İran
Girişİran, dünyadaki çağdaş sömürge
düzenlerinin dayatmalarına karşı durmaya çalışması sebebiyle sürekli gündeme
gelen bir ülke. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde önemli bir devrim ve değişim
gerçekleştirmiş olması sebebiyle özellikle İslam dünyasındaki çeşitli
oluşumların ilgi odağı oldu. Geçtiğimiz ay yaşanan olaylar yüzünden de bu
ülke tüm dünya medyası tarafından uzun süre gündemde tutuldu. Geçen ay
yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmelerimizi "Dünya Gündemi"
bölümümüzde bulacaksınız. Ancak biz söz konusu olaylarla ilgili yorumları
vermekle yetinmeyerek birçok yönden önem arz eden İran'ı bu ayki İslam
Coğrafyası bölümümüzde genel itibariyle de tanıtmak istedik. İran Hakkında Genel Bilgiler Resmi adı: İran İslâm
Cumhuriyeti Başkenti: Tahran (Nüfusu:
8.500.000) Diğer önemli şehirleri: Meşhed,
Isfahan, Tebriz, Şiraz, Ahvaz, Abâdân, Hemedan, Kirmanşâh, Kum, Hurremşehr. Yüzölçümü: 1.648.195 km2 Nüfusu: 74.000.000 (1999
tahmini). Km2 başına düşen insan sayısı:
36.8 Nüfus artış hızı: % 3 Etnik yapı: % 66 Farisi (Pers),
% 20 Türk, % 9.1 Kürt, % 3 Arap, % 0.3 Ermeni, % 0.3 Yahudi. Kalan nüfusu
değişik etnik unsurlar oluşturmaktadır. Dil: Resmi dil Farsça'dır.
Ayrıca azınlıkların dilleri de konuşulur. Din: İran'ın resmi dini
İslâm'dır. Resmi rakamlara göre halkın % 98.8'i Müslümandır. % 0.7 oranında
hıristiyan, % 0.3 oranında yahudi, % 0.1 oranında Zerdüşt, % 0.1 oranında da
diğer dinlerin mensupları mevcuttur. Resmi rakamlara göre Müslümanların %
10'u sünnidir. Diğerlerinin büyük bir çoğunluğu Şii Caferidir. Bunların yanı
sıra 1 milyona yakın İsmailiyye şiasının da bulunduğu sanılmaktadır.
Hıristiyanlar Ortodokslar, Gregoryen Ermeniler, Katolik Ermeniler, Nesturiler
ve Protestanlardan oluşmaktadır. Zerdüştlük eski İranlıların dinidir.
Kendilerine ateşperestler de denen Zerdüştlerin inançlarının özünü ateşe tapmak
oluşturur. İran'da az sayıda Bahai ve Bâbi de bulunmaktadır. Resmi rakamlara
göre Bahailerin oranı nüfusun % 0.1'inden daha azdır. Bahailer Allah'ın
peygamberlerde tecelli ettiğine, bütün peygamberlerin Bahailiğin kurucusu
olan Baha'yı müjdelemek için gönderildiğine inanırlar. Yani Bahailik İslâm
kültürüne dayanmakla birlikte İslâm dairesinin dışına çıkmış olan bir
fırkadır. Bâbilik de inanç ilkeleri bakımından Bahailiğe çok yakındır. Coğrafi durumu: Bir Ön Asya
(Ortadoğu) ülkesi olan İran, kuzeyden Azerbaycan, Ermenistan ve Türkmenistan,
doğudan Afganistan ve Pakistan, güneyden Basra ve Umman körfezleri, batıdan
da Irak ve Türkiye ile çevrilidir. Yönetim şekli: İran'da 1979
yılında şah rejimine karşı gerçekleştirilen devrimden sonra Caferi ilkelerine
dayalı bir İslâm Cumhuriyeti kuruldu. Buna göre ülkede On iki İmam'ın
temsilcisi sayılan velayeti fakih, en büyük dini önder sıfatıyla bütün
yürütme ve yasama işlerinde son söz hakkına sahiptir. Yasama organı 270 üyeli
İslâm Şura Meclisi'dir. Bu meclisin üyeleri dört yılda bir gerçekleştirilen
seçimlerle belirlenir. Bu meclisin çıkardığı yasaların yürürlüğe girebilmesi
için denetleme fakihlerinin ve velayeti fakihin onayından geçmesi gerekir.
Cumhurbaşkanı da genel seçimle belirlenir ve velayeti fakihin onayından sonra
göreve başlar. Başbakan cumhurbaşkanı tarafından tayin edilir ve İslâm Şura
Meclisi'nce onaylanır. İslâm Şura Meclisi cumhurbaşkanı ve başbakan hakkında
gensoru açabilmektedir. Buna göre söz konusu meclisin çoğunluğunun istememesi
durumunda cumhurbaşkanı veya başbakanın görevden uzaklaştırılması mümkündür.
3 Aralık 1979'dan buyana yürürlükte olan İran İslâm Cumhuriyeti anayasasının
onikinci maddesinde: "İran'ın resmi dini İslâm ve Caferi - İsnâ Aşeri
(Oniki İmam) mezhebidir ve bu madde sonsuza kadar değiştirilemez"
denmektedir. Yargı organları Caferi fıkhını esas almaktadır. Başsavcı ve
başyargıç da Caferi müçtehitler arasından seçilir Tarihi: İran toprakları Hz.
Ömer döneminde, 636 - 637 yıllarında gerçekleştirilen Kadisiyye ve 642'de
gerçekleştirilen Nihavend savaşlarından sonra Müslümanların eline geçti.
İran'ın Müslümanlar tarafından ele geçirilmesiyle ülkede köklü değişiklikler
gerçekleştirilmiştir. Raşid halifeler döneminden sonra İran'da Emeviler,
Abbasiler, Tahiriler, Saffariler, Samaniler, Buveyhiler, Ali Muhtac,
Feriguniler, Selçuklular, Moğollar, Harezmşahlar, İlhanlılar, Timurlular,
Türkmenler, Safeviler, Zendler, Kaçarlar ve Pehlevi Hanedanı hâkim olmuştur.
Bunlardan bazıları İran'ın sadece bir kısmı üzerinde hüküm sürmüşlerdir. I. Dünya
Savaşı'nda Rusya ve İngiltere İran topraklarının tamamını işgal ettiler.
Rusya 1917 Bolşevik ihtilalinden sonra birliklerini geri çekti. Bunun
ardından İran'ın tamamını İngilizler işgal etti. Ancak 1920'de Rus ordusunun
yeniden Kuzey İran'a girmesi üzerine İngiliz birlikleri bu bölgeden
çekildiler. Bu bölgede Rıza Han bazı faaliyetlerde bulundu. Rıza Han 1925'te,
"Rıza Pehlevi" unvanıyla İngilizlerin yardımıyla İran şahı olunca
işgal kuvvetleri bu ülkeyi terk etti. Rıza Pehlevi İngilizlerin İran üzerindeki
çıkarlarını koruma görevini üstlendiği gibi ülkeden İslâm'ın bütün izlerini
silmeye de çalıştı. 1935'te çıkardığı kadınların İslâm hükümlerine göre
örtünmelerini (tesettürü) yasaklayan yasası halkın geniş tepkisine yol açtı.
Rıza Pehlevi'nin II. Dünya Savaşı'nda nazi Almanya'sıyla işbirliği yapması
üzerine 1941'de Sovyet ve İngiliz kuvvetleri İran'ı işgal etti. Bu olay
üzerine Rıza Pehlevi tahttan çekilerek yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevi'yi
geçirdi. Muhammed Rıza Pehlevi 1953'te çıkan bir iç kargaşa üzerine ülke
dışına kaçtı. Kısa bir süre sonra ABD'nin desteğiyle yeniden tahtına
dönebildi. Bu olay ABD'nin İran üzerindeki nüfuzunun artmasına vesile oldu.
Şah, 1962'de ABD başkanı Kennedy'nin tavsiyelerine uyarak "Ak
devrim" adını verdiği bir toprak reformu gerçekleştirmek istedi. Halk bu
reforma tepki gösterdi. Humeyni'nin halk nezdinde destek sağlamaya ve
liderliğe doğru yol almaya başlaması da bu olayla birlikte oldu. Şahın
adamları reforma karşı direnişi kırmak için bazı yerlerde korkunç katliamlar
gerçekleştirdiler. Ama bu katliamlar tepkinin büyümesine yol açtı. Bütün bu
gelişmeler üzerine başlayan rejim - halk kavgası 1979'da Ayetullah Humeyni
liderliğinde gerçekleştirilen devrime kadar durmadı. Devrimin arkasından 1
Nisan 1979'da yapılan halkoylamasına dayanılarak ülkede İslâm Cumhuriyeti
ilan edildi. İslâm cumhuriyetinin ilanından sonra ülkenin dini lideri
Ayetullah Ruhullah Humeyni oldu. Onun 1989'da vefatından sonra dini lider
Ayetullah Seyyid Ali Hamaney oldu. 1989'da cumhurbaşkanlığına seçilen Ali
Ekber Haşimi Rafsancani, 1993'te bu göreve yeniden seçildi. Onun görevinin
bitmesinden sonra da bu göreve şu anki cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi seçildi.
İran - Irak Savaşı: İran'la
Irak, 1979 devriminden önce 1975 yılında OPEC'in Cezayir'deki bir zirvesinde
birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı ve içişlerine karışmama prensibine
dayalı bir ortak bildiri yayınladılar. Bu bildiride sınırların belirlenmesi
konusunda 1913 İstanbul protokolüyle, 1914 sınır tayini komisyonu
tutanaklarının esas alınacağı açıklandı. Bu olaydan sonra gerekli belgeler
toplandı ve 12 - 13 Haziran 1975 Bağdat zirvesinde iki ülke arasındaki sınır
meselesini çözüme kavuşturan anlaşma yapıldı. Ancak bu anlaşmaya rağmen Irak,
1979 devriminden sonra sınır meselesini yeniden gündeme getirdi. Tartışmalar
şiddetlenince Irak, 22 Eylül 1980 tarihinde İran topraklarına karşı askeri
harekete geçti. Bu savaş 20 Ağustos 1988'de imzalanan ateşkes anlaşmasına
kadar devam etti. Dış problemleri: Irak'la
ateşkes imzalamış olmakla birlikte bu ateşkes anlaşması sınır meselesini tam
anlamıyla çözmüş değildir. İran'ın Birleşik Arap Emirlikleri'yle de Ebu Musa,
Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları üzerinde bir anlaşmazlığı var. Bu adalar
Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı eş-Şarika'nın emiri III. Halid bin Muhammed
tarafından 1972'de İran'a bırakılmıştı. Ancak BAE bu adaların kendisine ait
olduğu iddiasından vazgeçmiyor. Bu mesele İran'ın 1993 yazında Ebu Musa
adasına askeri güç çıkarmasına sebep oldu. Ancak mesele tam olarak çözüme
kavuşturulmuş değil. İran, adı geçen adaları hâlen elinde tutuyor. İç problemleri: Sosyalist bir
anlayışa sahip olan ve Batı tarafından desteklenen Halkın Mücahitleri Örgütü
gerçekleştirdiği silahlı eylemlerle ve saldırılarla İran yönetimini yıllardan
beri uğraştırmaktadır. Daha çok Irak'ın İran sınırına yakın topraklarında
üslenen örgüt militanları zaman zaman İran'a yönelik silahlı saldırılarda
bulundukları gibi İran içinde de çeşitli eylemler düzenlemektedirler. 20
Haziran 1994'te, 10 Muharrem kutlamaları esnasında İmam Rıza türbesinde
meydana gelen ve yetmiş kişinin ölümüne 140 kişinin de yaralanmasına yol açan
patlamadan da yönetim Halkın Mücahitleri Örgütü'nü sorumlu tuttu. İran'ın bir
diğer iç meselesi Kürtlerin yaşadığı bölgenin bağımsızlığı için sürdürülen
mücadeledir. Ancak genellikle Kürdistan Demokratik Partisi tarafından
organize edilen bu mücadele Irak ve Türkiye'deki kadar ciddi bir sorun
oluşturmamaktadır. Tanınmış İslâmi Hareket
Önderleri: Ayetullah Humeyni: Adı Ruhullah
Humeyni'dir. Ayetullah nitelemesi ise Caferi fıkhına göre almış olduğu bir
unvandır. Humeyni 25 Eylül 1902'de dünyaya gelmiştir. Çocukluğunda ve
gençliğinde İran'ın ileri gelen Caferi alimlerinden dersler aldı. 19 yaşında
en önemli Caferi medreselerinin bulunduğu Erak'a gitti. Daha sonra hocası Ayetullah
Hairi'nin 1922'de Kum'a yerleşmesi üzerine bu şehre göçtü ve öğrenimini orada
sürdürdü. 1962'de başlayan Şah rejimine karşı muhalefetin içinde yer aldı.
1964'te önce Türkiye'ye sonra Irak'a sürgün edildi. Bu tarihten itibaren 1979
devrimine kadar sürekli sürgün hayatı yaşadı. 9 Şubat 1979'da yeniden
vatanına dönen Humeyni 3 Haziran 1989'da vefat etti. Ahmed Müftizade: Sünni bir
aileye mensup olan Ahmed Müftizade 1933'te İran Kürdistanı'nda dünyaya geldi.
Gençlik yıllarında Kürdistan Demokratik Partisi saflarına katıldı. Bu
sıralarda hapse atıldı ve çıktıktan sonra adı geçen partiden ayrılarak İslâmi
hareket içinde yerini aldı. Bir yandan İslâm ilimlerini öğrenmeye gayret
ederken bir yandan da etrafındaki gençleri toplayarak onları İslâmi yönden
şuurlandırma çalışmalarını yürüttü. Müftizade etrafına topladığı insanlarla
birlikte şah rejimini yıkma mücadelesine katıldı. Yönetim değişikliğinden
sonra İran'daki sünnilerin durumlarının iyileştirilmesi yolunda çaba
harcamaya başladı. Ancak yeni yönetim onun bu gayretlerinden rahatsız olarak
kendisini ülkede nifak çıkarmakla suçladı ve 1981'de hapse attı. Müftizade 8
Temmuz 1992'de cezaevinde vefat etti. Ekonomi: İran ekonomisi büyük
ölçüde petrol gelirlerine dayanır. 1992'de toplam 1 milyar 220 milyon varil petrol
üretmiştir. OPEC ülkeleri arasında 1993'te gerçekleştirilen anlaşmadan
sonraki günlük petrol üretimi 3 milyon 600 bin varildir. 1993'teki petrol
rezervi 61 milyar 300 milyon varil olarak tahmin ediliyordu. Doğal gazın da
ülke ekonomisine önemli katkısı olmaktadır. 1992'de 26.6 milyar m3 doğal gaz
üretmiştir. 1993'teki doğal gaz rezervi de 17 trilyon 275 milyar m3 olarak
tahmin ediliyordu. Petrol ve doğal gazın gayri safi yurtiçi hasıladaki payı %
5 oranındadır. Tarım ve hayvancılık da İran ekonomisinde önemli yer tutar.
Tarım gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 18'dir. Toplam iş
gücünün yaklaşık % 25'i tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarıma elverişli
alanlarının üçte bire yakın bir kısmı suludur. İran - Irak Savaşı ile ABD'nin
öncülüğünde gerçekleştirilen İran'ı yalnız bırakma çabaları ve ambargolar
ülke ekonomisini olumsuz yönde etkiledi. Gayri safi milli hasılası: 140
milyar 987 milyon dolar. (Yıllık safi artış: % 4) Kişi başına düşen milli gelir:
2320 dolar. Dış ticaret: İhraç ettiği
ürünlerin başında petrol, petrol ürünleri, doğal gaz, el dokuması halı, ipek
halı, pamuk, deri, değerli taşlar, havyar, kimyon, ilaç, balık, giyim eşyası,
kükürt, zamk, sanayide kullanılan otlar ve bazı sanayi ürünleri gelir. İthal
ettiği malların başta gelenleri savunma araçları, makineler ve yedek
parçaları, elektrikli ve elektronik aletler, mekanik araçlar, ulaşım araçları
ve yedek parçaları, demir, çelik, kimyasal maddeler, ilaç, plastik maddeler,
çimento, yapı malzemeleri, kağıt, karton ve gıda maddeleridir. Dış ticareti
daha çok Almanya, Japonya, Rusya, Türkiye, İngiltere, İtalya, Fransa,
Birleşik Arap Emirlikleri ve Uzak Doğu ülkeleriyledir. Sanayisi: İran'ın en önemli
sanayi tesisleri petrol arıtma tesisleridir. Abadan, Isfahan, Şiraz, Lavan,
Tahran ve Tebriz'de petrol arıtma tesisleri bulunmaktadır. Ağır sanayi
tesislerinin başında Isfahan demir çelik tesisleri gelmektedir. Ayrıca bazı
yerlerde petrokimya tesisleri bulunmaktadır. Kurulan bazı sanayi tesislerinde
yedek parçası dışarıdan alınmak suretiyle otomobil, traktör ve elektrikli ev
aletleri üretilmektedir. Bununla birlikte ülkedeki sanayi kuruluşlarının çoğu
hafif sanayi üzerinedir. İmalat sanayisinin gayri safi yurtiçi hasıladaki
payı % 9'dur. Çalışan nüfusun yaklaşık % 12.5'i sanayi sektöründe iş
görmektedir. |