İslami Nutuklar


İmdat Kaya                       

"... Anayasa Mahkemesi' nin başındaki Ebu Cehil kılıklı
adam, 'Laik olmayanlar insan degildir' dedi. O öyle dedi de,
Yargıtay' ın başı ne dedi? Bundan on beş sene evvel Yargıtay' ın
başındaki adam 'Aslında Allah' ı da insanlar yarattı' dedi. Bu kahpe
kafir geberince Ankara, Maltepe Camii' ne getirildi. Şimdi Çankırı
Milletvekili olan İsmail Coşar; Türkiye Din Gorevlileri
Federasyonu'nun Başkanı ve o caminin imamı idi. 'Arkadaşlar,
kardaşlar. 'Allah'ı da insanlar yarattı' dediği için bu kafirin
namazı kılınmaz' dedi. Kulağı sağır paşa askerleri kullanarak namazı
kıldırttı. Birinci kılışı beğenmedi. İkincisini bir avukata
kıldırttı. Kim bilir içinden ne okudu? Ah ben kıldırsaydım neler
okurdum.
İnşallah biri bana düşer; Cenazesini akort süpürgesiyle hemde iyi
hortumla yıkarız.
Böyleleri size düşerse namazını kıldırmayın. Laik demokratik
kafalı insanların namazi kılınmaz. Zorlarlarsa karşı da gelmeyin.
Cenazesini yikamak için yanına gelenlere yasaktır diyerek kimseyi
almayın. Artık baş başasınız. Onu orada bir güzel halletikten sonra,
pamuk kullanmayın bizim memleketimizde budaklı ağaç çok..."
"...Boyle kafirlerin leşlerini omuzlarda taşımayın. Önünüze
geldiğinde niyet yok. Zikir olduğu için Allahu Ekber diyerek elleri
bağlayın. İçinizden 'Ulan alçak, ulan şerefsiz, ulan inanmıyordun da
ne diye önüme uzandın it oğlu it' Birinci tekbir bitti.
İ
kinci tekbir:
'Ulan, on bir ay, on iki ay din iman koymadın, sövdün. Camiden nefret
ettin camiye gelmedin. Ulan şimdi niye geldin? Ben sana çok mu
hasretim. Alçak, namussuz' İkinci tekbir de bitti.
Üçüncü tekbir:
' Ne şehittir ne gazi onun yoluna gitti Niyazi'
Onlar zannediyor ki, hoca dua okuyor. Namaz kıldırıyor. Ben leş
kargasımıyım? Kafiroğlu kafir.
Mesela Altan Öymen, Ersan Öymen, Teoman Erel, Güneri Civaoğlu' nun
namazlarını kıldırmayın. Bunlar müslüman değil..."
"...Bir müslüman derse ki ben şeriata karşıyım. İslam' da din ve
devlet birliği yoktur, o adam kafir olur. O halde böyle bir kafire ne
kız verilir, ne de kurban ortaklığına alınır, ne de kestiği hayvanın
eti yenir. Ne yıkanır, ne de namazı kılınır. Ne müslüman
kabristanlığına konulur, ne de böyle bir alçaklığın mirasina konulur.
O halde 'şeriata karşıyım' diyen kişi, kurum, dernek, parti ne
kadar müessese varsa aklınıza getirin, hatta devlet, hükümet, meclis
şeriata karşıysa mutlaka kafirdir. Mümin değildir. Şeriat İslam'dır.
Anayasa Kuran'dır.
Eğer şeriata karşı olduğunu söyleyen bir partiye oy veren kim
olursa olsun vebal altındadır. Şeriata karşıyım diyen kişi, Müslüman
değildir. O insan kendi kızı ile bile evlenebilir..."
"...Ya İran Müslümanları gibi ayağa kalkacağız ve bu kahpe rejimi
ayaklarımızın altına alacağız. Ya da Müslüman bir partiyi iktidara
getirip işi yumuşakça halledeceğiz. Bu kadar adam, PKK kadar değil.
PKK vuruyor, biz de vuralım mı? Yok vurmayak da Ankara' da durak..."
"...Çankaya, Ezankaya olana kadar bu savaş sürecek..."
 
İmdat Kaya      

"Esselamun aleykum, muhterem kardeşlerim. Aziz Müslümanlar!
Artık bu topluluğa devamlı aynı şeyleri belki kabak tadı vereceği
düşüncesiyle tekrarlardan uzak duracaktım, ama Kur'an-i Kerim' i
okuyunca birçok yerde tekrar görüyorum. Tekrarın Türkçesi yinelemek
oluyormus, yineliyoruz. Yeniden, yeniden tekraren söylediklerimizi
söylüyoruz. Hafif bazı değişikliklere yaparak konuşmaya gayret
ediyoruz.
Kardeşlerim 29 Ekim bin dokuz yüz kaç? Bin dokuz yüz kaçta kuruldu
bu Cumhuriyet? Yirmi üç. İlk kurulduğu günlerde 1923' te Cumhuriyet'
in dini var mı? 'Var', Yirmi dört? 'Var', Yirmi beş? 'Var', Yirmi
altı? 'Var' Yirmi yedi? 'Var', Yirmi sekiz? 'Yok'
Peki kurucusu olan Mustafa Kemal kaç tarihinde öldü? 'Otuz sekiz'.
Yirmi sekiz-otuz sekiz kaç sene var? 'On sene'. On sene bu devletin
dini yokken, o da yaşamış. Kaç sene varken yaşamış? O, Osmanlı çocuğu
gibi görünüyor. Tabi Selanik'lidir. Yüz yaşını geçmiş durumdadır.
Osmanlı döneminde yaşamıştır. Osmanlı'nın dini vardir, yoktur. Onu
söylemiyorum.
O, onun içinden gelen, arzu ettiği, gece gündüz düşlediği bu
Cumhuriyet' te kaç sene dinli yaşamış devlet? Yirmi üç, yirmi sekize
kadar!
Kaç sene dinsiz yaşamış devlet? 'On sene.' Onun aleyhinedir bu
tablo.
Demek ki Cumhuriyet' in onun döneminde dinsiz yaşadığı daha çok!
Peki neden Ankara' daki keçiler, bu din ibaresini neden
otlamışlardır oradan? Neden merak ettiler? Biz kızıyoruz
bazen: 'Namussuzlar, kafirler,alçaklar. İntikamını alacağız.' Tamam
da hiç merak ettiniz mi? Neden dini oradan çıkardılar? Kalsaydı ya
orda.
Pakistan İslam Cumhuriyeti yani ne var ki? Aha bak Butto,
digerlerini yuttu. Hani Islam Cumhuriyeti orada olsa böyle bir sillik
gelip Başbakan olabilir mi? Ya, bu nasıl iş? Ya, bu namussuzlar,
affedersiniz, haşa huzurunuzdan haşa haki payenizden efendim. Acaba
bunlarla ne yapmak istiyorlar?
Tabi, bizimkiler çok kurnazlar. Osmanlı döneminde başlamışlar bu
işe. Tarih tecrübeleri var. Demişler ki:  'Burada bu din olduğu müddetçe rahat içemeyiz. Çok affedersiniz, hele yılbaşı gecelerinde birbirimize köpekçe geçemeyiz.'
O halde bunun oradan çıkması lazım. Çıksın ki rahat olsun bu iş.
Demezler mi adama ulan baksana senin cüzdanında İslam yazıyor.
Yaptığına bak, hani lan yazıyor mu? Yok!
Şimdi 1923' te bu devletin dini var değil mi? 'Var' Yirmi şekide
yok. Acap bunu niçin kaldırdılar. Neden oradan sildiler? Laiklik
yerini bulsun diye, felan fişmekan olsun diye. Uzun boylu
konuşulabilir bu. Bir forum...

   "...29 Ekim 1923, 23 Nisan 1920, 19 Mayis 1919, 30 Agustos, felan
filan tarih. 27 Mayis bin dokuz yuz... Ulan, bayram, bayram bayram
festival gibi ya. Ulan hep tatildeyiz. Ne bicim is, calisan yok ki!..
   Sevki kardesimin cok guzel bir esprisi var: 'Izindeyiz, Atam
izindeyiz. Yani sen anla, biz izne cikiyrik, vaziyeti idare et.'
   Biz izinde degiliz. Dikkat! Ulan ne kurnaz adamlar bunlar ya. Suc
olmaktan da cikiyor: Biz izne felan cikmis degiliz ki ya? Calisiyoruz
abi, hem de onun izinde degiliz, anliyorsun ya. Onun izinde degiliz
biz. Biz Hz. Muhammed' in izindeyiz. Bize Kur' an yeter:
Ya Muhammed soyle de onlara: ' Eger Allah' inizi gercekten
seviyorsaniz, beni izlemeye devam edin' Ayet aynen boyle. Bu soz yeni
ciktigi icin tuhafiniza gidiyor degil mi? Televizyonlardan
birisi, 'bizi izlemeye devam ediniz' diyor. Bin dort yuz sene evvel
Kur'an soyluyor bunu. 'Eger Allah'i seviyosaniz, Hz. Muhammed'i
izleyin. Onu takip edin'
Avrupa'nin, Selanik' in iblislerinin pesinden gitmeyin.
Allah serlerinden emin eylesin. Amin.
Kardeslerim 'Devletin dini Islam'dir' maddesinin Anayasadan
kaldirilmasinin bayrami...
   "Neyin bayrami? Kafir sapkasini giymenin, halkevleri acmanin,
Hasan Ali Yucel denen kitapsizin sozlerinin halkevlerinde nasil
okundugunu, ne anlama geldigini bilenler var mi aranizda?
   Hasan Ali Yucel denilen kafir, kitapsiz soyluyor, Milli Egitim
Bakani aslinda 'M' yanlislikla konulmus. Zilli Egitim Bakanligi olsa,
daha iyi olur. Kardeslerim bakin diyor ki; 'Din cikarci cevrelerin
halki somurmek icin uydurdugu ve kurdugu bir kurumdur' diyor. Uyy bak
aynen Marx gibi, Lenin gibi bu Turkiye Cumhuriyeti' nin Milli Egitim
Bakani, vay kafir oglu kafir nereden geldin lan..."

Taraf Dergisi         

IBDA-C' nin yayin organi taraf dergisinin 1 Ekim tarihli sayisindan
alinti:

   "Dinsiz cumhuriyeti yikma yolunda en onde giden Sivas' in yigit
Muslumanlarina tesekkuru borc biliriz."
   "Karar cikmistir. 'Islam' da siddet yoktur' diyen her kim olursa
olsun aynen Kemalist ve isgal yanlisi bir kafirdir. Nifak ve
fitnecilerin katili hak ve onceliklidir. Yasasin Anadolu halkinin
seriat icin silahli mucadelesi."
   "Sivas' ta insanlarimiz, yargilama ve cezalandirma hakkini
kullanmistir. Yargilama ve cezalandirma hakki yalniz
Muslumanlarindir. Bunun lami cimi yok. Yasa disi T.C' nin hicbir
hakki yoktur.

Zeki Ergezen          

27.05.1993 tarihinde Mekke' de yapilan bir toplantida Fazilet Partisi
Bitlis Milletvekili Zeki Ergezen sunlari soyluyor:
   "Iki Allah'li, iki peygamberli millet olur mu? Yeryuzunde iki
Allah' li millet haline getirilmisiz biz. Bir tarafta kendi
inandigimiz Allah'imiz kendi inandigimiz ahiretimiz ve peygamberimiz
diger tarafta devletin bize zorla kabul ettirdigi laiklik.
   Musluman hem laik hem Musluman olamaz. Bunu sade burada
soylemiyorum. Zannetmeyin ki, Mekke' nin bu mukaddes topraklarinda
onlarin ajanlarindan ve istihbaratlarindan uzak oldugumuz icin
konustugumuzu zannetmeyin. Allah'a sukurler ediyoruz ve hamd
ediyoruz, o Meclis' te ben ve kardeslerim defalarca artik Musluman,
hem Musluman hem laik olamaz. Biz bu laiklikten kurtulmaliyiz.
   Musluman hem laik, Musluman olamaz. Bunu kabul ediyorlar,
ediyorlar da, ne hikmeti ilahi ise, belli yerlerden korkuyorlar...
   Ben, her gittigim yerde kadinlari, hanimlari gorunce onlara
diyorum ki; 'Ey analar, sizler evlatlarinizi yigit yetistirin. Korkak
yetistirmeyin. Cocuklariniz trafik kazalarinda olecegine,
cocuklariniz Guneydogu' da PKK olaylarinda oleceklerine, cocuklariniz
arazi davasi surdureceklerine, henuz oyle evlatlar yetistirin ki,
Allah'in nizamini savunmak icin yetissin. Allah'in davasini savunmak
icin oldurulsun..."

Müslüm Gündüz      

Nurculugun bir kolu olan Aczmendilerin lideri Muslum Gunduz 5 Ekim
1996 tarihinde Milliyet gazetesinde yayinlanan ropotajinda sunlari
soylemistir:

   "...Rejimin dipten kazinmasi lazimdir. Bugunku rejim gitmek
istemese de gidecektir... Biz devletin basindakilerin kendi kendine
seriati tercih etmesini istiyoruz... devletin basindakiler kendileri
seriati secmezlerse bunu halk getirecek. Ve Allah muhafaza o zaman
cok kan akacak. Biz sulhcuyuz. Ancak bizim hakkimizdan bir milim
taviz vermeyen bir sulh anlayisi var. Biz emniyetten hadiseden
korkmayiz... Oyle oldurulmeye falan durmayiz. Mecbur kaldik mi hic
bir usul kaide dinlemeyiz. Her birimiz ayri bir komite vaziyetine
geliriz... Ordunun akillanacagi kanaatindeyiz. Bir nokta gelir ki
ordu zayif kalir. Ordu bir tane oldurur, bin tane oldurur, sonunda
aciz kalir. Iran hadisesinde oldugu gibi topyekun bir millet ayaga
kalktigi zaman ordunun yapacagi sey, ya millete katilmak ya da
kirmizi pasaportunu alip yurtdisina gitmektir... Seriat icin uc asama
vardir. ucuncu asamaya gelindi. Ayrica seriat isteyen kimi baska
orgutlerin de yer altina kayma sureci basladi."


Şevki Yılmaz              

    "Turk Silahli Kuvvetleri Turkiye' yi koruyamaz. Vatan tehlikede!
Onun icin MGV' leri kurduk. Herhangi bir yerdeki bir asker kisla ne
ise burasi da o. Burada vatan savunmasi yapilacak..."
  " ...Buralari cay icilmesi, dedikodu yapilmasi icin acmiyoruz.
Burada duzeni topyekun yikacak, hakimiyeti milletten alip Allah' a
verecek Allah askerleri aliyoruz..."


Necmettin Erbakan      

Refah Partisi Genel BaÏkani Necmettin Erbakan, 13.4.1994 tarihinde
Refah Partisi Meclis Grubunda yaptigi konusmada;

   "Simdi ikinci bir onemli nokta, Refah Partisi iktidara gelecek,
adil duzen kurulacak. Sorun ne? Gecis donemi sert mi olacak, yumusak
mi olacak, kansiz mi olacak, bu kelimeleri kullanmak bile istemiyorum
amma, bunlarin terorizmi karsisinda herkes gercegi acikca gorsun diye
bu kelimeleri kullanma mecburiyetini duyuyorum. Turkiye' nin su anda
bir seye karar vermesi lazim, Refah Partisi adil duzen getirecek, bu
kesin sart, gecis donemi yumusak mi olacak sert mi olacak, tatli mi
olacak kanli mi olacak, altmis milyon buna karar verecek"

Hasan Hüseyin Ceylan        

Refah Partisi Ankara Milletvekili Hasan Huseyin Ceylan, 14.03.1993
tarihinde Kirikkale'de yaptigi konusmada:

    "Bu vatan bizimdir, rejim bizim degildir kardeslerim. Rejim ve
Kemalizm baskalarinindir... Turkiye yikilacak beyler. Turkiye Cezayir
olur mu diyorlar? Orada %81 nasil olmussa, %20 falan degil, %81' lere
ulasacagiz. Bosuna ugrasmayin ey emperyalist batinin, somurgeci
batinin vahsi batinin ve dunyayla beraber olacagiz diyerek irz ve
namus dusmanligi yapan, Musluman kadinin bacaklari arasina insan
yerine kopek yerlestirecek kadar kopeklesen ve eniklesen batinin
taklitciligine soyunmus olan sizlere sesleniyorum. Bosuna ugrasmayin.
Kirikkalelilerin ellerinde gebereceksiniz"

24.11.1996 gunlu KANAL D' de yayimlanan Teke-Tek programina katilan
Refah Partisi Ankara Milletvekili Hasan Huseyin Ceylan, goruntulu
bant cozumlerinden acikca anlasildigi gibi;

   "Asker kalkmis diyor ki 'PKK'li' olmaniza musaade ederiz ama,
seriatci olmaniza asla.' Bu kafayla cozemezsiniz. Cozum isterseniz
seriatciliktir"


Şükrü Karatepe                 

Kayseri Buyuksehir Belediye Baskani Sukru Karatepe, 10 Kasim 1996
gunu Ataturk' un hatirasini anmak icin yapilan torenden sonra;

   "Hakim gucler 'ya bizim gibi yasarsiniz, ya da her turlu fitneyi,
fesadi icinize sokariz' diyorlar. Bu yuzden de Refah Partili bakanlar
bile kendi dunya goruslerini bakanliklarina yansitamiyorlar. Bu sabah
ben de, resmi gorevim, sifatim nedeniyle bir torene katildim. Suslu
puslu gorunusume bakip da laik oldugumu sakin sanmayin. Inancimiza
saygi duyulmadigi, sovuldugu bir donemde, icim kan aglayarak, bugunku
torenlere katildim. Belki Basbakanin, bakanlarin milletvekillerinin
bazi mecburiyetleri vardir. Ancak sizin hicbir mecburiyetiniz yok. Bu
duzen degismeli. Bekledik, biraz daha bekleyecegiz. Gun ola harman
ola, Muslumanlar iclerindeki hirsi, kini, nefreti eksik etmesin"


Ahmet Tekdal       

Refah Partisi Ankara Milletvekili ve Genel Baskan Yardimcisi Ahmet
Tekdal, 24.11.1996 gunu   KANAL D televizyon kanalinda goruntulu
olarak verilen konusmasinda soyle diyor.

   "Parlamenter sistemin hakim oldugu yerlerde, eger bir millet
gerekli suuru gostermez, hak nizaminin tesisi sadedinde gayret sarf
etmez ise kendisini iki bela karsilayacaktir. Bunlardan bir tanesi
butun munkerler karsisina gelecek, zulum gorecek ve zulmun
neticesinde de helak olup gidecektir. Bir diger mukellef oldugu hak
nizaminin tesisi icin calismadigi icin Cenabi Hakka hesabini
veremeyecektir ve bu takdirde yine zelil olacaktir. Iste degerli
kardeslerim, bu hassasiyetlere dikkat etmek suretiyle hak sistemini
tesis etmek isteyen ve bu ugurda mucadele eden topluluklara elden
gelen gayretin gosterilmesi elbetteki vazifemizdir. Turkiye' de hak
nizami tesis etmek isteyen siyasal kadronun adi Rafah Partisi'dir."

İbrahim Halil Çelik      

8 Mayis 1997 gunu Refah Partisi Sanliurfa Milletvekili Ibrahim Halil
Celik, Meclis kulisinde;

   "Refah Partisi iktidarinda imam hatipleri kapatmaya kalkarsaniz
kan dokulur, Cezayir'den beter olur. Ben de kan dokulmesini
istemiyorum. Demokrasi boyle gelecek. Fistik gibi olacak. Ordu, 3.500
PKK' li ile basedemedi. Alti milyon Islamciyla nasil basedecek?
Ruzgara karsi iserlerse yuzlerine gelir. Bana vurana ben de vururum.
Ben sapina kadar seriatciyim. Seriatin gelmesini istiyorum" demis,
haber 10 Mayis 1997 gunu cok tirajli gazetelerimizin hemen hepsinde
yayimlanmistir.


Oğuzhan Asiltürk    

   "Bizim getirecegimiz duzen demokrasiden de laiklikten de ustundur.
Bizim getirecegimiz duzenle demokrasi ve laiklik arasinda daglar
kadar fark var. Bizim getirecegimiz duzen daglarin zirvesinde yer
alirken, demokrasi ve laiklik ucurumlarin dibinde yer alir."



Şevket Kazan    

  "... yetmis yildir gayret gosteriliyor. Hukumetler geliyor,
gidiyor... Isler duzelmiyor. Neden duzelmiyor?... Cunku duzen bozuk.
Duzenin motoru bozuk. Su yetmis yillik duzeni uc acidan kisaca
mahkemeye cekmeye var misiniz? Bak simdi devlet denen yapinin
birtakim temel hizmetleri var; Insanlik tarihinde uc devlet fikri;
insanlarin can guvenligini, mal guvenligini irz ve namus guvenligini
korumak fikrinden kaynaklanmistir. Devlet buradan cikmistir. Siz
devleti ne kadar kuculturseniz kucultun, uc ana fonksiyonu uzerinden
alamazsiniz...
    Namusu korumasi gereken devlet, yetmis yil once degil devlet,
sokaktaki alelade bir erkek dahi sokagin namusuna, mahallenin
namusuna, kasabanin namusuna, memleketin namusuna bekcilik yapardi.
yetmis sene once tablo buydu. Bu gun devlet, bu duzeni sayesinde
yetmis sene sonra nereye geldi. Namuslari koruyan bir devlet
noktasindan, namuslari pazarlayan Manukyanlara madalya takan bir
devlet noktasina geldi. Iste duzen ahlaki acidan nereden almis yuku,
nereye vardirmis isi.
   Ekonomi acisindan dusunursek yetmis yil once bir mark alabilmek
icin yirmibes kurus vermen gerekiyordu. Kurus, kurus... Bundan kirk
yil once bir mark alabilmen icin bir lira yetiyordu...
   Iste yetmis yil once, iste yetmis yil sonra hukuk sahasina
gidiyoruz. Yetmis yil once bir hakim gunde bir veya iki davaya
bakarmis hatta bir tanesinde oyle hususlar var ki; bir ay beklemis
hakim, kadi, dava gelmemis. Ay sonunda maasini getirmisler 'Ben bu ay
bir dava gormedim ki maas alayim' demis, yetmis yil once... Simdi
bugun yetmis yil mahkemelerdeki dava dosyalarinin sayisi sadece
hukuk, ceza vb. on milyon...
   "Neresinden bakarsan bak, sokaklari cikmazdir. Tikanmis
kalmislardir. Duzen bu! Var mi bunun aksini iddia edebilecek bir
babayigit? Yok... Olamaz ki, pilleri bitti. Simdi bu duzen iste bizi
bu hale getirdi. Peki neden getirdi? Cunku bu duzen bizim duzenimiz
degil. Bu elbise baskalarinin elbisesi, illa giyeceksiniz demisler,
giymisiz ama her tarafindan patliyor... Tarih sahnesine yeni cikmis
bir devleti bu duzen belli bir sure idare eder ama tarih sahnesinde
bin yil "ben varim" diyen bir milleti bu duzen yonetemez, idare
edemez..."

ÇAna Sayfa

Hosted by www.Geocities.ws

1