrı olayın birlikte ve sinerjik olarak etki ettikleri
düşünülmektedir.
DETUMESANS (EREKSİYONUN GERİYE DÖNÜŞÜ) İÇİN FOSFODİESTERAZ
ENZİM SİSTEMİ GEREKLİDİR.
Kavernoz
cisimlere dolmuş ve sıkışmış olan arteriel kan venöz sisteme geri
dönebilmesi ve penisin flask haline tekrar kavuşması için bir dizi
biyolojik olay gelişir. Önce kavernoz yapı içerisindeki
"fosfodiesteraz 5" adlı enzim c-GMP ve muhtemelen de "fosfodiesteraz
2,3,4" adlı enzimler de c-AMP yi sırası ile GMP ve AMP ye yıkarlar.
Hiperpolarize durumdaki hücreler bu sefer depolarize olurlar,
kalsiyum kanalları açılır , hücre içine kalsiyum girerken adale
flamanları birbirleriyle etkileşerek kasılmaya başlarlar. Kan
sıkışık durumdaki venlere pompalanır sonrada kavernoz cisim içindeki
kan miktarı azaldıkça peri ferde sıkışmış olan venler üzerindeki
basınç azalır ve normal bir venöz dönüş başlamış olur.