|
AORT YETMEZLİĞİ
|
|
Etiyoloji
Çok
nadiren konjenital (çoğunlukla diğer kapak bozuklularıyla beraber
veya geniş VSD ile) olabilir.
Çoğunlukla akkizdir: - En sık romatizmal kalp hastalığına
bağlı - Bakteriyel endokardit - Mesaortitis luica -
Posttravmatik - Dissekan aort anevrizması - Biyoprostetik
kapak dejenerasyonu - SLE, romatoid artrit, ankilozan
spondilit, Jaccoud artropatisi, Takayasu veya Whipple hastalığı,
Crohn hastalığı gibi hastalıkların komplikasyonu olarak
gelişebilir.
Patofizyoloji
Aort
kapağının diastolde tam kapanamaması nedeniyle diastolde sol
ventriküle dolan kan miktarı artışı -> kalp atım hacminde artış
-> sol ventrikülde volüm yüklenmesi -> sol ventrikülde
eksentrik hipertrofi -> sol ventrikül sistolik fonksiyonlarının
bozulması ve kalp yetmezliği
Klinik
Hastalar
uzun yıllar boyunca asemptomatik kalırlar. Aort yetmezliği kalbi
en çok büyüten ve en uzun süre tolore edilebilen romatizmal kapak
hastalığıdır. Semptomlar en sık 50 yaş civarında ortaya çıkar.
Egzersiz dispnesi, ortopne ve paroksismal noktürnal dispne temel
şikayetlerdir.
Ana
bulgu nabız basıncının genişliği ve pulsus celer et altus'dur.
- Sistolik basınç yüksek, diastolik basınç düşüktür. -
Musset bulgusu: Nabızla senkronize baş hareketleri - Dans des
arter: Karotid arterlerin pulsasyonlarının görülmesi - Quincke
bulgusu: Kapiller nabzın görülmesi - Traube bulgusu (Pistol
shut) - Müller bulgusu: Uvulada pulsasyonların görülmesi -
Hill bulgusu: Alt ekstremite sistolik kan basıncının üst
ekstremite sistolik kan basıncından 60 mmHg ve daha fazla
olması - Kalp tepe atımları diffüz ve dinamik olup karotid
arterlere yayılan sistolik bir trill palpe edilebilir. -
Oskültasyonda tipik aort yetmezliği bulgusu birinci kalp sesinin
hafiflemesi, ikinci kalp sesinden sonra başlayan, diastolik,
dekreşendo tarzında, en iyi Erb odağından (3. interkostal aralıkla
sol sternal kenarın kesiştiği nokta civarında) duyulan diastolik
üfürümdür. Ayrıca kalp atım volümünün aşırı artmasına bağlı olarak
meydana gelen relatif aort darlığına bağlı olarak
kreşendodekreşendo tarzında düzenli üfürümler de duyulabilir.
Burada unutulmaması gereken bir özellik de, darlıkla birlikte
yetmezliğin de bir arada olabileceği ve bu olgularda sistolik kan
basıncının relatif olarak daha düşük bulunduğudur. - Austin
Flint üfürümü: Aortik yetmezlik akımının etkisiyle mitral ön
yaprakçık açılımının kısıtlanmasına bağlı olarak geç diastolik
mitral üfürüm duyulur. Organik mitral darlığından farklı olarak
mitral açılma sesi duyulmaz ve ekokardiyografik incelemede sol
atriyum çapında artış izlenmez.
EKG
Sol
ventrikül hipertrofisi bulguları
Röntgen
Sol
ventrikülde sola ve dışa aşağı doğru büyüme, çıkan aortada
elongasyon ve dilatasyon, belirgin aort topuzu
EKO
Renkli
Doppler ile yetmezlik akımının doğrudan görülmesi
Mitral
ön yaprağında diastolik ossilasyonlar
Ciddi
aort yetmezlikli olgularda mitral kapakta erken kapanma
Sol
ventrikül enddiastolik basıncında artış bulguları
İnvazif tanı: (Sol kalp kateterizasyonu ve
hemodinamik çalışması)
Tablo
1
| Aort
yetmezliğinin ağırlık derecesi |
Atım
hacminin yüzdesi olarak regurjitasyon fraksiyonu
(%) |
| I |
<
15 |
| II |
15-30 |
| III |
30-50 |
| IV |
>
50 | |
Çıkan
aortaya kontrast enjeksiyonu ile yetmezliğin gösterilmesi ve
derecesinin tayini, aort kapağındaki basınç gradientinin
belirlenmesi, sol ventrikül fonksiyonlarının değerlendirilmesi,
beraberinde olabilecek diğer kapak bozukluklarının tanısı, koroner
anatominin belirlenmesi için operasyon düşünülen olgularda
uygulanır.
Tanı
Oskültasyon/Fonokardiyogram
+ EKO
Ayırıcı tanı
Arteryovenöz
malformasyonlar ve fistüller
Perfore
sinüs valsalva anevrizması
Aortopulmoner
pencere
Patent
ductus arteriousus
Graham
Steel üfürümü (Pulmoner hipertansiyona bağlı olarak gelişen pulmoner
yetmezlikte duyulur. Ancak aort yetmezliğine ait başta nabız basıncı
artışı olmak üzere diğer bulgular saptanmaz).
Tedavi
A-
Akut Aort Yetmezliğinde;
Acil
cerrahi endikasyonu olan bir durumdur. Ağır akut kalp yetmezliği
gelişen olgularda Dopamine ve/veya Dobutamine ile birlikte
iv.Nitrogliserin ve/veya Nanitroprusside gerekli olabilir (Bkz. Kalp
yetmezliği, kalp yetmezliği ilaçları ve kardiyojenik şok).
Hemodinamik olarak stabil olan infektif endokardite bağlı akut aort
yetmezliğinde 5-7 gün yoğun antibiyotik tedavisinden sonra cerrahi
tedavinin yapılması tavsiye edilmektedir.
B-
Kronik Aort Yetmezliğinde;
*
Konservatif tedavi: Asemptomatik ve kalp boyutları normal olan
olgularda infektif endokardit ve (romatizmal etiyolojili olanlarda)
romatizmal ateş profilaksisi dışında tedaviye gerek yoktur. Her
12-24 ayda bir ekokardiyografik kontrol yapılmalı ve sol ventrikül
fonksiyonlarıyla boyutları değerlendirilmelidir.
Asemptomatik
olsalar bile ciddi aort yetmezliği ve sol ventrikül dilatasyonu olan
olgulara Digital başlanması önerilmektedir. Bu hastalar en
azından 6 ayda bir ekokardiyografik kontrollerden
geçirilmelidir. Nifedipine ve Digoksin kombinasyonuyla ciddi
aort yetmezlikli olguların ameliyat zamanının relatif olarak
ertelenebildiği ileri sürülmektedir. Dekompanze kronik aort
yetmezlikli olgularda ameliyata kadar Nifedipin, Prazosin ve i.v.
Hydralazine gibi ajanlar önerilmektedir.
*
Cerrahi Tedavi: Aort yetmezliğinde kalp yetmezliği veya
refrakter sol ventrikül dilatasyonu gelişmeden ameliyat kararı
verilmelidir. M-mode ekokardiyografik incelemelerde sol ventrikül
sistolik çapı 55 mm'yi geçmeden, ejeksiyon fraksiyonu %40-45 ve
fraksiyone kısalması %20-25 olmadan olgularda operasyon kararı
verilmelidir. 3.derece ve daha ağır aort yetmezliği olan olgularda
ameliyat kararı daha erken verilebilir.
Ameliyat
edilen olgularda hastane mortalitesi %3-6, on yıllık sağ kalım oranı
% 50-60 arasındadır. Prognozu olumsuz yönde etkileyen en önemli
nokta, operasyon zamanının geciktirilmesidir.
| Kronik
Aort Yetmezliğinde Vazodilatör Tedavi (AHA-1998)
|
| Endikasyon |
Klasifikasyon |
| Ek sağlık
sorunları veya kardiyak sorunları nedeniyle opere
edilemeyen sol ventrikül fonksiyonları bozulmuş ve/veya
semptomatik ağır aort yetmezlikli hastaların kronik
tedavisinde |
I |
| Sol
ventrikülü dilate fakat normal sistolik fonksiyonları
olan asemptomatik hastaların uzun dönemli
tedavilerinde |
I |
| Hipertansiyonu olan bütün aort yetmezlikli
olgularda (Şiddeti ne olursa olsun!) |
I |
| AVR
operasyonundan sonra sol ventrikül sistolik fonksiyon
bozukluğu olan olgularda uzun dönem ACE inhibitörü
tedavisi |
I |
| AVR
operasyonu planlanan ağır sol ventrikül sistolik
fonksiyon bozukluğu ve ağır kalp yetmezliği semptomları
olan hastalarda, hemodinamik profili düzeltmek için
|
I | |
Aort
Disseksiyonu Bütün
aort disseksiyonlarının yaklaşık %80'i hipertansiyona bağlı olarak
ortaya çıkar. Son derece nadir görülen ve ortaya çıktığında son
derece ölümcül olan aort disseksiyonunda aortanın intima tabakası
yırtılarak, media tabakasından ayrılır ve aort içinde ikinci bir
(yalancı) lümen görünümü ortaya çıkar.
Stanford
(Shumway) sınıflamasına göre aort disseksiyonları ikiye ayrılır:
Tip
A'da (proksimal tip) disseksiyon çıkan aortanın (Aorta ascendens)
başlangıcından itibaren vardır . Olguların yarıdan fazlasında tip A
disseksiyon mevcuttur. Tip B'de (distal tip) ise disseksiyon sol
subclavian arterin ayrılma yerinin distalindedir.
Klinikte
hastaların çok şiddetli yayılma eğilimi gösteren göğüs ağrıları
olur.
Tip
A'da daha çok retrosternal yayılımlı bir ağrı varken, tip B'de ağrı
sırta ve karına doğru yayılım gösterir. Muayenede tip A da iki kol
arasında kan basıncı ve nabız basıncı farkı saptanır. Belirgin aort
yetmezliği gelişen olgularda diastolik aort yetmezliği üfürümü
duyulabilir. Tip B'de de pulsatil bir kitle saptanabilir.
Tanı;
klinik, ekokardiyografi, röntgen (aortada çift kontur) ve
tomografiyle konur. Tanı için akla gelmesi şarttır.
En
önemli komplikasyonlar; Tip A'da; tamponat, aort yetmezliği,
koroner arterlerin disseksiyona katılması sonucu gelişen miyokart
infarktüsü ve apopleksi, Tip B'de ise; hemotoraks, abdominal veya
mediastinal kanamalar, renal arterlerin olaya katılması sonucu renal
yetmezlik ve mezenterik arterlerin olaya katılması sonucu mezenterik
infarkttır.
Tedavide
öncelikle kan basıncının düşürülmesi (sistolik 100-110 mmHg olacak
şekilde) ve analjezi uygulaması, daha sonra operasyon planlanarak,
operasyon için en kısa zamanda gerekli tetkik ve değerlendirmeler
tamamlanmalıdır. Opere edilmeyen olgularda 15 günlük mortalite
%80'dir. Tip A'da disseksiyon brakiyosefalik artere yayılmamışsa
%1,5 olan cerrahi mortalite, arcus aortayı içine alıp
ilerlemekteyse, bugün için %15 civarına inebilmiştir. Tip B'de ise
%12 civarındadır.
Yapılacak
operasyon ve prognoz değerlendirmesi yönünden Debakey sınıflamasının
yapılması tavsiye edilmektedir (Tip 1: Aort kökünden başlayıp,
arkusun tamamını içine alıp, distal aortaya kadar yayılan
disseksiyon, Tip 2: Aort kökünden başlayıp brakiyoservikal artere
kadar yayılabilen ama brakiyosefalik arteri içine almayan
disseksiyon, Tip 3: Sol subclavian arterin distalinden başlayan
disseksiyon). Cerrahi mortalite tip 1'de %15, tip 2'de %1.5, tip
3'te %12'ye kadar inebilmektedir.
|
| |