GÜZEL AHLÂK
Güzel
ahlâka nasıl sahip olunur
Sual:
İyi müslüman olmak için güzel ahlâklı olmak gerektiğini bildirdiniz. Güzel
ahlâka nasıl sahip olunur?
CEVAP
Evet
iyi bir müslüman olmak için Ahlâk-ı hamideye [güzel ahlâka] sahip olmak,
Ahlâk-ı zemimeden [kötü ahlâktan] uzak durmak gerekir. Ancak bununla dünya
ve ahıret saadeti elde edilir.
Güzel
ahlâk, ilim ve edeb öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde
edilir. Kötü ahlâk da bunun tersidir. Yani cahil kalmak, edebsiz olmak,
kötü insanlarla arkadaşlık etmekten hasıl olur. Cenab-ı Hak, Peygamber
efendimizi överken (Gerçekte sen büyük bir ahlâk üzeresin) buyuruyor.
(Kalem 4)
İyi
insan, iyi ahlâklı insan demektir. Dinimiz iyi huylar edinmemizi, kötü
huylardan kaçınmamızı emretmektedir.
Güzel
ahlâka sahip kimselere gıpta etmek, onlar gibi olmaya gayret etmek gerekir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Nimete kavuşmuş olanlardan, tevadu gösterene
ve kendini hep kusurlu bilene, helaldan kazanıp, hayırlı yerde sarf edene,
fıkıh bilgileri ile hikmeti [tasavvufu] birleştirene, helala harama
dikkat edene, fakirlere acıyana, işlerini Allah rızası için yapana, huyu
güzel olana, kimseye kötülük yapmayana, ilmi ile amel edene ve malının
fazlasını dağıtıp, lafının fazlasını saklayana müjdeler olsun) [Taberânî]
Güzel
Sözler
Ahlâk
hakkında İslâm âlimleri buyuruyor ki:
"Kötü
ahlâklı, parçalanmış testiye benzer. Ne yamanır, ne de eskisi gibi çamur
olur."
"Her
binanın bir temeli vardır. İslâmın temeli de güzel ahlâktır."
"Kötü
ahlâk, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez.
Güzel ahlâk, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar affa uğrar."
"Yükselen
bütün insanlar ancak güzel ahlâkları sayesinde yükselmişlerdir."
"Güzel
ahlâk güleryüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir."
"Güzel
ahlâk, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir."
"Güzel
ahlâk, eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır."
"Güzel
ahlâk, genişlikte ve darlıkta insanları razı etmeğe çalışmak demektir."
"Güzel
ahlâk, Allahtan razı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allahtan bilmek,
nimetlere şükür, belâlara sabretmektir."
"Güzel
ahlâkın en azı, meşakkatlara göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık
beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır."
"Güzel
ahlâk, haramlardan kaçıp helalı aramak, diğer insanlarla olduğu gibi aile
efradıyla da iyi geçinip onların maişetlerini temin etmektir."
"Güzel
ahlâk, Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmek, onların eziyetlerine
sabretmektir."
Bir
müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güleryüzlü olmayan kimse mümin sıfatlı
değildir. Herkese karşı güleryüzlü olmalıdır.
Hadis-i
şerifte, Allaha ve ahıret gününe iman edenin, misafirine ve komşusuna ikram
etmesi, ya hayır söylemesi veya susması emredilmiştir. (Buharî)
Başkasının
kötü ahlâkından şikayet eden kimsenin kendisi kötü ahlâklıdır. Başkalarının
kötülüklerinden bahsediyorsak, bu kendimizin kötü olduğunun alametidir.
Güzel ahlâk, eziyetleri sineye çekmektir.
Güzel
ahlâklı olmanın alameti şunlardır:
İnsaflı
olmak, arkadaşlarının hatasını görmemek, hüsn-i zan etmek, su-i zandan
[kötü zandan] kaçınmak, arkadaşlarının eziyetlerine göğüs germek, onlardan
şikayetçi olmamak, hep kendi ayıp ve kusurlarıyla meşgul olmak, kendi nefsini
kınamak, güleryüzlü olup, herkesle yumuşak konuşmaktır.
Güzel
ahlâklı kimse, edeplidir az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah
için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını
korur. Bütün hasletlerin başı ise hayâdır.
Güzel
ahlâklı bir kimsenin kötü huylu bir hanımı vardı. Gayet iyi geçiniyorlardı.
Kötü huylu hanımla nasıl iyi geçindiği sorulunca, iyi ahlâklı kimse şöyle
cevap verdi. İyilerle herkes geçinir. Marifet kötü ile geçinebilmektir.
Onun kötü huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır?
Büyüklerden
Ebu Osman El-Hayrii ziyafete davet ettiler. Davet yerine vardığı zaman
kendine (Kusura bakma, çok insan geldi seni kabul edemiyeceğiz) dediler.
Az gidince tekrar çağırdılar. Gelince tekrar, kabul edemiyeceklerini bildirdiler.
Böyle birkaç defa çağırıp geri döndürdükten sonra (Biz seni denemek için
bunu yaptık. Gerçekten güzel ahlâklıymışsın) dediler. Cevabında buyurdu
ki
(Bu
ahlâk o kadar güzel midir? Bir köpeği de çağırsanız gelir, kovsanız gider.)
Ahlâkı
güzelleştirmek
Hadis-i
şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ahlâkınızı
güzelleştiriniz)
[İbni Lal]
(Sizin
imanca en güzeliniz, ahlâkça en güzel olanınızdır.)
[Hakim]
(Ya
Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlâk dilerim.)
[Haraiti]
(Ben
ancak mekarimi ahlâkı tamamlamak için gönderildim.)
[Beyhekî]
(Güzel
ahlâk, büyük günahları, suyun kirleri temizlemesi gibi temizler. Kötü ahlâk
ise, salih amelleri, sirkenin balı bozduğu gibi bozar.)
[İ. Hibban]
(Allahü
teâlâ indinde, kötü ahlâkdan büyük günah yoktur. Çünkü, kötü ahlâklı, bir
günahtan tövbe edip, kurtulursa, bir başka günaha düşer. Hiç bir vakit
günahdan kurtulamaz.)
[İsefehani]
(Bir
kimse tövbe ederse, tövbesini Allahü teâlâ kabul eder. Kötü ahlâklı kimsenin
tövbesi makbul olmaz. Zira bir günahdan tövbe ederse kötü ahlâkı sebebiyle,
daha büyük günah işler.) [Taberânî]
(Güzel
ahlâk, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana
zulmedeni affetmektir.)
[Beyhekî]
(Din,
güzel ahlâktır.)
[Deylemî]
(Müminlerin
iman yönünden en faziletlisi ahlâkça en iyi olanıdır.)
[Tirmizî]
(Mallarınızla
herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlâkla memnun
etmeye çalışınız!)
[Hakim]
(Şüphesiz
güzel ahlâk, güneşin buzu erittiği gibi günahları eritir.)
[Haraiti]
(Bir
müslüman güzel ahlâkı sayesinde, gündüzleri oruç tutan, geceleri ibâdet
eden kimselerin derecesine kavuşur.)
[İ. Ahmed]
(Bir
insan az ibâdet etse de, güzel ahlâkı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.)
[Taberânî]
(Yumuşak
davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.)
[Müslim]
(Yumuşak
davranmayan, hayır yapmamış olur.)
[Müslim]
(En
çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır.)
[Buharî]
(Yumuşak
olan kimseye, dünya ve ahıret iyilikleri verilmiştir.)
[Tirmizî]
(Cehenneme
girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum.
Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.)
[İ. Ahmed]
(Yumuşak
olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir.
Durdurmak isterse hayvan ona uyar. Taşın üzerine sürmek isterse hayvan
oraya koşar.)
[Ebu Dâvud]
(Mü’minlerin
îmân yönünden en fazîletlisi, ahlâkça en iyi olanıdır.) [Tirmizî]
(Cennete
götüren sebeplerin başlıcası, Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır.
Cehenneme götüren sebeplerin başlıcası da, dünya nimetlerinden ayrılınca
üzülmek, bu ni’metlere kavuşunca sevinmek, azgınlık yapmaktır.) [Tirmizî]
(Îmânı
en kuvvetli kişi, ahlâkı en güzel ve hanımına en yumuşak olandır.) [Tirmizî]
(İnsan,
güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nâfile]
ibâdetlerle
bu derecelere kavuşamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler.)
[Taberânî]
(İbâdetlerin
en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) [İbni
Ebid-dünya]
(Söz
veriyorum ki, münâkaşa etmiyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmiyen,
şaka ile veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemiyen, iyi huylu
olan müslüman Cennete girecektir.)
[Tirmizî]
(Allahü
teâlâ buyuruyor ki: “Size gönderdiğim islâm dîninden râzıyım,
[bu dîni kabûl edip, bu dînin emir ve yasaklarına riâyet edenlerden râzı
olur, onları severim.] Bu dînin tamam olması, ancak cömertlikle ve iyi
huylu olmakla olur. Dîninizin tamam olduğunu hergün, bu ikisi ile belli
ediniz!) [Taberânî]
(Sıcak
su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, günâhları eritir, yok eder. Sirke
balı bozup yenilmez hâle soktuğu gibi, kötü huylu olmak, ibâdetleri bozup
yok eder.)
[Taberânî]
(Hak
teâlâ yumuşak huyluya yardım eder, sert ve öfkeliye yardım etmez.) [Taberânî]
(Yumuşak
olan, kızmıyan müslümanın Cehenneme girmesi harâmdır.) [Tirmizî]
(Yavaş,
yumuşak davranmak, Allahın kuluna verdiği büyük bir ihsândır. Aceleci olmak,
şeytânın yoludur. Allahü teâlânın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.) [E.Yalâ]
(Kişi,
yumuşaklığı, tatlı dili ile, gündüzleri oruç tutanın ve geceleri namaz
kılanın derecesine kavuşur.) [İ.
Hibbân]
(Kızınca,
öfkesini yenerek yumuşak davrananı Allahü teâlâ sever.) [İsfehânî]
(Güler
yüzle selâm veren, sadaka verenin sevâbına kavuşur.)
[İ.E.dünya
İyi
insan olmak için yapmak gerekir
Sual:
İyi insan olmak için ne yapmak gerekir?
CEVAP
İyi
insan olmak için kâmil yani olgun müslüman olmak gerekir. Zaten müslüman,
iyi insan demektir.
Allah
indinde mümin çok kıymetlidir. Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Müminler,
öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, Allahın ayetleri
okununca, imanları kuvvetlenir ve yalnız Rablerine dayanıp güvenirler,
namazı doğru kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden
[Allahın razı olduğu yerlere] harcarlar.) [Enfal 2-3]
(Müminler,
muhakkak kurtuluşa ermiştir. Namazlarını huşu içinde kılar, boş ve lüzumsuz
şeylerden yüz çevirir, zekâtlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve
ahidlerine riayet ederler.)
Müminun 1-8]
(Onlar,
Allahın ahdini yerine getirir, verdikleri sözü bozmaz, Rablerinin rızasını
isteyip sabreder ve kötülüğü iyilikle savarlar.)
[Rad 20-22]
(Büyük
günahlardan ve hayâsızlıktan sakınır, öfkelendikleri zaman da kusurları
bağışlar ve işlerini aralarında istişare ederler.)
[Şura 37,38]
(İnanıp
hayırlı iş işleyen
[mümin]lerin kötülüklerini, and olsun, örteriz, onları yaptıklarının
en güzeli ile mükâfatlandırırız.) [Ankebut 7]
(Allah
onların
[müminlerin] kötülüklerini örter, onlara işledikleri şeylerin en güzellerinin
karşılığını verir.) [Zümer 35]
(Allah,
inanıp emirlerini yapan müminlere mağfiret ve büyük ecir vâd etmiştir.)
[Feth 29]
(Elbette
müminler kardeştir.)
[Hucurat 10]
Müminlerle
ilgili hadis-i şeriflerden bazıları da şöyle:
(Müslüman,
elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.) [Buharî]
(Mümin
akıllı, basiretli, uyanıktır. Her işte Allahın rızasını gözetir. Acele
etmez, ilim sahibidir, haramlardan kaçar.) [Deylemî]
(Mümin,
koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya
ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.) [Taberânî]
(Müminler,
birbirine karşı sevgi ve merhamette, yekvücut gibidir. Vücudun bir yeri
rahatsız olunca, bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu
gibi, müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.)
[Buharî]
Geçim
Ehlidir
(Mümin
ülfet eden [iyi
geçinir] ülfet etmiyen ve ülfet edilmiyende hayır yok [Beyhekî]
(Müminin
yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar.) [Deylemî]
(Mümin
lânet etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayâsız olmaz.) [Hakim]
(Mümin
arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez. Toplayıp bıraktığı
eseri de güzeldir.) [Beyhekî]
(Mümin,
yumuşaktır, hafiftir. Munis bir deve gibi boyun eğer, "Ih" denince, yer
sert olsa da çöker.) [Beyhekî]
(Mümin
sert değildir. Yumuşaklığından dolayı ahmak zannedilir.)
[Deylemî]
(Mümin
geçim ehlidir. Arkadaşına rahatlık verir. Münafık ise geçimsizdir, arkadaşına
sıkıntı verir.) [Dare
Kutni]
(Halkın
elindekine göz dikmemek, müminin alametlerindendir.) [Dare
Kutni]
(Komşusu
kötülüğünden emin olmıyan, mümin olamaz.) [Buharî]
(Çevrendekilerle
güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki müslüman
olasın.)
[Haraiti]
İyilerin
Hali
Kime
dinin emirlerini yapmak kolay gelirse, onun salih biri olduğu anlaşılır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ahirete ait istediğine kolayca kavuşur,
dünyaya ait olana kavuşman zorlaşırsa, bil ki sen iyi bir hâl üzerindesin.
Bunun tersi olursa kötü hâldesin!) [Beyhekî]
Müslümanın
vasıfları nelerdir
Sual:
Allahtan korkan müslümanın vasıfları nelerdir?
CEVAP
Allahtan
korkan bir kimse, Onun emirlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle
çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz. Kendine kötülük yapanlara sabreder.
Yaptığı kusurlara tövbe eder. Sözünün eri olur. Her iyiliği Allah için
yapar.
Kimsenin
malına, canına, namusuna göz dikmez. Çalışırken, alış veriş ederken, kimsenin
hakkını yemez. Herkese iyilik eder. Şüpheli şeylerden kaçınır. Makam sahiplerine,
zâlimlere tabasbus etmez, yaltaklanmaz. İlim ve ahlâk sahiplerine saygı
gösterir.
Arkadaşlarını
sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasihat verir. Onlara uymaz.
Küçüklerine merhametli ve şefkatli olur. Misafirlerine ikram eder. Kimseyi
çekiştirmez. Keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hatta faidesiz birşey söylemez.
Kimseye sert davranmaz. Cömert olur. Malı ve mevkii herkese iyilik etmek
için ister.
Riyakarlık,
iki yüzlülük yapmaz. Kendini beğenmez. Allahü teâlânın her an gördüğünü
ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Onun emirlerine sarılır. Yasaklarından
kaçar. İşte, Allahtan korkanlar milletine, ülkesine faydalı olur.
Allahü
teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, inananları şöyle tarif etmektedir:
(Rahîm
olan Allahü teâlânın kulları, yeryüzünde gönül alçaklığı ile vakar ve tevâzu’
ile yürürler. Câhiller, onlara sataşacak olursa, bunlara [sağlık
ve selâmet sizin üzerinize olsun gibi]
güzel söz söyler, [büyük
bir yumuşaklık gösterirler.]
Onlar geceleri secde yapar ve kıyâmda dururlar [namaz
kılarlar.] Onlar,
“yâ Rabbî, Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Cehennem azâbı devâmlıdır
ve çok şiddetlidir. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır” derler.
Birşey verdikleri zaman, isrâf etmez, cimrilik de yapmazlar, ikisi ortası
bir yol tutarlar. Kimsenin hakkını yemez, Allaha şerîk koşmaz, O’ndan başkasına
yalvarmazlar. Allahın dokunulmasını harâm ettiği cana kıyıp, haksız olarak
kimseyi öldürmez, zinâ etmezler. Bunlardan birini yapanın Kıyâmette azâbı
kat kat olur, orada zelîl ve hakîr olarak ebedî bırakılır. Ancak, Allah,
tövbe eden ve doğru îmân eden ve ibâdet ve faydalı iş yapanların kötülüklerini
iyiliğe çevirir. Allah, af ve merhamet sâhibidir. Tövbe edip, amel-i sâlih
işliyen, Allahü teâlâya [tövbesi makbûl ve O’nun rızâsına kavuşmuş olarak]
döner. Onlar yalan yere şâhidlik yapmaz, faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar.
Kendilerine âyetler okunduğu zaman, kör ve sağır davranmazlar,
[dikkat ile dinleyip bu âyetlerle kendilerine yapılması emredilen şeyleri
yaparlar.]) [Furkân
63-73]
Nimete
şükretmek
Namazı
doğru kılan, Allahü teâlânın sayılamıyacak kadar çok olan bütün nimetlerine
şükretmişsayılır. Hadis-i şeriflerde
buyuruluyor ki:
(Namaz,
şükrün bütün aksamını camidir)
(İnsanlara
teşekkür etmiyen Allaha şükretmez. Aza şükretmiyen çoğa şükretmez. Allahın
nimetini söylemek şükürdür, hiç bahsetmemek ise nankörlüktür.) [Beyhekî]
(Nimete
şükretmek, o nimetin gitmesine karşı emandır.) [Deylemî]
(Bir
nimetle her karşılayışta, şükrünü yenileyene, Allah da, onun her şükrüne
karşı yeniden sevab verir. Kim de başına gelen musibeti her hatırlayışta,
"İnna lillah ve inna ileyhi raciun" derse, Allah da her seferinde onun
sevabını artırır.) [Tirmizî]
Allahü
teâlâ, Kur'an-ı kerimde şükredenlerin nimetlerini artıracağını bildiriyor.
Artık bunu bilen kimse, ister şükreder, ister nankörlük eder.
Müslüman,
kusurları gizleyici olmalıdır
Sual:
Bir arkadaşın kusurlarını gizlemek gerekir mi?
CEVAP
Müslüman,
kusurları gizleyici olmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim,
müslümanın aybını örterse, Allah da onun dünya ve ahirette aybını örter.
Kişi, arkadaşına yardımcı olduğu müddetçe, Allah da onun yardımcısı olur.) [Müslim]
(Arkadaşının
aybını gizleyeni Allahü teâlâ, Cennete koyar.) [Taberânî]
(Arkadaşının
aybını örtenin aybını Allah da kıyamette örter. Onun aybını açığa vuranınaybını
da Allah açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder.) [İbni
Mace]
(Ayıp
araştırmayın! Bir müslümanın aybını araştıranın aybı da ortaya çıkar ve
nereyegizlenirse gizlensin, rezil
olur.) [Tirmizî]
(Müslümanın
aybını araştıran, ona kötülük etmiş ve onu kötülüğe itmiş olur.) [Ebu
Dâvud]
(Tövbe
ettiği bir günahtan dolayı birini ayıplayan, aynı günaha müptela olmadanölmez.)
[Tirmizî]
İyi
huylu olmanın yolu
Sual: İyi
huylu olmak ve bunu muhafaza edebilmek için ne yapmalı?
CEVAP
İyi
huylu olmak için ve iyi ahlâkını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle,
iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İnsanın ahlâkı, arkadaşının huyu gibi
olur. Hadis-i şerifde, (İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur)
buyuruldu. Ahlâkı bozan, şehveti harekete getiren kitabları okumamalı,
böyle radyo ve TVden sakınmalıdır.
İyi
huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azabları, hep
hatırlanmalıdır. Mal, mevki arkasında koşanlardan hiçbiri muradına kavuşamamıştır.
Malı, mevkii hayır için arıyan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura
kavuşmuştur.
Allahü
teâlâdan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, (Dünyada,
kalıcı değil, yolcu gibi yaşa! Öleceğini hiç unutma) buyuruldu.
Faydasız
şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmak ve münakaşa etmekten sakınmalıdır.
İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır. Vaktin kıymetini bilip gece-gündüz
ilim öğrenmelidir! İlim, ibâdet içindir. Kıyamette işten, ibâdetten sorulur,
çok ilim öğrendin mi diye sorulmaz. İş ve ibâdet de ihlas elde etmek içindir.
(İslâm Ahlâkı)
İyilerle
beraberlik
İyilerle,
Allahı unutmayan, her zaman hatırlayan kimselerle beraber olmak büyük nimettir.
Büyük
zat oğluna buyurdu ki:
(Oğlum,
Allahı anan bir topluluk görürsen, onlarla beraber ol! Eğer ilim sahibi
isen ilmin onlara faydalı olur. İlim sahibi değilsen, onlardan bir şeyler
öğrenirsin. Allahı hatırlamıyan kimselerle beraber olma ilim ehli de olsan,
ilmin onlara faydası olmaz. İlim ehli değilsen, daha çok zarara girersin.
Eğer Allah onlara gazab ederse, sen de helak olursun. İyilerle beraber
iken, Allah onlara rahmetle nazar ederse, layık olmasan bile, sen de o
rahmetten istifade edersin.)
Melekler,
Allahı anan bir toplulukla karşılaşırlar. Allahü teâlâ meleklere, (Şahid
olun ki ben bunların hepsini affettim) buyurur. Melekler, (Ey Rabbimiz,
bunların içinde başka bir iş için gelen günahkâr biri var. Onu da mı affettin?)
diye sorarlar. Allahü teâlâ, (Evet onu da affettim. Salihlerle beraber
olan kötülerden olmaz.) buyurdu. (Buharî, Müslim)
Arşın
altında şöyle yazılıdır:
(Bir
kimse, salihler gibi amel işlese; fakat günahkârlarla düşüp kalksa, iyi
amelleri boşa gider, kıyamette kötülerle beraber haşrolur. Bir kimse de,
kötüler gibi amel işlese; fakat salihleri sevse, onlarla beraber olsa,
günahları iyiliğe çevrilir, iyi kimselerle beraber haşrolur.) [Kab-ül-Ahbar]
Bir
kimse, ilim sahibi salih kimselerle beraberliğinde onlardan hiç bir şey
öğrenemese bile, yedi ikrama kavuşur:
1-
İlim talebesinin faziletine nail olur.
2-
İlim ehli ile kaldığı müddetçe günahlardan uzak olur.
3-
Evinden çıkışından itibaren rahmete girmiş olur.
4-
İlim ehline inen rahmetten o da istifade eder.
5-
Onları dinlediği müddetçe kendine sevab yazılır.
6-
Melekler ondan memnun olur.
7-
Attığı her adım, günahına kefaret olur.
Allahü
teâlâ, ona altı ikramda daha bulunur:
1-
İlim ehliyle bulunmayı ona sevdirir.
2-
Âlime uyanlar gibi sevaba kavuşur.
3-
O toplulukta bulunanların birisi affa uğrarsa, buna da şefaat eder.
4-
Kötülerin, günahkârların gittiği yerlerden kalbi soğur.
5-
Allah yolunda olanların, salihlerin yoluna girmiş olur.
6-
Allahın emrini yerine getirmiş olur. (Ebulleys)
Bir
kimse, peygamber efendimize, kıyametin ne zaman kopacağını sordu. O na
(Kıyamet
için ne hazırladın?) buyurdu. O kimse (Fazla ibâdetim yok. Fakat Allah
ve Resulünü seviyorum) dedi. Peygamber efendimiz ona, (Kişi sevdiği
ile beraber olur. Sen de ahırette sevdiğinle beraber olacaksın) buyurdu.
(Buharî)
Bir
kimse şunlarla beraber olursa:
1-
Âlimlerle beraber olanın ilmi artar.
2-
Salihlerle beraber olanın, ibâdete rağbeti ve günahlardan kaçma arzusu
artar.
3-
Fâsıklarla [açıktan günah işliyenlerle] düşüp kalkanın günah işleme cüreti
artar.
4-
Zenginlerle düşüp kalkanın dünya sevgisi artar.
5-
Fakirlerle beraber olanın şükrü artar.
Bir
kimse, âlimlerle, salihlerle beraber olsa, hiç bir şey istifade edemese
bile, onların yüzüne bakması onun için büyük bir nimettir. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Âlimin
yüzüne, Kâbeye ve Mushafa bakmak ibâdettir.)
[Ebulleys]
Tatlı
dil ve güler yüzün önemi
Sual: Güler
yüz ve tatlı dilin önemi hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
Hikmet
ehli zatlar buyuruyor ki:
Müslüman
güler yüzlü, münafık asık suratlı olur.
Tebessüm,
bedavadır, alanı mutlu eder, vereni üzmez.
Huzurun
anahtarı tebessümdür.
Tebessüm
edemeyen zavallıdır.
Tebessüm
ateşinde erimeyen maden bulunmaz.
Gülümsemesini
bilmek, iki cihan mutluluğuna sebep olur.
İslâmiyet,
sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik dinidir.
Dostlara
doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir.
Başarının
sırrı, güler yüz, tatlı dil ve güzel siyasettir. Güzel siyaset, herkesin
memnun olması demektir.
Düşmanınıza
iyilik edin, hediye verin. Kırıldığınız arkadaşınıza iyilik edin, sıkıldığınız
insana güler yüz gösterin. Bunları yaparsanız rahat edersiniz.
Bir
kimsenin velî olduğu; tatlı dili, güzel ahlâkı, güler yüzü, cömertliği,
münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile
anlaşılır.
Güzel
ahlâklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah
için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını
korur. Güzel ahlâklı bir zata, kötü huylu hanımı ile nasıl iyi geçindiği
sorulunca, (İyi huylu ile herkes geçinir. Marifet kötü huylu ile geçinebilmektir.
Onun kötü huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır)
dedi.
Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Arkadaşının
yanında suratı asık durana melekler lânet eder.)
(Arkadaşının
yüzüne tebessüm etmek sadaka gibi sevaptır.)
(Arkadaşının
yüzüne sevgi ile bakmak ibâdettir, güler yüz göstermek ise günahlara kefarettir.)
(Arkadaşına
faydan yoksa, bari zararın olmasın! Onu sevindiremediysen üzme bari. Onu
övmemişsen, hiç değilse kötüleme!)
(Hediyeleşirseniz,
birbirinizi seversiniz.)
(İyiliği,
güzel yüzlülerden talep ediniz.)
(İyi
kadın, güzel ve güler yüzlü olandır.)
(Güzel
huy gibi asalet olmaz.)
(Güzellik,
kiminde daha güzeldir: Adalet güzeldir, fakat idarecide daha güzeldir.
Cömertlik zenginde daha güzeldir. Hayâ güzeldir, kadında daha güzeldir.)
(Geceleri
çok namaz kılanın yüzü güzel olur.)
(Güzelin
güzeli güzel ahlâktır.)
İnsanlarla
iyi geçinebilmenin şartları
Sual:
Karşılaştığımız insanların kimisi iyi, kimisi kötüdür. Herkesle iyi geçinebilmek
için ne yapmak gerekir?
CEVAP
İnsanlarla
iyi geçinebilmenin iki şartı vardır:
1-
İyi bir insan olmak,
2-
İnsanları iyi tanımak.
Bu
iki şarta malik olan, herkesle iyi geçinir. İyi insan olmak için, dinimizin
emir ve yasaklarına riayet etmek kâfidir. İnsanları tanımak için de şunları
bilmek gerekir:
İnsanlar
üç kısımdır: Birinci kısımdakiler, gıda gibidir, her zaman gerekir. İkinci
kısımdakiler, ilaç gibidir, bazan gerekir. Üçüncü gruptakiler hastalık
gibidir, istenmez, fakat musallat olur. Bunlara müdara edilir.
Kendisine
veya başkalarına zarar gelme korkusundan dolayı iyiliği emretmek ve haramı
men etmek mümkün olmazsa, böyle durumlarda fitneye mani olmak için susmaya,
müdara etmek denir. Müdara, dini veya dünyayı zarardan kurtarmak için,
dünya menfaatinden vermektir. Kalben nefret edip, haramı men etmek istediği
hâlde, müdara yapmak caizdir. Hatta sadaka sevabı hasıl olur. Ancak akıllı
kimse, iyi geçinir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İyi
geçinmek aklın başıdır.)[Beyhekî]
(İyi
geçinmek aklın yarısıdır.)
[Deylemî]
(Allahü,
farzları emrettiği gibi, müdara etmemi de emretti.)
[Deylemî]
Müdara
ederken tatlı dilli ve güler yüzlü olmak gerekir. Herkesle müdara ederek
sohbet etmelidir! Yani, hep tatlı dilli ve güler yüzlü olmalıdır. İyi ve
kötü, herkes ile karşılaşınca, böyle olmalıdır. Fakat, kötülere ve sapıklara
müdahene etmemeli, onun sapık yolundan razı olduğunu zan ettirmemelidir.
(Hindiyye)
[Müdara,
islâmiyetin dışına çıkmadan, gönlünü almaktır. Müdahene, birinin gönlünü
alırken, islâmiyetin dışına çıkmak, günaha girmektir.]
(İyi
geçinmek aklın başıdır.)
hadis-i şerifti, ancak akıllı kimsenin insanlarla iyi geçineceğini bildirmektedir.
(Beyhekî)
İbrahim
Hakkı
hazretleri buyuruyor ki:
Allahü
teâlâ, insanlarla iyi geçinmemizi emrederek hadis-i kudside, (Kötülük
edene iyilik eden, gelmiyene giden, uzak durana yaklaşan, yemek vermiyene
yemek veren, en üstün olandır. Affedin, ayıp örtün, merhamet edin ki merhamete
kavuşun! İnsanlara karşı iyi huylu olanı severim ve insanlara onu sevdiririm.)
buyurdu.
Hadis-i
şeriflerde de buyuruldu ki:
(Selâm
verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur. ) [İ.E.dünya]
(Kim,
bir müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindirse, Allahü teâlâ, kıyamette
en sıkıntılı anlarda, onu sıkıntılardan kurtarır.) [Buharî]
(Îmanı
en kuvvetli olan, ahlâkı en güzel ve hanımına karşı en yumuşak olandır.
) [Tirmizî]
(Söz
veriyorum, tartışmayan, haklı da olsa, kimseyi incitmeyen cennete girer.) [Tirmizî]
(Ebdaller,
çok namaz kıldığı, çok oruç tuttuğu için değil, merhametleri ve cömertlikleri
sebebiyle Cennete girer.)
(Amellerin
üstünü mümini sevindirmektir.)
(Müminin
yüzüne bakmak ibâdettir, güler yüz göstermek ise günahlara kefarettir.
Mümini sevindiren Allahın rızasına kavuşur.)
(Komşu
ile iyi geçinmek, sadece ona eziyet etmemek değil, onun eziyetine de katlanmaktır.)
(Mümine
faydan yoksa, bari zararın olmasın! Onu sevindiremediysen üzme bari. Onu
övmemişsen, hiç değilse kötüleme!)
(Ne
ekersen onu biçersin!)
Edeb
Ehli Buyuruyor ki:
Cömertlik
insanın süsüdür. Af, en güzel bir ihsandır. Kerim aza şükreder, adi kimse,
çoğu beğenmez. Kerim, sözünde durur, sözünde durmıyanı da affeder. Herkesin
verdiği eziyete, sıkıntıya katlanır, fakat hiç kimse ondan incinmez. Kendine
söylenince razı olmıyacağın sözü başkalarına söyleme! Başkalarının seninle
nasıl konuşmasını istiyorsan, sen de onlarla öyle konuş! Özür dileyenin
özrünü kabul et! Seni üzeni affet, ona iyi davran! Verdiğin sözü tut, ettiğin
iyiliği gizle, başa kakıcı olma! Başkası için kuyu kazan kendi düşer. Halka
ihsan eden, Haktan ihsan görür. Sana söz getiren, senden de söz götürür.
(M.Name)
Dosta,
düşmana, iyi, kötü, herkese, tatlı dil ve güler yüz göstermeli, fitne çıkarmamalı,
düşman kazanmamalıdır. İnsanlara yapılacak en faydalı ihsan, en kıymetli
hediye, tatlı dil ve güler yüzdür. İneğe tapanları görünce, ineğin ağzına
ot vererek, düşmanlıklarına mani olmalıdır! Hafız-ı Şirazinin, (Dostlara
doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir.)
sözüne uymalı, af dileyenleri affetmelidir! Herkese karşı iyi huylu olmalı,
yumuşak söylemeli, sert söylememelidir! Kimse ile münakaşa etmemelidir!
Münakaşa, dostluğu azaltır, düşmanlığı artırır.
Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Haklı
iken de, münakaşayı terkedene, Cennette bir köşk verilir) [Taberânî]
(Haklı
da olsa, münakaşayı terketmiyen, hakiki imana kavuşamaz)
[İ.Ebiddünya]
Müslüman
vefakâr olur
Sual: Vefa
ne demektir, neyi gerektirir?
CEVAP
Vefa
demek, gerek hayatta iken ve gerekse öldükten sonra sevgi ve alakayı devam
ettirmek demektir. Ölen bir kimseye az bir vefa göstermek, hayatta yapılan
çok iyiliklerden daha makbuldür. Çünkü insan, hayattaki arkadaşına bir
iyilik edince, belki bir karşılık bekliyebilir. Öldükten sonra yapılacak
iyiliğe riya karışması zor olur. Ölüler için duâ ve istigfar edilir. Yapılan
iyiliklerin sevabı bağışlanır. Hayattaki akrabalarına, dostlarına iyilik
edilir. Peygamber efendimiz, ihtiyar bir kadına ikramda bulundu. Sebebini
soranlara buyurdu ki: (Bu kadın, Hadice hayatta iken bize gelir giderdi.
Ahde vefa, dindendir.) [Hakim]
Arkadaşın
dost ve akrabalarını arayıp sormak vefakarlığın şartlarındandır. Onların
haklarına riayet, arkadaşa ikram etmekten daha kıymetlidir.
Vefasızlık
şeytanı çok sevindirir. Mesela arkadaşların arasındaki muhabbetin azalması,
kırgınlığın zuhur etmesi şeytanı çok sevindirir. Şeytanı sevindirmemek,
hile ve oyununa gelmemek için vefakarlığa devam etmeli, arkadaşın kusurlarını
fazilet, hakaretlerini de iltifat olarak kabul etmelidir. İki arkadaştan
biri, diğerine sert baktığı zaman, şeytan zil takıp oynar. Allahü teâlâ
da buyuruyor ki: (Kullarıma söyle, güzel konuşsunlar! Çünkü şeytan,
aralarını bozar.) [İsra 53]
Onun
için kırıcı konuşmaktan, üzücü konuşmaktan ve sert bakmaktan uzak durmalıdır!
Allah dostlarının duruşu bile sevgi telkin eder. Böyle bir kimse, makam
sahibi de olsa, eski arkadaşlarını arar. (Kerem sahibi, darlık zamanlarında
kendileriyle düşüp kalkanları, genişlik zamanlarında da ararlar.) denmiştir.
"Kara
Gün Dostu"
Sıkıntılı
anında arkadaşın yardımına koşmalı, "Kara gün dostu" olmaya çalışmalıdır.
Şeytan, nefs ve kötü arkadaş, ara bozmaya çalıştığı için arkadaşlığı devam
ettirmek zor olur. Bunun için "Arkadaşlık ince ve latif bir cevherdir.
Korunmasını bilmezsen kazaya uğrar." demişlerdir. Bu cevheri korumak
arkadaşta kusur aramamak ve hiçbir hatasını görmemektir. Çünkü kusursuz
insan olmaz. Kusursuz insanla herkes geçinir. Asıl yiğitlik, kusurlu arkadaşla
iyi geçinmektir. Daima onu kendine tercih etmelidir!
Vefakar
olmanın şartlarından biri de, dostun sevmediklerini, düşmanlarını sevmemektir.
Dostun düşmanı ile birlikte gezip dolaşmak, düşmanlıkta ortak olmak demektir.
Eski
zatlardan birinin oğluna vasiyeti şöyle:
(Oğlum,
herkesle arkadaşlık edilmez. İhtiyaç içinde olduğun zaman senden uzaklaşan,
genişlik zamanında malına göz diken ve yükseldiği vakit sana üstünlük taslıyan
kimse ile arkadaş olma!)
O
hâlde, ihtiyacı olan arkadaşa yardım etmeli, ondan bir menfaat beklememeli
ve ona karşı hiçbir üstünlük göstermemelidir! Her şeye itiraz eden, hayır
öyle değil, diyen, arkadaşlarını düşman etmekle kalmaz, bütün insanların
nefretini kazanır.
Arkadaşın
yanında "Şu benim, şu senin" dememelidir! İbrahim bin Şeyban hazretleri,
"Bu benim kalemim diyenle arkadaşlık etmezdik." buyururdu. "Bunu senin
için yaptım" demekte onu minnet altında bırakmak olur, soğukluğa sebeb
olur. Bir arkadaş, "Kalk gidelim! deyince hemen kalkıp gitmeli, "Nereye?"
diyesormamalıdır! İyi arkadaş kötü
yere götürmez. Âlimin biri, Çağırdımız zaman nereye diye soranla arkadaşlık
etmezdik" buyururdu. Arkadaşın kusurlarını görmemek, mürüvvetten, vefadandır.
Vefakar
olmak, yani sırf Allah rızası için sevmenin mükâfatı büyüktür. Hadis-i
şeriftebuyuruldu ki:
(Kıyamette
hiç bir himayenin bulunmadığı zaman, Allahın himayesinde bulunacak yedi
kişiden biri, birbirini
[sırf Allah rızası için] sevenlerdir.) [Buharî]
Küs
durmak caiz midir?
Sual: Dinimizde
küs durmak caiz midir?
CEVAP
Erkek
olsun, kadın olsun, dünya işleri için, müminin mümine darılması, yani onu
terk edip uzaklaşması, aradaki bağlılığı, ilgiyi kesmesi caiz değildir.
Müslüman
olan ve dine uygun yaşayan akrabayı ise, hiç olmazsa haftada veya ayda
bir ziyâret etmeli, kırk günü geçirmemelidir.
Uzak
memlekette ise, mektupla, telefonla veya haber göndererek gönlünü almalıdır.
Dargın olsa da ziyareti ve gönlünü almayı ihmal etmemelidir.
Akrabası
gelmezse, cevap vermezse de, giderek veya hediye, selâm göndererek, yahut
mektup ile, telefon ile yoklamaktan vazgeçmemelidir. Allahü teâlâ, müslüman
olan ve sâlih olan akrabayı ziyareti emrediyor. Bunun tersi olanları ziyaret
etmeyi emretmiyor. Hele kendilerinden zarar gelecek günahkâr akrabadan
uzak durmak gerekir.
Barışmak
gerekir
Dargın
olana, üç günden önce gidip barışmak, daha iyidir. Güçlük olmaması için,
üç gün izin verilmiştir. Daha sonra günah başlar ve gün geçtikçe artar.
Günahın artması, barışıncaya kadar devam eder. Hadis-i şerifte buyuruldu
ki;
(Sana
darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et!) (İbni
Ebiddünya)
(Esselamü
aleyküm) diyene on sevab verilir. Esselamü aleyküm ve rahmetullah diyene
yirmi sevab verilir. Esselamü aleyküm ve rahmetullah ve berekatüh diyene
otuz sevab verilir. Cevap vermekte de böyledir.
Üç
günden fazla dargın duran kimse, şefaat olunmazsa, affolunmazsa, cehennemde
azap görecektir. Günah işleyene, ona nasihat olmak niyeti ile ondan uzak
durmak iyidir. Allahü teâlâ için darılmak olur.
Birbirine
dargın olanları barıştırmak gerekir. Hadis-i şerifte, (Hastanın hâlini
sormak için 2 km git, küs olan kimseleri barıştırmak için 4 km, bir din
kardeşini ziyâret etmek ve ilim adamından bir mesele öğrenmek için de 6
km git!) buyuruldu.
Hz.
Mûsâ, (Yâ Rabbî, dargın olanları barıştırana ne ecir verirsin? diye sordu.
Hak teâlâ, (Kıyâmet gününde selâmet verir, korktuğu şeylerden emîn eder,
umduğu şeylerle şereflendiririm.) buyurdu.
Dargın
olanların, bayramı veya başka bir günü beklemeyip, hemen barışması gerekir.
Hoşgörülü
olmalı
Allahü
teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz,
hoşgörülü olur. İyi insan, yani mümin herkesle iyi geçinir. Başkalarına
sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır.
Bir
kusurundan dolayı iyi bir kimseye darılmamak gerekir. Dargınlık olsa bile
3 günden fazla sürmemelidir. Bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa,
daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir
müminin din kardeşiyle üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün
geçtikten sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır.
O kimse selamını alırsa, birlikte, sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa
günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.)
(İnsanların
amelleri, pazartesi ve perşembe günleri Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ
da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu magfiretten birbirine
kin tutan iki kişi istifade edemez. Cenab-ı Hak, “O iki kişi barışıncaya
kadar amellerini getirmeyin” buyurur.)
(Müslüman
kardeşine, üç günden fazla dargın duran kimse, ölünce Cehenneme gider.)
[Cehennemde
günahı kadar ceza çektikten sonra çıkar.Yahut şefaate veya affa uğrarsa
hiç Cehenneme girmez.]
Edep
ne demektir, önemi nedir?
Sual: Edep
ne demektir, dinimizde yeri nedir?
CEVAP
Edeb,
güzel terbiye, iyi davranış, güzel ahlâk, hayâ, nezaket, zarafet gibi manalara
gelir. Mesela terbiyeli çocuk, edebli çocuk demektir. Hadis-i şerifte,
(Evladınıza ikram edin, edebli, terbiyeli yetiştirin!) buyurulmuştur.
Âdab, edebler, güzel huylar, iyi haller ve davranışlar; her konuda haddini
bilip sınırı aşmamak demektir.
Dinimiz
İslâmiyet, baştanbaşa edebdir. Edeb, kulun kendisini Cenab-ı Hakkın iradesine
tabi etmesi, güzel ahlâklı olmasıdır. Hadis-i şerifte, (Sizin en iyiniz,
ahlâkı en güzel olanınızdır.) buyuruldu.
Hz.Ömer,
(Edeb,
ilimden önce gelir) buyurdu. Çok heybetli olmasına rağmen, edebinden,
hayâsından Resulullahın huzurunda çok yavaş konuşurdu. Peygamber efendimiz
de, bir kimsenin yanında iki diz üzerine oturur, ona saygı olmak için mübarek
bacağını dikip oturmazdı. Hadis-i şerifte, (Resulullahın hayâsı, bakire
islâm kızlarının hayâsından çoktu) buyuruldu.
İbni
Mübarek
hazretleri buyurdu ki: (Bütün ilimleri bilenin eğer edebinde noksanlık
varsa, onunla görüşmediğime üzülmem, bunu kayıp saymam. Fakat edebli ile
görüşemesem üzülürüm.)
Hikmet
ehli buyuruyor ki:
İlim
gibi edeb de, öyle bir hazinedir ki, onu hiçbir hırsız çalamaz. Din ve
dünya güzelliği bundadır. İnsanı hayvandan ayıran edebdir.
Edebi
gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakka kavuşamaz.
İnsanlar
edebe ilimden çok daha fazla muhtacdır.
En
büyük edeb, ilâhî hududu muhâfaza etmek, gözetmek, Allahü teâlânın emirlerine
uymak, yasaklarından sakınmaktır.
Bir
kimsenin edebli olması, iyi kalblilik ve akıllılık alâmetidir.
İnsan
edeb ile dünyâ ve âhirette yüksek derecelere kavuşur.
Edeb
şiirle de ifade edilmiştir:
Edeb
ehli mazlumdur, zalim olmaz,
Edebsiz
ilim öğrenen âlim olmaz.
İlim
meclislerinde aradım, kıldım taleb,
İlim
geride kaldı ille edeb ille edeb.
Edeb
bir tâc imiş nûr-i Hüdâdan
Giy
ol tâcı emin ol her belâdan
Edeb
bu kadar önemli olmasına rağmen, emredileni yapmak edebden önce gelir.
(Emre uymak, edebi gözetmekten önce gelir) sözü meşhurdur.
Kimseye
yük olmamak lazım
Sual: Kalbini
kırmadan arkadaşla iyi geçinmenin yolu nedir?
CEVAP
Arkadaşla
iyi geçinmek için ona yük olmamak gerekir. İmkan dahilinde ihtiyaçları
ondan gizlemeli, yardım talebinde bulunmamaya gayret etmelidir! Mal, para
gibi şeyler de istememelidir! Bir makama geçmek için ondan yardım talebinde
de bulunmamalıdır!
Fazla
hürmet, ikram ve lüzumsuz hizmetlerle ona ağırlık vermemelidir! Kendisinin
yapmak istemediği bir şeyi arkadaşından beklemek, ona zulmetmek demektir.
Arkadaşa bir iş yapma teklifinde bulunmıyan fazilet göstermiş olur.
Fudayl
bin İyad
hazretleri buyurdu ki: (İki arkadaşın aralarının açılması, fuzuli külfetler
yüzündendir. Ziyaretine gittiği arkadaşı, lüzumsuz bir sürü zahmete, külfete
girince, insan bir daha ziyaretine gitmez.)
Hz.
Ali
buyurdu ki: (Dostların kötüsü, senin için külfete giren, seni özür dilemeye
mecbur bırakandır.)
Çeşitli
zahmetlere giren bir kimse, arkadaşına ağırlık vermiş olur. Bu suretle
kendisinden çekinilir. Yalnız iken nasıl hareket ediyorsa, arkadaşı varken
de öyle hareket eden kimse ile arkadaşlık kolay olur. Yanımızda ev kıyafeti
ile duramıyan arkadaş bizden çekiniyor demektir. Bu ise samimi olamamanın
alametidir. İki arkadaştan biri diğerinden çekiniyorsa, biri kusurlu demektir.
Cüneyd-i
Bağdadi
hazretleri buyurdu ki:(İki arkadaştan birinin diğerinden çekinmesi, mutlaka
birinin kusurundandır.)
Cafer-i
Sadık
hazretleri buyurdu ki: (Arkadaşlarından bana en çok ağırlık vereni benim
için külfet ve zahmete giren ve bu suretle kendisinden çekindiğim kimsedir.
Yalnız iken nasılsam, onunla beraber bulunduğum zaman da davranışımı değiştirmediğim
kimseyi ise çok severim.)
Ülfetin
şartı, külfeti terketmektir. Külfeti olmayanın ülfeti ve sevgisi artar.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Mütteki
olan, külfet ve zahmet vermez.)
[Dare Kutni]
(Kendine
reva gördüğünü, sana reva görmiyenin arkadaşlığında hayr yoktur)
[İ. Adiy]
Arkadaşlarla
iyi geçinmek, sadece onlara yük olmamak, onlara sıkıntı vermemek değil,
onlardan gelecek sıkıntılara da katlanmak demektir. Allahü teâlâ, Musa
aleyhisselama vahyetti ki:
(Beni
seven, arkadaşının eziyetine katlanır.)
[İ.Gazali]
İhtiyaçlarımızı
görecek, sıkıntılarımıza katlanacak arkadaş arıyorsak, arkadaş değil, bir
hizmetçi arıyoruz demektir. İhtiyaçlarına koşacağımız, eziyetlerine katlanacağımız,
dertlerine ortak olacağımız insanlarla Allah için arkadaş olmalıyız. Hz.
Aişe validemiz buyurdu ki: (Mümin, müminin kardeşidir, onu ne ganimet
bilir, ne de ondan çekinir)
Lüzumsuz
tekliflerde bulunarak arkadaşa yük olmamalıdır! Mümkün mertebe ihtiyacını
arkadaştan gizlemelidir! Ondan mal ve mevki istememelidir! Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Halktan
bir şey istemiyeceğine söz verenin Cennete girmesine kefilim.)
[Nesâî]
(Sakın
kimseden bir şey isteme! Kırbacın düşse bile, başkasından isteme, inip
kendin al! Emanet bir şey de almamaya gayret et!)
[İ.Ahmed]
(Veren
el, alan elden üstündür.)
[Buharî]
Hz.
Ebu Bekir, deve ile giderken, yular düştü, inip yuları aldı. Oradakiler,
(Bize izin verseydin de biz alıp sana verseydik) dediler. Hz. Ebu Bekir,
dedi ki: (Resulullah "Halktan bir şey isteme" buyurdu.) [İ.Ahmed]
Eshab-ı
kiramdan Hz. Sevbanın, deve üzerinde iken kırbacı yere düşerdi de hiç kimseye,
(Şunu bana verir misiniz) demez, deveden iner, kendisi alırdı. (İbni Mace)
İyi
bir arkadaş olmak için, arkadaşımız, günah işleyince bizim istigfar etmemiz,
hata edince bizim özür dilememiz, sıkıntılı anlarında yardımına koşmamız
ve hiçbir surette ona yük olmamalıyız. Arkadaşımıza daima iyi haber vermeli,
üzücü olanları söylememeliyiz!
Arkadaşa iyi muamele
et
Salih
bir arkadaş bulunca, ona lüzumlu hürmeti göstermelidir! Onun can ve malını
kendi can ve malından önce tutmalıdır! Ayıplarını araştırmamalı, aybı olsa
bile görmemeli ve kimseye söylememeli, hatta kendi kendine aybını düşünmemeli,
asla münakaşaya girmemelidir! Aleyhinde konuşan olursa, münasip şekilde
susturmalıdır! Alınacağı veya üzüleceği bir söz söylememelidir! Sui zanda
bulunmamalı, uygunsuz hareketlerini dalgınlığa ve unutkanlığa yormalıdır!
Yani bir mazeret arayıp susuz olduğunu kabul etmelidir! Çünkü güzel ahlâk
sahibi, insanları mazur görür. Onların kusurlarını meydana çıkarmaz.
Güzel
ahlâklı mert kimse, insaflıdır. Yani kendisi insafla hareket eder; fakat
başkasından bu insafı beklemez. Böyle bir arkadaşın sevdiklerini sevmeli,
sevmediklerinden ve düşmanlarından uzak olmalıdır! Ona karşı ve herkese
karşı tevazu sahibi olmalıdır! Böyle bir kimseyi kendisine dost ve kardeş
bilmelidir. ona hürmet göstermedikçe ilminden istifade edemez.
Mürüvvet
nedir?
Sual: Mürüvvetin
dinimizdeki yeri nedir?
CEVAP
Mürüvvet,
insanlık, yiğitlik, iyilik cömertlik faydalı olmak, iyilik yapmak arzusu
gibi manalara gelir ki, hallerin en güzeline riayet etmek demektir. Hadis-i
şerifte, (Kimseye zulmetmiyen, yalan söylemiyen ve sözünde duran, mürüvvet
sahibidir) buyuruldu. (Edeb-ün-dünya)
Hikmet
ehli zatlar buyuruyor ki:
Mürüvvet,
her zaman sofrası açık olmak ve insanların işini görmek için hazır beklemektir.
Mürüvvet
iffetli olmak, darlıkta ve genişlikte bol bol ihsanda bulunmaktır. (Hz.
Hasan)
Mürüvvet,
kulun, dinini muhafaza edip nefsini korkutması, misafirini iyi karşılaması,
münakaşalarda, güzel davranması demektir. Ululuk ise, komşuya eziyet etmemek
ve zorluklara göğüs germektir. Kerem de istemeden vermek, yerinde yemek
yedirmek, saile yumuşak davranmak ve bol vermektir. (Hz. Hasan)
Mürüvvet,
dili doğru olmak, arkadaşın kusurlarına tahammül göstermek, herkese iyilik
etmek, komşunun sıkıntısına katlanmaktır. (Hz. Hasan-ı Basri)
Mürüvvet
altıdır, üçü hazarda, üçü seferdedir. Hazarda olan; Kur'an-ı kerim okumak,
mescidleri imar etmek, Allah için kardeş bulmaktır. Seferde olan ise; azığı
çoğaltmak, yol arkadaşı ile az ihtilafa düşmek, günah olmayan işlerde,
gönül almak için şakalaşmaktır. (Hz. Rabia-i Rai)
Mürüvvet,
açık kapı, bol yemek, insanların işini görmek için hazır olmaktır.
Mürüvvet,
sözünde doğru olmak, vadini yerine getirmek, faydalı yerde bol harcamaktır.
Mürüvvet,
dili doğru olmak, arkadaşlarının kusurlarına tahammül etmek, herkese çok
iyilik etmektir. İnsanların elinde bulunana karşı iffetli davranıp onlardan
gelen kusurlara aldırış etmiyen gerçek mürüvvet ehlidir.
Mürüvvetin
şartları: Günahlardan
temizlenmek, insafla hükmetmek, zulümden kaçınmak, hakkı olmayan birşeye
göz dikmemek, hiç kimseyi ücretsiz çalıştırmamak, zayıfa karşı kuvvetliye
yardım etmemek, kötüyü iyiye tercih etmemektir.
Mürüvvetin
tamamı şu ayet-i kerimede bildirilmiştir:
(Allah,
adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder. Çirkin işleri, fenalığı ve
azgınlığı da yasaklar. İyice düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.)
[Nahl 90]
Hz.
Hasan,
birinin, para para dediğini duyunca, "Allah, paraya lânet etsin. Paranın
sözünü eden, paraya tapanın mürüvveti yoktur. Mürüvveti olmayanın dini
de olmaz" buyurdu.
Dindarla
oturun. Dindar bulamazsanız, dünya ehlinin mürüvvet sahibi olanları ile
oturun. Çünkü onlar, kötü söz etmezler. (Hz. Abdulvahid b. Zeyd)
İbni
Ziyad,
bir kabile reisine mürüvvetin ne olduğunu sordu. Reis dedi ki:
Bize
göre mürüvvet dört şeyden ibarettir:
1- Günah
işlemekten uzak durmak. Günah işleyen, zelil olur. Zelilin mürüvveti olmaz.
2-
Malı iyi kullanmak, boşa harcamamak. Malını iyi kullanamayıp muhtaç duruma
düşenin mürüvveti olmaz.
3-
Ehlinin ihtiyacı için çalışmak. Ehlini ele muhtaç edenin mürüvveti yoktur.
4-
Kendine yakışanı yiyip içmek. Bu mürüvvet için kemal sayılır.
Kayser,
Kays bin Sabite sordu:
-
En iyi akıl nedir?
-
İnsanın kendini bilmesidir.
-En
iyi ilim nedir?
-
İnsanın cehaletini bilmesidir.
-
En iyi mürüvvet nedir?
-
İnsanın yüzsuyunun dökülmemesidir.
Yalancının
mürüvveti, cimrinin dostu, hased edenin ve huysuzun rahatı yoktur. (Ahnef
b. Kays)
Ana-babasına
iyilik eden, akrabasını ziyaret eden, arkadaşlarına ikramda bulunan, çoluk
çocuğu ve hizmetçisi ile iyi geçinen, dinini koruyan, malını temiz tutup
fazlasını dağıtan, dilini tutan, gözünü haramdan koruyan, fuzuli işlerden
uzak duran, mürüvvet sahibidir. (Fudayl b. İyad)
Sert
mizaçlı olmak
Sual: Haksızlık
olunca dayanamıyorum. Çok sert mizaçlıyım. Sert mizaçlı olmak dinen kusur
mudur?
CEVAP
Sert
mizaçlı olmak kusur değildir. Ancak dine aykırı olarak sertlik yapmak kusurdur.
Hz. Ömerin sert mizacı övülmüş, takdir edilmiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu
ki:
(İki
melek var, biri sert, biri yumuşak mizaçlıdır. Bunlar, Cebrail ile Mikaildir.
Peygamberlerden biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar İbrahim ile
Musadır. Benim de iki arkadaşımdan biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır.
Bunlar, Ebu Bekir ile Ömerdir.) [Taberânî]
Ana Sayfaya Dön |