Dereye Uçan Öykü  

Lastik ayakkabıların mandallı oluşundan mıdır bilinmez, lastiklerin lastik, mandalınsa metal bakışından mıdır yoksa; yırtıldılar. Ayaklar varsa ayakkabı da olmalı; bu sözü Aristo mu söylemiş Cigerxwin mi belirsiz. Ama Sümerbank çarşıda. Haydi baba, parafin kokusunu daha fazla bekletmeyelim. Barıştıralım Sümerbank’la Merkez Bankası’nı, köseleler sevinsin. Sana da ayakkabı yetiştiremiyoruz! Yiyor musun ne yapıyorsun? Biliyorum baba. Ama lastikler nankör oluyor. Köseleliyelim ayaklarimi, vadelerimiz uzun olsun. Bağırmayalım oğlumuza, olan Türk lirasına olsun. Bu son, biliyorum. Köseleyle terletilecek bütün yaz, biliyorum. Anlıyorum. Gülsen yenge, sen mi parafinliyorsun bu şehri, Sümerbank mı parafin yaşıyor insanın çocukluğunda? Ver şurdan bir kundura, numarasını bilmiyoruz, otuzaltı olabilir, kırkaltı değil meselâ... Parlayacaksın tabii, bu senin en doğal hakkın. Ayakkabısın, yenisin. Sevindir beni iki gün, üç gün. Boyacılar baksınlar, "boyayalim mi?" diye soramasınlar, bozulsunlar. Üç günün beyliği devrik. Sümerbank bizatihi feodal. Akif amcamoğlu. Onlar ne öyle? Ayakkabı alışın ertesi bugün. Bir daha konusu bile açılamayacakken, o ayağındakiler tahrik ediyor futbol duygularımı. Lastik ama öyle mandal sapkını değil. Krampon ulan bunlar. Krampon lastik. Altı diş diş. Maç öncesi gecelerde krampon düşü görüyoruz bu sıralar. Artık ulaşmak olası, lastik makamında da olsa. YSE’nin kooperatifinde satılıyormuş baba.. Çok ucuzmuş baba. Köseleyle top oynamama izin yok, on iki yaşında da jübile çok erken olacağına göre, ARTI mahalle takımının ben olmayınca düşeceği trajik durum.. Peki baba, sustum. Böyledir işte. Günün bir yeri hançerlenir apansız. Kötü haber kuşlara kene olur, yayılır. İşte kuşlar, kanatlarına sürmanşet bir ölüm haberini bırakıverdiler mahallemize. Şefik amcanın evine. Zümeyran yengenin evine.

Refik ölmüş...

Araba dereye uçmuş...

Refik adında biri ölmüş.. Mahallemizin abisi adında bir canımız dereye uçmuş.

Hemen ocaklar yakılıyor bahçede. Yemek gerek misafire. Onlar Refik'in misafirleri.

Zümeyran yenge, bir daha hiç bitmeyecek bir ağıta başlıyor.

-- Te mala mion xirap kîr.. Te cerge min birindar kir.. Te dile min be heval kir.. Te sere min be hewda kir. Te Refike min nav mal kir.. Te bu ci eve min kir?

Ayaaay - aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaay!

Te bu ci, eve li min kir Xude.. Heke tü heyi.. Heke tü heyi...

Eğer var isen Tanrı, beni niye götürmedin?

-- Hise kice.. Hise gunehe…

Günahtır öfke Zümeyran yenge. Çaresizlik günahtır.

Günah dereye uçmuş.

Getiriyorlar ölüyü sonra.

Yirmi sekiz yaş, dereye uçmuş.

-- Kice be bihistiye, Refik emre Xude kiriye.

-- Kisk Refik?

-- Kure Sefik, kure Zümeyran.

-- Ne ne!

-- Cen cehal bu. Ay jaro Refiko..

Kürtçe dereye uçmuş.

Odanın ortasına konuyor. Kuran sesleri şiire taşıyor odayı.

Şiir, dereye uçmuş.

Sefik amca yüregini eritip gözyasi eyliyor. Sessiz.

Yürek, dereye uçmuş.

Ölünün kardeşleri bahçenin oralarına dağılmış, çamur yapıyorlar gözyaşından.

Sular işitilmiş. Yıkama vaktidir. Bir perde çekiyorlar, çocuklarla kadınlar görmesin diye ölünün yıkanışını. Ölümün ıslaklığını. Ben perdenin yanında duruyorum, baksam göreceğim aralıktan, bakamıyorum.

Önümden geçiyor ölümü yıkayan su. Ark oluyor önümde. Kan akıyor. İç organları paramparça...

T I P, dereye uçmuş.

Ölüm en çok Kürtlere yakışıyor. Utanmaz bir kimliktir tarih.

Felsefe, dereye uçmuş.

Zümeyran yenge hiç susmuyor. Hiç susmayacak.

-- Heke tu heyi, min ji bibe ey Xude...

Beni götürürdün Tanrı, olsaydın.

İlahi adalet, dereye uçmuş.

Zümeyran yengenin haberi yok ama yasa çiğniyor Kürtçe ağıtı.

Düş evleri allak bulamaç bir Kürt çocuğu...

Düş'e sığar mı ölümün genceciği?

Düşler dereye uçmuş.

Ve öyküler vurur mu kendini metropolde.. Yıllar sonra.. İstanbul'da...

Trafik sıkışıklığında büyümüş bir Kürt çocuğu.

Geçmiş, geçemeyecek bir ölümü öyküledi...

Öykü, dereye uçmuş.

Yılmaz Erdoğan

Hosted by www.Geocities.ws

1