|
GÜNCEL YAZI(4) |
|||
| Kıbrıs..! Kıbrıs konusunda şöylenebilecek çok fazla şey var. Bunların hepsinin birden ele alınması ve incelenmesi gerekmektedir. Kıbrıs konusu basit ve bağımsız bir konu değil, diğer birçok konu ile de ilişki içinde olan bir konudur. Birçok kişiye Kıbrıs dendiğinde akıllarına yavru vatan Kıbrıs değil, bir problem kaynağı olarak gördükleri Kıbrıs gelmektedir. Bakalım bu görüşlerinde haklılar mı? Kıbrıs sorununun nasıl ortaya çıktığına bakalım. Kıbrıs'da iki halk içiçe huzur içinde yaşar iken, adadaki Rumlar Türklere zulüm yapmaya ve eziyet çektirmeye başladılar. Türkler onlar için bir düşmandı ve yok edilmeleri gerekiyordu. Bunun içinde Türkleri katletmeye ve zulmetmeye başladılar. Bu sırada bütün dünya bu olayları görüyor fakat kılını kıpırdatmıyordu. Bu durum üzerine Türkiye Cumhuriyeti üzerine düşen görevi yerine getirerek, Türkleri kurtaracak opersyonu gerçekleştirdi ve Türklerin güvenliğini sağlayacak şekilde adanın kuzey kısmında Türklerin rahat ve huzur içinde yaşayabilecekleri bir bölge oluşturdu. Bu bölgede bundan sonra başka sorun yaşanmaması için de burada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulduğunu açıkladı. Rumlar ile Türklerin eskisi gibi (Rumların yönetimi altında) bir arada yaşayamayacakları açıkça görülmekteydi. Buraya kadar olan kısımda suçlu olan kesim hiçbir şekilde Türk tarafı değil, Rum tarafıdır. Bunun aksinin iddia edilmesi bile tarihe ve gerçeklere ihanettir. Bundan sonraki olaylara baktığımızda ise haklı taraf olan Türk tarafına yapılan büyük haksızlıklar açıkça görülmektedir. Kurulan devlet dünya devletleri tarafından tanınmamış, mallarına ambargo uygulanmış, turizm engellenmiş ve buradaki Türk halkın zenginleşmesi engellenerek bir bakıma 'ya bizim istediğimiz şeyleri yaparsın ya da bu şekilde fakir kalır ve cezanı çekersin' denilmiştir. Ama Türk tarafına kesilen bu cezanın hangi suçtan ötürü kesildiğini bir türlü açıklayamamışlardır, açıklayamazlar da! Bu süreçte yaşananları uzun uzun incelemeden son günlerde gündemde olan Annan planına ve referanduma gelelim. Bu güne kadar adadaki anlaşmazlığın tek sorumlusu olarak tüm dünya devletleri hep Türkleri ve Türk tarafının lideri Rauf Dentaş'ı görmekteydiler. Oysa bu durum da gerçekten uzaktı. Bu safhada ABD ve AB devletlerinin bu bölgedeki çıkarları gereği bir anlaşmanın yapılması gereği görüldü. Büyük devletler iki tarafa da baskı yapmaya ve bir anlaşma için zorlamaya başladılar. Başta Türkiye'deki hükümet olmak üzere bir grup insan her ne şart altında olursa olsun anlaşmanın sağlanmasının gerekli olduğunu söylüyorlardı. Onlara göre Kıbrıs Türkiye'nin AB yolundaki büyük bir engeldi ve ortadan kaldırılması gerekiyordu. Ayrıca başta ABD olmak üzere büyük devletlerle ilişkileri bozmamamız gerektiği düşünülmekte ve onların isteklerini geri çeveiremeyeceğimiz ileri sürülüyordu. Oysa yıllardan beri bu davanın içinde olan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin milli politikasının izinden giden sayın Rauf Denktaş'ın sözlerine kimse kulak asmıyordu. Kabul etmemiz istenen ilk plan Rauf Bey'in çabalarıyla bizim için daha iyi şartlar içerecek şekilde değiştirilmişti ama KKTC Cumhurbaşkanı planın bu haliyle bile kabul edilemez olduğunu ve işlerin aceleye getirilmek istenmesinin çok saçma ve düşündürücü olduğunu söylüyordu. Sonuçta işler referanduma kadar geldi. Sayın Denktaş haklı olarak düşüncelerini savunuyor ve plana Hayır denmesini istiyordu. Karşısında ise ABD, İngiltere... gibi devletlerin ve Türk hükümetinin yarattğı büyük baskı grubu vardı. Hazırlanan plan 9000 sayfaydı ve bu sayfalarda nelerin olduğunu kimse, oylamaya katılacak insanlar dahi bilmiyordu. Bu şartlarda yapılan referandumda Türk tarafından Evet, Rum tarafından ise Hayır çıktı ve dolayısıyla da plan reddedilmiş oldu. Bu durumda plan yürürlüğe girmedi ve Denktaş'ın istediği oldu. Referandumun tekrar yapılmasını isteyen bazı kesimler var. Fakat bu gerçekleşirse çok saçma bir durum ortaya çıkar: Plan kabul edielene kadar referandumlara devam mı edilecek? Türk tarafının evet demesinin Türk tarafı için zafer olduğu çığlıkları atılıyor ve KKTC'nin artık dünya tarafından tanınacağı söyleniyor. Umarız olur ama hiç sanmıyoruz. Bekleyip göreceğiz... Görüşmek üzere... Cumhuriyetimizi ve Atatürk ilkelerini koruyalım... |
|||
| mail: | .:Güncel yazılar sayfası:. | ||
| [email protected] | .:Ana sayfa:. | ||