İslamiyet’te kız evlat, eş, bacı, ana hepsi Allah’ın bize birer emanetidir

Hekimoğlu İsmail

 

 

İslamiyet’te kız evlat, eş, bacı, ana hepsi Allah’ın bize birer emanetidir Feminizm, ismi gibi kendisi de Avrupa’ya ait bir tabirdir. Avrupalılarda sosyal hayata Hıristiyanlık ve sosyoloji hakimdir. Gerek Hıristiyanlık gerek sosyoloji kadınları gereği kadar koruyamamıştır. Kadınlar kazanç kaynağı sayılmıştır.

Bunun için Avrupa’da feminizm ortaya çıkmıştır. Avrupalılar kadını koruma yerine kadının kendisini korumasının imkanlarını araştırıp kadının erkeğe muhtaç olmaması prensibini buldular. Almanya ve Avustralya’da kadın kocasından işkence gördüğünü söylerse hemen onları ayırıyorlar. Erkek, kadının oturduğu muhite 100 metre kadar yaklaşabilir. Daha fazla yaklaşırsa suç sayılır. İslamiyet’te ise kız evlat, eş, bacı, ana hepsi Allah’ın emanetleridir. Allah’a imanı olan bir kimse bunlara en ufak bir eziyet veremez. Avrupa’da evlatlar 18 yaşına gelince ebeveyn onlara der ki: “Bundan sonra geçiminizi kendiniz temin edin, nereye giderseniz gidin.” Yaşlı insanları huzurevlerine gönderirler. İslam ülkelerinde huzurevlerinin açılması yüz karasıdır. İslamiyet’te emeklilik yoktur. Çünkü her Müslüman yaşlısına bakmak zorundadır. Evinde huzur bulamayan nerede huzur bulacak? Ebeveyn sadece bakımda ve beslenmekte akla gelmemeli. Büyüklerin ellerini öpmek, küçüklere sarılmak, büyük bir lezzettir. Huzurevinde çeşitli yemekler yemektense insanın kendi evinde çorba yemesi daha iyidir. Böylece İslam ülkelerinde feminizm felsefesi yayılmamalı. Hatta hümanizm de yayılmamalı. Çünkü hümanizm İslamiyet’in özünde vardır. Harf inkılabı yapıldı, Kur’an harfleri yasaklanıp Latin alfabesi kullanılmaya başlandı. Kur’an alfabesiyle ilgili medeniyet kayboldu. Latin medeniyeti de ihtiyaçlarımıza cevap veremedi. Bu sebepten feminizm her geçen gün yaygınlaşıyor. Dikkat edilirse feminizm yanlış anlaşılmıştır. Yeme, içme, giyinme çerçevesinde feminizm uygulanıyor. Büyük bir hastanede yatıyordum. Doktor geldi, yaşlı bir hanıma dedi ki: “Siz iyileştiniz, yarın sizi taburcu edeceğim.” Kadın yüksek sesle konuşmaya başladı. “Doktor evladım, lütfen beni öldür.” Şaşkınlık yayılırken o devam etti. “Beni taburcu ediyorsun, ben nereye gideceğim? Huzurevinde kalıyorum. Orada çok büyük ızdıraplar çekiyorum, yakınlarım beni istemiyor. Mademki ben istenmeyen bir kimseyim ölsem daha iyi. Ne olur yalvarırım, beni öldür.” diye yalvarıyordu. İşte hümanizm ve feminizmin yanlış anlaşılmasının sonucu budur. Annem hastalanmıştı, tedavi için onu İstanbul’a getirdim. Haydarpaşa, Gülhane Hastanesi’ne havale edince annemi sırtımda dolaştırdım. Annemi sırtımda dolaştırdığım zamanların tadını hiç unutamıyorum. Bütün samimiyetimle söylüyorum; annem sağ olsaydı, bir çocuk gibi onu yedirip içirseydim ve ona hizmet etseydim. Annesini, babasını tanımayanın insanlıktan nasibi yoktur. Taylar, anasını babasını tanımaz, çifte atar. Danalar annesine, babasına boynuz vurur. Eğer biyolojik yaratık olan insan, insan olmak istiyorsa yaşlılarına bakmak zorundadır. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “Cennet anaların ayakları altındadır.” Bunun manası şudur: Anasına hizmet eden cennete gider. İslamiyet kadar hümanist, feminist bir başka sistem var mı? Yok. İslamiyet’i bilmeyenler Avrupa’yı anlamamış olanlar, caminin de, kilisenin de arasında kalıyor. Fransız yazar Victor Hugo, Sefiller’de Jan Val Jan’ın yakınlarına ne kadar hizmet ettiğini geniş geniş anlatır. Sosyal hayat aileden başlar. Ailede huzursuzluk varsa yüksek binaların kolonları çatlamış demektir. Adamın biri kerpiçten bir ev yapmış. Güzelce sıvamış, demiş ki: “Ey ev, yıkılacağın zaman bana haber ver, dışarı çıkayım.” Aradan günler geçmiş, ev birden çökmüş, adam demiş ki: “Be zalim yıkılmadan evvel bana haber verecektin, neden vermedin?” Ev dile gelmiş, demiş ki: “Duvardaki her çatlak benim feryadımdı, ben ağzımı açtıkça sen ağzımı bir avuç çamurla tıkadın, bunun sonucu yıkılmaktır.” Feminizm ve hümanizm ailelerdeki felaketi ortaya koyuyorsa içtimai yapımızda çatlaklar meydana gelmiştir. Tarihte yıkılan devletler çoktur. Eğer yolunuz Bergama, Efes harabelerine düşerse deyiniz ki: “Bir zamanlar mamur olan beldeler neden yıkıldınız?” Sonra arkeoloji müzelerini gezip resimlere bakınız. Aynı halleri hangi millet yaşasa yine yıkılacaktır. Feminizm, Roma gibi büyük imparatorlukları koruyamadı. Müslümanlar kurtuluşu İslam dışında aramamalıdırlar. Kurtuluş İslam’dadır.

30.10.2004 tarihli Zaman gazetesinden

Hosted by www.Geocities.ws

1