GÜNCEL YAZI(9)

 
  Türban..!

Türban konusunun sorun haline gelmesinin - getirilmesinin çok farklı yönleri ve boyutları vardır. Bu konuya kısaca değineceğiz ama önce türban kavramını ele alalım.

Türban kavramının sözlükteki anlamı şöyledir: "İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir baş örtüsü". Türkiye'nin, daha doğrusu Türkçe'nin en önemli sözlüklerinden birisindeki türban kavramı böyledir. Görüldüğü gibi türbana dine hiçbir atıf yapılmadan ve dinle hiç ilişkilendirilmeden bir tanım getirilmiştir. Gerçekten de türbanı İslam'ın bir gereği, bir şartı gibi göstermek isteyenlerin aksine türban hiçbir şekilde İslami bir şart değildir ve İslamiyet ile ilişkilendirilmemelidir.

Peki öyleyse, bunca kişi türbana neden bu kadar sıkı sarılıyor ve onu çıkartmaktansa canın vermeyi! göze alabiliyor - "Başım gider, örtü inmez" diyebiliyor? Bunun cevabı da aslında türbanı en çok kimlerin savunduğuna baktığımızda az da olsa ortaya çıkıyor. Türban kadınlarımıza, kızlarımıza kimler tarafından geçirilmek isteniyor ve bundan nasıl bir çıkar umuyorlar?

Türbanın en hararetli savunucuları ne ilginçtir ki erkeklerdir. Çünkü bu ideolojiye sahip - kimileri tarafından dinci ve yobaz şeklinde de nitelenen - erkekler bu şekilde kadınlar üstündeki egemenliklerini, üstünlüklerini! ispatlamış, garantiye almış oluyorlar. Kadınlar sosyal hayattan soyutlanıyor eve hapsediyorlar, dışarıya çıksalar dahi kara bezden bir sınır ile çepe çevre sarılıyorlar. Daha sonra bunu özgürlük - inanç özgürlüğü - kelimesini kullanarak savunmaya çalışıyorlar.

Bir diğer ilginç nokta da şudur ki, türban zaten çok eleştirdikleri laiklik ilkesi sayesinde özel hayatlarında serbestçe takabildikleri, taşıyabildikleri bir unsurdur. Yalnızca gene laiklik ilkesi gereği kamu kurum ve kuruluşlarında, okullarda takılması yasaktır. Bunun nedeni de bir dini simge olan türbanın diğer dine, inanca sahip insanlar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılmasını engellemektir. Bu durum yalnızca ülkemize özgü bir durum değil, hemen hemen tüm çağdaş ülkelerde - Avrupa ülkeleri de dahil - uygulanan bir kuraldır. Bunu sadece Türkiye'de uygulanan bir karar gibi gösterip, ülkemizdeki laikleri, Atatürkçüleri ve cumhuriyete sahip çıkanları dinsizlikle veya İslam düşmanlığı ile suçlamaları da bu ideolojiye sahip insanların ne kadar dar görüşe sahip, ne kadar şartlanmış ve değişime kapalı, ne kadar tehlikeli insanlar olduğunu açıkça göstermektedir.

Son olarak da, türbanın ufacık kızlara ne şekilde takıldığına değinelim. Bilindiği gibi din yalnızca birey ile Tanrı arasında olan ve araya hiç kimsenin giremeyeceği, hiç kimsenin karışamayacağı bir ilişkidir. Oysa türban daha ilkokul çağındaki 6-7 yaşındaki kızlara koyu dinci aileleri - genellikle ailenin erkekleri - tarafından takılmaktadır ve bu türban kavramı kıza asla çıkarmaması gereken, aksi takdirde aile tarafından dışlanacağı ve cezalandıralacağı söylenen bir unsur olarak takdim edilmektedir. O yaştaki, daha çocuk olan kızlar da tabii ki bunu daha gelişmemiş mantıklarında yeterince tartamadan kabullenmek zorunda kalmakta ve maalesef sürekli kendilerine söylenen bu telkinlere inanmaktadırlar. Görüldüğü gibi burada din gereği yapılan bir davranış yoktur. Çünkü o yaşta zaten din kavramı dahi çocuk tarafından net olarak algılanamamakta ve dolayısıyla da din gereği mi, yoksa baskı sonucu mu şeşitli davranışlara yöneltildikleri anlaşaılamamaktadır.

Din özellikle yeterli eğitim ve kültür seviyesine ulaşamamış toplumlarda çok kolay istimar edilebilen bir unsurdur. Bu nedenle başta laiklik olmak üzere M. Kemal Atatürk'ün getirdiği devrimlerin tümüne sıkı sıkıya sahip çıkmalı ve korumalıyız.

Görüşmek üzere...

Cumhuriyetimizi ve Atatürk ilkelerini koruyalım...

 
mail:     .:Güncel yazılar sayfası:.
[email protected]     .:Ana sayfa:.
Hosted by www.Geocities.ws

1