Ferman sende ama güzel yaşamak bizde
Senden ayığız biz sarhoş halimizle
Sen insan kanı içersin biz üzüm kanı
İnsaf be sultanım kötülük hangimizde
Ömer Hayyam

Cihad


Cihad kelimesi, sözlük anlamı, çaba ve gayret göstermek olan Cehd'den gelir. Kelimenin sözlük anlamı,

1- Din uğrunda savaş.
2- Dini yaymak için uğraşma
3- Nefisle Savaş
Mustafa Nihat Özön / Osmanlıca Türkçe Sözlük

Silahlı savaş hakkında Kur’an’da "Cihad" kelimesinin yanı sıra "Kıtal" kelimesi de kullanılmaktadır.

Aşağıdaki hadis cihadın manalarını açık şekilde verir.
1002 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Müşriklere karşı mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad edin."
Ebu Dâvud, Cihâd 18, 2504)
Nesâî,Cihâd 1, (6, 7).

Ana Britannica
Müslümanların Tanrı yolunda canları ve mallarıyla savaşma görevleri. Bütün Müslümanlar için bir görev olmakla birlikte her Müslüman için kesin bir zorunluluk değildir.
İslam'ın ilk döneminde ( Mekke Dönemi ) iki yönlü bir anlam içermekteydi. Yetkinliğe ulaşma yolunda bireylerin kendi benliklerine karşı yürüttükleri manevi savaş ( Büyük Cihad ) ve kendi dışındakilere karşı yürüttükleri tebliğ, uyarma ve korkutma eylemi. ( Küçük Cihad )

Bazı İslamiler Cihad kelimesinin diğer anlamlarını öne çıkararak, gerçek Cihad'ın savaş olmadığını, sadece dini yaymak için fikir ve düşünce ile yapılan bir gayret ve uğraş olduğunu söyleyeceklerdir. İslami Cihad'ın gerçekte kanlı bir savaş olduğunu ve bu savaşa Müslümanları ne şekilde teşvik ettiğini aşağıdaki hadis açıkça gösterir.
968 - Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah yolunda yaralanan hiçbir yaralı yoktur ki, kıyâmet günü, yarası kanıyor olarak gelmiş olmasın, bu kanın rengi kan renginde, kokusu da misk kokusundadır."
Buharî, Cihâd 10, Zebâih 31;
Müslim, Imâret 103;
Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1656);
Nesâî, Cenâiz 82, (4, 78), Cihâd 27, (6,28);
Muvatta, Cihâd 29, (2, 461).

Hilafetçiler Cihad'ı şu şekilde tanımlamaktalar,
Cihad, Allah'ın Kelimesi'ni yüceltmek için Allah yolunda savaşta bütün gücünü sarf etmek ve bizzat ya da malla, fikirle, kuvvet toplamakla ve bunun gibi işlerle yardım ederek İslâm Davetini yaymaktır. Allah'ın Kelimesi'ni yüceltmek ve İslâm'ı yaymak için savaş, cihaddır ve farzdır. Farz oluşu Kur'an ve Sünnet'le sabittir. Farziyeti için onlarca ayet ve hadis gelmiştir.
Başlangıçta cihad, farz-ı kifayedir; eğer düşman hücum ederse farz-ı ayındır. Cihadın farz-ı kifaye olması demek, düşman bizimle savaşmaya başlamasa da önce bizim başlamamız demektir. Müslümanlardan biri herhangi bir zamanda savaşı başlatmaya girişmezse, savaşı terketmekle bütün müslümanlar günahkâr olur. Bundan dolayı, cihad savunma harbi değildir. Cihad, ancak Allah'ın Kelimesi'ni -Dini'ni- yüceltmek için bir savaştır. Kâfirler bize saldırmasa da, İslâm'ı yaymak ve davasını yüklenmek için savaşa başlamak farzdır.

Hilafetçilerin bu tanımlamasını tamamen Kuran ayetlerine dayanarak yaptığını da unutmamak gerekir. Şimdi Kuran'da anlatılmak istenen cihada dönelim.
9.Tevbe / 41. (Ey müminler!) Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Kuran bu tür ayetlerle doludur..
Bakara 256 Dinde zorlama yoktur der.. Ve bugün İslami kesimden birçokları, İslam’ın Müslüman olmayanlara bir zorlama getirmediğini göstermek için bu ayeti gösterirler.. Ayet, dinde zorlama yoktur derken, neye karşı zorlama yoktur tam olarak belirtmemiştir.. Zorlamadan anlatılan namaz kılmak ve oruç tutmak mı yoksa diğer dinden olanların veya dinsizlerin İslam’a girmeye zorlanmamasımıdır bu ilk bakışta belli değildir.. Bakara suresi 193. Ayete bakarsak, ... “Yalnız Allah dini kalana kadar onlarla savaşın...” dediğini ve bu anlamda özellikle dinsizlerin İslam’a döndürülmelerinde onlarla savaşılacak kadar ısrarlı olunması gerektiğinin vurgulandığını görürüz..
Aynı anlatımdaki hadisler, Allah katında üstün olmanın şehitlik mertebesi olduğu belirtilerekten şöyle der,

967 - Muâz Ibnu Cebel (radıyalahu anh) anlatıyor: "İçinden samimi şekilde Allah yolunda cihâd yapmayı temenni eden bir kimse, bilâhare ölse de, öldürülse de şehid sevabı kazanır. Kim de Allah yolunda yara alsa veya Allah yolunda -düşmanın sebep olmadığı- bir musibetle bile yaralansa bu yara, kıyamet günü, en büyük hâli içinde rengi zaferân renginde, kokusu da misk kokusunda olarak gelir. Kimin vücudunda, Allah yolunda iken çıkan, iltihab gibi bir yara açılacak olsa bu da onun için Şehidlik mührü olur."
Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1657);
Ebu Dâvud, Cihâd 42, (2541);
Nesâi, Cihâd 25, (6, 26).

Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur."
Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1657);
Ebu Dâvud, Cihâd 42, (2541);
Nesâî,Cihâd 25, (6, 26);
İbnu Mace, Cihâd 15, (2792).

Aynı şekilde Enfal 39 da benzer ifadeyi kullanır..
8.Enfal /.39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! (Inkâra) son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.
Bu ayetlerin yanına Bakara 256. Ayeti “İslam, kendinden olmayanları Müslüman olmaya zorlamaz” şeklinde anlayarak koymamız mümkün değildir.. Bu nedenle Bakara 256 ayetin tefsirinin aslında, İslam’da oruç ve namaz gibi, dinin vecibelerini her ne şart altında olursa olsun yerine getirmekte zorlama yoktur şeklinde alınması gerekmektedir.. Eğer ayetin yorumunu, insanların Müslüman olmaları için bir zorlama yoktur şeklinde alacak olursak, bu ayetin tam karşıtı olan başka ayetler görürüz..
9.Tevbe /73. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir!
İslam hernekadar tolerans ve hoş görü dini olarak zemin bulmaya çalışıyorsa da, ayetlerdeki bazı ifadeler bu yaklaşımdan oldukça uzaktır.. İslam yandaşlarını, inanmayanların İslam'ı kendilerine din edininceye kadar onlarla savaşmaya çağırır.. İslam'ı kendisine din olarak seçmek istemeyenler ise, İslam'a cizye, yani bir çeşit ceza vergisi vermek durumunda bırakılır..

Tevbe/29. Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.
Burada, İslami inancın toleransdan söz etmesi nasıl mümkün olacaktır..? Bazıları bu tür ayetlerin nesh edildiğini savunarak bir çıkış yolu ararlarsa da, Kuran'daki bu tür ayetler nesh edildiği zaman geriye ayet olarak okunacak pek bir şey kalmadığı görülecektir.. Kaldı ki, ayetlerin nesh edilmesi Kuran'ın bütünlüğüne ve evrensel olduğu anlayışına tamamen aykırı düşmektedir..Kuran’da bir çok ayet cihad çağrıları ile doludur ve müminler için kurtululuşa ermek cihad etmekle mümkündür..

5.Maide /35. Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Aynı ifadeleri taşıyan benzer bir hadis,

978 - Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün şöyle dedi: "Kim Rabb olarak Allah'tan, din olarak İslâm'dan, peygamber olarak Muhammed'den râzı ise ona cennet vâcib olmuştur." Bu söz hayretime gitti ve: "- Ey Allah'ın Resûlü, bir kere daha tekrar eder misiniz?" dedim. Aynen tekrar etti ve arkadan da şunu söyledi. " Bir başka şey daha var ki, Allah, onun sebebiyle, kulun cennetteki makamını yüz derece yüceltir. Bu derecelerden ikisi arasındaki uzaklık sema ile arz arasındaki mesâfe gibidir. " Ben: "- Öyleyse bu nedir`?" dedim. Şu cevabı verdi: " Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihad!"
Müslim, Imâret 116, (1884);
Nesâî, Cihâd 18, (6,19-20).
Bazı hadislerde, çocukların öldürülmemeleri belirtilirken, bu bazı İslami anlayışlarda İslam dininin bir toleransı olarak yorumlanır.
1023 - Semure İbnu Cündeb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Müşriklerin yaşlılarını öldürün, fakat tıfıllarına (şerh) yani henüz tüyü çıkmayanlara dokunmayın."
Ebu Dâvud, Cihâd 121, (2670);
Tirmizî, Siyer 28, ( 1583).
İslam'da öldür kelimesi parola dahi olabiliyor..
1010 - Seleme İbnu'l-Ekvâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gazve sırasında başımıza Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'i komutan tayin etti. Bu seferde müşriklerden bir gruba gece baskını yaptık. Onlardan çokça öldürüldü. Ben kendi elimle yedi kişi öldürdüm. Bunlar, farklı âilelerdendi. O gün parolamız: "Ey Mansur (yardım gören) öldür, öldür!" idi."
Ebu Dâvud, Cihâd 78, (2596),102, (2638).

Gene bazı tefsirciler ayetdeki cihad ederek kurtuluşa ermek ifadesinden, Müşriklerle cihad edilerek onların tekrar kendilerine saldırmalarından kurtulma şeklinde bir ifade çıkarmaya çalışırlarsa da, bu tür diğer ayetlere baktığımızda, buradaki kurtuluşa ermek ifadesinin cennete giderek, Allah katında rütbelendirilmeleri ve cehenneme gitmekten kurtulmak olduğunu görürüz..
9 Tevbe /20. İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır.
Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kend
isine vacib olur."
Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 21, (1657);
Ebu Dâvud, Cihâd 42, (2541);
Nesâî,Cihâd 25, (6, 26);
Ibnu Mace, Cihâd 15, (2792).
Allah yolunda cihad'a karşılık verilen cennet vaadleri, ya da bu uğurda yapılan bağışlara karşılık verilen vaadler zaman zaman, sahte bankerlerin verdikleri karşılıksız çekler gibi, bol keseden verilmektedir. Bir deveye karşılık 700 deve..! Ve kimse de sormaz ki, kıyamet gününde adam bu develeri ne yapacak..
981 - Ebu Mes'ud el-Bedri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a, yularlanmış bir deve getirerek: "Bu Allah yoluna bağışımdır" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama: " Buna karşılık sana, kıyamet günü, her biri yularlanmış yedi yüz deve vardır!" dedi.
Müslim, Imâret 132, (1892);
Nesâî, Cihâd 46, (6, 49).
Gene cennet vaadleri karşısında tekrar tekrar öldürülmek isteyenler,
969 - Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri, Allah rızası için yola çıkan kimse hakkında: "Bu kulum, benim yolumda cihad etmek üzere bana inanarak peygamberlerimi tasdik ederek yola çıkmıştır, artık onu ya cennetime koymak yahut da ücret veya ganimet elde etmiş olarak, çıkmış olduğu meskenine geri çevirmek hususunda garanti veriyorum" diyerek te'minat verir. Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki, Allah yolunda yaralanmış hiçbir yaralı yoktur ki, kıyamet günü, yaralandığn ilk günkü manzarasıyla gelmiş olmasın: (Yarası taze kan renginde, kokusu da misk kokusunda olarak. Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ediyorum ki, Müslümanlar'a meşakkat vermeyecek olsam, Allah yolunda gazveye çıkan hiçbir seriyyeden asla geri kalmazdım. Ancak onları hayvana bindirecek imkân bulamıyorum. Onlar da beni tâkibe imkân bulamıyorlar. Benden geri kalmak da onlara zor geliyor. Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e kasem olsun Allah yolunda gazaya çıkıp öldürülmeyi, sonra tekrar hayat bulup gazada tekrar öldürülmeyi, sonra tekrar gazaya çıkıp öldürülmeyi ne kadar isterim.
Buharî,Iman 25, Cihâd 2,119, Hums 8, Tevhid 28, 30;
Müslim, Imâret 103- 107, (1806), (8, 119);
Muvatta, Cihâd 2, (2, 444), 40, (2, 465);
Nesâî, Cihâd 14,(6, 16), Iman 24.

Nisa suresinde, gene Allah’ın vereceği cezanın çok şiddetli olacağı korkutmasıyla, Allah yolunda yani İslam için savaş diyerek Cihad için açık çağrıda bulunur..
Nisa /84. Artık Allah yolunda savaş. Sen, kendinden başkası (sebebiyle) sorumlu tutulmazsın. Müminleri de teşvik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kırar (güçleriyle size zarar vermelerini önler). Allah'ın gücü daha çetin ve cezası daha şiddetlidir.
Benzer ifadeler, Maide, Tevbe ve Saff surelerinde de görülür..
5.Maide/54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir.
9.Tevbe/123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.
61 Saff / 4. Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.
Bu kitaba inananlar haklı olarak, Allah kendisi için savaşanları sever.. diyeceklerdir.. Bu tür ayetlerin, bu tarz yorumlara açık oldukları unutulmamalıdır.. Bu durumda, katliamları yapanların kendilerine öğretilen kutsal değerler adına insanları öldürmüş olmaları nasıl yargılanacaktır..?
Daha önce Türklerin kılıç zoru ile Müslümanlaştırılmaları ile ilgili olaylarda, bu savaşları Müslümanlara öğütleyen ve bu savaşlardan ganimet al diyen gene Kuran'daki Tanrı’dır..
İnanmayanlarla savaşmadan dost kalmak isteyen müminlerine, o kişilerin Allah tarafından saptırıldığını ve bu nedenle hiçbir şekilde, İslam yoluna gelmeyeceklerini söyler..

Nisa 88. Size ne oldu da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Halbuki Allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir (küfürlerine döndürmüştür). Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla (doğruya) yol bulamazsın!
Bunu takip eden ayette ise, Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün ifadelerini kullanır.
Gene müminler arasında savaşmak isteyen ve istemeyenlerin karşılaştırmalarını yaparak, savaşan müminleri savaşmayanlara üstün tutar.. Sakat olanları ise bu ayırımın dışında tutmayı da ihmal etmez..

Nisa 95. Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır. 96-Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Peygamberin yanına gelmeyenler ise, kendilerine yazık etmiş kişiler oluvemişlerdir.. Ve onlar da, günah işleyip işlemediklerine bakılmadan cehenneme gidecekler listesindedir..
97. Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: "Ne işde idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. Işte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.
Nisa /95 de cihad etmeyip oturanlar için de, gerçi Allah hepsine cennet vaadetmiştir derken aşağıdaki ayetde kalanlar için fikir değiştirmiş gibidir..
9..Tevbe /81. Allah'ın Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; "bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!
Herzaman olduğu gibi, İslami kesim bu ayetleri o zamanki olayların paralelinde böyle olması gerekliydi şeklinde yorumlayacaktır, ancak Kuran'ın bütünlüğü ile bu yaklaşımı bağdaştırmak mümkün değildir.
Savaşamıyacak durumda olanlar cehennemden kurtulmuşlardır..

Nisa 98. Erkekler, kadınlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnadır.
Peygamberin yanında savaşanlar ise kurtuluşa erenlerdir ve gene öbür hayatlarında mükafatlar vaad edilir..!
9.Tevbe / 88. Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler. Işte bütün hayırlar onlarındır ve onlar kurtuluşa erenlerin kendileridir.
Aynı şekilde,
bir hadiste
Kafirle öldüreni, cehennemde birlikte bulunamaz.
Müslim- İmaret/130-131, hadis 1891
Diyerek, öldürülen kafirin cehenneme gideceğini ama onu öldüren Müslüman'ın ise cennete gideceğini söyler.
Cihad edenler için vaadler,
9. Tevbe / 89. Allah, onlara içinde ebedî kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Işte büyük kazanç budur.
Hicret edenler için vaadler,
4. Nisa/100. Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Resûlü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı Allah'a düşer. Allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Savaşa katılarak sonuna kadar Muhammed’e hizmet edenlere gene mükafatlar vaad eder.. Ve bu çağrıyı gene daha etkili olabilmesi için kendi sıfatının yanında Allah’ın da adını kullanarak yapar..
Al-i İmran /172.
Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.
Allah yolunda, yani İslam için savaşıp ölenler veya kalanlar için gene mükafat vererek savaşa teşvik..

Nisa/74. O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.
Bu arada kendisi için savaşarak ölenlerin günahlarının affedileceği ve cennete gönderileceği konusunda Allah gene yemin eder..
Al-i İmran /195. Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabul etti. (Dedi ki:) Ben, erkek olsun kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım.
Bu mükâfat, Allah tarafındandır. Allah; karşılığın güzeli O'nun katındadır.
Peygamber, yakınlarını savaşta kaybeden kişilerin diğer müminleri de etkilememesi ve kendi safında savaşan kişilerin azalmaması için, onları Allah adına etkilemekden de geri kalmamıştır...

Ali Imran.. 156. Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında: "Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaatı onların kalplerine (kaybettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı veren de alan da Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.
Ve gene Allah’ın ağzından savaşa katılmayan veya katılmak istemeyenlere atıf ..,

Ali Imran../167. Ve müminleri ayırdetmesi,münafıkları ortaya çıkarması için idi. Onlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Al-i İmran 168' deki Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım
ifadesi ilgi çekicidir..
Al-i İmran /168. (Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: "Bize uysalardı öldürülmezlerdi" diyenlere, "Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!" de.
Savaşta ölenlerin, geride kalanların cesaretlerini kırmamaları için, onların aslında ölmediklerini Rab’lerinin yanında mükafatlandırıldıklarını söyler.
Al-i İmran /169. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.
Müminlerin sabırlı ve savaşa hazır olmalarını ister..
Al-i İmran /200.
Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin; (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki başarıya erişebilesiniz..
Gene cihad konusunda isteksiz davrananları cihad edenlerle karşılaştırarak diğerlerine verilen mükafatlara özendirmeye çalışmasına başka bir örnek..

Nisa/72. Içinizden bazıları vardır ki (cihad konusunda) pek ağırdan alırlar. Eğer size bir felâket erişirse: "Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.
Nisa/73. Eğer Allah'tan size bir lütuf erişirse -sanki sizinle onun arasında (zahirî) bir dostluk yokmuş gibi- "Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım !" der.
Bu arada diğerlerini daha belirgin bir hedef haline getirebilmek için, onları kötülüğün simgesi Şeytan dostları olarak gösterip iman edenlerin İslam için savaşanlar olduğunu bir kere daha vurgular..

Nisa/76. İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.
Genelde ayetlerde esir alın ifadeleri pek kullanılmamışsada, Muhammed / 4. Ayet de, inkar edenlerin boyunlarına vurun ve esir alın ifadeleri vardır.. Esir alınan kişinin durumuna göre eğer zenginse fidye karşılığı serbest bırakılabileceğini vurgular..

47. Muhammed / 4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.
Bazı hadislerde ise esir alınanların sadece kadınlar ve çocuklar olduğunu görürüz.. İnsanları gafil avlamak, arkadan saldırmak, esir alınan kadınları eş veya cariye yapmak da, cihad'ın bir başka yoludur.

1021 - Abdullah İbnu Avn anlatıyor: "Nâfı'ye yazarak savaştan önce (müşrikleri İslâm'a) davet etme hususunda sordum. Şu cevabı verdi: "Bu İslâm'ın başında idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Benî Müstalik'e ani baskın yaptı. Adamları gâfıldi, hayvanları su kenarında sulanmakta idi. Savaşabilecekleri öldürdü, kadın ve çocuklarını da esir etti. O gün Cüveyriye (radıyallahu anhâ) validemizi esir almıştı. Bunu bana Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) rivayet etti. Abdullah bu orduya asker olarak katılmıştı."
Buharî, Itk 13;
Müslim, Cihâd 1, (1730);
Ebu Dâvud, Cihâd 100, (2633).

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka tespih post seccade güzel
Ama Tanrı kanarmı bunlara..

Ömer Hayyam

ÇAna Sayfa

Hosted by www.Geocities.ws

1