e-posta

                                            İslam ve demokrasi

OKULUNA tesettürlü kızları almayan veya alamayan bir İlahiyat Fakültesi Dekanı'nın ekranda büyük bir şevkle Türkiye'nin bu hali ile Müslüman Dünya'ya örnek olabileceğini anlattığına şahit olunca az daha küçük dilimi yutacaktım.

Sonra anladım ki; ona ‘‘Aferin! Müslümanlara örnek olacaksınız’’ diye gaz verenler Batılı Hıristiyanlar. İşte o zaman biraz rahatladım!

Dinimi öven kendi Müslüman olsa bari!

* * *

Defalarca yazdım; Türkiye'nin Müslüman dünyaya örnek olma projesi doğru bir projedir, ancak Türkiye bu haliyle, demokrasi konusunda diğer Müslüman ülkelere ne kadar fark atarsa atsın; örnek olamaz.

Türkiye Doğu'ya gitmeden Batı'ya varamaz!

Batılılaşma projesi
de doğru bir projedir, ancak bu projenin Doğu paranoyası ile birlikte yürümediği 78 yıllık Cumhuriyet tarihinde ayan beyan bellidir.

Millet, Cumhuriyetçi Aydınlamacıların Doğu paranoyasını kendi kimliğinin inkárı olarak algılamıştır ve Batı projesi kendi lehine bir sürü teklif getirse de; kuşku ile karşılamaktadır.

Bu ikilem halen devam etmektedir.

En güzel canlı örneği de İlahiyat fakültelerine ve İmam Hatip'lere tesettürlü öğrencilerin alınmamasıdır!

Hálá Cumhuriyet Doğu/Arap paranoyası nedeniyle kimlik inkárında ısrarlıdır.

* * *

Öte yandan hepimiz biliyoruz ki; bir nesnenin diğer bir nesneye örnek olması meselesi bir gönüldaşlık meselesidir.

Çocuklar anne ve babalarını gönülden örnek alarak büyürler ve onlara benzemeye çalışarak yetişkin olmaya başlarlar.

Biz bir inattır, ‘‘Batı bizi örnek görüyor diye’’ kendi kendimize gelin güvey olup duruyoruz.

Doğu'ya fikrini sormayı bir türlü akıl edemiyoruz!

* * *

Ayrıca meseleye de yanlış yaklaşıyoruz!

Meseleye Kuran'ın demokrasi uğruna reform edilmesi olarak yaklaşıldığında hem bir sürü insanı ürkütüyoruz, hem de metodolojik hata yapıyoruz.

Kavramamız gerekir ki; dinler ve onlara yön veren ilahi kitaplar demokrat olmaz!

Zira, kitapların gösterdiği ‘‘dünyevi doğru yol’’ dahi bir siyasi proje değildir.

Kitaplar genel çerçevede adına ahlak dediğimiz ve ‘‘doğru yolu’’ gösteren harita ve onun çerçevesinde normlar (nasihat) ile uğraşırlar.

Bu normlar ile demokrasi arasında hiçbir çelişki yoktur; hatta bu normların en özgür yaşanacağı ortamın demokrasi olduğu dahi iddia edilebilir.

Ancak, bu öneri siyasal bir önermedir.

Açıkçası; bu normların başka düzenlerde (İslami demokrasi!) yaşanabileceği de iddia edilebilir.

Mesele ‘‘siyasi tercih meselesi’’ olduğuna göre; tartışmamız gereken konu İslam'ın değil, Müslümanların demokrat olup olamayacağı konusudur.

(Yarın devam edeceğim.)

Hosted by www.Geocities.ws

1