Karzai kopya mı verdi?
Mustafa Özcan
Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir haber dikkatimi çekti. Haberin başlığı şu : 'Karzai utandırdı.' Merak edenler için de mahiyeti şu: "Yaklaşık 49 yıllık bir aradan sonra Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulunan Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'de eğitim alan Afgan kadınlarının bugün parlamentoda önemli bir yere sahip olduklarını söyledi. Karzai, 'Afgan parlamentosunun yüzde 28'i kadınlardan oluşmaktadır. 249 milletvekilinin 71'i kadındır' dedi. Afgan kadınlara eğitim veren Türkiye'de ise bugün 550 milletvekilinin yalnızca 24'ü kadın..." Ne kadar hayıflansak ve ne kadar yerinsek ve dövünsek yeridir hatta azdır. Afganistan bile bizi sollamış haberimiz yok. Nitekim AKP de, bu yüze vurma ve ayıplamadan sonra Karzai'den kopya çekmeye karar vermiş. Afganistan'ın yüzde 28'ini aşmak için pozitif ayrımcılıkta çağ atlamak isteyen AKP bu oranı yüzde 30'a çıkarmayı planlamış. Hem de hemen Karzai'nin ülkeden ayrılmasının ardından. Sıcağı sıcağına. Müjde gelmekte gecikmedi. AKP, bu yıl sonunda yapmayı planladığı 2. Olağan Büyük Kongresinde yüzde 30 kadın kotası uygulama kararını açıkladı. İlk büyük kongresinde kadınların yüzde 20 oranında yönetime getirilmesine imkan sağlayan AKP, 2006 yılının Ekim veya Kasım ayında gerçekleştireceği büyük olağan kongresinde bu oranı, yüzde 30’a yükseltmeye karar verdi. AKP, yerel seçimlerde de kadınların yönetime taşınması için bu hedefi yüzde 30 olarak belirlemişti. AKP’nin Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, partinin yayın organı ‘’Türkiye Bülteni’’ne yaptığı açıklamada, partinin kongre sürecine ilişkin bilgiler veriyor. Yazıcı, ‘’Biz ana kademe yönetimlerinde, kadınlara ve gençlere yer verilmesini istiyoruz. Birinci olağan kongrede, ‘en az 20’ demiştik, bu çıtayı herhalde biraz daha yükselteceğiz. En az yüzde 30 düzeyine çıkaracağız’’ demiş. Ne diyelim, yakışır.
*** Güler misiniz, ağlar mısınız ? Veya güleriz ağlanacak halimize. Hatta bu durumlar için 'ölmüşüz de arkamızdan ağlayanımız yok' derler. O hesap! Aynı gün Anadolu Ajansı'nda başka bir haber vardı. Habere göre İngiltere'de yapılan araştırmalarda siyasette kadın erkek eşitliğinin ancak 200 yıl sonra sağlanabileceği öngörülüyormuş. Kadın özgürlüğünün kalesi veya Kabe'si bu durumda Afganistan'dan geri kalmış bulunuyor. Aman ne yazık! Afganistan kadın konusunda bütün modern dünyayı sollamış durumda. Burkadan siyasete çağ atlamış. Hem de füze veya roket hızıyla. Kadın konusunda Batı'nın amigoluğunu yapmak demek ki Afganistan gibi ülkelere düşmüş. Füze hızıyla değişimi yakalamışız. Burka devrinden siyasetçi kadın devrine. Karzai'nin başarısı sadece Afganistan'la sınırlı değil. Türkiye'ye de örnek oluyor ve partilerimize kopya veriyor. Ama Karzai yine de şarklılığından vazgeçmemiş Türk heyetinden türkücü İbo'yu Afganistan'da konser vermeye ikna etmelerini istemiş. Sırada Tarkan var demektir. Asena'ya sıra ne zaman gelir bilinmez ama füze hızı orada da işlerse eli kuşağındadır.
*** Acaba, ailenin dağılmasıyla kadının kamusal alana girmesinin eşzamanlı ve eşsüreçli olduğunun farkındalar mı? Sonra, sosyal değişimler öyle bir şey ki geriye dönüşümü imkansız değilse bile çok zor. Sözgelimi, nüfus artışı ve kadınların çocuk sahibi olma (doğurganlık) oranı azaldığında siz politikayı tersine çevirseniz ve bazı teşvikler de getirseniz de çare ve merhem olmuyor. Bu itibarla, sosyal dokuyu ilgilendiren değişim konularında çok hassas ve ihtiyatlı olmak gerekir. Şarkın mefahiri olan aile kurumu da Batı'dan gelen rüzgarlara dayanamaz hale gelmiştir. Şarkın en sağlam yapısı olan yuva da çadırdıyor. Bunun üretim sosyolojisiyle yakından alakası olduğu gibi Batı yaşam tarzının hakimiyetiyle de yakından alakası var. Bu itibarla, kadın reformu İslamı reforma etmenin en büyük araçlarından birisidir. Nazife Şişman'ın bu konudaki tespitleri Karzai bağlamına tam uygun düşüyor. "Müslüman kadın' fonları 'uyumlu İslam'ın bir parçasıdır' derken hakikatı ifade etmiş ve hakkını vermiş. 'İslamcı feminizm' gibi tanımlamalar için de şunları söylüyor: "Stratejik bir boyutu var bu tanımlamanın. İslam'ın yumuşak karnı olarak nitelenen 'kadın' kanalından girerek 'uyumlu İslam' üretmeyle bağlantısı var. Bu manada stratejik bir araç. İşte bu sebeple Soros ve pek çok Amerikan vakfı 'Müslüman kadın' konulu projelere büyük bütçeler ayırıyor...." Eskiden Sedat döneminde Mısır gibi ülkelere doğum kontrol hapları onlardan meccanen gelirdi. Şimdi ilgilerini fizikten metafizige kadar geniş bir yelpazeye yaydılar.Dünya Bülteni (09.01.2006) gazetesinden