| Antik
çiftlik örneği
Dr.
Aslı Özdoğan Tekirdağ'daki Menekşe Çatağı'nda Helenistik çağa ait bir çiftliği
günışığına çıkardı. Depolarda korunan çok sayıda farklı midye kalıntısı,
antik Trakyalı çiftçilerin yalnız çiftçilikte uzmanlaşmadığını, balıkçılık
da yaptığını ortaya koyuyor.
Trakya
hakkında ne düşünürsünüz bilmem ama, engin batıya açılan bu kapı, tarih
boyunca hep cazip bir merkez olmuş. Helenistik çağda, Trakya'nın bakir
ortamında çiftlikte yaşayan antik bir Trakyalı'yı ya da 30-40 haneli bir
köyde stresten uzak bir hayatın tadını çıkaran köy halkını düşünün...
Trakya'nın çok eski tarihine, bir "öğrenci kazısı" ışık tutuyor. Bu
önemli kazı, Tekirdağ'ın şehir merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Menekşe
Çatağı'nda yapılıyor. Sahil boyunu kaplamış yazlık sitelerin arasında bir
vaha gibi Menekşe Çatağı. Çünkü Marmara Denizi'nin kuzey sahil şeridinde,
yazlık konut alanlarının tehdit ettiği yerde kazara yok olmaktan kurtulmuş.
Bu yerleşmenin tam ortasından Menekşe Deresi geçiyor. Dere, Menekşe
Çatağı'nı doğu ve batı olarak ikiye ayırıyor.
Kazının başkanlığını yapan Dr. Aslı Özdoğan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi Prehistorya Bölümü'nde görevli. Onun günışığına çıkardığı Helenistik
Trakya köyü, yerleşmenin batı tarafında. Arkeologların "batı çatak" adını
verdikleri bu alanın büyük bir kesimi, deniz tarafından tahrip edilmiş.
Antik Trakya halkının çiftliği de burada. Çiftliğin yapısı, taş temeller
üzerine oturtulmuş kerpiç ve ahşap karışımı birimlerden oluşuyor. Bu kompleks
içinde avlular ve depo olarak kullanıldığı sanılan yapılar da ortaya çıkarılmış.
Çiftlik yerleşmesinin güney tarafındaki son mekânda, iri sal taşlarıyla
kaplanmış bir döşemeye rastlayan Aslı Özdoğan, Trakyalı çiftçilerin bu
döşemenin yapımında arkaik çağa ait küfeki taşlarını kullandığını belirlemiş.
"Belki de bu taşlar, mezar taşı olarak hazırlanmış ama hiç kullanılamamış"
diyor Özdoğan.
Çiftliğin avlularında ise tabana gömülü depo küpleri ve amforalar dikkat
çekiyor. Özdoğan'a göre burası mutfak olarak kullanılmış olmalı. Çünkü
mutfak olarak anılan bu yapıda, çiftliğin günlük yaşamında kullanıldığı
tahmin edilen çok sayıda eşya, mutfak kapları, çanak çömlek bulunmuş. Ama
bu mutfak eşyaları Aslı Özdoğan'ın vurguladığı gibi çoğunlukla "taşra işi"
diye tanımlanan kaba mallar.
Menekşe Çatağı'ndaki bu çiftlik mutfağında bulunan demir bir balyoz,
burada demirin de yaygın olarak kullanıldığını gösteriyor. Önceki yıllarda
demirden yapılmış başka objelere de rastlanmış. Özdoğan'ın yorumuna göre,
sakin ve stressiz bir çiftlik hayatı süren Trakya halkı, çiftçiliğin yanı
sıra balıkçılık da yapmış. Çünkü depo bölümlerinde farklı midye türlerinin
ve kabuklarının depolandığı biliniyor.
Helenistik köyün altında, daha eskiye, "ilk tunç çağı"na ait bulgular
da görülüyor. Bu tabakalarda rastlanan arkeolojik malzeme ile son yıllarda
Anadolu kültürleriyle ilişkilendirilen Troya malzemeleri arasında benzerlik
var. Bu "öğrenci kazısı" sırasında "ilk tunç çağı" tabakalarının yüzeyinde
de dağınık çanak kırıkları, sürtme taş aletlere ait parçalar, yer yer hayvan
kemikleri, kırılmış kemik aletler ve midye kabukları bulunmuş.
"İlk tunç çağı"nın Trakya halkı, kerpiç ve ahşap evlerde oturmuş. Bu
dönemde çok fazla yangın olmadığı için, arkeologlar mimariyi rahat takip
edebiliyor. Ahşap evlerin varlığını ise, ahşap kazıkların yuvalarından
kalan izler kanıtlıyor. Köy evlerinin içindeki fırınların, genellikle evin
en dar kesimine yapılmış olması dikkat çekiyor.
Menekşe Deresi'nin ikiye ayırdığı yerleşmenin doğusunda kalan Helenistik
köyde ise, Aslı Özdoğan'a göre daha elit, varlıklı bir sınıf yaşıyordu.
Burada da "bakır çağı"na kadar uzanan kültürler hakkında bilgi veriyor
Menekşe Çatağı. "Bakır çağı" tabakaları Helenistik ve "ilk tunç çağı"nın
altlarında izlenebiliyor. "İlk tunç çağı" köyünde şimdilik ortaya çıkarılan
tek mimari kalıntı ise birbiri üzerine inşa edilmiş tabanlar.
Tekirdağ'daki Menekşe Çatağı'nın, Kuzey Marmara kıyısındaki diğer höyükler
gibi M.Ö. 3 bin yılının başında Anadolu'da gelişen ticaret ağına bağlı
bir merkez olduğu sanılıyor. Bu çağda Troya gibi Kuzey Anadolu'nun hızla
büyüyen merkezlerinin özellikle denizyolu ticaretine verdiği önem, Trakya
kıyıları boyunca liman niteliğinde küçük yerleşmelerin doğmasına neden
olmuş. Bunlar da daha çok dere ağızlarına kurulmuş. Aslı Özdoğan'a göre,
bu kıyı yerleşimleri bölgenin iç kesimleriyle olan ticaretin sağlanmasında
önemli işlevler üstleniyordu.
Çiftliğin günışığına çıkarıldığı Helenistik çağda Menekşe Çatağı'nın
bir liman olabileceği düşünülüyor. Bu varsayımı temellendirmek için iki
yıl önce bir sualtı ekibinin Menekşe Çatağı'nın önünde başlattığı araştırma;
dalgaların batı tarafında yaptığı aşındırma sonucu sürüklenip, deniz tabanına
yayılan ve bütün alanı kapsayan kalın kum tabakası engellediği için, yarıda
kalmış. Ama Aslı Özdoğan, epigrafya araştırmalarına dayanarak burasının
bir liman işlevi gördüğü tahminini sürdürüyor ve daha kapsamlı araştırmaların,
derenin böldüğü Menekşe Çatağı kültürü hakkında sürpriz bilgiler vereceğini
umuyor.
•ASLI KAYABAL
GEZİ TRAVELER
GERİ
|