|
|
|

|
KARAÇAY
MALKARLILAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Karaçay
Malkarlıların Coğrafi Konumu ve Yaşadıkları Bölgeler
Karaçay Malkarlılar yüksek rakımlı bölgeleri ve dağları
çok olan bir ülkede yaşayan Türk boylarından biridir.
Onlar merkezi Kafkasya’nın dağ boğazları ve dağ
eteklerinde; Kuban, Zelençuk, Malk, Çegem, Çerek
nehirlerinin ve bu nehirlerin kollarının kapladığı
ovalarda yaşamaktadırlar. Karaçay Malkar (s.8) (Bu
sayfada, Al-İdrisi’nin Dünya Haritasi var) (s.9)
topraklarında "Beşbinlikler" diye bilinen zirveler
vardır. Kafkasya'nın en yüksek dağları olan Mingitav, Dıh-tav,
Koştan-tav, Kulça bunlardan sadece birkaçıdır. Aynı
zamanda; Azav, Terskol, İtkol, Çeget vs. buzulları ve
buzulkar alanları bu bölgede yer almaktadır. Karaçay
Malkar toprakları dağlık bölgeleri, ormanları, verimli
vadileri ve Alp çayırları ile zengindir.
Karaçay
Malkar Halkı Hakkında Genel Bilgi
Karaçay
Malkarlılar Kafkasya'nın en eski halklarından olup tarihi
ve kültür kökenleri diğer Kafkasya halklarının tarihi ve
kültürleriyle aynıdır. Aynı zamanda sayıları çok olan
Türk boyları ile, Yakutistan'dan Türkiye'ye, Azerbaycan'dan
Tataristan'a, Kumuk ve Nogaylar'dan Altay ve Hakaslar'a kadar,
ayrılmaz bağlarla çok yakından bağlıdırlar. Eski
Sovyetler Birliğinde mevcut olan Türk halkları Slav halklarından
sonra ikinci yer işgal ediyorlardı. Dünya üstünde Türk
asıllıların sayısı toplam olarak 200 milyondan fazladır.
Kafkasya'nın
yüksek dağları arasında, Karaçay Malkarlılar, başka
dillerde konuşan Kartvel (Gürcü), Adige, Oset vs. halklarıyla
iç içe yaşamaktadırlar. XIV-XV. yüzyılda Karaçay ve
Malkarlıların toprakları yavaş yavaş birbirlerinden ayrılmaya
başlamıştır. Ama diğer bütün konularda halk olarak aynı
özelliklere sahiptiler. Malkarlıların yakın komşuları
olan Oset onlara "As", Kabardeyler
"Balkar", Svanlar ise "Az" veya "Ovs"
diyorlardı. Karaçaylılara ise, Megreller "Alan"
diyorlardı. Malkarlılar birbirlerine hitap ederken
"Alan" kelimesini kullanıyorlar.
Ekonomi
ve Kültür
Karaçay
Malkarlılar geçmiş dönemlerden günümüze kadar dağ
otlakları ve yayla hayvancılığıyla uğraşıyorlar,
hayvanları yazın yaz otlaklarına "caylık" gönderiyorlar.
"Yayla hayvancılığı" teriminin kökeni de bu sözcükten
geliyor.
(s.10)
Karaçay Malkarlılarda hayvancılığın başta gelen dalı
koyunculuk olmasına rağmen sığır ve at yetiştirme de büyük
bir yer kaplıyordu. Komşu halklara göre birkaç kat fazla
olan hayvanlarının sayısı Karaçay Malkarlılara yaşamlarını
sürdürebilecekleri her şeyi sağlıyordu. Hayvancılık ürünleri,
halka yemeden içmeye, ayakkabıdan giysiye kadar her ihtiyaçlarını
sağlıyordu. Bu ürünler aynı zamanda ortak Kafkasya pazarına
götürülerek orada kumaş, kapkacak ve yiyecek-içeceklerle
takas yapılıyordu.
Madencilik
işi iyi gelişmişti. Karaçay Malkarlılar kurşun, bakır,
kömür, güherçile vs. gibi ihtiyaçlarını sağlıyorlardı.
Karaçay Malkarlılarda sürülmeğe
müsait olan toprakların az oluşu nedeniyle ekonomilerinde
çiftçilik, hayvancılık kadar önemli yer tutmamıştır. Sürülecek
toprakları az da olsa her toprak parçası dikkatlice işleniyor,
taşlardan temizleniyor ve ustaca yapılmış sulama
sistemleri ile sulama yapılıyordu. Şimdi bile Karaçayda ve
Malkarda dağ yamaçlarında eskiden yapılan ve alan olarak
oldukça büyük yer kaplayan arazilerin kalıntılarını görebilirsiniz.
Karaçay
Malkarlıların komşu halklarla kültürel ve ekonomik bakımdan
çok yakın ilişkileri bulunuyordu. Bu ilişkilerinin sonucu
olarak da, sık sık karma evlilikler ortaya çıkıyordu. Bu
da değişik etnik gruplar arasında akrabalık bağlarına
yol açılıyordu.
Kültür,
Eğitim ve Bilim
Karaçay
Malkar halkının tarihi ve kültür mirası, Kafkasya'nın diğer
halklarının ve bütün Türk dünyasının kültüründen çok
şey içermektedir. Böyle oluşunu mitolojik, epik
destanlarda ve diğer folklor ürünlerinde, aynı zamanda yüksek
dağ tepelerini, denizlerini ve uçsuz bucaksız Avrasya bozkırlarını
anlatan eski dini söylevlerinde görülebilir. Dini
metinlerde ön planda yer alan bütün Türk tanrıları
"Tengri" (Teyri), Umay vs. Eski kültür kaynakları
dünyanın önde gelen Hıristiyan ve Müslüman dini akımlarının
etkisi altında kalmıştır. Bunların kalıntıları Karaçay
ve Balkar halkının gelenek ve göreneklerinde, milli oyunlarında,
görüş ve düşünce yapısında görülebilir. (s.11) Eski
dönemlerde, Karaçay Malkarlıların ataları yazıya sahip
olmuşlardır. Bu yazılar Karaçay ve Malkarın bir çok
yerinde bulunan ve VII-XII.. yüzyıllara ait yazılı taşlarda
görülebilir. Bu yazılı taşlar, “Bulgar Yazılı Taşları”
şeklinde adlandırılıyorlar.
XVIII.
yüzyıl başlarında Karaçay Malkarlılar Arap alfabesini
kullanmışlardır. Bu açık bir şekilde, Holam köyünde
bulunan 1715 yılında yazılmış “Holam Yazısı”nda gösteriliyor.
Daha bunun gibi birçok yazılara rastlanmıştır. Günümüzde
ise Karaçay Malkarlılar Rus alfabesini kullanıyorlar. Eski
SSCB halkları arasında Karaçay Malkarlılarda yüksek okul
tahsili görmüş olanların sayısı diğer halkların okuma
oranına bakılırsa (yüzde olarak) birinci sırayı teşkil
etmektedir.
Karaçay
Malkarlılar Hakkında Eski Bilgiler
Karaçay
ve Malkar/Balkar isimleri eski Kafkasya Bulgarlarından
gelmektedir. M.Ö. II. yüzyıla ait eski Ermeni kaynaklarında
"Kafkasya dağlarındaki Bulgar toprakları" şeklinde
bir ifade geçmektedir. Arap yazarı İbn-Rusta X. yüzyılda
yazmış olduğu bir yazıda, Gürcistan'ın uzak sınır
boylarında “Tavlu-As” (Tulas) kabilelerinin yaşamakta
olduklarını belirtmiştir. Tavlu-As yani "Dağlı-As"
ismi Karaçay Malkarlıların kendilerine verdikleri isimdir.
Geçmişin
ve XX. yüzyılın tanınmış bilim adamaları; Bizanslı
Menander, G.A. Kokiyev vs. yazılarında Romalıların kullandığı
en büyük ticaret yolarından birisinin Kuma nehri boyunca,
Elbruz dağının yanından, Karaçay üzerinden ve
Kolkhidiya'dan (Gürcistan) geçmekte olduğunu, yolun bu kısmına
ise "Horuçon" denildiğini ve bu ismin Karaçay
isminden alındığını yazmaktadırlar. Bilim adamı olan P.
Butkov'un mevcut olan yazılarının incelenmesinde ise X. yüzyılda
bugün az bir arazide yaşayan Malkarlıların, bugünkü
topraklarının kuzeyinde de Malkarlıların yaşadığı
belirtilmektedir.
1395/96
yılının dünya fatihi Aksak Timur ve onun vakanüvisleri
Malkarlılara ve Karaçaylılara "As" demişler ve
bunlara karşı acımasızca savaşmışlardır. Günümüzde
bile, Karaçay Malkarlıların yakın komşusu olan Osetler,
Karaçay Malkarlılara “Aslar” diye hitap ediyorlar.
1404
yılında, başpiskopos Johan Galonifontibus, Karaçaylılara
"Kara Çerkesler" demiştir. Aynı adı onlara, 1643
yılında, gezgin Achangelo Lamberti
de vermiştir. (s.12) (Bu sayfada Türklerin göçlerini
gösteren bir harita var) (s.13) Eski dönemlerden XIV.
yüzyıla kadar yazılı belgelerde Karaçay Malkarlılara
“As, Bulgar, Kara Çerkes, Tavlu As” denildiği gözlenmiştir.
XIV.
yüzyıl ve sonraki dönemlere ait Gürcü kaynaklarında,
Malkarlılara “Basian” ve Malkarlıların yaşadığı ülkeye
de "Basiania" denilmiştir. Bu adlar ilk olarak
Tshavat Haçı’nda (Altın Haç) geçmektedir. Bu haçta,
Aristav Riziya Kvenipneveli adlı birinin Basiania'da tutsak
edildiği ve Ksansk boğazında yer alan Tshavat köyündeki
Spasski kilisesinde toplanan fidye ile kurtarıldığı yazılmaktadır.
1745'te ise coğrafyacı ve tarihçi, Gürcistan kralının oğlu
Vahuşti'nin yazdığı bir yazıda “Basiania” ve
“Basianların” yaşantısını anlatmaktadır. "Basiani"
ismi Hazar kabilesinin adı olan "Bas" ve sonuna Gürcü
dilinde çoğul eki olarak kullanılan "ani" takısının
getirilmesiyle oluşmaktadır.
1629
yılında Terski bölgesinin komutanı olan İ.A. Daşkov
Moskova'ya iki mektup göndermiştir. Bu mektuplarda Malkarlıların
yaşadığı topraklarda gümüş yatakları olduğunu yazmış.
O günden itibaren kadar Malkar halkının adı resmi Rus
belgelerinde “Balkar” olarak geçmektedir .
1639 yılında,
Rus Çarının elçileri, Rusya'dan Gürcistan'a gitmek üzere
yola çıkmıştır. Bu elçilerin adları; Pavel Zaharev,
Fedot Elçin ve Fedor Bajenov idi. Onlar, bugünkü Tırnavuz
şehrinin yanında bulunan El-Curt köyünde Karaçay
prenslerinden olan “Kırımşavhal”ların evinde konuk
olmuşlardır.
1643 yılında
yine Terski bölgesinin komutanlarından M.P.Valinski'nin yazısında
“Balkar kabaklarından (köylerinden)” bahsediliyor. 1651
yılında Rus elçilerinden N.S. Toloçanov ve A.İ. Yevlev, Gürcistan'a
yolculuk yaparken Malkar prenslerinden olan Aydabolların
evinde (Ogarı Malkar) iki hafta konuk olmuşlardır.
Ayrıca;
Avrupa ve Rus bilim adamları ile gezginlerinin 1622, 1711,
1743, 1747, 1753, 1760, 1778, 1779, 1793-94, 1807 ve 1808 yıllarında
yazmış oldukları notlarda ve belgelerde Malkar ve Karaçay
halkı hakkında bilgiler olduğu görülmüştür.
Bilim adamı
Kupfer 1828 yılında yazmış olduğu yazılarında Karaçaylıları
"Çerkes" adıyla adlandırmıştır. Ayrıca 1639
ve 1692 yıllarında Gürcü ve Avrupa yazarları yaptıkları
yolculuk notlarında Karaçay Malkarlılara "Dağlı Çerkesler"
demişlerdir.