Ana Sayfaya Dön
 

GÜZEL AHLÂK

Güzel ahlâka nasıl sahip olunur
Sual: İyi müslüman olmak için güzel ahlâklı olmak gerektiğini bildirdiniz. Güzel ahlâka nasıl sahip olunur?
CEVAP
Evet iyi bir müslüman olmak için Ahlâk-ı hamideye [güzel ahlâka] sahip olmak, Ahlâk-ı zemimeden [kötü ahlâktan] uzak durmak gerekir. Ancak bununla dünya ve ahıret saadeti elde edilir. 
Güzel ahlâk, ilim ve edeb öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edilir. Kötü ahlâk da bunun tersidir. Yani cahil kalmak, edebsiz olmak, kötü insanlarla arkadaşlık etmekten hasıl olur. Cenab-ı Hak, Peygamber efendimizi överken (Gerçekte sen büyük bir ahlâk üzeresin) buyuruyor. (Kalem 4)

İyi insan, iyi ahlâklı insan demektir. Dinimiz iyi huylar edinmemizi, kötü huylardan kaçınmamızı emretmektedir.

Güzel ahlâka sahip kimselere gıpta etmek, onlar gibi olmaya gayret etmek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Nimete kavuşmuş olanlardan, tevadu gösterene ve kendini hep kusurlu bilene, helaldan kazanıp, hayırlı yerde sarf edene, fıkıh bilgileri ile hikmeti [tasavvufu] birleştirene, helala harama dikkat edene, fakirlere acıyana, işlerini Allah rızası için yapana, huyu güzel olana, kimseye kötülük yapmayana, ilmi ile amel edene ve malının fazlasını dağıtıp, lafının fazlasını saklayana müjdeler olsun) [Taberânî]

Güzel Sözler

Ahlâk hakkında İslâm âlimleri buyuruyor ki:

"Kötü ahlâklı, parçalanmış testiye benzer. Ne yamanır, ne de eskisi gibi çamur olur."

"Her binanın bir temeli vardır. İslâmın temeli de güzel ahlâktır."

"Kötü ahlâk, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez. Güzel ahlâk, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar affa uğrar."

"Yükselen bütün insanlar ancak güzel ahlâkları sayesinde yükselmişlerdir."

"Güzel ahlâk güleryüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir."

"Güzel ahlâk, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir."

"Güzel ahlâk, eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır."

"Güzel ahlâk, genişlikte ve darlıkta insanları razı etmeğe çalışmak demektir."

"Güzel ahlâk, Allahtan razı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allahtan bilmek, nimetlere şükür, belâlara sabretmektir."

"Güzel ahlâkın en azı, meşakkatlara göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır."

"Güzel ahlâk, haramlardan kaçıp helalı aramak, diğer insanlarla olduğu gibi aile efradıyla da iyi geçinip onların maişetlerini temin etmektir."

"Güzel ahlâk, Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmek, onların eziyetlerine sabretmektir."

Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güleryüzlü olmayan kimse mümin sıfatlı değildir. Herkese karşı güleryüzlü olmalıdır.

Hadis-i şerifte, Allaha ve ahıret gününe iman edenin, misafirine ve komşusuna ikram etmesi, ya hayır söylemesi veya susması emredilmiştir. (Buharî)

Başkasının kötü ahlâkından şikayet eden kimsenin kendisi kötü ahlâklıdır. Başkalarının kötülüklerinden bahsediyorsak, bu kendimizin kötü olduğunun alametidir. Güzel ahlâk, eziyetleri sineye çekmektir.

Güzel ahlâklı olmanın alameti şunlardır: 

İnsaflı olmak, arkadaşlarının hatasını görmemek, hüsn-i zan etmek, su-i zandan [kötü zandan] kaçınmak, arkadaşlarının eziyetlerine göğüs germek, onlardan şikayetçi olmamak, hep kendi ayıp ve kusurlarıyla meşgul olmak, kendi nefsini kınamak, güleryüzlü olup, herkesle yumuşak konuşmaktır.

Güzel ahlâklı kimse, edeplidir az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Bütün hasletlerin başı ise hayâdır. 

Güzel ahlâklı bir kimsenin kötü huylu bir hanımı vardı. Gayet iyi geçiniyorlardı. Kötü huylu hanımla nasıl iyi geçindiği sorulunca, iyi ahlâklı kimse şöyle cevap verdi. İyilerle herkes geçinir. Marifet kötü ile geçinebilmektir. Onun kötü huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır?

Büyüklerden Ebu Osman El-Hayrii ziyafete davet ettiler. Davet yerine vardığı zaman kendine (Kusura bakma, çok insan geldi seni kabul edemiyeceğiz) dediler. Az gidince tekrar çağırdılar. Gelince tekrar, kabul edemiyeceklerini bildirdiler. Böyle birkaç defa çağırıp geri döndürdükten sonra (Biz seni denemek için bunu yaptık. Gerçekten güzel ahlâklıymışsın) dediler. Cevabında buyurdu ki

(Bu ahlâk o kadar güzel midir? Bir köpeği de çağırsanız gelir, kovsanız gider.)

Ahlâkı güzelleştirmek 
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ahlâkınızı güzelleştiriniz) [İbni Lal]

(Sizin imanca en güzeliniz, ahlâkça en güzel olanınızdır.) [Hakim]

(Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlâk dilerim.) [Haraiti]

(Ben ancak mekarimi ahlâkı tamamlamak için gönderildim.) [Beyhekî]

(Güzel ahlâk, büyük günahları, suyun kirleri temizlemesi gibi temizler. Kötü ahlâk ise, salih amelleri, sirkenin balı bozduğu gibi bozar.) [İ. Hibban]

(Allahü teâlâ indinde, kötü ahlâkdan büyük günah yoktur. Çünkü, kötü ahlâklı, bir günahtan tövbe edip, kurtulursa, bir başka günaha düşer. Hiç bir vakit günahdan kurtulamaz.) [İsefehani]

(Bir kimse tövbe ederse, tövbesini Allahü teâlâ kabul eder. Kötü ahlâklı kimsenin tövbesi makbul olmaz. Zira bir günahdan tövbe ederse kötü ahlâkı sebebiyle, daha büyük günah işler.) [Taberânî]

(Güzel ahlâk, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) [Beyhekî]

(Din, güzel ahlâktır.) [Deylemî]

(Müminlerin iman yönünden en faziletlisi ahlâkça en iyi olanıdır.) [Tirmizî]

(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlâkla memnun etmeye çalışınız!) [Hakim]

(Şüphesiz güzel ahlâk, güneşin buzu erittiği gibi günahları eritir.) [Haraiti]

(Bir müslüman güzel ahlâkı sayesinde, gündüzleri oruç tutan, geceleri ibâdet eden kimselerin derecesine kavuşur.) [İ. Ahmed]

(Bir insan az ibâdet etse de, güzel ahlâkı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.) [Taberânî]

(Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) [Müslim]

(Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur.) [Müslim]

(En çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır.) [Buharî]

(Yumuşak olan kimseye, dünya ve ahıret iyilikleri verilmiştir.) [Tirmizî]

(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.) [İ. Ahmed]

(Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse hayvan ona uyar. Taşın üzerine sürmek isterse hayvan oraya koşar.) [Ebu Dâvud]

(Mü’minlerin îmân yönünden en fazîletlisi, ahlâkça en iyi olanıdır.) [Tirmizî]

(Cennete götüren sebeplerin başlıcası, Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır. Cehenneme götüren sebeplerin başlıcası da, dünya nimetlerinden ayrılınca üzülmek, bu ni’metlere kavuşunca sevinmek, azgınlık yapmaktır.) [Tirmizî]

(Îmânı en kuvvetli kişi, ahlâkı en güzel ve hanımına en yumuşak olandır.) [Tirmizî]

(İnsan, güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nâfile] ibâdetlerle bu derecelere kavuşamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler.) [Taberânî]

(İbâdetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) [İbni Ebid-dünya]

(Söz veriyorum ki, münâkaşa etmiyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmiyen, şaka ile veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemiyen, iyi huylu olan müslüman Cennete girecektir.) [Tirmizî]

(Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Size gönderdiğim islâm dîninden râzıyım, [bu dîni kabûl edip, bu dînin emir ve yasaklarına riâyet edenlerden râzı olur, onları severim.] Bu dînin tamam olması, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla olur. Dîninizin tamam olduğunu hergün, bu ikisi ile belli ediniz!) [Taberânî]

(Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, günâhları eritir, yok eder. Sirke balı bozup yenilmez hâle soktuğu gibi, kötü huylu olmak, ibâdetleri bozup yok eder.) [Taberânî]

(Hak teâlâ yumuşak huyluya yardım eder, sert ve öfkeliye yardım etmez.) [Taberânî]

(Yumuşak olan, kızmıyan müslümanın Cehenneme girmesi harâmdır.) [Tirmizî]

(Yavaş, yumuşak davranmak, Allahın kuluna verdiği büyük bir ihsândır. Aceleci olmak, şeytânın yoludur. Allahü teâlânın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.) [E.Yalâ]

(Kişi, yumuşaklığı, tatlı dili ile, gündüzleri oruç tutanın ve geceleri namaz kılanın derecesine kavuşur.) [İ. Hibbân]

(Kızınca, öfkesini yenerek yumuşak davrananı Allahü teâlâ sever.) [İsfehânî]

(Güler yüzle selâm veren, sadaka verenin sevâbına kavuşur.) [İ.E.dünya

 

 

İyi insan olmak için yapmak gerekir 

Sual: İyi insan olmak için ne yapmak gerekir?
CEVAP
İyi insan olmak için kâmil yani olgun müslüman olmak gerekir. Zaten müslüman, iyi insan demektir.
Allah indinde mümin çok kıymetlidir. Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Müminler, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, Allahın ayetleri okununca, imanları kuvvetlenir ve yalnız Rablerine dayanıp güvenirler, namazı doğru kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden [Allahın razı olduğu yerlere] harcarlar.) [Enfal 2-3]

(Müminler, muhakkak kurtuluşa ermiştir. Namazlarını huşu içinde kılar, boş ve lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekâtlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet ederler.) Müminun 1-8]

(Onlar, Allahın ahdini yerine getirir, verdikleri sözü bozmaz, Rablerinin rızasını isteyip sabreder ve kötülüğü iyilikle savarlar.) [Rad 20-22]

(Büyük günahlardan ve hayâsızlıktan sakınır, öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlar ve işlerini aralarında istişare ederler.) [Şura 37,38]

(İnanıp hayırlı iş işleyen [mümin]lerin kötülüklerini, and olsun, örteriz, onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırırız.) [Ankebut 7]

(Allah onların [müminlerin] kötülüklerini örter, onlara işledikleri şeylerin en güzellerinin karşılığını verir.) [Zümer 35]

(Allah, inanıp emirlerini yapan müminlere mağfiret ve büyük ecir vâd etmiştir.) [Feth 29]

(Elbette müminler kardeştir.) [Hucurat 10]

Müminlerle ilgili hadis-i şeriflerden bazıları da şöyle:

(Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.) [Buharî] 

(Mümin akıllı, basiretli, uyanıktır. Her işte Allahın rızasını gözetir. Acele etmez, ilim sahibidir, haramlardan kaçar.) [Deylemî]

(Mümin, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.) [Taberânî] 

(Müminler, birbirine karşı sevgi ve merhamette, yekvücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi, müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.) [Buharî]

 
Geçim Ehlidir
(Mümin ülfet eden [iyi geçinir] ülfet etmiyen ve ülfet edilmiyende hayır yok [Beyhekî]
(Müminin yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar.) [Deylemî]

(Mümin lânet etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayâsız olmaz.) [Hakim]

(Mümin arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez. Toplayıp bıraktığı eseri de güzeldir.) [Beyhekî]

(Mümin, yumuşaktır, hafiftir. Munis bir deve gibi boyun eğer, "Ih" denince, yer sert olsa da çöker.) [Beyhekî]

(Mümin sert değildir. Yumuşaklığından dolayı ahmak zannedilir.) [Deylemî] 

(Mümin geçim ehlidir. Arkadaşına rahatlık verir. Münafık ise geçimsizdir, arkadaşına sıkıntı verir.) [Dare Kutni]

(Halkın elindekine göz dikmemek, müminin alametlerindendir.) [Dare Kutni]

(Komşusu kötülüğünden emin olmıyan, mümin olamaz.) [Buharî]

(Çevrendekilerle güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki müslüman olasın.) [Haraiti] 

İyilerin Hali

Kime dinin emirlerini yapmak kolay gelirse, onun salih biri olduğu anlaşılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ahirete ait istediğine kolayca kavuşur, dünyaya ait olana kavuşman zorlaşırsa, bil ki sen iyi bir hâl üzerindesin. Bunun tersi olursa kötü hâldesin!) [Beyhekî]

Müslümanın vasıfları nelerdir

Sual: Allahtan korkan müslümanın vasıfları nelerdir?

CEVAP
Allahtan korkan bir kimse, Onun emirlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz. Kendine kötülük yapanlara sabreder. Yaptığı kusurlara tövbe eder. Sözünün eri olur. Her iyiliği Allah için yapar.
Kimsenin malına, canına, namusuna göz dikmez. Çalışırken, alış veriş ederken, kimsenin hakkını yemez. Herkese iyilik eder. Şüpheli şeylerden kaçınır. Makam sahiplerine, zâlimlere tabasbus etmez, yaltaklanmaz. İlim ve ahlâk sahiplerine saygı gösterir.

Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasihat verir. Onlara uymaz. Küçüklerine merhametli ve şefkatli olur. Misafirlerine ikram eder. Kimseyi çekiştirmez. Keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hatta faidesiz birşey söylemez. Kimseye sert davranmaz. Cömert olur. Malı ve mevkii herkese iyilik etmek için ister.

Riyakarlık, iki yüzlülük yapmaz. Kendini beğenmez. Allahü teâlânın her an gördüğünü ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Onun emirlerine sarılır. Yasaklarından kaçar. İşte, Allahtan korkanlar milletine, ülkesine faydalı olur.

Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, inananları şöyle tarif etmektedir:

(Rahîm olan Allahü teâlânın kulları, yeryüzünde gönül alçaklığı ile vakar ve tevâzu’ ile yürürler. Câhiller, onlara sataşacak olursa, bunlara [sağlık ve selâmet sizin üzerinize olsun gibi] güzel söz söyler, [büyük bir yumuşaklık gösterirler.] Onlar geceleri secde yapar ve kıyâmda dururlar [namaz kılarlar.] Onlar, “yâ Rabbî, Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Cehennem azâbı devâmlıdır ve çok şiddetlidir. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır” derler. Birşey verdikleri zaman, isrâf etmez, cimrilik de yapmazlar, ikisi ortası bir yol tutarlar. Kimsenin hakkını yemez, Allaha şerîk koşmaz, O’ndan başkasına yalvarmazlar. Allahın dokunulmasını harâm ettiği cana kıyıp, haksız olarak kimseyi öldürmez, zinâ etmezler. Bunlardan birini yapanın Kıyâmette azâbı kat kat olur, orada zelîl ve hakîr olarak ebedî bırakılır. Ancak, Allah, tövbe eden ve doğru îmân eden ve ibâdet ve faydalı iş yapanların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah, af ve merhamet sâhibidir. Tövbe edip, amel-i sâlih işliyen, Allahü teâlâya [tövbesi makbûl ve O’nun rızâsına kavuşmuş olarak] döner. Onlar yalan yere şâhidlik yapmaz, faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar. Kendilerine âyetler okunduğu zaman, kör ve sağır davranmazlar, [dikkat ile dinleyip bu âyetlerle kendilerine yapılması emredilen şeyleri yaparlar.][Furkân 63-73]

Nimete şükretmek
Namazı doğru kılan, Allahü teâlânın sayılamıyacak kadar çok olan bütün nimetlerine şükretmişsayılır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Namaz, şükrün bütün aksamını camidir)

(İnsanlara teşekkür etmiyen Allaha şükretmez. Aza şükretmiyen çoğa şükretmez. Allahın nimetini söylemek şükürdür, hiç bahsetmemek ise nankörlüktür.) [Beyhekî]

(Nimete şükretmek, o nimetin gitmesine karşı emandır.) [Deylemî]

(Bir nimetle her karşılayışta, şükrünü yenileyene, Allah da, onun her şükrüne karşı yeniden sevab verir. Kim de başına gelen musibeti her hatırlayışta, "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" derse, Allah da her seferinde onun sevabını artırır.) [Tirmizî]

Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde şükredenlerin nimetlerini artıracağını bildiriyor. Artık bunu bilen kimse, ister şükreder, ister nankörlük eder.

Müslüman, kusurları gizleyici olmalıdır

Sual: Bir arkadaşın kusurlarını gizlemek gerekir mi?

CEVAP
Müslüman, kusurları gizleyici olmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim, müslümanın aybını örterse, Allah da onun dünya ve ahirette aybını örter. Kişi, arkadaşına yardımcı olduğu müddetçe, Allah da onun yardımcısı olur.) [Müslim] 

(Arkadaşının aybını gizleyeni Allahü teâlâ, Cennete koyar.) [Taberânî]

(Arkadaşının aybını örtenin aybını Allah da kıyamette örter. Onun aybını açığa vuranınaybını da Allah açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder.) [İbni Mace] 

(Ayıp araştırmayın! Bir müslümanın aybını araştıranın aybı da ortaya çıkar ve nereyegizlenirse gizlensin, rezil olur.) [Tirmizî]

(Müslümanın aybını araştıran, ona kötülük etmiş ve onu kötülüğe itmiş olur.) [Ebu Dâvud]

(Tövbe ettiği bir günahtan dolayı birini ayıplayan, aynı günaha müptela olmadanölmez.) [Tirmizî]

İyi huylu olmanın yolu

Sual: İyi huylu olmak ve bunu muhafaza edebilmek için ne yapmalı?

CEVAP
İyi huylu olmak için ve iyi ahlâkını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İnsanın ahlâkı, arkadaşının huyu gibi olur. Hadis-i şerifde, (İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur) buyuruldu. Ahlâkı bozan, şehveti harekete getiren kitabları okumamalı, böyle radyo ve TVden sakınmalıdır. 
İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azabları, hep hatırlanmalıdır. Mal, mevki arkasında koşanlardan hiçbiri muradına kavuşamamıştır. Malı, mevkii hayır için arıyan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur. 

Allahü teâlâdan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşa! Öleceğini hiç unutma) buyuruldu. 

Faydasız şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmak ve münakaşa etmekten sakınmalıdır. İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır. Vaktin kıymetini bilip gece-gündüz ilim öğrenmelidir! İlim, ibâdet içindir. Kıyamette işten, ibâdetten sorulur, çok ilim öğrendin mi diye sorulmaz. İş ve ibâdet de ihlas elde etmek içindir. (İslâm Ahlâkı)

İyilerle beraberlik

İyilerle, Allahı unutmayan, her zaman hatırlayan kimselerle beraber olmak büyük nimettir.
Büyük zat oğluna buyurdu ki:

(Oğlum, Allahı anan bir topluluk görürsen, onlarla beraber ol! Eğer ilim sahibi isen ilmin onlara faydalı olur. İlim sahibi değilsen, onlardan bir şeyler öğrenirsin. Allahı hatırlamıyan kimselerle beraber olma ilim ehli de olsan, ilmin onlara faydası olmaz. İlim ehli değilsen, daha çok zarara girersin. Eğer Allah onlara gazab ederse, sen de helak olursun. İyilerle beraber iken, Allah onlara rahmetle nazar ederse, layık olmasan bile, sen de o rahmetten istifade edersin.)

Melekler, Allahı anan bir toplulukla karşılaşırlar. Allahü teâlâ meleklere, (Şahid olun ki ben bunların hepsini affettim) buyurur. Melekler, (Ey Rabbimiz, bunların içinde başka bir iş için gelen günahkâr biri var. Onu da mı affettin?) diye sorarlar. Allahü teâlâ, (Evet onu da affettim. Salihlerle beraber olan kötülerden olmaz.) buyurdu. (Buharî, Müslim) 

Arşın altında şöyle yazılıdır:

(Bir kimse, salihler gibi amel işlese; fakat günahkârlarla düşüp kalksa, iyi amelleri boşa gider, kıyamette kötülerle beraber haşrolur. Bir kimse de, kötüler gibi amel işlese; fakat salihleri sevse, onlarla beraber olsa, günahları iyiliğe çevrilir, iyi kimselerle beraber haşrolur.) [Kab-ül-Ahbar]

Bir kimse, ilim sahibi salih kimselerle beraberliğinde onlardan hiç bir şey öğrenemese bile, yedi ikrama kavuşur:

1- İlim talebesinin faziletine nail olur.

2- İlim ehli ile kaldığı müddetçe günahlardan uzak olur.

3- Evinden çıkışından itibaren rahmete girmiş olur.

4- İlim ehline inen rahmetten o da istifade eder.

5- Onları dinlediği müddetçe kendine sevab yazılır.

6- Melekler ondan memnun olur.

7- Attığı her adım, günahına kefaret olur.

Allahü teâlâ, ona altı ikramda daha bulunur:

1- İlim ehliyle bulunmayı ona sevdirir.

2- Âlime uyanlar gibi sevaba kavuşur.

3- O toplulukta bulunanların birisi affa uğrarsa, buna da şefaat eder.

4- Kötülerin, günahkârların gittiği yerlerden kalbi soğur.

5- Allah yolunda olanların, salihlerin yoluna girmiş olur.

6- Allahın emrini yerine getirmiş olur. (Ebulleys)

Bir kimse, peygamber efendimize, kıyametin ne zaman kopacağını sordu. O na (Kıyamet için ne hazırladın?) buyurdu. O kimse (Fazla ibâdetim yok. Fakat Allah ve Resulünü seviyorum) dedi. Peygamber efendimiz ona, (Kişi sevdiği ile beraber olur. Sen de ahırette sevdiğinle beraber olacaksın) buyurdu. (Buharî)

Bir kimse şunlarla beraber olursa:

1- Âlimlerle beraber olanın ilmi artar.

2- Salihlerle beraber olanın, ibâdete rağbeti ve günahlardan kaçma arzusu artar.

3- Fâsıklarla [açıktan günah işliyenlerle] düşüp kalkanın günah işleme cüreti artar.

4- Zenginlerle düşüp kalkanın dünya sevgisi artar.

5- Fakirlerle beraber olanın şükrü artar. 

Bir kimse, âlimlerle, salihlerle beraber olsa, hiç bir şey istifade edemese bile, onların yüzüne bakması onun için büyük bir nimettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Âlimin yüzüne, Kâbeye ve Mushafa bakmak ibâdettir.) [Ebulleys]

Tatlı dil ve güler yüzün önemi

Sual: Güler yüz ve tatlı dilin önemi hakkında bilgi verir misiniz?

CEVAP

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Müslüman güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. 

Tebessüm, bedavadır, alanı mutlu eder, vereni üzmez. 

Huzurun anahtarı tebessümdür. 

Tebessüm edemeyen zavallıdır.

Tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz.

Gülümsemesini bilmek, iki cihan mutluluğuna sebep olur. 

İslâmiyet, sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik dinidir.

Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir. 

Başarının sırrı, güler yüz, tatlı dil ve güzel siyasettir. Güzel siyaset, herkesin memnun olması demektir. 

Düşmanınıza iyilik edin, hediye verin. Kırıldığınız arkadaşınıza iyilik edin, sıkıldığınız insana güler yüz gösterin. Bunları yaparsanız rahat edersiniz. 

Bir kimsenin velî olduğu; tatlı dili, güzel ahlâkı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır.

Güzel ahlâklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Güzel ahlâklı bir zata, kötü huylu hanımı ile nasıl iyi geçindiği sorulunca, (İyi huylu ile herkes geçinir. Marifet kötü huylu ile geçinebilmektir. Onun kötü huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır) dedi.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Arkadaşının yanında suratı asık durana melekler lânet eder.)

(Arkadaşının yüzüne tebessüm etmek sadaka gibi sevaptır.) 

(Arkadaşının yüzüne sevgi ile bakmak ibâdettir, güler yüz göstermek ise günahlara kefarettir.) 

(Arkadaşına faydan yoksa, bari zararın olmasın! Onu sevindiremediysen üzme bari. Onu övmemişsen, hiç değilse kötüleme!)

(Hediyeleşirseniz, birbirinizi seversiniz.)

(İyiliği, güzel yüzlülerden talep ediniz.)

(İyi kadın, güzel ve güler yüzlü olandır.)

(Güzel huy gibi asalet olmaz.)

(Güzellik, kiminde daha güzeldir: Adalet güzeldir, fakat idarecide daha güzeldir. Cömertlik zenginde daha güzeldir. Hayâ güzeldir, kadında daha güzeldir.) 

(Geceleri çok namaz kılanın yüzü güzel olur.)

(Güzelin güzeli güzel ahlâktır.)

İnsanlarla iyi geçinebilmenin şartları 

Sual: Karşılaştığımız insanların kimisi iyi, kimisi kötüdür. Herkesle iyi geçinebilmek için ne yapmak gerekir?
CEVAP

İnsanlarla iyi geçinebilmenin iki şartı vardır: 

1- İyi bir insan olmak, 

2- İnsanları iyi tanımak. 

Bu iki şarta malik olan, herkesle iyi geçinir. İyi insan olmak için, dinimizin emir ve yasaklarına riayet etmek kâfidir. İnsanları tanımak için de şunları bilmek gerekir:

İnsanlar üç kısımdır: Birinci kısımdakiler, gıda gibidir, her zaman gerekir. İkinci kısımdakiler, ilaç gibidir, bazan gerekir. Üçüncü gruptakiler hastalık gibidir, istenmez, fakat musallat olur. Bunlara müdara edilir.

Kendisine veya başkalarına zarar gelme korkusundan dolayı iyiliği emretmek ve haramı men etmek mümkün olmazsa, böyle durumlarda fitneye mani olmak için susmaya, müdara etmek denir. Müdara, dini veya dünyayı zarardan kurtarmak için, dünya menfaatinden vermektir. Kalben nefret edip, haramı men etmek istediği hâlde, müdara yapmak caizdir. Hatta sadaka sevabı hasıl olur. Ancak akıllı kimse, iyi geçinir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: 

(İyi geçinmek aklın başıdır.)[Beyhekî]

(İyi geçinmek aklın yarısıdır.) [Deylemî]

(Allahü, farzları emrettiği gibi, müdara etmemi de emretti.) [Deylemî]

Müdara ederken tatlı dilli ve güler yüzlü olmak gerekir. Herkesle müdara ederek sohbet etmelidir! Yani, hep tatlı dilli ve güler yüzlü olmalıdır. İyi ve kötü, herkes ile karşılaşınca, böyle olmalıdır. Fakat, kötülere ve sapıklara müdahene etmemeli, onun sapık yolundan razı olduğunu zan ettirmemelidir. (Hindiyye)

[Müdara, islâmiyetin dışına çıkmadan, gönlünü almaktır. Müdahene, birinin gönlünü alırken, islâmiyetin dışına çıkmak, günaha girmektir.]

(İyi geçinmek aklın başıdır.) hadis-i şerifti, ancak akıllı kimsenin insanlarla iyi geçineceğini bildirmektedir. (Beyhekî)

İbrahim Hakkı hazretleri buyuruyor ki: 

Allahü teâlâ, insanlarla iyi geçinmemizi emrederek hadis-i kudside, (Kötülük edene iyilik eden, gelmiyene giden, uzak durana yaklaşan, yemek vermiyene yemek veren, en üstün olandır. Affedin, ayıp örtün, merhamet edin ki merhamete kavuşun! İnsanlara karşı iyi huylu olanı severim ve insanlara onu sevdiririm.) buyurdu. 

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

(Selâm verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur. ) [İ.E.dünya]

(Kim, bir müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindirse, Allahü teâlâ, kıyamette en sıkıntılı anlarda, onu sıkıntılardan kurtarır.) [Buharî]

(Îmanı en kuvvetli olan, ahlâkı en güzel ve hanımına karşı en yumuşak olandır. ) [Tirmizî]

(Söz veriyorum, tartışmayan, haklı da olsa, kimseyi incitmeyen cennete girer.) [Tirmizî]

(Ebdaller, çok namaz kıldığı, çok oruç tuttuğu için değil, merhametleri ve cömertlikleri sebebiyle Cennete girer.) 

(Amellerin üstünü mümini sevindirmektir.) 

(Müminin yüzüne bakmak ibâdettir, güler yüz göstermek ise günahlara kefarettir. Mümini sevindiren Allahın rızasına kavuşur.) 

(Komşu ile iyi geçinmek, sadece ona eziyet etmemek değil, onun eziyetine de katlanmaktır.) 

(Mümine faydan yoksa, bari zararın olmasın! Onu sevindiremediysen üzme bari. Onu övmemişsen, hiç değilse kötüleme!) 

(Ne ekersen onu biçersin!)

Edeb Ehli Buyuruyor ki:

Cömertlik insanın süsüdür. Af, en güzel bir ihsandır. Kerim aza şükreder, adi kimse, çoğu beğenmez. Kerim, sözünde durur, sözünde durmıyanı da affeder. Herkesin verdiği eziyete, sıkıntıya katlanır, fakat hiç kimse ondan incinmez. Kendine söylenince razı olmıyacağın sözü başkalarına söyleme! Başkalarının seninle nasıl konuşmasını istiyorsan, sen de onlarla öyle konuş! Özür dileyenin özrünü kabul et! Seni üzeni affet, ona iyi davran! Verdiğin sözü tut, ettiğin iyiliği gizle, başa kakıcı olma! Başkası için kuyu kazan kendi düşer. Halka ihsan eden, Haktan ihsan görür. Sana söz getiren, senden de söz götürür. (M.Name)

Dosta, düşmana, iyi, kötü, herkese, tatlı dil ve güler yüz göstermeli, fitne çıkarmamalı, düşman kazanmamalıdır. İnsanlara yapılacak en faydalı ihsan, en kıymetli hediye, tatlı dil ve güler yüzdür. İneğe tapanları görünce, ineğin ağzına ot vererek, düşmanlıklarına mani olmalıdır! Hafız-ı Şirazinin, (Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir.) sözüne uymalı, af dileyenleri affetmelidir! Herkese karşı iyi huylu olmalı, yumuşak söylemeli, sert söylememelidir! Kimse ile münakaşa etmemelidir! Münakaşa, dostluğu azaltır, düşmanlığı artırır. 

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Haklı iken de, münakaşayı terkedene, Cennette bir köşk verilir) [Taberânî]

(Haklı da olsa, münakaşayı terketmiyen, hakiki imana kavuşamaz) [İ.Ebiddünya]

 

Müslüman vefakâr olur

Sual: Vefa ne demektir, neyi gerektirir?
CEVAP
Vefa demek, gerek hayatta iken ve gerekse öldükten sonra sevgi ve alakayı devam ettirmek demektir. Ölen bir kimseye az bir vefa göstermek, hayatta yapılan çok iyiliklerden daha makbuldür. Çünkü insan, hayattaki arkadaşına bir iyilik edince, belki bir karşılık bekliyebilir. Öldükten sonra yapılacak iyiliğe riya karışması zor olur. Ölüler için duâ ve istigfar edilir. Yapılan iyiliklerin sevabı bağışlanır. Hayattaki akrabalarına, dostlarına iyilik edilir. Peygamber efendimiz, ihtiyar bir kadına ikramda bulundu. Sebebini soranlara buyurdu ki: (Bu kadın, Hadice hayatta iken bize gelir giderdi. Ahde vefa, dindendir.) [Hakim]
Arkadaşın dost ve akrabalarını arayıp sormak vefakarlığın şartlarındandır. Onların haklarına riayet, arkadaşa ikram etmekten daha kıymetlidir. 

Vefasızlık şeytanı çok sevindirir. Mesela arkadaşların arasındaki muhabbetin azalması, kırgınlığın zuhur etmesi şeytanı çok sevindirir. Şeytanı sevindirmemek, hile ve oyununa gelmemek için vefakarlığa devam etmeli, arkadaşın kusurlarını fazilet, hakaretlerini de iltifat olarak kabul etmelidir. İki arkadaştan biri, diğerine sert baktığı zaman, şeytan zil takıp oynar. Allahü teâlâ da buyuruyor ki: (Kullarıma söyle, güzel konuşsunlar! Çünkü şeytan, aralarını bozar.) [İsra 53]

Onun için kırıcı konuşmaktan, üzücü konuşmaktan ve sert bakmaktan uzak durmalıdır! Allah dostlarının duruşu bile sevgi telkin eder. Böyle bir kimse, makam sahibi de olsa, eski arkadaşlarını arar. (Kerem sahibi, darlık zamanlarında kendileriyle düşüp kalkanları, genişlik zamanlarında da ararlar.) denmiştir.

"Kara Gün Dostu"
Sıkıntılı anında arkadaşın yardımına koşmalı, "Kara gün dostu" olmaya çalışmalıdır. Şeytan, nefs ve kötü arkadaş, ara bozmaya çalıştığı için arkadaşlığı devam ettirmek zor olur. Bunun için "Arkadaşlık ince ve latif bir cevherdir. Korunmasını bilmezsen kazaya uğrar." demişlerdir. Bu cevheri korumak arkadaşta kusur aramamak ve hiçbir hatasını görmemektir. Çünkü kusursuz insan olmaz. Kusursuz insanla herkes geçinir. Asıl yiğitlik, kusurlu arkadaşla iyi geçinmektir. Daima onu kendine tercih etmelidir!
Vefakar olmanın şartlarından biri de, dostun sevmediklerini, düşmanlarını sevmemektir. Dostun düşmanı ile birlikte gezip dolaşmak, düşmanlıkta ortak olmak demektir.

Eski zatlardan birinin oğluna vasiyeti şöyle:

(Oğlum, herkesle arkadaşlık edilmez. İhtiyaç içinde olduğun zaman senden uzaklaşan, genişlik zamanında malına göz diken ve yükseldiği vakit sana üstünlük taslıyan kimse ile arkadaş olma!)

O hâlde, ihtiyacı olan arkadaşa yardım etmeli, ondan bir menfaat beklememeli ve ona karşı hiçbir üstünlük göstermemelidir! Her şeye itiraz eden, hayır öyle değil, diyen, arkadaşlarını düşman etmekle kalmaz, bütün insanların nefretini kazanır. 

Arkadaşın yanında "Şu benim, şu senin" dememelidir! İbrahim bin Şeyban hazretleri, "Bu benim kalemim diyenle arkadaşlık etmezdik." buyururdu. "Bunu senin için yaptım" demekte onu minnet altında bırakmak olur, soğukluğa sebeb olur. Bir arkadaş, "Kalk gidelim! deyince hemen kalkıp gitmeli, "Nereye?" diyesormamalıdır! İyi arkadaş kötü yere götürmez. Âlimin biri, Çağırdımız zaman nereye diye soranla arkadaşlık etmezdik" buyururdu. Arkadaşın kusurlarını görmemek, mürüvvetten, vefadandır.

Vefakar olmak, yani sırf Allah rızası için sevmenin mükâfatı büyüktür. Hadis-i şeriftebuyuruldu ki: 

(Kıyamette hiç bir himayenin bulunmadığı zaman, Allahın himayesinde bulunacak yedi kişiden biri, birbirini [sırf Allah rızası için] sevenlerdir.) [Buharî] 

Küs durmak caiz midir? 

Sual: Dinimizde küs durmak caiz midir? 

CEVAP 

Erkek olsun, kadın olsun, dünya işleri için, müminin mümine darılması, yani onu terk edip uzaklaşması, aradaki bağlılığı, ilgiyi kesmesi caiz değildir. 

Müslüman olan ve dine uygun yaşayan akrabayı ise, hiç olmazsa haftada veya ayda bir ziyâret etmeli, kırk günü geçirmemelidir.

Uzak memlekette ise, mektupla, telefonla veya haber göndererek gönlünü almalıdır. Dargın olsa da ziyareti ve gönlünü almayı ihmal etmemelidir.

Akrabası gelmezse, cevap vermezse de, giderek veya hediye, selâm göndererek, yahut mektup ile, telefon ile yoklamaktan vazgeçmemelidir. Allahü teâlâ, müslüman olan ve sâlih olan akrabayı ziyareti emrediyor. Bunun tersi olanları ziyaret etmeyi emretmiyor. Hele kendilerinden zarar gelecek günahkâr akrabadan uzak durmak gerekir.

Barışmak gerekir

Dargın olana, üç günden önce gidip barışmak, daha iyidir. Güçlük olmaması için, üç gün izin verilmiştir. Daha sonra günah başlar ve gün geçtikçe artar. Günahın artması, barışıncaya kadar devam eder. Hadis-i şerifte buyuruldu ki; 

(Sana darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et!) (İbni Ebiddünya)

(Esselamü aleyküm) diyene on sevab verilir. Esselamü aleyküm ve rahmetullah diyene yirmi sevab verilir. Esselamü aleyküm ve rahmetullah ve berekatüh diyene otuz sevab verilir. Cevap vermekte de böyledir.

Üç günden fazla dargın duran kimse, şefaat olunmazsa, affolunmazsa, cehennemde azap görecektir. Günah işleyene, ona nasihat olmak niyeti ile ondan uzak durmak iyidir. Allahü teâlâ için darılmak olur. 

Birbirine dargın olanları barıştırmak gerekir. Hadis-i şerifte, (Hastanın hâlini sormak için 2 km git, küs olan kimseleri barıştırmak için 4 km, bir din kardeşini ziyâret etmek ve ilim adamından bir mesele öğrenmek için de 6 km git!) buyuruldu. 

Hz. Mûsâ, (Yâ Rabbî, dargın olanları barıştırana ne ecir verirsin? diye sordu. Hak teâlâ, (Kıyâmet gününde selâmet verir, korktuğu şeylerden emîn eder, umduğu şeylerle şereflendiririm.) buyurdu.

Dargın olanların, bayramı veya başka bir günü beklemeyip, hemen barışması gerekir. 

Hoşgörülü olmalı

Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, yani mümin herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. 

Bir kusurundan dolayı iyi bir kimseye darılmamak gerekir. Dargınlık olsa bile 3 günden fazla sürmemelidir. Bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bir müminin din kardeşiyle üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün geçtikten sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte, sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.)

(İnsanların amelleri, pazartesi ve perşembe günleri Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu magfiretten birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Cenab-ı Hak, “O iki kişi barışıncaya kadar amellerini getirmeyin” buyurur.)

(Müslüman kardeşine, üç günden fazla dargın duran kimse, ölünce Cehenneme gider.)

[Cehennemde günahı kadar ceza çektikten sonra çıkar.Yahut şefaate veya affa uğrarsa hiç Cehenneme girmez.]

Edep ne demektir, önemi nedir? 

Sual: Edep ne demektir, dinimizde yeri nedir?

CEVAP

Edeb, güzel terbiye, iyi davranış, güzel ahlâk, hayâ, nezaket, zarafet gibi manalara gelir. Mesela terbiyeli çocuk, edebli çocuk demektir. Hadis-i şerifte, (Evladınıza ikram edin, edebli, terbiyeli yetiştirin!) buyurulmuştur. Âdab, edebler, güzel huylar, iyi haller ve davranışlar; her konuda haddini bilip sınırı aşmamak demektir.
Dinimiz İslâmiyet, baştanbaşa edebdir. Edeb, kulun kendisini Cenab-ı Hakkın iradesine tabi etmesi, güzel ahlâklı olmasıdır. Hadis-i şerifte, (Sizin en iyiniz, ahlâkı en güzel olanınızdır.) buyuruldu.

Hz.Ömer, (Edeb, ilimden önce gelir) buyurdu. Çok heybetli olmasına rağmen, edebinden, hayâsından Resulullahın huzurunda çok yavaş konuşurdu. Peygamber efendimiz de, bir kimsenin yanında iki diz üzerine oturur, ona saygı olmak için mübarek bacağını dikip oturmazdı. Hadis-i şerifte, (Resulullahın hayâsı, bakire islâm kızlarının hayâsından çoktu) buyuruldu. 

İbni Mübarek hazretleri buyurdu ki: (Bütün ilimleri bilenin eğer edebinde noksanlık varsa, onunla görüşmediğime üzülmem, bunu kayıp saymam. Fakat edebli ile görüşemesem üzülürüm.)

Hikmet ehli buyuruyor ki:

İlim gibi edeb de, öyle bir hazinedir ki, onu hiçbir hırsız çalamaz. Din ve dünya güzelliği bundadır. İnsanı hayvandan ayıran edebdir. 

Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakka kavuşamaz. 

İnsanlar edebe ilimden çok daha fazla muhtacdır. 

En büyük edeb, ilâhî hududu muhâfaza etmek, gözetmek, Allahü teâlânın emirlerine uymak, yasaklarından sakınmaktır.

Bir kimsenin edebli olması, iyi kalblilik ve akıllılık alâmetidir. 

İnsan edeb ile dünyâ ve âhirette yüksek derecelere kavuşur.

Edeb şiirle de ifade edilmiştir:

Edeb ehli mazlumdur, zalim olmaz,

Edebsiz ilim öğrenen âlim olmaz.

İlim meclislerinde aradım, kıldım taleb,

İlim geride kaldı ille edeb ille edeb.

Edeb bir tâc imiş nûr-i Hüdâdan

Giy ol tâcı emin ol her belâdan

Edeb bu kadar önemli olmasına rağmen, emredileni yapmak edebden önce gelir. (Emre uymak, edebi gözetmekten önce gelir) sözü meşhurdur.

Kimseye yük olmamak lazım

Sual: Kalbini kırmadan arkadaşla iyi geçinmenin yolu nedir?

CEVAP
Arkadaşla iyi geçinmek için ona yük olmamak gerekir. İmkan dahilinde ihtiyaçları ondan gizlemeli, yardım talebinde bulunmamaya gayret etmelidir! Mal, para gibi şeyler de istememelidir! Bir makama geçmek için ondan yardım talebinde de bulunmamalıdır!
Fazla hürmet, ikram ve lüzumsuz hizmetlerle ona ağırlık vermemelidir! Kendisinin yapmak istemediği bir şeyi arkadaşından beklemek, ona zulmetmek demektir. Arkadaşa bir iş yapma teklifinde bulunmıyan fazilet göstermiş olur.

Fudayl bin İyad hazretleri buyurdu ki: (İki arkadaşın aralarının açılması, fuzuli külfetler yüzündendir. Ziyaretine gittiği arkadaşı, lüzumsuz bir sürü zahmete, külfete girince, insan bir daha ziyaretine gitmez.)

Hz. Ali buyurdu ki: (Dostların kötüsü, senin için külfete giren, seni özür dilemeye mecbur bırakandır.)

Çeşitli zahmetlere giren bir kimse, arkadaşına ağırlık vermiş olur. Bu suretle kendisinden çekinilir. Yalnız iken nasıl hareket ediyorsa, arkadaşı varken de öyle hareket eden kimse ile arkadaşlık kolay olur. Yanımızda ev kıyafeti ile duramıyan arkadaş bizden çekiniyor demektir. Bu ise samimi olamamanın alametidir. İki arkadaştan biri diğerinden çekiniyorsa, biri kusurlu demektir. 

Cüneyd-i Bağdadi hazretleri buyurdu ki:(İki arkadaştan birinin diğerinden çekinmesi, mutlaka birinin kusurundandır.)

Cafer-i Sadık hazretleri buyurdu ki: (Arkadaşlarından bana en çok ağırlık vereni benim için külfet ve zahmete giren ve bu suretle kendisinden çekindiğim kimsedir. Yalnız iken nasılsam, onunla beraber bulunduğum zaman da davranışımı değiştirmediğim kimseyi ise çok severim.)

Ülfetin şartı, külfeti terketmektir. Külfeti olmayanın ülfeti ve sevgisi artar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: 

(Mütteki olan, külfet ve zahmet vermez.) [Dare Kutni]

(Kendine reva gördüğünü, sana reva görmiyenin arkadaşlığında hayr yoktur) [İ. Adiy]

Arkadaşlarla iyi geçinmek, sadece onlara yük olmamak, onlara sıkıntı vermemek değil, onlardan gelecek sıkıntılara da katlanmak demektir. Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama vahyetti ki: 

(Beni seven, arkadaşının eziyetine katlanır.) [İ.Gazali]

İhtiyaçlarımızı görecek, sıkıntılarımıza katlanacak arkadaş arıyorsak, arkadaş değil, bir hizmetçi arıyoruz demektir. İhtiyaçlarına koşacağımız, eziyetlerine katlanacağımız, dertlerine ortak olacağımız insanlarla Allah için arkadaş olmalıyız. Hz. Aişe validemiz buyurdu ki: (Mümin, müminin kardeşidir, onu ne ganimet bilir, ne de ondan çekinir) 

Lüzumsuz tekliflerde bulunarak arkadaşa yük olmamalıdır! Mümkün mertebe ihtiyacını arkadaştan gizlemelidir! Ondan mal ve mevki istememelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: 

(Halktan bir şey istemiyeceğine söz verenin Cennete girmesine kefilim.) [Nesâî]

(Sakın kimseden bir şey isteme! Kırbacın düşse bile, başkasından isteme, inip kendin al! Emanet bir şey de almamaya gayret et!) [İ.Ahmed]

(Veren el, alan elden üstündür.) [Buharî]

Hz. Ebu Bekir, deve ile giderken, yular düştü, inip yuları aldı. Oradakiler, (Bize izin verseydin de biz alıp sana verseydik) dediler. Hz. Ebu Bekir, dedi ki: (Resulullah "Halktan bir şey isteme" buyurdu.) [İ.Ahmed]

Eshab-ı kiramdan Hz. Sevbanın, deve üzerinde iken kırbacı yere düşerdi de hiç kimseye, (Şunu bana verir misiniz) demez, deveden iner, kendisi alırdı. (İbni Mace)

İyi bir arkadaş olmak için, arkadaşımız, günah işleyince bizim istigfar etmemiz, hata edince bizim özür dilememiz, sıkıntılı anlarında yardımına koşmamız ve hiçbir surette ona yük olmamalıyız. Arkadaşımıza daima iyi haber vermeli, üzücü olanları söylememeliyiz!

Arkadaşa iyi muamele et

Salih bir arkadaş bulunca, ona lüzumlu hürmeti göstermelidir! Onun can ve malını kendi can ve malından önce tutmalıdır! Ayıplarını araştırmamalı, aybı olsa bile görmemeli ve kimseye söylememeli, hatta kendi kendine aybını düşünmemeli, asla münakaşaya girmemelidir! Aleyhinde konuşan olursa, münasip şekilde susturmalıdır! Alınacağı veya üzüleceği bir söz söylememelidir! Sui zanda bulunmamalı, uygunsuz hareketlerini dalgınlığa ve unutkanlığa yormalıdır! Yani bir mazeret arayıp susuz olduğunu kabul etmelidir! Çünkü güzel ahlâk sahibi, insanları mazur görür. Onların kusurlarını meydana çıkarmaz.
Güzel ahlâklı mert kimse, insaflıdır. Yani kendisi insafla hareket eder; fakat başkasından bu insafı beklemez. Böyle bir arkadaşın sevdiklerini sevmeli, sevmediklerinden ve düşmanlarından uzak olmalıdır! Ona karşı ve herkese karşı tevazu sahibi olmalıdır! Böyle bir kimseyi kendisine dost ve kardeş bilmelidir. ona hürmet göstermedikçe ilminden istifade edemez.

Mürüvvet nedir?

Sual: Mürüvvetin dinimizdeki yeri nedir?

CEVAP
Mürüvvet, insanlık, yiğitlik, iyilik cömertlik faydalı olmak, iyilik yapmak arzusu gibi manalara gelir ki, hallerin en güzeline riayet etmek demektir. Hadis-i şerifte, (Kimseye zulmetmiyen, yalan söylemiyen ve sözünde duran, mürüvvet sahibidir) buyuruldu. (Edeb-ün-dünya) 
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Mürüvvet, her zaman sofrası açık olmak ve insanların işini görmek için hazır beklemektir. 

Mürüvvet iffetli olmak, darlıkta ve genişlikte bol bol ihsanda bulunmaktır. (Hz. Hasan)

Mürüvvet, kulun, dinini muhafaza edip nefsini korkutması, misafirini iyi karşılaması, münakaşalarda, güzel davranması demektir. Ululuk ise, komşuya eziyet etmemek ve zorluklara göğüs germektir. Kerem de istemeden vermek, yerinde yemek yedirmek, saile yumuşak davranmak ve bol vermektir. (Hz. Hasan)

Mürüvvet, dili doğru olmak, arkadaşın kusurlarına tahammül göstermek, herkese iyilik etmek, komşunun sıkıntısına katlanmaktır. (Hz. Hasan-ı Basri) 

Mürüvvet altıdır, üçü hazarda, üçü seferdedir. Hazarda olan; Kur'an-ı kerim okumak, mescidleri imar etmek, Allah için kardeş bulmaktır. Seferde olan ise; azığı çoğaltmak, yol arkadaşı ile az ihtilafa düşmek, günah olmayan işlerde, gönül almak için şakalaşmaktır. (Hz. Rabia-i Rai) 

Mürüvvet, açık kapı, bol yemek, insanların işini görmek için hazır olmaktır.

Mürüvvet, sözünde doğru olmak, vadini yerine getirmek, faydalı yerde bol harcamaktır.

Mürüvvet, dili doğru olmak, arkadaşlarının kusurlarına tahammül etmek, herkese çok iyilik etmektir. İnsanların elinde bulunana karşı iffetli davranıp onlardan gelen kusurlara aldırış etmiyen gerçek mürüvvet ehlidir.

Mürüvvetin şartları: Günahlardan temizlenmek, insafla hükmetmek, zulümden kaçınmak, hakkı olmayan birşeye göz dikmemek, hiç kimseyi ücretsiz çalıştırmamak, zayıfa karşı kuvvetliye yardım etmemek, kötüyü iyiye tercih etmemektir. 

Mürüvvetin tamamı şu ayet-i kerimede bildirilmiştir: 

(Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder. Çirkin işleri, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. İyice düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.) [Nahl 90]

Hz. Hasan, birinin, para para dediğini duyunca, "Allah, paraya lânet etsin. Paranın sözünü eden, paraya tapanın mürüvveti yoktur. Mürüvveti olmayanın dini de olmaz" buyurdu.

Dindarla oturun. Dindar bulamazsanız, dünya ehlinin mürüvvet sahibi olanları ile oturun. Çünkü onlar, kötü söz etmezler. (Hz. Abdulvahid b. Zeyd)

İbni Ziyad, bir kabile reisine mürüvvetin ne olduğunu sordu. Reis dedi ki:

Bize göre mürüvvet dört şeyden ibarettir:

1- Günah işlemekten uzak durmak. Günah işleyen, zelil olur. Zelilin mürüvveti olmaz.

2- Malı iyi kullanmak, boşa harcamamak. Malını iyi kullanamayıp muhtaç duruma düşenin mürüvveti olmaz.

3- Ehlinin ihtiyacı için çalışmak. Ehlini ele muhtaç edenin mürüvveti yoktur.

4- Kendine yakışanı yiyip içmek. Bu mürüvvet için kemal sayılır.

Kayser, Kays bin Sabite sordu:

- En iyi akıl nedir?

- İnsanın kendini bilmesidir. 

-En iyi ilim nedir?

- İnsanın cehaletini bilmesidir. 

- En iyi mürüvvet nedir?

- İnsanın yüzsuyunun dökülmemesidir. 

Yalancının mürüvveti, cimrinin dostu, hased edenin ve huysuzun rahatı yoktur. (Ahnef b. Kays)

Ana-babasına iyilik eden, akrabasını ziyaret eden, arkadaşlarına ikramda bulunan, çoluk çocuğu ve hizmetçisi ile iyi geçinen, dinini koruyan, malını temiz tutup fazlasını dağıtan, dilini tutan, gözünü haramdan koruyan, fuzuli işlerden uzak duran, mürüvvet sahibidir. (Fudayl b. İyad) 

Sert mizaçlı olmak

Sual: Haksızlık olunca dayanamıyorum. Çok sert mizaçlıyım. Sert mizaçlı olmak dinen kusur mudur?

CEVAP

Sert mizaçlı olmak kusur değildir. Ancak dine aykırı olarak sertlik yapmak kusurdur. Hz. Ömerin sert mizacı övülmüş, takdir edilmiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(İki melek var, biri sert, biri yumuşak mizaçlıdır. Bunlar, Cebrail ile Mikaildir. Peygamberlerden biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar İbrahim ile Musadır. Benim de iki arkadaşımdan biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar, Ebu Bekir ile Ömerdir.) [Taberânî]

Ana Sayfaya Dön

Hosted by www.Geocities.ws

1