İslam ve Evrenselliği
Genelde İslam, Arab gelenek, görenek ve beklenetilerini yansıtır.... İslam inancında olanlar Kuran’ın bütün dünyaya geldiğini ve evrensel olduğunu iddia ederler. Aşağıdaki ayete baktığımızda bunda doğruluk payı olduğunu görürüz.
25:52. (Fakat evrensel uyarıcılık görevini sana verdik..) O halde, kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'an ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!
Ancak, Muhammed önceleri sadece kendi kavmine seslenirken
kuvvetlendikten sonra kendisini bütün
insanlığa gelmiş bir peygamber olarak görmeye başlamıştır..
Kuran’ın Arab’lara seslendiğine dair
işaretler gene Kuran’ın içindeki ayetlerdir..
13/37 Biz Kuran'ı Arab'a bir yasa olarak indirdik..
İbrahim 4.. Allah’ın emirlerini onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız
kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de
doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir..”
Türklerin Muhammed’in kendi kavmi olduğu düşünülemiyeceği göz önünde bulundurulursa, burada ayetin, peygamberlerin Allah’ın emirlerini açıklasın diye, onlara diyerek işaret ettiği, kendi Arab kavimleri olduğu açıkça görülür..
Fussilet 44.. “ Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kuran kılsaydık, diyeceklerdi ki, ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değilmiydi..? Arab’a yabancı dilden kitap olurmu..? De..ki. O inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır.. Inanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kuran onlara kapalıdır.. Sanki onlara uzak biryerden bağrılıyor da Kuran’da ne söylediğini anlamıyorlar..”
Ayet, Arab’a yabancı dilden kitap olurmu diyerek, kitabın Arab için yazıldığını açıkça söylemektedir.. Ancak, diyelim ki, Kuran bütün insanlık için yazıldı.. O zaman, Mekke ve çevresini uyarmak için ifadeleri ile bu iddia çelişkili değilmidir...?
Şura 7.. Şehirlerin anası olan Mekke’de ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için sana böyle Arap’ça bir Kuran vahyettik. Insanların bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir..
Bu ayet’te de, Kuran’ın açıkça Mekke ve çevresindekilerin uyarılması için geldiği belirtilmektedir.. Buradan anlaşılan, İslam’ın ilk yayılmaya başladığı zamanlarda, Mekke’nin dışına taşabileceği pek düşünülmüyordu.. Ancak, İslam’ın rağbet görmeye başlaması ve taraftar toplayarak büyümesiyle kapsama alanının da genişletildiği görülür..
Sebe 28.. Biz seni
bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik fakat insanların
çoğu bunu bilmezler..
Aynı şekilde,
Sad 87. Bu Kur'an, ancak âlemler için
bir öğüttür.
İslami düşünceler ise, Kuran’ın Araplara geldiğini vurgulayan
ayetleri atlar, bu ayeti hep ön plana çıkarırlar..
Şura 7. ayet anlatımında olan başka ayetler de vardır..
En’am 92.. Bu Kuran, Ümmü’l Kura ve çevresindekileri
uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir
kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya
devam ederler... Burada Ümmü’l Kura’dan kasıt Mekke’dir.. Ümmü’l Kura
Arabçada köylerin anası manasına gelir.. İslami zihniyetlere bu ayetler
hatırlatıldıkları zaman, “Mekke, Ümmü’l Kura yani şehirlerin anası olduğu
için, dünyanın başkentidir.. Mekke’nin çevreside bütün dünyadır .”
şeklinde bir yorum getirirler. Allah herkesin anlayabileceği bir
şekilde dünya ve çevresi ifadesini kullanmak yerine, dolambaçlı
yollardan anlatımı tercih ederek bu şekilde insanları içinden
çıkılamaz manalar içinde mi bırakmak istemiştir..?
Kuran’ın kime yazıldığı konusunda tam bir açıklama getirmeyip, kapalı bir
ifade ile, sadece evrensel olmadığını ayrıca anlatan bir başka ayet,
Meryem 97.. Biz Kuran’ı sadece onunla Allah’tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle indirilip okutarak kolaylaştırdık..
Kimdir bu topluluk...? Kimlerdir Muhammed’e karşı çıkanlar..?
İslam kaynaklarına baktığımız zaman, bütün bu insanların Muhammed’in
çevresinde yaşayan kavimler ve kişiler olduklarını görürüz.. Bu kişilere Muhammed’in kendi öz
amcaları da dahildir..
Muhammed kendisine Tanrı tarafından ayetler geldiğini ve Peygamber olduğunu önce
yakınlarına duyurmak ister ve ilgili ayetin geldiğini söyler..
Şuara 214... Önce yakın akrabanı uyar..
İslam’ın Arab dini olduğunu gösteren bir diğer kanıt,
Cennetlerin tamamen Arab erkeğinin beklenti ve zevklerine hitap edecek şekilde dekore
edilmesidir..
Arab insanı için, gündüzleri çölün yakıcı sıcağı ile gecelerin dondurucu
soğuğu yoktur cenette..
Insan 13. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.
Kuran, genelde hernekadar insan ahlakı ve doğruluğu üzerine anlatımlar ihtiva ediyor görünüyorsada, aynı paralelde Peygamberin özel hayatını ilgilendiren konularda burada işlenmiştir.. Bu konular işlenirken, Peygamberin kendi istekleri veya rahatsızlık duyduğu durumlar dahi evrensel olduğu iddia edilen Kuran’da Allah kelamı şeklinde gösterilerek sunulmuştur.
Ahzab/53. Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah) tır.
Peygamber, evine davetsiz misafir istememektedir.. Ancak bu isteğini
bir ayet içinde iletmesi, bütün isteklerini bu şekilde iletmesine ayrı bir
örnektir.. Gene misafirlerinin yemekten hemen sonra dağılmasını istemektedir..
Evrensel olduğu iddia edilen Kuran’ın içinde bu ayetin evrenselliği nedir..? Diyelim
ki, ayet bugünkü Müslümanların da bu olaydan bir ders almaları ve
bunu sünnet olarak uygulamaları içindir.. Bu durumda, misafirler
yemekten hemen sonra kalkıp gitmek durumundadırlar.. Ayrıca, evde bulunan hanımlarla
hiç bir konu hakkında konuşmamaları gerekmektedir.. Ancak isteklerini perde
arkasından iletebilirler.. Bu bir evrensellik anlayışı olabilir mi..?
İslami inancın Kuran'daki çelişkilerin söz
konusu olması durumunda bir diğer yaklaşımı, Kuran'ın başka dillere çevrilmesi
durumunda, ifadelerin kayba uğradığı ve meallerin hiç bir zaman tam olarak gerçek
anlamı ve ifadeleri yansıtamadığıdır..
Bu yaklaşımın hemen arkasından gelen soru ise, eğer Kuran Arab'lardan başka
milletlere de geldiyse, Allah'ın neden başka dillere çevrilmesi bu kadar güç olan,
çevrildiği zaman da içeriği değişime uğrayan bir lisanla kitap göndererek, bu
anlatımları bütün ulusların arapça aslında olduğu şekli ile
anlamasını beklemesidir..