|
*Müzik
|
FLAŞ FLAŞ FLAŞSaadet Partisi de Kapatıldı. Bu gün öğle
saatlerinde kapatılan SP'nin (Saadet partisi) yetkilileri karardan sonra yaptıkları basın açıklamasında demokrasilerde parti
kapatılmasının yanlışlığına değindiler. 1997-28 şubatında başlayan parti kapatılması zincirinde
kendilerinin ve kapatılan SP'nin de içinde bulunduğu çizgiye ait partilerin 1257 defa
kapatıldığına dikkat çeken yetkililer, bunun bir haksizlik olduğunu, mutlaka bir parti kapatılması gerekiyorsa
hakkaniyetin gözetilip arada bir başka partilerin de kapatılması gerektiğini ifade
ettiler. Devletin her kademesiyle aralarının son derece iyi olduğuna vurgu yapan
yetkililer neden kapatıldıklarına akıl sır erdiremediklerini belirttiler. İSİM ARAYIŞLARI DEVAM EDİYOR Buradan
sonra siyaseti bırakmaya niyetleri olmadığını ifade eden yetkililerin yeni kuracakları parti için isim arayışında oldukları
öğrenildi. Bundan önceki partilerde "iyilik, mutluluk" anlamlarına gelen ve yaygın olarak bilinen
tüm Osmanlıca kelimeleri tükettikleri için yeni partinin ismi siyasi kamuoyu tarafından da
merakla bekleniyor. Parti üst kademesinin de bu konuda zorlandığı ve geniş
bir Osmanlıca sözlük sipariş ettiği bildirildi. Henüz
bağımsız kaynaklarca doğrulanmamış olmakla birlikte kulislerde LP (Letafet
Partisi), KP (Keramet Partisi) isimleri üzerinde duruluyor. Bu isimlerden
LP'nin aksaçlılar, KP'nin ise genç kanat tarafından daha çok istendiği
söylentisi dolaşıyor, fakat bilindiği gibi yeterince Osmanlıca bilmediği için
daha önceki 1256 partiden bazılarına aceleyle takılan BP-Bakliyat partisi,
KP-Kepazat Partisi ve FP-Fenasi Partisi gibi isimlerden sorumlu olan genç
kanadın, bu işe karışmasına bir süre soğuk bakılmış başlamış,
"CP-Cenabet Partisi" vakası ise bardağı taşıran damla olmuştu. Bu
yüzden son 62 yıldır bu siyasi akımın partilerinde 60 yasini geçmemiş ve
Osmanlıca bilmeyen kimselerin isim koyma çalışmalarında görev almaları
engelleniyor. Bunlarda
anlaşma sağlanamazsa başına milli sıfatı getirilecek bir başka isim
bulunabileceği de söylentiler arasındaydı. Fakat iddia edildiği kadarıyla bu
formüle uygun en güçlü aday olduğu söylenen MSP (Milli Sadakat Partisi)'nin,
bir parti kurarak siyasete atılmayı düşünen bir grup emekli general tarafından
da düşünülmüş olması projeyi suya düşürdü. Generallerle yapılan kapalı
görüşme sonucu aslında bunun tamamen bir yanlış anlama olduğu, Saadet partisi
yetkililerinin bunu akıllarından bile geçirmediği ortaya çıktı ve sorun
çözüldü. Hatta güvenilir bir kaynağa göre parti yetkililerinden bazıları
sadakat kelimesinin anlamını bile bilmediklerini söyleyip generallere
sormuşlar, generaller de bu kelimenin toplumun temeli olması gerektiğini
söyleyip uygun bir fırsatta anlamını mutlaka öğreteceklerine söz vermişler. KAL-EL SAVAŞ: BU TÜRKİYENİN BAŞARISIDIR, YETKİLİLER
SAHİP ÇIKSIN, AVRUPAYI SOLLARIZ. SP’ ye
ilişkin davayı açan ve tuttuğunu kapatmasıyla tanınan başsavcı Kal-El Savaş
ise bu gün öğle saatlerinde biten davadan çıkarken gazetecilere bir basın açıklaması
yaptı. Bu seneyle beraber yılda ortalama 12 parti kapatarak bir de rekora
imza atan Savaş bir Türk olarak elde ettiği başarıdan ötürü gurur duyduğunu
ifade etti. Türkiye'nin bu konuda herhangi bir batılı ülkenin ve savcının
hayal bile edemeyeceği bir seviyeye daha şimdiden ulaştığını, yetkililerin
konuya eğilmeleri ve başarılı kimselere sahip çıkmaları durumunda toplumun
huzurunu bozan ve gereksiz çekişmelere sebep olan diğer fazlalık partilerin
de bir an önce ortadan kaldırılabileceğini belirtti. Kökten bir çözüm için
ise "gereğinden aşırı fazla partili" sistemin tamamen ortadan
kaldırılmasını öneren Kal-EL Savaş bu yanlış sistemin ayrıca yolsuzluklara ve aşırılıklara kapı açarak toplumu ve
siyaseti ahlaken de çökerttiğini vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti:
"Dünyanın hiç bir yerinde bu kadar çok partili bir sistem
kalmadı, hiç bir batılı demokraside sürüyle partiye izin verilmiyor artık. Bu
yüzden biz de harekete geçmeli ve parti sayısını azaltmalıyız. Ama bunu
yaparken "gereğinden aşırı fazla partili sistemin tekrar ortaya
çıkmasına ve halkı rahatsız etmesine izin vermemeli, nihai çözümü bulmalıyız.
İşte ben yapmamız gereken şeyi açıklıyorum, sizlere yeni ve denenmemiş bir
sistem söylüyorum. Yapılması gereken batılı demokrasilere göre bir adım daha
ileri gitmek ve "gereğinden aşırı fazla partili sistemi" kökünden
kaldırmak; onun yerine hepimizin sahip çıkacağı, gözbebeğimiz gibi
bakacağımız, koruyup kollayacağımız ve içinde herkesin yerini alacağı bir tek
partimizin olacağı "biricik partili" bir demokrasi tarzı ortaya
koymaktır. Böyle bir sistemde en önemli sorun olan istikrar eksikliği
giderileceği gibi çeşitli uyum sorunları da aşılacak, toplum için doğru olan
her ne ise bilimsel olarak bulunup yapılacak, siyasi çirkeflik amaçlı engellemeler
de ortadan kalkacaktır. İşlerin bugünküne göre kat kat hızlı yürüyeceğini ise
söylemeye bile gerek yok. Üstelik bu bir ütopya da değildir, hayalinin
güzelliğinin yanı sıra gerçekleşmesi de hiç zor değildir, çünkü sadece
anayasal bir takım teknik engeller vardır, yetkililer konuya eğilir ve parti
başkanları gruplarını kontrol altına almaya ikna edilebilirse bu basit teknik
kanuni detaylar da mecliste kısa zamanda ortadan kaldırılacaktır. Böylece bu
tip bir çağdaş sistemin kurulması için toplumsal konsensüsün oluşmasını
beklemeye de gerek kalmayabilecektir. Her ne kadar benim bu meclisin böyle
aydınlık yasaları çıkarabileceğine güvenim yoksa da, biraz düttürmeyle bunu
başarabiliriz gibime geliyor." Savaş
sözlerini sürdürürken mevcut sistemin nasıl olup da batıda parti kapatılmadan
yürütüldüğünü soran bir haberciye şöyle cevap verdi: "Batı ülkelerin
kendisine özgü bir takım koşulları vardır ve aşırı partili sistem ancak öyle
özel koşullar altında mümkündür, bu yüzden ideali, "aşırı partili"
sistem değil "biricik partili" sistemdir. Hem oradaki yöneticiler
de insan, bir yanlış yapmışlar diye biz de mi yapacağız? Onlar bize
"damdan atla" deseler atlayacak mıyız? Hukukta kötü misal emsal
olmaz bir kere. Savaş
sözlerini sürdürürken, halkın böyle bir düzenlemeyi kabul etmek
istemeyebileceğini, bu durumda ne yapılacağını soran habercilere cevaben
modern demokrasinin çoğunluk diktatörlüğü anlamına gelmediğini, hele cahil
bir çoğunluğun diktatörlüğü anlamına hiç gelmediğini kaydetti. Bir ülkenin
yönetim şekline ancak bundan en çok etkilenen kesimin karar verebileceğine,
bu kesimin de yönetmeyi meslek olarak seçmiş bürokratlar olduğuna dikkat
çeken Savaş bundan ötürü demokrasinin şeklini çoğunluğun belirlemesinin
yönetme konumundaki bireylerin haklarına aykırı olduğunu kaydetti. Eğer bir
arada yaşamak istiyorsak çoğunlukta da olsak karşı tarafın haklarını
gözetmemiz gerektiğini, bunun hukuk devletinin ön şartı olduğunu da ekleyen
Savaş ayrıca bir daha da böyle art niyetli, demagoji kokan, ucuz halk dalkavukluğu
yapan sorulara cevap vermeyeceğini ifade etti. Kal-el Savaş ayrıca yaptığı
basın açıklamasını bitirirken mücadelesine tüm gücüyle devam edeceğini,
sadece cumhuriyetin ve halkımızın partisi olmaya en layık siyasi oluşum
kalıncaya dek tüm partileri tek tek kapatacağını sözlerine ekledi. ANKARADA KARARIN YANKILARI SÜRÜYOR: Saadet
Partisinin kapatılmasının Ankara'da oluşturduğu yankılar Savcının açıklamalarından sonra hızlanarak arttı.
Konuyla ilgili açıklama yapan KNP genel sekreteri grubunun görüşlerini şu
sözlerle ifade etti:
"Elbette Saadet partisinin kapatılması hepimizi üzüyor, ama
kanunlara göre kapatılmayı gerektirecek işler yapanları da birisinin kapatması
lazım. Tabi ki normalde demokrasilerde partilerin kapatılmaması esastır, ama hiç bir demokrasi
de aşırılıkları affetmemeli. Gene de daha iyisi halkın kararını sandıkta vermesi olurdu, ama
kanunların da değişmedikleri sürece uygulanması lazım. Tabii biz parti olarak böyle
anti-demokratik kanunların da bir an önce değişmesi gerektiğine inanıyoruz, ama demokrasinin de
bazı kuralları olmalı ve her demokrasi de kendi kendini korumalı." Yetkilinin
açıklamalarını dinleyen habercilerden bazıları denilmek isteneni
anlamadıklarını ifade ettiler ve yetkiliden partilerinin bu konuya bakışını
biraz daha net biçimde açmasını istediklerinde KNP genel sekreterinin cevabı şöyle oldu:
"Aslında bizim bakış açımız gayet net zaten, biz parti olarak,
her şeyin aşırısına karşıyız, ama hukuksuzluğa ve anti-demokratik yasalara da
karşıyız. Ne var bunda anlamayacak. Böyle şeyler olur arkadaşlar, bunlara
kafanızı fazla takmayın; bu bir kapanmama yarışıdır, beceremeyen
kapanır." Israrlı
sorular üzerine ölmüş eşeğin davasının olmayacağını, hepimizin geçmişi unutup
parlak yarınlara bakmamız gerektiğini, aksi halde
gelişmenin sağlanamayacağını ekledi. Kendisine sorulan başsavcı Kal-El
Savaşın "gereğinden fazla partili sistem yerine biricik partili ve
istikrarlı demokrasi sistemi" önerisi hakkında da olumlu görüş belirtti.
Böyle bir sistemin de denenebileceğini, hangi sistem gelirse gelsin kendi
partilerinin finale kalacağına emin olduğunu, bu yüzden şimdilik ortada bir
sorun görmediklerini belirtti. (AEA) (NOT: Bu yazı ilk olarak 25 Eylül 1999 tarihinde yazılmıştır) |