GÜNCEL YAZI(6)

 
  Azınlık meselesi!..

Avrupa Birliği yolunda kimilerine göre emin adımlarla ileriliyoruz, kimilerine göre tehlikeli ve tuzaklarla dolu bir yolculuğa doğru sürükleniyoruz, kimilerine göre bizi refaha ulaştıracak bir yürüyüşe başlıyoruz...

Nasıl tanımlarsak tanımlayalım toplumun büyük çoğunluğunun faydalı olacağını düşündüğü, en azından öyle olacağını umduğu bir yolda - AB üyeliği yolunda - adımlar atıyoruz. Bu adımları atarken kimsenin beklemediği (ya da düşünmek istemediği) istekler, beklentiler ve gelişmelerle karşı karşıya kalıyoruz.Daha önce hiçbir ülkeden istenmeyen adımlar ve hiçbir ülkenin üyelik sürecinde yaşanmayan gelişmeler karşımıza çıkarılıyor.

En son olarak da azınlık meselesi diye bir sorun ortaya çıkarıldı. Ve ne tesadüftür ki, AB temsilcilerinin ve üyelerinin azınlık sorunlarını sıkça dile getirmeye başladıkları bir dönemde, ülkemizde başbakanlık adını taşıyan, başbakanlığa bağlı bir kurulun azınlıklar konusunda hazırladığı, içerisinde kabul edilemez, ülke bütünlüğüne karşı tehditler içeren, hazırlanış amacı belli olmayan, kimlerin kabul oyu verdiği bilinmeyen bir rapor ortaya çıktı ve gündeme oturdu. Hükümet üyeleri ise önce bu raporu yalanlama yoluna gitti, daha sonra bu kurulun başabakanlığa bağlı olmadığını ve rapordaki görüşlerin başbakanlığın görüşlerini yansıtmadığını savundu. Oysa başbakan R.T.E. yıllardan beri Türklük kavramı yerine Türkiyelilik kavramını dile getiriyor, savunuyor ve gerekçe olarak da azınlıkları gösteriyordu.

Olayın gelişme süreci bu şekilde. Şimdi de biraz konuyu irdeleyelim. Azınlıklar meselesi aslında uzun yıllar önce, Lozan'da çözüme kavuşturulmuş bir konuydu. O günden bu güne çeşitli aşırı gruplar haricinde bu konuyu gündeme getiren kimse ve hiçbir kesim olmamıştı. Fakat son yıllarda bazı dinci kesimler tarafından dile getirilen Türkiyelilik kavramı kafalarda bazı soru işaretleri uyandırmaya başlamıştı: Türkiyelilik ne demekti, Türklük kavramından ne farkı vardı, neden ihtiyaç duyulmuştu ve amacı neydi? İlk önce anlaşılması pek de zor olmayan amacından başlayalım. Amacı şudur ki, Türkiye Cumhuriyeti içindeki milli benliği ve birlikteliği zayıflatmak, Türklük kavramını aslında ülke halkı arasında ayrımcılıkmış gibi göstermek ve milli benliğin zayıflamasından yararlanarak, dini duyguları sömürmek ve dine dayalı bir beraberlik ve yönetim tarzını ilk sıraya yerleştirmek ve egemen kılmak. Bu nedenle bu dinci kesimin konuyu gündeme taşıması ve sürekli kaşıması normal bir durumdur.

Esas düşünülmesi gereken durum ise, AB'nin bu konuyu gündeme getirerek ne eld etmek istediğidir. Kuşkusuz AB eğer bizi içine alma konusunda samimi ise, güçlü, tek parça, birbirine bağlı bir Türkiye Cumhuriyeti onlar içinde en iyisi olmalıdır. Konuyu gündeme getirme gerekçesi olarak insan haklarını gösteriyorlarsa, azınlık olarak tanımladıkları kesimler kendilerini azınlık olarak değil bu cumhuriyetin ve halkın asli unsurları olarak tanımladıklarına göre burada da geçerli bir sebep gözükmemektedir.

Sonuç olarak, azınlık meselesi veya Türkiyelilik tartışmaları, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve ona bağlı bizlere hiçbir fayda getirmemektedir ve getirmeyecektir. Bu tartışmaların çıkış nedenleri iyi araştırılmalı ve kişileirn gerçek yüzleri görülmelidir.

Unutlumamalıdır ki, hiç kimse, hele hele artık olgunluk çağına gelmiş kimseler, birdenbire bir değişim (veya gelişim) geçirerek 180 derece yön değiştiremezler. Eğer bunu iddia ediyorlarsa, yaptıkları takiyye ve aldatmacadan başka bir şey değildir.

Görüşmek üzere...

Cumhuriyetimizi ve Atatürk ilkelerini koruyalım...

 
mail:     .:Güncel yazılar sayfası:.
[email protected]     .:Ana sayfa:.
Hosted by www.Geocities.ws

1