Gayri Müslimlerle Evlilik
Kendilerini yenilikçi olarak tanımlayan bazı İslami yazarlar, İslam'a göre, Müslüman bir erkeğin gayri Müslim bir kadınla evlenebileceği gibi, Müslüman bir kadının da, gayri Müslim bir erkekle evlenebileceğini iddia ederler. Bu iddianın ne derece doğru olduğunu anlamak için gene konuyla ilgili Kuran ayetlerine bakmak gerekir.
Maide / 5. Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hıristiyan vb. nin) yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz şartıyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (Islâmî hükümlere) inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. O, ahirette de ziyana uğrayanlardandır.
Bu ayete göre, kadının iffetli olması gibi bazı şartlar dahilinde, ehli kitap kadını mümin erkeğe helal olabiliyor. Kadının Müslüman olması gerekli değildir, iffetli olması yeterlidir. Bu açıkça belirtilmiş.. Ancak Kuran'da hiç bir ayet herhangi bir şart altında dahi olsa, Müslüman bir kadının gayri Müslim bir erkekle evlenebileceğini söylemez. İslam yasası, böyle bir birleşmeye izin vermediği için, herhangi bir ayette herhangi bir şart da belirtmemiştir. Ancak, gayri Müslim bir erkek Müslüman olur ve gayri müslim durumundan çıkarsa ancak bu şekilde Müslüman bir kadınla evlenme hakkını kazanabilir.
Eğer, bazı yenilikçi İslami yazarların dediği gibi, ehli kitap erkeği de mümin kadına helal
olsaydı, ayetlerde gayri Müslim kadınlar için
şartların belirtildiği gibi, gayri Müslim erkek için
de şartları
belirtilerek evliliğe izin verirdi. Bu durumda, gayri Müslim erkek,
Müslüman
bir kadına haram olarak belirtilmedi diye, bu evliliği onaylıyor manasında almak yanlış
olacaktır.
Burada şöyle bir yaklaşımdan söz edilebilir ; iffet, Ehli Kitap
kadını için şart koşulmuştur, çünkü kadın için önemlidir, erkek
için iffet istenemiyeceğine göre Tanrı, Ehli
kitap erkeği için herhangi bir şart koşulmasını buyurmamıştır. Aynı
şekilde, Bakara / 221 de, iman etmedikçe putperest erkekleri de
kızlarınızla evlendirmeyin ifadesinden hareketle, Tanrı gerek
görseydi aynı şartı Ehli Kitap erkeklerine de getirebilirdi denebilir. Bu durumda
akıla şu soru gelecektir ; aynı ayet içinde, Yahudi ve
Hristiyanların yiyeceklerini Müslümanlara, Müslümanların yiyeceklerini de Hristiyanlara helal eden ve bunlar gibi helal ettiği şeyleri
özenle seçerek belirten Tanrı, böylesine önem
taşıyan bir durumda, iyi bir Ehli Kitap erkeği de Müslüman bir
kadına helaldir, demeyi mi çok görmüştür?
Şimdi Bakara 221 ayete bakalım..
Bakara / 221. İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir câriye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar.
Ayette öncelikle iman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin ibaresi yer almakta. Burada, putperest kadınlar, Maide 5'de belirtilen kendilerine kitap verilen, yani Yahudi ve Hristiyan kadınlardan daha farklı bir konumda tutulmuş. Ehli Kitap kadınların Müslüman erkeklerle evlenebilmeleri için, iffetli olmaları yeterliyken, putperest kadınlardan iman etmeleri, yani Müslüman olmaları istenmekte. Ayetin devamında, “iman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin.” ibaresi yer almaktadır. Daha önceki ayetlerle iman etmenin İslam’ı kabul etmek olduğu açıkça belirtilmişdir. Yani putperest bir erkeğin Müslüman bir kadınla evlenebilmesi için, önce Müslümanlığı kabul etmesi gerekmektedir.
Muhammed, ehli kitap erkeklerinin, Müslüman kadınları ile evlilik durumlarına, bu konuda muhtemelen kararsız kaldığı için pek bir açıklık getirmemiştir. Bu durumda, hangi ifadeye dayanarak ve hangi şartlar altında ehli kitap erkeklerinin kabulü mümkün olabilecektir..? Bütün bunların yanı sıra böylesine bir anlam kargaşasını Allah hükmü olarak değerlendirmenin mantıksal açıklaması nedir ?