Sen sofusun hep dinden dem vurursun
Banada sapık dinsiz der durursun
Peki ben ne görünüyorsam o’yum
Ya sen ne görünüyorsan o’musun
Ömer Hayyam

Şirk ve Müşrik


Tanrı deyince aklımıza ne gelir...?
Göklerde elinde asası tahtında oturan, bazen öfkelenip gazaba gelen, gazaba geldikçe kullarını cehennem ateşinde yakan, bazen de bizi bağışlayan ve cennetin hayallere bile zor sığan nimetleri ile mükafatlandıran bir Göksel Varlık..? Ya da, skolastik düşüncenin kurucusu Johannes Scotus Eriugena’nın dediği gibi sonsuzdan gelip sonsuza uzanan bir sır, ucu bucağı olmayan bir enerji, bir Kozmik Bilinç'midir Tanrı dediğimiz ?
Bir Kutsal kitap düşünün, kainatı ve bu kainattaki bütün canlıları yaratan, onların sevgi ile birbirlerini kucaklamalarını isteyen Tanrı adına onun hükümlerini size ilettiğini söylüyor..
Ve o hükümler ki, milyarlarca insanın yaşamlarını bir şekilde etkiliyor.. Bir kısım insanlar hep o hükümlere göre karar veriyor, yaşamlarını inançları doğrultusunda hep o hükümlere göre düzene sokuyor.. Ve bazıları sadece kendi yaşamlarını değil, başkalarının yaşamlarını da bu hükümlere uydurmaya çalışıyor öyleki, bu insanlar Kutsal kitaptaki hükümler gereği olarak bu uygulamaların yerine getirilmesinde kendilerini vazifeli hissediyor..
İnsanlığın en büyük yanlışı bu mu, sorusu da buradan, bu sonsuz enerjinin insanlara kitaplar gönderdiği inancından başlıyor görünmekte.. Öyle bir inanç ki dünya asırlardır bu dinsel inançlar yüzünden birbirine girmiş durumda.. Bu kavram içinde, herşeye muktedir olan sonsuz enerji, yani Tanrı'nın insanlara verdiği akılla onları kontrol etmediği, ya da edemediği ama, kitaplar ve peygamberler göndererek, onların vasıtası ile yarattığı insanları ısrarla kendine inandırmaya ve kontrol altına almaya çalıştığı görülüyor.
Gönderdiği son kitap olan Kuran'a baktığımızda, Allah'ın insanları, bu konuda akıllarına gelen soruları kabul etmeden, hatta bunu büyük günah sayaraktan, onları biraz da sonu gelmeyen cehennem ayetleri ile cezalandıracağını söyleyerek doğrudan kendisine ve peygamberine inanca çağırdığını görüyoruz..
Kuran, içeriğindeki ayetlerin devamlı olarak Allah’dan geldiğini, diğer dinlerin değil, İslam’ın hak dini olduğunu söylüyor ve bu ayetlerin Allah kelamı olduğunun inkar edilemiyeceğini tekrarlıyor.

Al-i Imran/19 Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.

Al-i Imran/102Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.

Kişi Müslüman olarak ölmediyse durumu ne olacaktır..?
Tanrı, bir din göndermiş olmamıştır, sonra bir din daha göndermiş bu din de amacına ulaşmamıştır.. Son olarak da İslam dinini göndermiş ve son gönderdiği ile diğerlerini sapıklıkla suçlamıştır..

3. Ali Imran../ 85..İslam’dan başka dinlere rağbet edenler tam bir sapıklık ve ziyan içerisindedirler..

Bu ifadeye göre, dünyada 5 milyardan fazla insan, Müslüman olmadığı için sapıklık ve ziyan içindedirler..
Ömer Hayyam, kendisinden başkasını doğru görmeyen, diğerlerine sapık diyen Müslümanları dörtlüğünde anlatıyor. Bu dörtlük bugün, herşey Kuran'da yazılıdır, batı bilimi Müslümanlardan almıştır diyen softa politikacılar için iyi bir örnektir.

Dünya üç beş bilgisizin elinde
Onlarca her bilgi kendilerinde.
Üzülme, eşek eşeği beğenir
Hayır var sana kötü demelerinde..

Tanrı, daha önce gönderdiği dinlerle insanları yola getiremediğini görerek, son olarak da İslam’ı gönderiyor ve başka dinden olanların bu dine dönmesini istiyor.. Bütün bu inanç sistemine baktığımızda, Tanrı tekdir ama gönderdiği dinler birden fazladır… Herşeye muktedir olan Tanrı'nın, ilk gönderdiği dinler ile amacına ulaşamayıp, daha sonra İslam dinini göndermesi ise meçhul sırlar taşımaktadır.
Şirk kelime anlamı olarak Tanrı’ya ortak koşmaktır.. İslam inancına göre Allah’a ortak koşan kimse Müşrik’dir ve yeri cehennemdir..
Kuran'da Allah herşeyden önce, ısrarla kullarının kendisine inanmalarını ve kesinlikle başka bir ilaha inanmamalarını istemektedir.. En büyük günah şirktir.. Başka ilaha inananların gidecekleri tek yer de cehennemdir ve bu Kuran’da çeşitli ayetlerde defalarca yazar.

2.Bakara/22. O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah'a şirk koşmayın.

5.Maide/82. İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile, şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da "Biz Hristiyanlarız" diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde keşişler ve râhipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.

31.Lokman/13. Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.

69.Hakka/9. Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler halkı (Lût kavmi) hep o günahı (şirki) işlediler.

4.Nİsa/116. Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.

17.İsra/39. İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme; sonra kınanmış ve (Allah'ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

22.Hac/ 31. Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini tanıyan müminler olun). Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir.

29.Ankebut/ 68. Allah'a karşı yalan uyduran yahut kendisine hak gelmişken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok!

29/69. Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.

46. Ahkaf/5. Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların tapmalarından habersizdirler.

Bu kadar yüce bir varlığın yarattığı kulları tarafından kendisine ortak koşulmamasını isteme gibi bir zorunluluğa ihtiyacı varmıdır…? Bu akla ilk gelecek olan soru olarak beliriyor.
İkinci soru ise, ısrarla kullarının kendisine inanmasını isteyen kutsal kitaplardaki Tanrı, neden sorgulayan kişilere içinde çelişkilerle dolu bir kitap yerine, daha inandırıcı bir ileti sistemi bulamamıştır..? Tanrı yarattığı insana bir akıl vermiştir, ama o insanın o akılla kendi içinde sorgulama yapmasını istememektedir..
Herhalde bu sorular İslam inanırlarının öncelikli olarak cevabını bulmaları gereken sorular olarak geliyor.
Her nekadar İslam'ın bir hoş görü dini olduğu söyleniyor olsa da, Kuran, Şirk içinde olan insanlar için farklı bir konum getirmektedir.

Tevbe/113. (Kâfir olarak ölüp) cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yaraşır ne de inananlara.

Rivayet edildiğine göre Resulullah amcası Ebu Talib için Allah’tan mağfiret dilemek istemiş, bunun üzerine yukarıdaki ayet inmiştir.. Daha öncede İbrahim Peygamber, babasının affı için Allah’a dua edeceğine dair babasına söz vermiş ve Allah’tan onun affını istemişti.. Fakat babasının Allah düşmanı olduğunu anlayınca dua etmeyi bırakmıştır.. Aşağıdaki ayet de onunla ilgilidir..

Tevbe/114. Ibrahim'in babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözden dolayı idi. Ne var ki, onun Allah'ın düşmanı olduğu kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz ki Ibrahim çok yumuşak huylu ve pek sabırlı idi.

Konuyla ilgili bir hadiste şöyle der..

Yine Ebu Hureyre Radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kıyamet günü, ateşten bir parça, boyun şeklinde uzanır. Bunun, gören iki gözü, işiten iki kulağı, konuşan bir dili vardır. Der ki: "Ben üç takım (insanı cezalandırmak) için vazifelendirildim: Allah'la birlikte bir başka ilaha dua eden kimse, bile bile zulmeden cebbâr, tasvirciler."
Tirmizi, Cehennem 1, (2577).

Kardeşlik, dostluk ve sevgi dini olduğu iddia edilen Islâm, diğerlerine nasıl bakar..?
Önce En'am /108. Ayette, Allah'tan başkasına tapanlara (ve putlarına) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini câzip gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir. Der..

Sonra, Tevbe / 28...Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir.. demektedir..

Kimdir Müşrik…?
Sözlük tanımına göre, Müşrik, şirke giren yani Tanrı’ya, ortak koşan, birden fazla Tanrı inancında olandır.. İslam anlayışı, Müşrik kelimesinin manasını, bir kulun ebedi hayatını cehenneme hak kazandırması şeklinde görür.. Müşrik olmak, İslam anlayışında, Allah ile birlikte, Allah’a ait olan kavramlarda, kullara bir şekilde bir pay vermek, Allah'dan başka varlıklardan medet beklemek, Allah'ın kanunlarından başka kanun kabul etmek gibi Kuran ve Sünnetle şirk olduğu sabit olmuş hususlarda Allah’dan başkasına nasip ayırmaktır. Bu nasip ayrılan varlık taş, ateş, güneş veya herhangi bir gezegen, bir yıldız olabileceği gibi bir Peygamber veya bir melek de olabilir.

Tevbe Suresi / 30..ayete baktığımız zaman, Yahudiler, Uzeyr Allah’ın oğludur dediler..Hıristiyanlar’da İsa Allah’ın oğludur dediler.. Bu onların ağızları ile geveledikleri sözlerdir.. Sözlerini daha önce kafir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar.. Allah onları kahretsin, Nasılda haktan batıla döndürülüyorlar.. dediğini görüyoruz.. Burada, Yahudilere ve Hristiyanlara yönelik bir nefret vurgulanıyor.. Sebep, Yahudilerin Uzeyr Allah’ın oğludur, Hristiyanların da İsa Allah’ın oğludur demeleri.., yani Allah’a ortak koşarak şirke girmeleridir..
Öncelikle, bilinmesi gerekir ki, Yahudilerin, Uzeyr Peygamberi, Allah'ın oğlu olarak gördükleri Tevrat'ın hiç bir bölümünde yazmadığı gibi, tarihin hiç bir yerinde de, belirtilmemiştir.. Ayrıca On Emir'in ilk hükmü, Karşımda başka ilahların olmayacak. şeklindedir.. Tevrat / Çıkış / Bap 20/3. Dolayısı ile, Muhammed'in, bu yakıştırmayı hangi amaçla buraya koyduğu belirsizdir.
Ancak İncil'e baktığımızda, İslam inancına göre, İncil'deki öğretinin şirk'e yani Allah'a ortak koşma durumuna geldiğini görürüz..

Matta Bap/28
18-İsa yanlarına geldi ve onlara söyleyip dedi: Gökte ve yeryüzünde bütün hakimiyet bana verildi.
19-Imdi siz gidip bütün milletleri şakirt edin, onları Baba ve Oğul ve Ruhülkudüs ismiyle vaftiz eyleyin..

Yuhanna Birinci Mektup..Bap/5

4-Çünkü Allah'tan doğmuş olan herkes dünyayı yener ve dünyayı yenmiş olan galebe budur, yani imanımızdır..
5-İsa'nın Allah'ın oğlu olduğuna iman edenden başka, dünyayı yenen kimdir.?
6-Su ve kan vasıtası ile, yalnız su ile değil, fakat su ile ve kan ile gelmiş olan budur, İsa Mesihtir..
7-Ve şehadet eden Ruhtur, çünkü Ruh hakikattir.
8-Çünkü şehadet edenler üçtür. Ruh ve su ve kan. Ve üçü birde mutabıktırlar.
9-Eğer insanların şehadetini kabul ediyorsak, Allah'ın şehadeti daha büyüktür, çünkü Allah'ın kendi oğlu hakkında ettiği şehadet budur
10-Allah'ın oğluna iman edenin onda şehadeti vardır, Allah'a iman etmiyen onu yalancı etmiştir, çünkü Allah'ın kendi Oğlu hakkında ettiği şehadete iman etmemiştir..

Yuhanna / Bap/3

16- Zira Allah dünyayı öyle sevdiki biricik Oğlunu verdi, ta ki ona iman eden her adam helak olmasın, ancak ebedi hayatı olsun..

17-çünkü Allah dünyaya hükmetsin diye değil, ancak dünya onunla kurtulsun diye, Oğlunu dünyaya gönderdi..

Tevbe Suresi 30 ve 31. Ayetlerde geçen teslis konusu, yani Hristiyanların, Kuran’daki ayetlerde yazıldığı şekli ile, Allah’dan başka, kutsal ruh ve İsa’yı kendilerine Rab edinmeleri, İncil’de bu şekilde belirtilmiştir.. Kuran, İncil’de belirtilen bu ayetlere dayanarak, Hristiyanların teslis inancını red eder..

9. Tevbe /31.. Yahudiler Allah’ı bırakıp bilginlerini, Hristiyanlar’da rahiplerini ve Meryem oğlu İsa’yı rabler edindiler.. Halbuki onlara ancak tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu...

Aynı şekilde Maide / 73
5:73. Andolsun "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler de kâfir olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah'dan başka hiçbir Tanrı yoktur. Eğer diye geldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara acı bir azap İsabet edecektir.

Müşrik kelimesinin tanımına göre, Putperestler birer müşrikdir, çünkü putları kendilerine şefaatçi sayarak Allah'a eş koşmaktadırlar. Hernekadar Tevrat'da belirtilmediyse de, Kuran'a göre Yahudiler, Uzeyr Peygamber Allah'ın oğludur, demişlerdir ve dolayısı ile Uzeyr'i Tanrı’ya eş koştukları için İslam anlayışına göre onlar da Müşrikdirler.. Aynı şekilde İsa’yı Allah’ın oğlu olarak gördükleri için, dolayısı ile Tanrı’ya eş koşmuş olduklarından, Hristiyanlar da Müşrik tanımlaması içine girmektedirler… Yani İslam’ın dışındaki bütün dinlerden olanlar İslam’a göre bir şekilde müşrik kavramı içindedirler..

Kuran’da müşrikler hakkında yazılı olan ayetler ise bugün İslami radikal kesimden bir çok kişiyi tahrik eder ifadeler içermektedir..

Tevbe /5... Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayın, onları hapsedin ve onları gözetleme yerinde oturup bekleyin.. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın.. Allah bağışlayan, esirgeyendir..

Bu ayet aslında, o zamanki şartlarda Müslümanların kavga halinde olduğu Müşrikler için söylenmiş olmakla birlikte, bugün Kuran'ı, Kuran'ın da kendisini tanımladığı şekilde, bütün zamanlar için gören, dolayısı ile hükümleri de aynen bugüne uygulamak isteyen fanatik kökten dinciler tarafından kullanılarak tatbik edilmek istenmektedir..
Haram ay Bakara /217. Ayette de geçer.
Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, Mes-cid-i Haram'ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.

Bakara’da bahsi geçen haram ay Recep olarak anlatılır.. Tevbe/5 ayette bahsi geçen haram ayların ne oldukları tam olarak belirtilmemiş isede, Tevbe suresi 2. ayette Müşriklere tanınan 4 aylık süre olarak görünmektedir..
Aslında haram aylar olarak bilinen Zilkaade, Zilhicce, Recep ve Muharrem ayları Cahiliye döneminden kalma bir gelenektir. Bu aylarda savaş yapılmadığı ve kavimler arasında rahatça ticaret yapıldığı bilinmektedir.. Ayet, bu cahiliye döneminden kalma gelenekte tanınan süreyi müşrikler için tanımaktadır.. Müşriklere 4 ay gibi belli bir zaman tanınmakta bu zaman içinde Müslümanların istedikleri gibi davranmazlarsa öldürülmeleri vacib olmaktadır..

Tevbe Suresi ilk 4 ayet bunu bildirir..
1. Allah ve Resûlünden kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ihtar!
2. (Ey müşrikler!) Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. İyi bilin ki siz Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz; Allah ise kâfirleri rezil (ve perişan) edecektir.
3. Hacc-ı ekber (en büyük hac) gününde Allah ve Resûlünden insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü müşriklerden uzaktır. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Ve eğer yüz çevirirseniz bilin ki, siz Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz. (Ey Muhammed)! o kâfirlere elem verici bir azabı müjdele!
4. Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden (antlaşma şartlarına uyan) hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar (bu hükmün) dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayınız. Allah (haksızlıktan) sakınanları sever.

Önceki ayetlere bakarsak Tevbe 5 ayetin yazılış nedenin, o zamanki karşılıklı saldırılardan dolayı olduğunu görürüz ancak, bu hükümler bugün daha öncede belirtildiği gibi kökten dinciler tarafından Kuran'ın evrenselliği anlayışı içinde farklı şekillerde yorumlanabilmektedir..
Burada belirtmelidir ki, ayetler hernekadar müşrik tanımlaması içinde öncelikle putperestleri işaret ediyor gibi görünüyorsada, Hristiyan ve Yahudilerin Allah’tan başka Rabler edindiklerini Tevbe 30-31 ayetlerde açıkça ifade etmektedir.. Müşrik kelimesinin anlam olarak Tanrı’ya eş koşan olduğu göz önüne alınacak olursa, Hristiyan ve Yahudilerin de Allah’dan başka Rabler edinmekle İslam inancına göre Tanrı’ya eş koşmakta oldukları ve bu nedenle de Allah tarafından onlara ayet içinde beddua edildiği görülür..
Tevbe 5 ayete baktığımız zaman, öncelikle, bir kısım İslam anlayışı bunu o günün şartlarında, Müşrikleri yola getirmek için gelen bir uygulama olarak görmekteyse de, bazı fanatik İslamcılar, Kuran'ın, Nisa 89 ayetindeki gibi o zamanın şartlarına dayanan diğer ayetlerin ifadelerine göre, bu hükümleri bütün gayri Müslim’lere uygulanacak bir emir olarak algılayabilmektedirler..

Nisa 89. Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin.

Günümüzde bunun örneklerini görmekteyiz.. 17 Kasım 1997 tarihinde, Mısır’ın Luksor kentinde Hatşepsut Tapınakları önünde 69’u Gayri Müslim, 78 kişi, pusuya yatan İslami Cihad Örgütü tarafından, içlerinde Kuran hükümlerinden habersiz, hayatın daha çok başında 6 yaşlarında çocuklarla birlikte kurşunlanarak öldürülmüştü.. Katliamdan tesadüfen kurtulan İsviçreli bir turist, “Dizlerimizin üzerine çökertip kurşunlamaya başladılar. Herkes öldükten sonra da 'Allah Allah' diyerek dans ettiler” diyordu.. Kuran’dan başka bir kitap tanımayan radikal İslami teröristler, aldıkları formasyonu burada bütünüyle göstermiş oldular.
Aynı sene, 18 Eylül'de de başkent Kahire'deki bir turist otobüsüne saldırı düzenlenerek 9 turist öldürülmüştü.. Ve basın, 1992 den bu yana bu olaylarda toplam 1260 kişinin öldürüldüğü haberini verdi.. ( 18 Kasım 1997 Milliyet Gazetesi).. Bütün bu insanlar İslam uğruna öldürüldüler. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Haliyle bugünkü İslam anlayışı bu katilleri kınayacak ve bunun faturası İslam’a çıkarılamaz diyeceklerdir.. Ancak iyice düşünmek gerekir ki, bu günahsız insanları öldürenleri hangi düşünce, hangi öğreti bu şekilde şartlamıştır. Tanrı “Müşrikleri nerede bulursanız orada öldürün” derken bilememişmidir ki bu hükümler günün birinde küçük çocukların ve masum insanların ölümüne neden olacaktır..? Onlarca insan Otel odalarında diri diri yakılacaktır..
( Sivas Katliamı 38 kişi otel odalarında diri diri yakıldılar..) Cevap hep aynıdır.. Allah’ın takdiri.. “Müşrikler ancak bir pisliktir, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin, içinizden onları dost edinenler onlardandır” ifadeleri içinde, insanlar arasında hangi dostluk ve sevgi bağlarının kurulması mümkündür?
Yukarda yazılı olanlar Tanrı sözü olarak kabul ediliyor.. Aşağıdakinin ise Allah'ın kulu Ömer Hayyam'ın sözleri olduğu biliniyor..

Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin
Tekkede manastırda eremezsin
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin..

Hak dininin hak arayışı, bir kutsal kitabın insanlara yönelik sevgi öğretisi bu şekilde mi olmalıdır..? 23-Aralık-1930 Menemen'de, Derviş Mehmet öncülüğünde, şeriat ilan edilmişti.. Silahlı dinci grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada bir asteğmen ve bir bekçi öldürülmüştü. O zaman da bu vahşet gene İslamiler tarafından yapılmıştı… Kanlı şeriat denemesinin yapıldığı bu olayda, Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay'ın kafası kör bir bıçakla kesilmiş, ve Derviş Mehmet, bir zafer kutlarcasına, elinde Kubilay'ın kanlı başı ile sokak sokak dolaşmıştı… Bu olay sanki Tevbe suresinin 14. Ayetini doğrularcasına meydana gelmiş gibidir.

9.Tevbe /14.. Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil etsin, sizi onlara galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın...

Kuran bütün bunları söylerken bir başka ayetde, bir önceki ayetlerle tam bir çelişki içinde, İslam’ın ne kadar da bağışlayıcı olduğunu vurgular,

9.Tevbe /6.. Ve müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah’ın kelamını işitip dinleyinceye kadar ona aman ver sonra Müslüman olmazsa, onu güven içinde bulunacagı bir yere ulaştır. Işte bu müsamaha, onların bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır..

Tabi olarak bir çok Müslüman hala, Kuran yanlış anlaşılmaktadır diyerek, bu ayetlerin Peygambere karşı anlaşmalarını bozanlar için geldiğini ve Müslümanların bir savunma yaptıklarını söylerler.. Sonuç olarak bu tür yaklaşımlar uygulamalar konusunda bir şeyi değiştirmemektedir..
Anlaşmaları bozanlar için ayrıca ayetler yazılmıştır..

9.Tevbe /12.. Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar, ve dininize saldırırlarsa, küfrün önderlerine karşı savaşın. Çünkü onlar yeminleri olmayan adamlardır. Onlara karşı savaşırsanız umulur ki küfre son verirler..

Insanları savaşmaya teşvik eden ve cesaretlendiren ayetlerde savaşanların cennetlerde mükafatlandırılmaları düşünülmüştür.. Hepsi Tanrı adına...

9/21. Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.

9/22. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki Allah katında büyük mükâfat vardır.

Resul hep Allah’ın yanındadır.. Resule karşı yapılan her hareket sanki Allah’a karşı yapılmıştır..
Allah'ın müminlerle, insanlarla savaşmaları karşılığında bir alışveriş içersinde olması hangi inançlar çerçevesinde ve nasıl düşünülür..?

9.. 111. Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. Işte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.

Tarihlerden beri Müslümanlar, Yahudiler, Hristiyanlar ve hatta aynı dinin uzantısı mezhepler birbirleri arasında hep kavga ettiler..Hepsi, kendi Gök Tanrıları adına öldürdüler, öldürüldüler.. Acaba Gök Tanrı dünya insanına farklı dinler göndererek, onlara kitaplarında adeta birbirlerine düşman olmalarını mı öğütledi..?

Tevrat'a bakalım..

Tesniye, Bap 20..

10-Bir şehre karşı cenketmek için ona yaklaştığın zaman, onu barışıklığa çağıracaksın.

11-Ve vaki olacak ki, eğer sana sulh cevabı verirse, ve kapılarını sana açarsa, o vakit vaki olacakki, içinde bulunan bütün kavm sana angaryacı olacaklar, ve sana kulluk edecekler..

12-Ve eğer seninle musalaha etmeyip cenketmek isterlerse, o zaman onu muhasara edeceksin..

13-Ve Allah’ın Rab onu senin eline verdigi zaman, onun her erkeğini kılıçtan geçireceksin.

14-Ancak kadınları, ve çocukları, ve hayvanları, ve şehirde olan herşeyi, bütün malları kendin için çapul edeceksin, ve Allah’ın Rabbin sana verdigi düşmanlarının malını yiyeceksin..

15-Bu milletlerin şehirlerinden olmayıp senden çok uzakta bulunan bütün şehirlere böyle yapacaksın.

16-Ancak Allah’ın Rabbin miras olarak sana vermekte olduğu bu kavimlerin şehirlerinden nefes alan kimseyi sağ bırakmıyacaksın..

17-Fakat onları, Hittileri, ve Amorileri ve Kenanlıları ve Perizzileri ve Hivileri ve Yebusileri, Allah’ın Rabbin sana emrettiği gibi tamamen yok edeceksin.

Bir insan topluluğunu yok etmenin adı katliamdır.. Tanrı Tevrat’da gönderdiği bu ayetleri ile insanlara katliam öneriyor… Tanrının katliam istemesi mümkünmüdür…?
Tevrat’daki bu ayetlere benzer ayetler, benzer şekli ile Kuran’da da vardır.. Bir yandan Müslümanlara size düşman olan kavimlerle savaşın ve aşırıya gitmeyin derken,

Bakara..190. Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez.

Bakara..191. Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün. Işte kâfirlerin cezası böyledir.

Bir yandan sadece İslam adına savaşmayı da, savaşmak ve öldürmek için yeterli bulur.. Ayrıca kullandığı ifadeler de ilgi çekicidir…

Saf/10. Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?

Saf/11. Allah'a ve Resûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

Ancak, cihad hakını vererek yapılmalıdır..

Hac/78. Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız Ibrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!

Savaşanlara ayrıca cennet vaadleri verir…

Saf/12. Işte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. Işte en büyük kurtuluş budur.

Savaşmayana cennet yoktur…

Al-i Imran/l42. Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

Kafirler ise herzaman olduğu gibi cehenneme girecektir..

Tahrim /9. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür!

İnsanlara saldırılar yapılmıştır.. Kendilerine saldırıda bulunan ve kervanlarını talan eden Müslümanlara karşı da onlar saldırmaya başlamıştır.. Ve artık Allah insanlara barış içinde yaşamayı değilde savaşı farz kılmaktadır..Daha önce Musa’ya kavmleri tamamen yok etmesini emrettiği gibi..

Bakara/2l6. Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Bakara/2l8. İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah, gafûr ve rahîmdir.

Bu durumda insan aklına, nasıl olur da Tanrı insanların birbirlerini öldürmelerini onaylar, daha da ötesinde bunu öğütler şeklinde sorular gelmeyecekmidir.. ?
İslam, bu konuda savaşların bir saldırı değil bir savunma niteliğinde olduğunu söyleyecektir.. Bunu doğrulayan ayetler de vardır.. Ancak, o zaman ki tarihe baktığımız zaman, İslam öncesi, cahiliye döneminde hernekadar kavimler arası çatışmalar oluyorsada, İslam’ın kuvvetlenmeye başladığı zamanlarda bu çatışmaların savaşlara dönüştüğünü ve İslam’ın diğerleri üzerinde bir hakimiyet kurmaya çalıştığını görürüz..

İslam önceleri putperestlere, Yahudilere ve Hristiyanlara karşı, şiddet göstererek yaklaşmıyordu çünkü kuvvetli değildi. Sizin dininiz size benim dinim bana diyordu..

Kafirun/6. Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.
Ne zaman ki kuvvetlendi,
Bakara 193... Yalnız Allah dini kalana kadar onlarla savaşın... Demeye başladı..
Allah Dini.. Hangi din...?
Ali Imran 19.. Allah nezdinde hak dini İslam’dır...
İşte açık cihad çağrısı.. yalnız Allah dini İslam kalana kadar savaşın..

Bu öğretiler içerisinde, bugün bu kitabın inanırları, haliyle etrafa saldıracaklar, müşrik olarak tanımladıkları insanları geride tek İslam kalana kadar buldukları yerde öldüreceklerdir .. Ve bizler hala bu insanlık dışı hareketler karşısında sadece susmakta olacağız...
1978 Maraş katliamında da, sanki Maide 33 ayette söylenenler tatbik edilmek istenircesine bazı kişilerin el ve ayakları çapraz kesilerek infaz uygulanmıştı..

Maide 33..Allah ve Resulüne karşı savaşanların ve yeryüzünde hak düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya acımadan öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahutda bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır.. Onlar için ahirette de büyük azap vardır..

El ve ayakların çaprazlama kesilmesi aslında Hamurabi kanunlarından gelen bir gelenektir. Ayrıca, Firavun'un da insanları bu şekilde cezalandırdığını Kuran'da söyler. Araf / 124. 

123. Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz!
124. Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım!"


Şimdi, ne tuhaftır ki, yüce Allah, Hamurabi'nin yada Firavun'un kullandığı cezaları onlardan örnek almaktadır..
Bazı tesfirciler, bu ayetin, kesmekten kasıt olarak, elini yasaklanan şeyden çektirmek, yada elinde iz bırakacak şekilde kesilmeleri ifade ettiğini öne sürerler..
Maide 33 ayetdeki diğer ifadeler bu açıklamanın hiç de öyle olmadığını gösteriyor.. Öncelikle çaprazlama elin ve ayağın çekilmesi gibi bir ifadenin hiç bir anlam taşıması düşünülemiyeceğine göre, buradaki kes kelimesinin, çek anlamı ile hiç bir ilişkisi yoktur.. İz bırakmak için kesmenin ise, kesilen yerde bırakılan izin, giysi ile kolayca kapatılması söz konusu olduğundan, kes kelimesinin iz bırakmak için kes anlamıyla da bir ilgisi yoktur.. Kaldı ki, ayet asılmaları yada acımadan öldürülmeleri ifadesini açık bir şekilde kullanmıştır.
Aşağıdaki  ayet, biraz da o zamanki Arab topluluğunun ne kadar kolay aldatılabilirliğine ve kolayca güdülmeye hazır olduğuna bir örnek teşkil etmektedir..

Tevbe 123... Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar sizde bir sertlik bulsunlar..Bilin ki Allah sakınanlarla bereberdir..

Tanrı’nın kullarına olan sevgisi, gene Tanrı adına bu şekilde gösteriliyor..
Gene ölüm ve Allah yolunda ölmenin hayırlı olduğu ifadeleri..
Al-i Imran..157. Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.

Ve Göksel Varlık, kulları için kullarına, vurun boyunlarına diye emir veriyor..!
Enfal. l2. Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! diye vahyediyordu.

Ve Peygamber insanlara her dediğini kolayca yaptırtabilmek için gene kendisini Allah’ın yanına koyuyor..
Enfal..l3. Bu söylenenler, onların Allah'a ve Resûlüne karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, bilsin ki Allah, azabı şiddetli olandır.

Ve hemen arkasından gene sonu gelmeyen cehennem korkutmaları..
Enfal. 14. Işte bu yenilgi size Allah'ın azabı! Şimdilik onu tadın! Kâfirlere bir de cehennem ateşinin azabı vardır.

Enfal. 16. Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'ın gazabını hak etmiş olarak döner. Onun yeri de cehennemdir. Orası, varılacak ne kötü yerdir!

Savaşanların aralarında vicdan muhasebesi yapmaya kalkanlar dahi daha başından şartlandırılıyor, ve nihayet öldüren gene Allah oluyor..!
Enfal. 17. (Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.

Bir kutsal kitap düşünün ki, birçok ayeti insanların bilinçlerinin altına sistemli bir şekilde yerleşmesi için devamlı tekrarlayan öldür emirlerinden oluşmakta. Önce hak dini İslam’dır, bunun dışındakiler sapıklık içersindedirler, der.. Bir taraftan erotik ve egzotik cennet vaadleri ile umutlandırılan, diğer taraftan korkunç cehennem lavları ve işkenceleri ile korkutulan insanlar.. Ve İslam'ın dışındakilere karşı işlenen kin…
Bütün bu hükümler insanlara Tanrı kelamı olarak sunulmuştur.. Ve insanlar bu hükümlerin Allah kelamı olduklarına inanmışlardır.. Bu insanlar Allah’ın hükümlerini yerine getirdiklerini sanarak öldürürler..
Ancak herşeyi önceden bilen Tanrı, bütün bu öldür emirlerini verirken, bir sürü masum insanın hayatlarını bir hiç yüzünden kaybedeceklerini, masum çocukların öldür hükmü içeren ayetleri uygulamak isteyen fanatik İslamcılar tarafından öldürüleceğini, düşünememiştir.
Bu da gene Kuran'da anlatılan Allah'ın takdiridir…

Aşağıda, Müşriklerle ilgili hadisleri bulacaksınız..

1023 - Semure İbnu Cündeb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:   "Müşriklerin yaşlılarını öldürün, fakat tıfıllarına (şerh) yani henüz tüyü çıkmayanlara dokunmayın."  
Ebu Dâvud, Cihâd 121, (2670); 
Tirmizî, Siyer 28, ( 1583).

164 - Esma Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhâ) anlatıyor: Henüz müşrik olan annem yanıma geldi. (Nasıl davranmam gerekeceği hususunda) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den sorarak: "Annem yanıma geldi, benimle (görüşüp konuşmak) arzu ediyor, anneme iyi davranayım mı?" dedim. "Evet" dedi, ona gereken hürmeti göster." 
Buhârî, Hibe 28, Edeb 8; Zekat 50 (1003);
Ebu Dâvud, Zekât, 34, (1668);

1093 - Seleme İbnu'l-Ekva (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir seferde idi, müşriklerden bir casus gelip, ashâbının yanında bir müddet oturup konuştu. Sonra sıvışıp gitti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "(O bir casustur, arayıp bulun ve öldürün!" diye emretti. Ben (erken) bulup öldürdüm. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) selebini bana bağışladı."  
Buhârî, Cihâd 173; 
Müslim, Cihâd 45, (1754); 
Ebu Dâvud, Cihâd 110, (2653); 
İbnu Mâce, Cihâd 29, (2836).
 

"…. Her Müslüman bir başka Müslümana haramdır. İki Müslüman birbiriyle kardeştir ve birbirlerine yardımcıdırlar. Bir kimse Müslüman olduktan sonra müşrikleri terkedip, Müslümanlara karışmadıkça hiçbir ameli (Allah katında) makbul değildir." 

Nesâî, Zekât 72, (5, 82).
ÇAna Sayfa

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1