I. TANIM VE
SIKLIK
Konjenital
kalb hastalıkları (KKH), doğumda var olan yapısal ya da fonksiyonel
kalb hastalıkları olarak tanımlanırlar. Tanısı doğumdan sonra
konulsa bile doğumda var olduğu düşünülen kalb hastalıkları bu
tanımlamaya girerler. KKH’nın gerçek sıklığını söyleyebilmek için bu
hastalığa sahip olan olguların tümüne tanı konulması gerekmektedir.
Ancak bu bazı nedenlerden dolayı mümkün değildir. Bu nedenlerin
başında, hastalıkların doğru tanısını koymak için gerekli tıbbi
donanım ve deneyimli pediatrik kardiolog sıklığının henüz birçok
ülkede yeterli düzeyde olmaması gelir. Bunlar yeterli olsa bile
Fallot tetralojisi ve geniş ventriküler septal defekt (VSD) gibi
hemen klinik bulgu veren ve tanınan kardiyak patolojiler yanında
minimal pulmoner stenoz, küçük VSD ve atrial septal defekt (ASD)
gibi lezyonlar çoğu zaman bulgu vermedikleri gibi rutin fizik
muayenede de gözden kaçarlar. Ayrıca doğumdan hemen sonra oluşan
yenidoğan ölümlerinin bir kısmından da KKH sorumlu olabilirler. Tüm
bu nedenlerden dolayı bildirilen sıklıklar çoğunlukla gerçek
sıklıklardan daha azdır (1). Gelişmiş ülkelerde bile KKH’nın sadece
%50’si doğumdan sonraki 1 hafta içinde, geri kalan %50’si doğumu
takip eden 1 ay içinde tanınırlar (2). Doğum öncesi ayrıntılı
ultrasonografi ve gerekli olgularda uygulanacak fetal ekokardiografi
çok sayıda kardiyak anormalliğin zamanında saptanmasına ve uygun
girişimin gecikmeden yapılmasına yol açacaktır.
Önemli
bir diğer nokta da ölü doğan olgularda KKH’nın sıklığının canlı
doğumlara oranla yaklaşık 10 kat olmasıdır. Ancak burada da tam bir
sıklık belirtmek ve hastalıkların türlerini ayırmak mümkün
olmamaktadır. Çünkü birçok fetüs masere doğmakta ve morfolojik
değerledirme yapılamamaktadır. Ölü doğanlarda özellikle sık görülen
lezyonlar; sol ventriküle çift giriş, aort atrezisi, komplet büyük
arter transpozisyonu (BAT) gibi ölümcül olanlardır (3).
Abortuslardaki
KKH’nın sıklığı konusunda yeterli veri yoktur. Gerlis, 24 haftanın
altında 247 abortusta KKH sıklığını %15.4 olarak buldu (4). Ölü
doğum ve abortuslardaki KKH da değerlendirmeye alınırsa, toplam KKH
sıklığı sadece canlı doğan çocuklarda bildirilen KKH sıklığının
yaklaşık olarak 5 katıdır (1).
Canlı
doğan olgularda KKH saptama sıklığı, binde 3.39 - 11.9 arasında
rapor edilmektedir (1, 5). Yaklaşık olarak tüm canlı doğanlarda %1
oranında görülür. Seriden, seriye insidans değiştiği gibi spesifik
kardiyak lezyonların sıklığı da değişmektedir. Nadir görülen
lezyonların bazı küçük serilerde az görülebilmesi veya küçük
VSD’lerin birçok seride gözden kaçması, serilerdeki sıklık
farklarının ortaya çıkmasındaki en önemli nedenlerdir. VSD, ASD,
patent duktus arteriozus (PDA), pulmoner stenoz (PS) ve aort stenozu
(AS) en sık görülen lezyonlardır. VSD tüm KKH’nın %30-40’ını
oluşturur.
KKH’nın
en önemli özelliklerinden biri sonraki çocuklarda tekrarlama
riskinin normal popülasyondan fazla olabilmesidir. KKH’nın %5-8’i
kromozomal anormalliklerle beraber görülür. Bu grupta tekrarlama
riski spesifik kromozomal anormalliğin tekrarlama riskine bağlıdır.
KKH’nın yaklaşık %3’ü Mendelian gen bozukluklarının bir komponenti
olarak görülür. Burada da tekrarlama riski kalıtım şekline bağlıdır.
Poligenik kalıtım gösteren diğer formlarda gerçek tekrarlama yüzdesi
bilinmemektedir (1).
KKH’ndan
etkilenmiş çocuk öyküsü bulunan kadınların mevcut gebeliklerinde
KKH’nın araştırılmasının gerekliliği fetal kalbin ayrıntılı
incelenmesinin en önemli endikasyonu olmuştur. Bunun yanında
konjenital kalb hastalığı bulunan fetüslerin yaklaşık %30’unun
doğumdan önce öldüğü düşünülürse, KKH’nın doğru tanısının
konulmasında ve gerçek insidansının saptanmasında fetal kalbin
ayrıntılı incelenmesi diğer bir deyişle fetal ekokardiografi en
önemli tanısal girişimdir (6). Yazının bundan sonraki bölümlerinde
fetal kalbin yapısal incelenmesi ve bazı spesifik kardiyak
lezyonlardaki fetal ekokardiografik bulgular anlatılacaktır.
II. FETAL
EKOKARDİOGRAFİ
Son
onbeş yılda fetal anormalliklerin saptanmasında meydana gelen
belirgin ilerlemeler; ultrasonografi ile görüntüleme tekniklerinin
olağanüstü gelişmesine bağlıdır. Günümüzde fetal kalb’in normal
anatomisinin ve anormalliklerinin incelenmesi yüksek rezolüsyonlu
ultrasonografi cihazlarındaki bu gelişme sayesinde mümkün
olmaktadır.
İlk
kez 1972 yılında Winsberg tarafından, M mode ultrasonografi
kullanılarak, fetal kardiyak odacıkların kantitatif tanımlanması
yapıldı (7). Ancak hareketli olan fetüs’e ses dalgalarının uygun
şekilde isabet ettirilmesi güç idi. Daha sonra iki boyutlu real time
görüntüleme ile birlikte, M mode dalgaların istenilen yere
gönderilmesi yoluyla, fetal kalb kantitatif ve kalitatif olarak
incelenebilir oldu. Konjenital kalb hastalıklarının antenatal
tanınabileceği, ilk kez 1980 yılında Kleinman ve arkadaşları
tarafından bildirildi ve aynı yıl, Allan ve arkadaşları tarafından
fetal kalb’e sistematik yaklaşım tanımlandı (8,9). Son yıllarda
pulse ve renkli Doppler ultrasonografi’deki gelişmeler, fetal
kalb’in yapısal incelenmesi yanında fonksiyonel olarak
değerlendirilmesine de olanak sağladı. Kardiyak anomaliler en sık
görülen yapısal bozukluklardandır (2,10). Büyük ölçüde ekonomik ve
emosyonel yük oluşturan bu anormalliklerin prenatal dönemde
tanınmasının amaçları: Yaşamla bağdaşmayan olgularda gebeliğin
sonlandırılması, kromozomal bozukluk olup olmadığınını
araştırılması, yenidoğana ilk yardım ve acil cerrahi girişimin
yapılabileceği bir yerde doğumun sağlanması dır (11).
II. 1. Fetal
ekokardiografi endikasyonları:
Fetal
ekokardiografi rutin obstetrik ultrasonografiye göre daha kompleks
ve zor bir incelemedir. Bu nedenle ancak kardiyak anomali riski
yüksek olgulara uygulanabilmektedir. Fakat, kardiyak anomalilerin
çoğu, risk olmayan olgularda görülmektedir. Bu da fetal
incelemelerin tümünde, dört odacık kardiyak görünümün ayrıntılı bir
şekilde değerlendirilmesinin gerekliliğini ortaya koyar. Fetal
ekokardiografi endikasyonları fetal, maternal ve familyal nedenler
olarak gruplandırılabilir. (Tablo 1)
TABLO 1. FETAL EKOKARDİOGRAFİ
ENDİKASYONLARI
Fetal risk
faktörleri:
Ekstrakardiak anomaliler
Fetal kardiak aritmi
İrregüler ritm
Taşikardi Bradikardi Nonimmün hidrops
fetalis Tarama ultrasonografide kardiak anomali
şüphesi |
Maternal
risk faktörleri:
Annede konjenital kalb hastalığı Kardiak
teratojene maruz kalma Maternal metabolik
bozukluklar
Diabetes
mellitus Fenilketonüri Polihidramnios Maternal
infeksiyonlar
Rubella Toksoplazma Sitomegalovirus Kabakulak
|
Familyal
risk faktörleri:
Ailede konjenital kalb hastalığı
Önceden konjenital kalb hastalıklı
çocuk Babada konjenital kalb
hastalığı Sendromlar
| |
Konjenital
kalb hastalığı riski, önceden etkilenen çocuk öyküsü olan çiftlerde
belirgin olarak artmıştır. Genel olarak toplumda risk yaklaşık %1
iken bir çocuğu etkilenmiş çiftlerde % 1-3, iki çocuğu etkilenmiş
olanlarda %3-10, annesinde konjenital kalb hastalığı bulunan
fetüslerde ise %2.5-18 dir. Poligenik kalıtımın etkin olduğu
düşünülen KKH’ nın tekrarlama riski, daha uzak akrabalarda öykü
bulunması halinde hafifçe artmaktadır, ancak gerçek risk yüzdesi
bilinmemektedir (12,13).
Annenin
teratojen ilaçlara maruz kalması KKH riskini belirgin ölçüde
etkileyebilir (14). Lityum karbonat’ın gebelikte kullanımının
triküspid kapağın ‘Ebstein’ anomalisine neden olduğu bilinmektedir.
Sentetik progestagenlerin de potansiyel kardiyak teratojenler olduğu
öne sürülmektedir (14,15). Tablo 2’ de sıralanan ilaçları gebelikte
kullanan olgulara fetal ekokardiografi önerilmelidir. (Tablo 2)
TABLO 2. KARDİYAK TERATOJEN İLAÇLAR
| Teratojen |
Kardiak
defekt sıklığı (%) |
En sık
görülen anormallikler |
| Alkol |
30 |
VSD, PDA, ASD |
| Amfetamin |
5 |
VSD, PDA, ASD, BAT |
| Hidantoin |
3 |
PS, AS, AK, PDA |
| Trimetadion |
30 |
TGA, TF, HSKS |
| Lityum |
10 |
Ebstein, TA, ASD |
| Talidomid |
10 |
TF, VSD, ASD, Trunkus arteriosus |
| Retinoik
|
10 |
VSD | |
İnsüline
bağımlı diyabeti olan gebelerin (klas B ve üzeri) fetüslerinde KKH
görülme riski dört kat artmıştır. İlk trimester maternal
hiperglisemi yapısal KKH’ na, daha sonra oluşan hiperglisemi ise
hipertrofik kardiomyopatiye neden olmaktadır (16). Kliniğimizde tüm
diyabetik gebelere, 20-24. haftalarda yapısal kardiyak bozuklukları,
32-36. haftalarda ise hipertrofik kardiomyopatiyi saptamak amacıyla,
fetal ekokardiografi yapılmaktadır.
Fenilketonürili
kadınlar,fenil alaninden yoksun diyet sayesinde çocuk doğurma yaşına
kadar gelebilmektedirler. Bu olgular da tıpkı diyabetik olgular gibi
gebelik öncesi sıkı diyete girmeli ve gebeliklerinde fetal kardiyak
anormallikler yönünden ayrıntılı olarak incelenmelidirler (17).
Ultrasonografik
incelemede ekstrakardiyak herhangi bir anormalliğin saptanması fetal
kalb’in ayrıntılı bir şekilde incelenmesini gerektirir. Bu olgularda
genetik sendromlarla ilgili ipuçlarının olup olmadığı
araştırılmalıdır. Sıklıkla kardiyak malformasyonla seyreden genetik
geçiş gösteren bazı sendromlar saptanabileceği gibi bunların sonraki
gebeliklerdeki tekrarlama riski aileye bildirilebilir. Bazı fetal
yapısal anormalliklerde KKH’na daha sık rastlanmaktadır (18). (Tablo
3)
TABLO 3. SIKLIKLA KONJENİTAL KALB HASTALIKLARI İLE
İLİŞKİLİ OLAN EKSTRAKARDİYAK ANORMALLİKLER
| Tanı konulan
anormallik |
Konjenital
kalb hastalığı sıklığı (%) |
| Hidrosefali |
12 |
| Dandy Walker sendromu |
3 |
| Korpus kallozum agenezi |
15 |
| Meckel-Gruber sendromu |
14 |
| Tracheoösefagial fistül |
33 |
| Ösefagus atrezisi (fistülle birlikte) |
30 |
| Kardiak pozisyon anormallikleri |
60 |
| Duodenal atrezi |
17 |
| Jejunal atrezi |
5 |
| Anorektal anomaliler |
22 |
| İmperfore anüs |
11 |
| Omfalosel |
30 |
| Gastroşizis |
5 |
| Diyafragma hernisi |
15 |
| Bilateral renal agenezis |
43 |
| Unilateral renal agenezis |
17 |
| At nalı böbrek |
40 |
| Renal displazi |
5 |
| Ureteral obstrüksiyon |
2 |
| Yapışık ikizler |
25 |
| Monoamniyotik ikizler |
3 |
| Short Rib Polidaktili sendromu |
40 |
| Radius yokluğu, trombositopeni |
33 |
| Fanconi sendromu |
14 |
| Apert sendromu |
10 |
| Carpenter sendromu |
4 |
| Robin sendromu |
9 |
| Artrogryposis |
30 |
| Holt-Oram sendromu |
50 |
| Ellis-Van Creveld sendromu |
50 | |
Etkilenen
çocuğu olan ailelerde KKH’ nın tekrarlama riski; defekt’in tipi,
ağırlığı ve genetik bir sendromun olup olmamasına bağlıdır. Örneğin
Noonan sendromunda KKH %70 oranında görülür .Bu sendrom sıklıkla
sporadik olarak görülür. Tekrarlama riski sporadik olgularda fazla
değilken, otosomal dominant geçiş gösteren tiplerinde %50 dir (19).
Aase sendromu, cat eye sendromu, kondroektodermal displazi, DiGeorge
sendromu ve diğer birçok genetik geçiş gösteren sendromun en önemli
özelliklerinden biri KKH’dır (20). (Tablo 4)
TABLO 4. SIKLIKLA KARDİYAK LEZYONLARLA BİRLİKTE
OLAN MONOGENİK KALITIM GÖSTEREN SENDROMLAR
| Sendrom |
Kalıtım
şekli |
Holt-Oram Noonan Apert Ehler-Danlos Leopard Marfan Osteogenezis
imperfekta Treacher Collins Tuberous
Sclerosis Carpenter Ellis-Van
Creveld Friedreich ataxia Glikojenozis IIa, III,
IV Ivemark Laurence-Moon-Biedl Meckel-Gruber Mukolipidosis
II, III Mukopolisakkaridozis III, IV,
VI Refsum Smith-Lemni-Opitz Radius yokluğu ve
trombositopeni Mukopolisakkaridozis II Duchenne ve
Dreifus muscular distrofi |
OD OD OD OD OD OD OD OD OD OR OR OR OR OR OR OR OR OR OR OR OR XLR XLR
| |
OD: Otosomal dominant,
OR: Otosomal
ressesif,
XLR: X'e bağlı ressesif.
Konjenital
kalb hastalığı saptanan fetüs’lerin %5-10 unda kromozom anomalisi
saptanmaktadır. Kromozom anomalisine sahip fetüslerde KKH’nın
görülme riski daha da fazladır. Bu nedenle kardiyak anormallik
saptanan olgularda diğer tüm yapısal anormalliklerde olduğu gibi
karyotipleme yapılmalıdır (21). (Tablo 5).
TABLO 5. KROMOZOM ANORMALLİKLERİ VE KONJENİTAL KALB
HASTALIKLARI
| Kromozom
anormalliği |
Konjenital
kalb sıklığı (%) |
Sıklıkla
görülen lezyonlar |
21
trizomi 18 Trizomi 13 trizomi 22 trizomi 22
parsiyel trizomi (cat eye) 4 p- 5 p-
(cri-du-chat) 8 trizomi (mozaik) 9 trizomi
(mozaik) 13 q- 14 q- 18 q- XO
(Turner) XXXXY |
50 99 90 67 40 40 20 50 50 25 50 50 35 14
|
VSD, AV
kanal, ASD, PDA VSD, PDA, PS VSD, PDA,
Dex ASD, VSD, PDA TAPVR, VSD, ASD ASD,VSD,
PDA VSD, PDA, ASD VSD, ASD, PDA VSD, Koark,
DORV VSD PDA, ASD, Tet VSD Koark, AS,
ASD PDA, ASD, ARCA
| |
ARCA: Anormal sağ koroner arter,
AS:
Aort stenozu,
ASD: Atrial septal defekt,
AV
kanal: Atrioventriküler kanal,
Koark: Aort
koarktasyonu,
Dex: Dextroversiyon,
DORV: Çift
çıkış sağ ventrikül,
PDA: Patent duktus arteriozus,
PS: Pulmoner stenoz,
TAPVR: Total anormal
pulmoner venöz dönüş,
Tet: Fallot tetralojisi,
VSD: Ventriküler septal
defekt.
II. 2. Fetal
Ekokardiografi Prensipleri:
Fetal kalb’in yapısal değerlendirilmesi, pediatrik ve erişkin
ekokardiografisine benzer tomografik kesitlerin elde edilmesi ile
yapılır. Ancak fetal kalb’in değerlendirilmesine geçmeden önce fetal
kalb’e özel bazı yapısal özellikler hatırlanmalıdır (9). Fetüsde
foramen ovale patent’dir. Bu, kanın sağ atriumdan sol atriuma
geçebilmesini sağlar. Aynı zamanda patent olan duktus arteriosus
yoluyla, sağ ventrikül inen aorta’ya kan pompalayabilir. Her iki
ventrikül kesiti, yuvarlak şekilde görülür. Doğumdan sonra sağ
ventrikül zamanla yarım ay şeklini alır. Fetüs kalb’inde ventrikül
duvarları ve interventriküler septum hemen hemen eşit kalınlıktadır.
Oysa erişkin kalb’inde sol ventrikül duvarı daha kalındır. Ayrıca
erişkindekinin tersine fetüs kalb’inde ventrikül boyutları eşittir,
hatta sağ ventrikül kesiti soldan daha büyük görülür. Sağ ventrikül
çıkış yolu sola göre daha süperior ve anterior durumdadır (22).
Fetal ekokardiografi teknik olarak zor bir incelemedir. Bunun
nedenleri: Hareketli olan fetüs nedeniyle elde edilen çok sayıdaki
iki boyutlu görüntünün yorumlanma zorluğu, fetal omurga, kostalar ve
diğer kemik yapıların akustik gölge oluşturması, oligohidramnios
bulunması olarak sıralanabilir (22).
Fetal
kalb’in iki boyutlu sistematik bir şekilde değerlendirilmesi
incelemenin eksiksiz olmasını sağlayacaktır. Sistematik yaklaşımın
ana basamakları şu şekilde sıralanabilir: 1) Fetal kalb’in
pozisyonunun değerlendirilmesi, 2) Kardiyak odacıkların gözlenmesi,
3) Atrioventriküler bağlantıların incelenmesi, 4) Ventriküloarteriel
bağlantıların incelenmesi, 5) Sağ ve sol atrium’a gelen venlerin
incelenmesi (23).
İki
boyutlu yapısal değerlendirmeyi takiben ‘M mode ‘ile septum ve duvar
kalınlıkları ve aritmilerin değerlendirilmesi, kardiyak odacıkların
boyutlarının ölçülmesi, ‘pulse Doppler‘ ile kalb’in fonksiyonel
olarak değerlendirilmesi, ’renkli Doppler’ ile anatomik özelliklerin
daha ayrıntılı incelemesi yapılabilir (23).
II. 3. İki Boyutlu
İnceleme:
Fetal
kalb toraks içinde hemen hemen transvers bir durumda mide ve
karaciğer’in üzerinde uzanır. Fetal pozisyonun değerlendirilmesinde
mide, kalb, karaciğer pozisyonu dikkate alınırken, situs inversus ve
dekstrokardi bulunabileceği akılda bulundurulmalıdır. Visseral situs
üst abdomenin transvers kesiti ile kolayca belirlenebilir. Bu
kesitte mide ve dalak solda, portal sinüs sağda, abdominal aorta ve
vena kava her ikisi aynı tarafta ve vertebranın önüdedir. Aorta,
vena kavanın solundadır. Sağ atrium’un her zaman vena kava inferior
ile aynı tarafta olması, morfolojik olarak sağ atriumun
belirlenmesinde önemlidir (Resim 1).

Resim
1. Üst fetal abdomenin transvers kesiti. Intraabdominal
organların lokalizasyonu (visseral situs).
1= Mide, 2= Aorta, 3=
Vena kava inferior, 4= Portal sinüs, 5= Portal ven
Kalb
apeks’i solu gösterir ve sağ ventrikül göğüs ön duvarına , sol
ventrikül ise vertebraya yakın konumdadır. Atriumlar ventriküllere
göre daha sefalik yerleşimlidirler (9).