Evlilik / Nikah
Cahiliyye döneminde üç çeşit nikah yapılırdı.
Bunlar, sırasıyla, Mut'a, Benna ve Baal Nikahlarıdır. Mut'a
Nikahı kısa süreli bir evlilik, benna ise uzun süreli bir evlilik anlaşmasıdır.
Her iki şekilde de, kadın ve erkek aralarında anlaşarak bu evliliği yaparlardı.
Baal nikahında durum biraz daha farklıdır. Daha sonraları İslam tarafından
da kabul gören bu nikah çeşidine ülkemizde de sıkça rastlanmaktadır.
Erkek istediği kızı alabilmek için, kızın babasına iki taraf arasında
miktarı önceden belirlenmiş bir miktar para ödemek zorundadır. Baal nikahında
evlenecek olan kızın, kendi tercihlerini kullanma hakkı yoktur.
İslam öncesi Arabistan’da erkeklerin sınırsız
kadın alabildiği bilinmektedir. İslam, bu geleneğe 4 kadınla
bir sınırlama getiriyor görünürken bu sınırlamanın boyutları
nedir gene Kuran ayetlerinin paralelinde incelemek gerekir.
Önce Nisa Suresi 3. Ayete bakalım..
“Eğer
kendileri ile evlendiğiniz taktirde yetimlerin haklarına riayet edememekten
korkarsanız beğendiğiniz veya size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder
alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın, yahut da sahip olduğunuz
cariyeler ile yetinin. Bu adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır...”
Ayette görüldüğü gibi, Kuran dört kadına
kadar evliliğe müsaade etmektedir.
Burada, aklımıza İncil’de durum nedir diye bir soru gelebilir. İncil,
Korintoslulara 1. Mektup 7. Bölümde, Evlilik konusunda şöyle der,
2-
Ama cinsel ahlaksızlıkların yaygınlığından ötürü her erkeğin
bir karısı, her kadının bir kocası olsun.
Ayetlerin devamında da, her iki taraftan birbirlerine haklarını vermelerini ister ve boşanmaya karşı çıkar.
3. Erkek
karısına, kadın da kocasına hakkını versin.
4. Kadının bedeni kendine değil, kocasına aittir. Aynı şekilde, erkeğin
bedeni kendine değil, karısına aittir.
5. İki tarafın onayıyla ve geçici bir süre için kendinizi duaya
vermekten başka bir nedenle birbirinizi reddetmeyin. Sonra yine birleşin ki,
Şeytan kendinizi denetleyemediğinizden dolayı sizi ayartmasın.
6. Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.
7. Bütün insanların benim gibi olmalarını dilerdim. Ama kiminin şöyle,
kiminin böyle, herkesin Tanrı'dan payına düşen bir ruhsal armağanı vardır.
8. Yine de evlenmemiş olanlara ve dul kadınlara şunu söyleyeyim, benim gibi
kalsalar onlar için iyi olur.
9. Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü şehvetle
yanmaktansa evlenmek daha iyidir.
10. Evli olanlara ise şunu buyuruyorum, daha doğrusu Rab buyuruyor: kadın
kocasından ayrılmasın.
11. Ayrılırsa, ya kocasız kalsın, ya da kocasıyla barışsın. Erkek de karısını
boşamasın.
Evli olmayanlar için söyledikleri de aşağıdaki ayetlerdedir
Pavlus'un Korintlilere birinci mektubu Bab / 7
25. Kızlara
gelince, Rab'den onlarla ilgili bir buyruk almış değilim. Ama Rab'bin
merhameti sayesinde güvenilir biri olarak düşündüklerimi söylüyorum.
26. Öyle sanıyorum ki, şimdiki sıkıntılar nedeniyle insanın olduğu
gibi kalması iyidir.
27. Karın varsa, boşanmayı isteme. Karın yoksa, kendine eş arama.
28. Ama evlenirsen, günah işlemiş olmazsın. Bir kız da evlenirse, günah
işlemiş olmaz. Ne var ki, evlenenlerin bu yaşamda sıkıntıları olacaktır.
Ben sizi bu sıkıntılardan esirgemek istiyorum.
29. Kardeşler, şunu demek istiyorum, zaman daralmıştır.
30. Bundan böyle, karısı olanlar karıları yokmuş gibi, yas tutanlar yas
tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, mal alanlar malları yokmuş
gibi, dünyadan yararlananlar alabildiğine yararlanmıyormuş gibi olsunlar.
31. Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir.
32. Kaygısız olmanızı istiyorum. Evli olmayan erkek, Rab'bi nasıl hoşnut
edeceğini düşünerek Rab'bin işleri için kaygı çeker.
33. Ama evli erkek karısını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya
işleri için kaygı çeker. Böylece ilgisi ikiye bölünür.
34. Evli olmayan kadın ya da kız hem bedence hem de ruhça kutsal
olmak amacıyla Rab'bin işleri için kaygı çeker. Ama evli kadın, kocasını
nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleri için kaygı çeker.
35. Bunu sizin kendi iyiliğiniz için söylüyorum, özgürlüğünüzü kısıtlamak
için değil. Dikkatinizi dağıtmadan, Rab'be adanmış olarak ve O'na yaraşır
biçimde yaşamanızı istiyorum.
36. Bir kimse kızına karşı haksız davrandığını sanıyorsa, kızın yaşı
geçiyor ve evlenmesi gerekiyorsa, o kimse istediğini yapsın, kızını
evlendirsin; günah işlemiş olmaz.
37. Ama zorunluluk altında bulunmayan, yüreğinde kararlı ve isteğini
yerine getirebilecek durumda olan kişi, kızını evlendirmemeye yüreğinde
karar verirse, iyi eder.
38. Kısacası, kızını evlendiren iyi eder, evlendirmeyen ise daha da iyi
eder.
39. Bir kadın, kocası yaşadıkça kocasına bağlıdır. Kocası ölürse,
kadın dilediği kimseyle evlenmekte özgürdür; yeter ki, o kimse Rab'be ait
olsun.
40. Ama dul kadın, olduğu gibi kalırsa daha mutlu olur. Ben böyle düşünüyorum
ve sanırım bende de Tanrı'nın Ruhu vardır.
Alacağınız eşlerinize karşı haksızlık
yapma durumunda, sahip olduğunuz cariyeler ile yetinmeyi ön gören ayet ve
bunun bir adalet örneği ve çözüm
olarak gösterilmesi.. Ve bu sözlerin Tanrı kelâmı olarak sunulması..Bu şekilde
İslam’ın kadınlara değer verdiğine örnek
gösterilirken, diğer tarafta cariyelerinde bir kadın ve insan olduklarını
unutan kutsal anlayış..! Bir tarafta olası haksızlıklara karşı kadını,
onun yerine cariyeleri koyarak kolluyor.. Sanki, cariyeler insan değil ve ve
haksızlıklar onlar üzerinde uygulanabilir gibi..
Evliliği dört kadınla sınırladığı iddia edilen anlayışın, aslında
bunlarıda istediğiniz zaman yerlerine başkalarını koyarak, aynı anda en
fazla dört kadın bulundurun dediği Nisa 20. ayete bakıldığı zaman anlaşılır..
Erkek 4 kadınla evlidir ama canı başka bir kadın istemektedir. Beğenmediği
karılarından birini kapı dışarı ederek bu haktan istifade edebilmektedir.
Bu imkandan yararlanılması için, kapı dışarı edilen kadından verilen
mehirlerin geri alınmaması yeterlidir.
4 Nisa / 20. Eğer bir eşi bırakıp da
yerine başka bir eş almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermiş
olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Siz iftira ederek ve apaçık günah
işleyerek onu geri alır mısınız?
Görüldüğü gibi burada da, kendisine
verilen mehir geri alınmayarak güya kadının hakları korunuyor görünümündedir.
Bu durumda, o kadının bir süreliğine
metres olarak tutulan kadından ne farkı kalmaktadır..?
Nisa 23 ayette erkeklerin, hangi kadınlarla
evleneceği ve hangi kadınlarla evlenemiyecekleri açıkça belirtilir.
4 Nisa / 23. Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız,
teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız,
süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden
olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer
onlarla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size
bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız
kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah
çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Dikkatlice okunacak olursa ayetin ortasında, kendileriyle
birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size
haram kılındı. Eğer onlarla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını
almanızda size bir mahzur yoktur. Şeklinde bir ifade vardır. Yani,
tam evlenirken evleneceğiniz kadının kızını görür de, kadının kızı
hoşunuza giderse, kadını bırakıp kızını alabilirsiniz..
Aynı şekilde Nisa
25..
İçinizden
imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse ellerinizin altında
bulunan imanlı cariyelerinizden alsın..... Bu cariye ile evlenme izni içinizden
günaha düşmekten korkanlar içindir.. Ahzab
50. ayetde olduğu gibi, Nisa 24 de de, cariye kadını pek insan statüsünde görmez.
Kadın orada da elde edilmiş bir ganimet, bir mal durumundadır.
Evli kadınlar haram olarak vasıflandırılırlarken, cariyelerin evli
olup olmamaları önemli değildir, onlar her durumda helaldirler, mal olarak
kullanılabilirler.. Diğerleri de gene mehirleri verildiği sürece
kendilerinden faydalanılabilecek konumdadır.
Nisa 24... Ganimet olarak sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarda
size haram kılındı.. Allah’ın size emri budur.. Bunlardan başkasını,
namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla mehirlerini vererek
istemeniz size helal kılındı.. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış
olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra bir miktar indirim için karşılıklı
anlaşmanızda size günah yoktur..
Türklerin tarihsel ve sosyal bütünlüklerine
uymayan uygulamalar tatbik edilmek istenerek kadın, İslam’ın şeriat hükümlerine
uzanan öğretileri ile Türkiye’de de 2. sınıf insan durumuna getirilmek
durumunda bırakılmıştır ki, daha çok doğu ve güneydoğu illerimizde görülen
polygami bu olgunun pek göz ardı edilmemesi gerektiğini gösterir.