|
SUSAN DENİZ
Gittim, gittim denizin
Sınır yerine vardım.
"Halin bana da geçsin"
Diye ona yalvardım.
Bir çılgın vesvesede
İçim didiklense de
Olaydım o cüssede
Onun gibi susardım.
Necip Fazıl KISAKÜREK
ÇOCUKLUGUMU OZLERİM
Yalinayak perperisan
Çocuklugumu ozlerim
Uzakta bir iz bir nisan
Çocuklugumu ozlerim
Ya bir resim ya bir ani
Kalmamis hatirlayani
Aklima duser bir yani
Çocuklugumu ozlerim
Degismis gitmis simalar
Her yan gokdelen binalar
Hakarim gozlerim dalar
Çocuklugumu ozlerim
Gelmezmi gidenler geri
Olmazmi donus seferi
Gezer dolanir her yeri
Çocuklugumu ozlerim
Yuregimde kuslar uçar
Maziye bir kapi açar
Ben kalirim çar ve naçar
Çocuklugumu ozlerim
Çiksa gelse gidenlerim
Belki biter nedenlerim
Ne soz ne de laf dinlerim
Çocuklugumu ozlerim
AZADE olur ya bir gun
Belkide son bulur surgun
Ben her an her saat her gun
Çocuklugumu ozlerim
İLK DEFA İSTİYORUM GEL!
Anam, bir tek sen sen, deva olurdun,
Merhem gibi, ilaç gibi yarama dokunurdun,
İçinden çıkamadığım anlarda, her ağladığımda,
Ben artık seni istiyorum dertlerimin yanında.
Kime anlatılabilir,kime söylenebilir ki,
Söylesem de senden iyi, kim anlayabilir ki,
Beni dizlerinde salla ,yanık ninnilerle uyut,
Hatta hiç uyandırma, yıllarca yıllarca uyut.
Ne yaptımsa olmadı boşa koydum dolmadı,
Dolmuştu hiç almadı, olmadı be anam, olmadı
Her gecenin bir sabahı var diyordun,
Sabahlar nerede ha, niye ben göremiyorum.
Hani bir gece sen girmiştin ya rüyama,
Menekşeyle papatya takmıştın saçlarıma,
Sabırla koruk ,helva olur demiştin,
Hala bekliyorum, ben hiç helva yemedim.
İlk defa istiyorum, ilk defa hadi gel!!
Nasılda yanık ,nasılda yandı kalbimdeki o yer,
Bir sürü deva varmış, gönder bana oradan,
Yada tut ellerimi, al beni bu dünyadan.
Necip Fazıl KISAKÜREK
AYRILIĞIN İLANI
Gidiyormusun diye sorma bana,
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim bende,
Senin kadar endişeli.
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana,
Ama inandıramadım seni.
Sen sorgularken beni kafanda,
Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla,
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdimi kuşku,
Teslim alır bedenleride.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim,
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza,
Dünya ki bazen minicik bir odada,
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasılda güzeldi....
Zaten sen varsın diye her şey güzeldi,
Ama sen buna da inanmadın.
Ah bu sorular....
Yaşamak varken sevdayı,
Delice niye boğarız sularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni,
Ben aşk dedikçe,
Sen dur dedin.
Ben seninleyim dedikçe,
Sen hayır dedin.
Zaten az konuşan sen,
Olumsuz ne kadar sözcük varsa,
Sen bulup çıkardın ortaya.
Bense hiçbir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer,
Nasıl değiştirmişim seni,
Oysa hiç böyle düşünmemiştim,
Kimseye zarar vermek istemezdim ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki gitmenin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı,
Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz,
Rahat değildin,
Rahat ol artık,
Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık.
Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan.
Biliyormusun bitanem!
Gidişim yürekten değil,
Zorunluluktan.
Sanma ki bu toy sevdayı;
Başka kimliklere taşırım.
Sanma ki;
Benden sakladığın gülüşlerini,
Başka yüzlerde ararım.
Senide götürürüm yüreğimde,
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim,
Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını,
Ne yazık ki kalamadın bana,
Öpüçügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde.
Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
Necip Fazıl KISAKÜREK
CIRPINIR
Dinle, kulağını ver de mezara!
Ölüler evlattan yana çırpınır.
Nesiller arası korkunç manzara;
Domuz yavrulayan ana çırpınır.
Kalbten kazıdılar iman sırrını;
Her günün bu günden beter yarını.
Acı rüzgarlara vermiş bağrını,
Türk bayrağı yana yana çırpınır.
Necip Fazıl KISAKÜREK
CANIM İSTANBUL
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih´ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Sahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbulda bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca´da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala cığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sümbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...
Necip Fazıl KISAKÜREK
AYNADAKİ HALİME
Akmayan yaşlarla sıcacık yüzün;
yavrum, bugün seni pek ölgün gördüm.
Gözünde bir küçük noktadır hüzün,
Neş´eni ne bugün, ne de dün gördüm.
Eğri dallar gibi halsiz, yorgunsun,
Birikmiş sulardan daha durgunsun,
Görünmez bıçakla içten vurgunsun,
Seni öz yurdunda bir sürgün gördüm.
Geçti bir cenaze peşinde ömrüm;
Bilemem, vardığın neresi, bugün?
Hergün yürüdüğün kadar yürüdün,
Arkasından kendi ölünün; gördüm..
Necip Fazıl KISAKÜREK
|
BAHÇEDEKİ İHTİYAR
YILLAR BİR GÖZYAŞI OLUP DA KAYMIŞ NURLU
İHTİYARIN YANAKLARINDA. YAPRAKTAN SAÇINI YERLERE YAYMIŞ, SONBAHAR
AĞLIYOR AYAKLARINDA.
SÜZÜYOR UFUKTA BİR KIZIL YERİ, İÇİ
KARANLIKLA DOLU GÖZLERİ; ALNINDA AKŞAMIN İNCE KEDERİ, SESSİZLİĞİN
SIRRI, DUDAKLARINDA.
YANAN BİR KAĞITTA KÜÇÜK BİR SATIR YAZI GİBİ
AKŞAM ONU KARARTIR, BU ISSIZ BAHÇENİN UZAKLARINDA...
Necip Fazıl Kısakürek
ODALARIM
CAMEKANLI ODANIN KIZIL PERDELERİ VAR. KIZIL;
O ATEŞ RENGİ KAPANAN GÖZLERE SOR! PERDELER BİLEZİKLER ÜSTÜNDE
İLERLİYOR, GERİSİNDE GÜNEŞLER, KIVILCIMLAR, YANGINLAR
MAZGALLI
TAŞ ODANIN SİYAH PERDELERİ VAR, SİYAH, OTSUZ DAĞLARIN YÜREĞİ KADAR
SİYAH. BİR TOKMAK SEDASIDIR ORDA AKŞAMLA SABAH. DÖVÜLÜR MAHZENLERDE,
BÜYÜK, TAHTA HAVANLAR.
SARMAŞIKLI ODANIN YEŞİL PERDELERİ
VAR, YEŞİL; DOĞAN GÖZ GİBİ BAHARIN ORTASINDA, ÖYLE HİSLİ BİR DUMAN
YÜZER Kİ, HAVASINDA, SANKİ ORDA BULUŞMUŞ VE AYRILMIŞ
AŞIKLAR...
Necip Fazıl Kısakürek
UTANSIN
TOHUM SAÇ, BİTMEZSE TOPRAK
UTANSIN! HEDEFE VARMAYAN MIZRAK UTANSIN! HEY GİDİ KÜHEYLAN, KOŞMANA
BAK SEN! ÇATLARSAN, DOĞURAN KISRAK UTANSIN! ESKİ ÇINAR ŞİMDİ NOEL
AĞACI; DALLARDA İĞRETİ YAPRAK UTANSIN! USTADA KALIRSA BU ÖKSÜZ
YAPI, ONU SÜRDÜRMEYEN ÇIRAK UTANSIN! ÖLÜMDEN İLERDE VARIŞ
DEDİĞİN, GERİDE NE VARSA, BIRAK UTANSIN! EY BİNBİR TANEDE SOLMAYAN
TEK RENK, BAYRAKLAŞMIYORSAN BAYRAK UTANSIN!
Necip Fazıl Kısakürek
BAYRAK VE SULTAN
BAKTIM, RENK YAĞARKEN AKŞAM ÜZERİ, HER
ŞEY ÖLÜ YÜZDE DÜZGÜN VE BOYA. NESİ VARSA YOKSA BU HARAP DÜNYA, BİR
BÜYÜK HAYALİN SADE BENZERİ...
HER ŞEY BİR GÖLGECİK O
GÖRÜNMEZDEN, VİSAL BAŞLAYINCA ÖLÜYOR VİSAL. VATAN BİR HATIRA, KADIN
BİR MİSAL; SEN ULAŞMAYA BAK, SONSUZA, TEZDEN!
EY İNSAN, SIĞDIĞIN
ÇİZGİDEN UTAN! BAŞLANGIÇ NOKTASI, BİR DE SON DURAK. HER ZERRECİK
ONDAN ARMA VE BAYRAK; BAYRAKLAR TOPLUMA, BANA DA SULTAN...
Necip Fazıl
Kısakürek
FEZA PİLOTU
YİRMİNCİ ASRIN ABLAK YÜZLÜ FEZA
PİLOTU! BULDUN MU AY YÜZÜNDE ÖLÜME ÇARE OTU? BİR ODUN PARÇASINA AT
DİYE BİNEN ÇOCUK! BAŞINDA ÇELİK KÜLAH, SIRTINDA PLASTİK
GOCUK. UZAKLIKLARI YENMİŞ FATİH EDASINDASIN! DİPSİZLİĞİN DİBİNİ
BULMAK SEVDASINDASIN!... ALLAH'A DİL ÇIKARIR GİBİ KÜSTAH BİR
YARIŞ... FARKINDA DEĞİLSİN Kİ, AY DÜNYAYA BİR KARIŞ.
FEZADA
MİLYARLARCA IŞIK YILI, MESAFE; SENİNKİ, SANİYELİK ZAFER, İLMİ
HURAFE! KAVANOZDA, KENDİNİ DERYADA SANAN BALIK; NE ACI VAHŞET,
MAĞRUR İLİMDEKİ KABALIK; FEZADA "ALLAH DİYE BİR ŞEY YOK"
İDDİASI!!! GEL GÖR, KAÇ FÜZEYE DENK, BİR MÜMİNİN DUASI; RAFA
KALDIRMAK İÇİN RUHLARINI DÜRDÜLER, GÜNEŞ DİYE KALBTEKİ GÜNEŞİ
SÖNDÜRDÜLER. BİLMEDİLER; KALBTEDİR, KALBTEDİR ASIL FEZA; KALBTEDİR,
ÖLÜMSÜZLÜK KEFİLİ KUTSİ İMZA. SAYIDAN SONSUZLUĞA SINIF GEÇİRTECEK
NOT; BİZDEDİR, VE BİZDEDİR ARŞ'A GİDEN ASTRONOT. VE MEKANDAN ARINMIŞ
VE ZAMANDAN İLERDE, FEZAYI TESLİM ALMA SIRRI
BİZİMKİLERDE.
BİZİMKİLER IŞIĞA GEM VURUR DA BİNERLER; YERDEN
GÖĞE ÇIKMAZLAR,GÖKTEN YERE İNERLER...
Necip Fazıl
Kısakürek
ZİNDANDAN MEHMED'E
MEKTUP
ZİNDAN İKİ HECE, MEHMED'İM LAFTA! BABA
KATİLİYLE BABAN BİR SAFTA! BİRDE, GERİ ADAM, BOYNUNDA
YAFTA... HALİMİ DÜŞÜNÜP YANMA MEHMED'İM! KAVUŞMAK MI?.. BELKİ...
DAHA ÖLMEDİM!
AVLU... BİR UZUN YOL... TUĞLA DÖŞELİ, KIRMIZI
TUĞLALAR ALTI KÖŞELİ. BU YOL DA TUTUKTUR HAPSE DÜŞELİ... GİT VE
GEL... YÜZ ADIM... BİN YILLIK KONAK. NE AYAK DAYANIR BUNA, NE
TIRNAK!
BİR ALEM Kİ, GÖKLER BORU İÇİNDE! AKIL, OLMAZLARIN ZORU
İÇİNDE. ÜSTÜSTE SORULAR SORU İÇİNDE: DÜŞÜN MÜ, KONUŞ MU, SUS MU,
UNUT MU? BURADAN İNSAN MI ÇIKAR, TABUT MU?
BİR İDAMLIK ALİ
VARDI, ASILDI; KAYDINI DÜŞTÜLER, MÜHÜR BASILDI. GEÇTİ GİTTİ, BİRKAÇ
GÜNLÜK FASILDI. ONDAN KALAN, BOYNU BÜKÜK BİR SEFİL; BAHÇEYE DİKTİĞİ
ÜÇ BEŞ KARANFİL...
MÜDÜR BEY DERT DİNLER, BUGÜN "MARUZAT"! ÇATIK
KAŞ.. HÜKÜMET DEDİKLERİ ZAT... BENİ ALLAH TUTMUŞ, KİM EDER
AZAT? ANLAMAZ; YAZISIZ, PULSUZ, DİLEKÇEM... ANLAMAZ; RUHUMA GEÇTİ
BİLEKÇEM!
SAAT BEŞ DEDİ Mİ, BİR YIRTICI ZİL; SAYIM VAR, MALTADA
HİZAYA DİZİL! TEK YEKÜN İÇİNDE YAZIL VE ÇİZİL! İNSANLAR ZİNDANDA
BİRER KEMMİYET; URBALARLA KEMİK, MİNTANLARLA ET.
SOMURTMUŞ Kİ
BIÇAK, NARA Kİ TOKAT; ZİFT DOLU GÖZLERDE KARANLIK KAT KAT... YALNIZ
SECCADEMİN YÜZÜNDE ŞEFKAT; BENİ KİMSECİKLER OKŞAMAZ MADEM; ÖP BENİ
ALNIMDAN, SEN ÖP SECCADEM!
ÇAYCI, GETİR, İLAÇ KOKULU
ÇAYDAN! DAKİKA DÜŞELİM, SENELİK PAYDAN! ZİNDANDA DAKİKA FARKSIZDIR
AYDAN. KARIŞTIR ÇAYINI ZAMAN ERİSİ; KÖPÜK KÖPÜK, DUMAN DUMAN
ERİSİN;
PEYKELER, DUVARA MIHLI PEYKELER; DUVARDA, BAŞLARDAN,
YAĞLI LEKELER, GÖMÜLMÜŞ DUVARA, BAŞ BAŞ GÖLGELER... DUVAR, KATİL
DUVAR, YOLUMU BİÇTİN! KANLA DOLU SÜNGER... BEYNİMİ
İÇTİN!
SÜKUT... KIVRIM KIVRIM UZAKLIK UZAR; TEK NOKTA SEÇEMEZ
DÜNYADAN NAZAR. YERİNDE Mİ ACEP, ÖLÜ VE MEZAR? YERYÜZÜ BOŞALDI,
HABERSİZ MİYİZ? GÜNEŞE GÖÇ VAR DA, KALAN BİZ MİYİZ?
SES DEMİR,
SU DEMİR VE EKMEK DEMİR... İSTERSEN DEMİRDE MUHALİ KEMİR, NE GELİR
Kİ ELDEN, KADER BU, EMİR... GARİP PENCERECİK, KÜÇÜK DARACIK; DÜNYAYA
KAPALI, ALLAHA AÇIK.
DUA, DUA, ELLER KARINCALANMIŞ; YILDIZLAR
AVUÇTA, GÖK PARÇALANMIŞ... GÖZYAŞI BİR TARLA, HEP YONCALANMIŞ... BİR
SOLUK, BİR TÜTSÜ, BİR UÇAN BUĞU; İPLİK Kİ, İNCECİK, ÖRER
BOŞLUĞU.
ANA RAHMİ ZAHİR, ŞU BİZİM KOĞUŞ; KARANLIĞINDA NUR,
YENİDEN DOĞUŞ... SESLER DUYMAKTAYIM: DAVRAN VE BOĞUŞ! SEN BİR
DEVSİN, YÜKÜ AĞIRDIR DEVİN! KALK AYAĞA, DİMDİK DOĞRUL VE
SEVİN!
MEHMED'İM, SEVİNİN, BAŞLAR YÜKSEKTE! ÖLSEK DE SEVİNİN,
EVE DÖNSEK DE! SANMA BU TEKERLEK KALIR TÜMSEKTE! YARIN, ELBET BİZİM,
ELBET BİZİMDİR! GÜN DOĞMUŞ, GÜN BATMIŞ, EBED BİZİMDİR!
Necip Fazıl
Kısakürek
Gurbet
Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez, akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!
Titrek parmağınla tutup tığını.
Alnıma işleme kırışığını
Duvarda, emerek mum ışığını,
Bir veremli rengi bağlama gurbet
Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!..
Necip Fazıl Kısakürek
SELAM
İçim yine sevinçle dolup yanıyor;
Sanki deniz olmuş, dalgalanıyor.
Uzak uzak ülkelere döndüm seferden;
Yaralarım ağır, fakat mestim zaferden;
Zafer,ümit kaynağının bir çeşmesidir.
Zafer bir çok gönüllülerin birleşmesidir.
Gönülleri birleşenler ölse de bir gün
Gök kubbede kalacaktır seslerinden ün.
Gönülleri birleşenler! Selam sizlere!
Uzaklarda dertleşenler! Selam sizlere!
Selam sana hücrelerde benzi solan genç!
Selam sana ey yılları heba olan genç!
İstikbalim gitti diye yaslanma sakın!
İstikbalin değil, ruhun Tanrı’ya yakın!
O yalancı istikbale bir perde indir!
“Gerçek yarın” unutma ki bir gün senindir!
Selam sana yavrusundan ayrılan kadın!
Kimbilir sen gizli gizli nasıl ağladın!
Ne bir damla gözyaşı dök, ne yasla dövün;
Sen yaşarken öksüz kalan yavrunla övün!
Gür sütünle aşladığın erlik cevheri
Yapacaktır onu yaman bir çeri...
Tek bir kadın değilsin sen...Sen bir ocaksın!
Madem ki bir adın Atsız, katlanacaksın!
Kafkasya’da can veren bir şehidin kızı
Bir çeliktir... Yüreğinde erir her sızı...
Varsın,bağrın firkatiyle yavrunun yansın...
Yansın,dayan! Çünkü sen de bir kahramansın!
Ey ekmeği alınanlar! Selam sizlere!
Ey rütbesi çalınanlar! Selam sizlere!
Kardeş yahut arkadaştır diye evleri,
Ocakları dağıtılan ülkü devleri!
Selam size! Üstünüzde bütün bakışlar,
Bir gün olur, tarih sizi elbet alkışlar!
YATTIGIM KAYA
Bu aksam o kadar durgunki sular
Gomul benim gibi kedere diyor
Icimde maziden kalma duygular
Agla geri gelmez gunlere diyor
Hey gonul gidenden umidini kes
Kacan bir hayale benziyor herkes
Sanki kulagima gaibten bir ses
Bulusmalar kaldi mahsere diyor
Enginden engine eserken ruzgar
Bende bir yolculuk heyecani var
Yattigim kayaya carpan dalgalar
Cikiver bir sonsuz sefere diyor.
Necip Fazıl KISAKÜREK
AYNALAR YOLUMU KESTİ
Aynalar, bakmayin yuzume dik dik;
Iste yakalandik, kelepcelendik!
Ciktiniz umulmaz anda karsima,
Basimin tokmagi indi basima.
Suratimda her suc bir ayri imza,
Benmisim kendime en buyuk ceza!
Ey dipsiz berraklik, ulvi mahkeme!
Aci, hapsettigin sefil golgeme!
Nur topu gunlerin kanina girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
Dogmaz guneslere baglandi vade;
Dislerinde, kopek nefsin, irade.
Gunah, gunah, hasad yerinde demet;
Merhamet, sucumdan askin merhamet!
Olur mu, dunyaya indirsem kepenk:
Gozyasi doksem, Nuh tufanina denk?
Cikamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.
Necip Fazıl KISAKÜREK
|