Kadınların "erkekleşmesi" üzerine birkaç not...(II)

Dücane Cündioğlu

 

 

Yıllar önce bir gazeteci genel kadın sorunları üzerine benimle bir söyleşi yapmak istediğini bildirmiş ve bazı yazılı suâller yöneltmişti. Suâllere şöyle bir göz attıktan sonra kendisine sormuştum:

-"Siz hangi kadının sorunlarından söz ediyorsunuz? Müslüman kadının mı, Hıristiyan ya da Yahudi kadınının mı? Çalışan kadının mı, ev kadınının mı? Büroda çalışan sekreterlerin mi, temizliğe giden temizlikçilerin mi, konfeksiyonculuk ya da mankenlik yapan kızların mı? Öğrenci kızların mı,evde kalmış kızların mı? Ümraniye'de, Zeytinburnu'nda oturan kadının mı, Ulus'ta, Etiler'de, Bebek'te oturan kadının mı? Genç kadının mı, ortayaşlı veya yaşlı kadının mı? Okumuş kadının mı, cahilkadının mı? Şehirli kadının mı, köylü kadının mı? Evlilerin mi, bekârların mı? Kaynananın mı, gelinin mi, eltinin mi, görümcenin mi? Namuslu kadınların mı, fahişelik yapan kadınların mı? Hangi kadınların?...

Örneklerimin sayısını arttırdıktan sonra suâlimi yineledim: "Evet, söyleyin bakalım siz burada hangi kadının sorunlarından söz ediyorsunuz?"

Muhatabım meseleyi hiç de böyle düşünmediğini, kadını bir bütün olarak değerlendirdiğini söyledi, "kadın kadındır" gibi laflar etti. oysa kendisinin bütünlük olarak adlandırdığı durum belirsizlik'ten başka birşey değildi. Çünkü kadının nitelikleri bir yana, doğası üzerine de ciddiye alınabilir bir fikri yoktu; üstelik bu arada bizâtihi insan'ı ıskalamıştı ve fakat bunun da farkında değildi; tâbir-i âmiyanesiyle "laf olsun torba dolsun" türünden birşeyler yapmaya çalışıyordu; aldığı cevaplar da en nihayet onun torbasını doldurmaya yarıyordu.

Şahsen başkalarının torbalarını doldurmaya niyetim olmadığından böylesi etkinlikleri (!) hiç ciddiye almadım ve umûmiyetle kadın konusunda konuşmaktan da, yazmaktan da kaçındım. Çünkü "Kadın" ve/veya "İslâm'da Kadın" başlıklı etkinliklerde (!) bulunmayı sevenler, lehte veya aleyte örnek verebilecekleri zaman hep kadının hukukî durumuyla (miras, şahitlik, nikâh, talâk, vs.) ilgili ayet ve hadîsleri seçiyorlar ve nedense bir iki adım sonra hukukî örneklerden hareketle kadının doğası üzerine genel yargılarda bulunuyorlardı.

Açıklıkla belirtmek gerekirse, siyasî bir proje olarak İslâmcılığın 'savunmacı' kadın tasavvuru, yüzelli yıldan beri modernist'tir. Nass ile olgu arasındaki gerilimi/çatışmayı olgu lehine çözmeye çalışmış; nass'ın otoritesi zayıfladıkça, kayboldukça ve bu arada toplumsal hayat da değiştikçe gerçek'in baskısı yüzünden hakikat'i feda etmekten kaçınmamıştır. Fiilen dünya tasavvuru dağılıp parçalanan İslâmcıların, tasavvur edegeldikleri dünyanın içindeki müslüman kadını konuşmak yerine, müslüman kadına herşeyiyle karşıt bir tasavvurun içinde yer bulmaya çalışmaları ne yazık ki trajedinin ta kendisiydi; zira kadına ilişkin ikincil niteliklerin tümünü bir kenara koyup kadın'dan, kadının kendisinden söz etmek, herşeyiyle karşıt bir dünya tasavvurunu İslâmileştirmekten öte bir işlev görmemiş; sonunda kadın tartışmaları, kadın kadına tartışmalara dönüşmüştü.

Adına özgürlük ve bağımsızlık denen durumu tanımlamadıkça, başka bir deyişle kadının -erkek tarafından içine dahil edildiği söylenen- şu ünlü parantez'in sınırlarını tayin etmedikçe, kadının özgürlüğü ve bağımsızlığı sorununun hak ettiği düzeyde ele alınabileceğini sanmıyorum. ("Paranteze alınan kadın" simgesi esirlik/tutsaklık kavramını çağrıştırıyor ve böylelikle "kadını tutsaklıktan kurtarmak" isteği kolaylıkla benimsenebilecek içi boş bir söyleme dönüşebiliyor.)

Erkeğin egemenliği altında tutsak olan kadını özgürlüğüne kavuşturmak amaçlı modern proje, en nihayet kadını daha az anne, daha az eş ve dolayısıyla daha az kadın haline getiriyorsa, kadının 'özgürleşmesi' ile 'kadınlığını yitirmeye başlaması' ve tabiatıyla 'erkekleşmesi' arasında bir bağ kurmamız bir zorlama mı olur acaba?

Hiç sanmıyorum!

Ev kadınları modern dünyanın 'özgür kadınları' kategorisi içine dahil edilemez gibi görünüyor, çünkü kadın özgürleştikçe 'ev kadını' olmayı değil, 'iş kadını' olmayı talep eder hale geliyor. Özgürleşen kadın öncelikle ev'inden oluyor. Evinden olan iş kadınları çocuklarını kreşlerde büyütmek zorunda kalmıyorlar sadece, ister istemez daha az doğuruyorlar; hatta doğurmaktan vazgeçiyorlar; başarılı bir iş kadını olmaları, daha az annelik yapmalarını ya da annelikten vazgeçmelerini gerektiriyor. İş kadınları evin dışına çıktıkları sürece ve evin dışına çıktıklarından ötürü -haklı olarak- evdeki iş yükünün bir kısmını erkeğin üzerine almasını istiyorlar; daha az anne, daha az eş olamadıkça evin dışına çıkmayı beceremiyorlar; bu süreçte erkeğin kadınlaşma hızı, kadının erkekleşme hızından düşük olduğunda kadının üzerindeki baskı artıyor; zira evle sokak arasında sıkışıp kalıyor. (Modern toplumlarda evlilik kurumunun ihtiyaç olmaktan çıkması ve aile yapısının çözülüp dağılması, sürecin başında boşanmaların artması biraz da bundan değil mi?)

Evin dışındaki hayat, kadının (diğer) erkeklerle arasındaki mesafeyi azaltıyor; hatta gittikçe bu mesafe kapanıyor ve mesafe kalmıyor erkekle kadın arasında. Bu nedenle artık modern kadın, erkeğin himayesine muhtaç olmamanın verdiği haklı gururla (!) hareket ediyor; ev denen hapisten kurtulduğuna, ev işleri denen işkenceden halâs bulduğuna seviniyor. Ne mutlu (!) o kadınlara ki artık erkekler gibi seslerini yükseltebiliyorlar!

Yine ne ilginçtir erkekleşen kadınlar ya evlenmemeyi ya geç evlenmeyi ya da sık sık evlenmeyi tercih ediyorlar; ve anne olmakta gecikiyorlar; ev kadını olmaktan nefrek ediyorlar; hayata tıpkı bir erkek gibi atılmak, hayat içerisinde erkekçe mücadele etmek yüzünden erkekleşmek zorunda kalıyorlar. Hal böyle olunca, kızlar nümayiş yapan topluluğun önüne çıkıp konuşurlarken, erkekler de sessizce arka tarafa çekilip onları alkışlıyorlar.

"Kadınlar niçin kadınca değil de kadınsı davranıyorlar?" suâlinin cevabını en iyi müslüman kadınlar verebilecekken, onlar kadınsılıklarıyla öne çıkan erkek gibi kadınlar tarafından üretilmiş muskaları boyunlarında gezdiriyorlar.

İnanın bana, dikkatli bakarsanız onları muskalarından tanıyabilirsiniz.

 

Gerçek Hayat, Yıl:1 Sayı:2001-11 (21)'den alındı.

Hosted by www.Geocities.ws

1