Ürdün
Giriş Bu sayıdan itibaren değerli
okuyucularımızdan bazılarının talepleri doğrultusunda yeni bir bölüm
başlatıyoruz. Bu bölümde İslam ülkeleri hakkında birtakım teknik bilgiler
vermek suretiyle İslam coğrafyasını tanıtmaya çalışacağız. İlk olarak da
geçtiğimiz ay Kral Hüseyin'in ölümü ve yerine oğlu Abdullah'ın geçmesi, dünya
ülkelerinin Kral Hüseyin'in cenaze merasimine gösterdikleri ilgi sebebiyle
günlerce tartışılan, konumu, statüsü ve tarihi üzerinde ayrıntılı bir şekilde
durulan Ürdün'den başlamak istiyoruz. Ancak Ürdün'ü tanıtmaya başlamadan önce
bu bölümle ilgili bazı genel bilgiler vermek istiyoruz. Öncelikle şu üç kavramın
üzerinde durmakta yarar var: Ülke, devlet, halk. Çünkü bu kavramlar özellikle
de "İslam ülkesi" kavramı çeşitli şekillerde tartışıldı. Birçokları
günümüzde İslam ülkeleri diye bilinen ülkelerin genelinin İslami hükümlerle
yönetilmemesi sebebiyle "İslam ülkesi" yerine "halkı Müslüman
ülke" ibaresini kullanmayı tercih etti. Ancak ülke denince, sınırları
belli ve bir devlet mekanizmasına sahip toprak parçası kastedilir. Yani
"ülke" kavramında toprak parçası vurgusu öne çıkmaktadır.
Dolayısıyla Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları, tarihte de İslami bir
kimlik kazanmış toprak parçalarının "İslam ülkesi" olarak
nitelendirilmesi en uygun olanıdır. Devlet ise ülkedeki yönetim biçimini
ayakta tutan, kanunların uygulanmasını sağlayan, halkı belli bir disiplin
içinde tutan mekanizmadır. Devlet yapısı İslami olabilir veya olmayabilir.
Olduğu zaman "İslami devlet" ya da "İslam devleti"
dersiniz, olmadığı zaman demezsiniz. Ama "ülke"nin durumu dediğimiz
gibi biraz farklıdır. Halk kavramıyla genellikle bir ülkede yaşayan kitlenin
tamamı kastedilir. Halkların bir etnik bir de dini kimlikleri olur. Günümüz
istatistiklerinde, bir ülkede yaşayan nüfusun dini kimliklerine göre oranları
verilirken inanç ve yaşayışlarından ziyade mensubiyetleri göz önünde
bulundurulmaktadır. Biz de ister istemez İslam ülkelerini tanıtırken o
ülkelerde yaşayan Müslümanların oranlarını verirken bunu esas almak
zorundayız. Ama bu orana girenlerin arasında tümüyle İslam'ı reddedenler
olabileceği gibi, İslam'a mensubiyetini kabullense de hayatında İslam'ın en
ufak bir eseri bile görünmeyenler de bulunacaktır. Fakat bizim bunların
sayılarını ve oranlarını tespit etme imkanımız olmadığından ister istemez
ulusal istatistik verileri sizlere aktarmak zorundayız. İslam ülkelerini tanıtırken bir
de bu ülkelerdeki İslami oluşumlar hakkında bazı genel bilgiler vereceğiz. Bu
bilgilerin faydalı olacağına inanıyoruz. Çünkü devletlerin tanıtımı amacıyla
yazılmış eserlerin çoğunda bu bilgileri bulmak pek mümkün değildir. Son olarak da şunu ifade edelim
ki bizim için önemli olan ümmet bilincidir. Etnik kimliklerin varlığı sünneti
ilahiyenin bir gereğidir. Ama İslam düşmanlarının Müslüman halkları birbirine
düşürmek, aralarına fitne sokmak için etnik kimliklerini öne çıkarmalarını
sağlama amacına yönelik propagandalarından etkilenmemeli, iman kardeşliğinin
etnik kökenden her zaman önce geldiğini asla unutmamalıyız Bu hususları belirttikten sonra
Ürdün'ü tanıtmaya başlayalım Ürdün Hakkında Bazı Genel Bilgiler Resmi adı: Ürdün Haşimi
Krallığı Başkenti: Amman (Nüfusu:
1.500.000) Yüzölçümü: 90.740 km2. Nüfusu: 5.500.000 (1998
tahmini). Etnik yapı: % 98 Arap, % 1.2
Çerkez, % 0.7 Türk, az sayıda da Kürt vardır. Arapların önemli bir kısmı
Filistin asıllıdır. Dil: Arapça. Din: Resmi din İslam'dır.
Halkın % 95'i Sünni Müslüman, % 5'i hıristiyandır. Ancak parlamentoda
hıristiyanlara % 10 oranında kontenjan tanınmaktadır. Coğrafi durumu: Bir Ortadoğu
ülkesi olan Ürdün, kuzeyden Suriye, doğudan Irak, güneyden Suudi Arabistan,
güneybatıdan Kızıldeniz, batıdan da Filistin ve Lut Gölü ile çevrilidir. Yönetim şekli: Ürdün
parlamenter sisteme dayalı krallık rejimiyle yönetilmektedir. 1992'de
çıkarılan bir kanunla siyasi partilerin kurulmasına izin verildi. Üyeleri
dört yılda bir gerçekleştirilen seçimlerle belirlenen 80 üyeli bir
parlamentosu, 40 kişilik de bir senatosu (üst meclisi) var. Seçimler daha
önce nispî temsil sistemine göre yapılıyordu. Ancak ülkede İslami hareketin
güçlenmesi üzerine bu hareketin parlamentoda çoğunluğu elde etmesine karşı
bir tedbir olarak seçim kanunu değiştirildi. Tarihi: Bugünkü Ürdün
toprakları Hz. Ömer (r.a.) döneminde İslam devletine katıldı. 12. yüzyılda
bir süre Haçlıların işgali altına girdi. 1187'de Haçlılardan kurtarıldıktan
sonra sırasıyla Eyyubilerin, Fatımilerin ve Memlüklerin elinde kaldı.
Memlüklerden sonra 1517'de Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim tarafından
alınarak Osmanlı topraklarına katıldı. 1831 - 1840 yılları arasında Mısır'da
Osmanlıya başkaldıran Mehmet Ali Paşa'nın hakimiyetine geçti. Bu ara dönem
dışında Ürdün toprakları 1917 İngiliz işgaline kadar Osmanlıların elinde
kaldı. İngilizlerin Filistin ve Ürdün topraklarını işgal etmesine, kendisine
Arap yarımadasının krallığının verileceği vaadlerine kapılan Şerif Hüseyin de
yardımcı oldu. İngilizler, 1921'de Şerif Hüseyin'in oğlu Şerif Abdullah'a
Ürdün Nehri'nin doğu tarafındaki topraklarda yarı bağımsız bir emirlik
kurdurdular. Bu emirlik İngiltere'nin kontrolü altındaydı. İngiltere 1946
Londra anlaşması gereğince Ürdün'ün bağımsızlığını tanıdı. İngilizlerin Ürdün
üzerindeki çıkarlarını koruma görevini üstlenmiş olan Abdullah'a da Ürdün
krallığı payesi verildi. Kral Abdullah, 1951'de yine İngilizler tarafından
öldürtüldü. Yerine oğlu Talal geçti. Fakat daha sonra akli dengesi yerinde
olmadığı gerekçesiyle Talal'dan, krallığı bırakması istendi. O da 1952'de
makamını oğlu Hüseyin'e devretmek zorunda kaldı. Kral Hüseyin ülkede bir denge
politikası uygulamaya çalıştı. Başlangıçta parlamenter sisteme dayalı bir
krallık rejimi kurmak istedi. Fakat kendi yetkilerinden taviz vermek
istemediğinden ilk seçimlerden sonra oluşturulan parlamentolar sembolik bir
demokratik kurumdan ibaret kaldı. Kral 1967 Arap - İsrail savaşının hemen
ardından parlamentoyu kapattı. Bu parlamento ancak 9 Ocak 1984'te bir araya
gelebildi. Genel seçimler ise ancak 8 Kasım 1989'da yapılabildi. Ürdün
kralını böyle bir seçim yapmaya da 18 Nisan 1989'da patlak veren olaylar
zorladı. Ürdün yönetiminin Nisan 1989'da, IMF ve Dünya Bankası'nın istekleri
doğrultusunda parasını % 50 oranında devalüe etmesi bir hafta süren geniş
çaplı bir halk ayaklanmasına yol açtı. Kral halkını ancak bazı vaadlerle
yatıştırabildi. Bu vaadlerin arasında serbest seçim yapılması da vardı. Bu
doğrultuda 8 Kasım 1989'da gerçekleştirilen genel seçimlerde 80 kişilik
parlamentoya, İslami hareketten 18'i Müslüman Kardeşler'den olmak üzere 33
kişi girebildi. İslami hareketin sonraki yıllarda daha da güçlenmesi üzerine
yönetim seçim sistemini değiştirdi. İslami Hareket: Ürdün'deki
İslami cemaatler içerisinde en güçlü ve en yaygın olanı Müslüman
Kardeşler'dir. Bu cemaat diğer bütün İslami cemaatlerle iyi münasebetler
kurmaya ve dayanışma içine girmeye çalışmaktadır. Ürdün Müslüman Kardeşler
cemaatinin her alanda faaliyetleri var. Siyasi partiler yasasının çıkmasından
sonra İslami Çalışma Cephesi'nin kuruluşuna öncülük etti. Müslüman Kardeşler
kültürel ve sosyal faaliyetlerin organizesi için İslam Merkezi Hayır Cemiyeti
adlı bir teşkilat kurdu. Bu teşkilat çeşitli hayır faaliyetlerini, kültürel,
sosyal ve eğitime yönelik faaliyetleri organize ediyor. Teşkilata bağlı
olarak Amman'da kurulan ve 1982 yılından bu yana hizmet veren İslami Hastane
üniversite hastanelerinden sonra ülkenin en büyük hastanesidir. Yine aynı
teşkilata bağlı olarak anaokulundan üniversiteye çeşitli seviyelerde 23 okul
açılmış bulunuyor. Bunların başında da Özel Zerka Üniversitesi gelmektedir.
Müslüman Kardeşler'in dışında kalan İslami cemaatlerin ileri gelenleri
arasında Hizbu't-Tahrir, Tebliğ Cemaati, selefiler ve çeşitli tasavvufi
tarikatlar var. Hizbu't-Tahrir geçmişte bir
süre Müslüman Kardeşler içinde kalmış ancak daha sonra kendine özgü birtakım
fikirlerinden dolayı bu cemaatten ayrılmış olan Takiyyuddin en-Nebhani'nin
kurmuş olduğu bir cemaat. Bu cemaat daha çok hilafet konusuna ağırlık
veriyor. Mevcut düzenle herhangi bir uzlaşma içine girmeye ve parti yoluyla
siyasi faaliyet yürütülmesine karşı çıkıyor. Hatta ülkedeki yönetimle bir
uzlaşma anlamı taşıyacağını ileri sürdüğünden seçimlere katılmaya ve meclise
girmeye de karşı çıkıyor. Merkezi Pakistan'da bulunan Tebliğ Cemaati'nin
Ürdün'de de küçük çapta bir çalışması var. Ancak bu cemaat siyasete
karışmamayı prensip edindiğinden Ürdün halkı içinde bir etkinlik
gösteremiyor. Arap dünyasının her tarafında
etkisini gösteren Selefilik hareketi Ürdün'de önemli oranda etkili. Selefiler
sayıca çok olmasalar da düşünceler üzerinde etkililer. Ürdün'de selefilik
akımının yayılmasında en çok bu hareketin liderlerinden olan Nasıruddin
el-Albani'nin çalışmaları etkili oldu. Tasavvufi tarikatlar içinde en
yaygın olanı Şazeliye tarikatıdır. Ürdün İslami Hareket'inin en
çok sıkıntı çektiği alan yayın faaliyetleri alanıdır. Yönetim bu konuda
İslami hareketin önüne çeşitli zorluklar çıkarıyor. |