Toz, toprak ve hastaliklarin toplamina, bebekligin demisti, anasi. Ama cocuklugunu biliyordu Nazli. Bozkir sicaginda azik tasimisti tarlalara, Kardigi tezegi, resim yapar gibi duvarlara yapistirmisti, halka halka. Babasinin yuzunun guldugunu, satildigi gun gormustu doyasiya. Birkac kagit almisti babasi. Kimileri yuz, kimileri bin basamagindan konusmustu. Ama Nazli, bilmezdi para saymasini.
Gelin olup gideli, sunun surasinda kac ay olmustu? Ismi kahpeye cikmisti oysa. Bugun, davarlar donerken uzak daglardan, kurelemislerdi Nazli’yi baba ocagina. Hem de oyle bir kurelemek ki…
“Simdi netmeli?” diye sordu babasi.
Anasi, kararli, ferman duzmeyi ona buyur etti.
“Sen bilirsin agam.”
Nazli buzuldu. Nazli korktu. Cani titrer, dili kar gibi erir oldu agzinda.
“Bilirsin avrat, sonu gelmistir.”
“He bilirim.”
“Usaklar, hele siz de gelin yanimiza.”
Disarida gece vardi. Odayi, ciliz bir gaz lambasi isitiyordu. Kadin, Ahmed’in, Musa’nin yorganini kaldirdi.
“Uyanin usaklar, babaniz sizi cagirir.”
Nazli’nin kardesleri, gozlerindeki uykuyu sildiler.
“Buyur baba.”
“Sokulun yanima.”
Kucugu sekiz yasindaydi. Buyugu bu guz onucune ulasmisti.
“Bilmeniz vardir, ablaniz kahpe olmustur.”
Kardesleri Nazli’yi aradilar. Gaz lambasinin parcali golgesinde buldular.
“He.”
“Baba…”
Babasi, anasi, kardesleri Nazli’nin sesine donduler. Konusmasini surdurmedi Nazli. Basini one egip verecekleri karara canini kildan ince tuttu. Geride kalacaklara can sagligi diledi…
“Bak Ahmed, yasin dile dolanir olmustur. Yakinda sana bir avrat ister.”
One bas egme sirasi Ahmed’e gelmisti. Baci-kardesin bakislari altta bulustu.
“Utanma ulan.”
Basini dikti Ahmed.
“Buyur baba.”
“Avrada ne dersin?”
“Isterim baba.”
“Sana kiz verirler mi ha?…”
Babalari bir cigara sarip yakti. Sonra arayip buldu golgesindeki Nazli’yi. Dusman dusman suzdu.
“Sana kiz verirler mi, kiz?…”
Anlamisti Nazli, sozun nereye varacagini. Kardesine bakti. Kara gozlerine kurban olmak istedi. Unutmustu Nazli basina gelecekleri. Kalkip kardesine sarilmak istedi. Yasi onbesti. Can, kus gibiydi bedeninde. Ama babsinin sozu dag oldu sanki. Gelip aralarina oturdu.
“Demem odur ki oglum, bacisi kahpe olana, kiz bulmak kolay degildir. Kizi kahpe olana is de vermezler.”
Sonra uzanip Ahmed’in basini oksadi.
Ahmed, Nazli’ya dondu. O da babasinin yamacina gecmeye hazirdi.
“Ana!”
Babasi olmasa, bir cift soz etmek istiyordu Nazli. Gulumsedi ya, gormedi anasi.
“Ne var?”
Basini duvara cevirdi. Kerpicleri gordu. Kerpiclerin dibinde asili bakir tepsi vardi. Yukarida olmasa, basini vura vura parcalamak istedi. Damin kapisini acip havarley diye diye bozkira dogru kosmayi kurdu. “Dur. Vel,” dedi kendi kendine. “Az otemiz Suriye topragi.”
“Ulan Musa.”
Anasi Musa’ya dondu. Musa uyuyakalmisti oturdugu yerde.
“Ne?”
“Baban Musa demistir.”
Musa bakti. Cigarasini sondurup topraga basti babasi.
“Ankara devletinde bayrak acildiginda… He o yil dogmustun. Daha yasin kucuktur. Sen yat.”
Musa oldugu yere kivrildi. Ustu acikti. Usumesin istedi Nazli. Kalkip yataga dogru gitmeye yeltendi.
“Sen otur kahpe.”
Oturdu.
“Ana.”
Istiyordu, anasina, her seyi bir bir anlatmak.
“Ahmed’in avrat meselesi bir… Benim is meselem iki… Gelelim agamiza.”
“Duymus mudur?”
“Vel… Agamiz bu, duymaz olur mu? Hem oglan evinin yeni icadina cok ofkelenmistir. Paralari getir hele.”
Kadin ayaga kalkti. Nazli’nin yanibasinda duran ceyiz sandigina kavustugunda bakisti ana-kiz. Yuzunu sevdi anasinin. Kucukken optugu, yaladigi yanaklari, anasi geldi gene. Ceyiz sandigina uzanan ellerine yapisti.
“Ana!”
Egildi kulagina kadar. Istedi duymasin evin erkegi.
“Soylemek istediklerin bosunadir Nazli.”
“Ana!”
“Paralari getirsene avrat!”
Sandigi acti kadin. Diplere indi. Cikini buldu. Getirip kocasina verdi.
Nazli anlamisti, bu paralarin etinin, caninin karsiligi oldugunu…
“Her seyi duymus mudur avrat?”
“Baslik parasini geri isterler.”
“He… Ya parayi geri isterler, ya da kizi biz oldurelim…”
“……………..”
“Parayi geri verirsek, kizi onlar oldurecek.”
“Bulgurumuz var. Onu da bulgurla odesiriz.”
Nazli, saskin saskin dinliyordu konusmalari. Bir Ahmed’e bakti, bir de Musa’ya bakti. Acidi kardeslerine. Bir sure sonra diline soz katmak istedi.
“Ana.”
“Ne deyisen kiz, ana, ana?”
“Demem odur ki…”
Sustu Nazli. Cani iki catal olmustu. Cani, baba ocagiyla, er evi arasina gerilmisti. Istedi, orta yerinden bolunsun. Yarisi baba ocaginda, yarisi er evinde kalsin. Baslik parasindan, babasi, anasi, kardesleri de sebeplensin. Nasil olsa, cani elden gidecek olduktan sonra, bolussunler parayi.
Babasi ayaga kalkti. Su dokmeye cikti. Nazli gelip anasinin eteklerine yapisti. Eteklerine yapisirken kendi kinali ellerini gordu.
“Sonum ölümdür, bilmisem,” dedi. “Canim yere dusmeden bir sir vermek isterim.”
Anasi, basini uzatip kapidan yone bakti.
“Tez soyle.”
“Paralar sizde kalsin ana. Benim icin, ha bu evde ölmüsem, ha obur evde. Babamin dediklerini duymusam. Ahmed’in dugunune para ister. Babam mapusa girer mi?”
Anasi, elinin birini uzatti. Nazli’nin yasmagindan sizan saclari tuttu. Avucunun icinde gicirdatti.
“Anan sana hayran olurdu, namussuzlugun olmasaydi…”
Nazli, basini kaldirdi. Kollarini anasinin boynuna doladi. Yanaklarindan optu.
“Ana, kizin var ya… He vallah… Soz vermisem. He billah.”
Babasi iceri girdi bu sira. Nazli’nin kollari demir kulce gibi oldu ilkin. Sonra tuyden hafif olup dustu iki yanina.
“Baba.”
Yuzune bakmadi babasi. Gerisin geri gidip yerine oturdu Nazli. Basini, iki dizinin arasina birakti. Onunu dusununce, utanip yan yatirdi basini. “Yaptiklarim ne ki,” dedi kendi kendine. Dusundu, kinasini, dugununu, dugun gecesi koynuna giren delikanliyi. Eri olamadi o hicbir zaman. Birlikte yattilar geceler gecesi. Ama, bir beden olamadilar nasilsa. Tatli bir sey varsa, o da yanaklarinda kalmisti. Onlar opulmustu yalnizca. “Yok,” dedi yuregini kabartirken. “Bir de ellerimi optu. Toprak gibi optu. Kisir bir toprak gibi optu. “Kimseye soyleme sirrimi,” dedi. “Sana soz olsun,” dedim. “Biz kardes-baciyiz. Bu kahpe sozu de nerden cikti? Kisirligina kurban ya, hainligini eden kim?” “Döl bekler anam, babam. Olsa olsa onlarin oyunudur bu. Baslik parasini geri almak isterler. Dunya kalksa ustume, sirrimi ele vermek var mi Nazli?” Yeniden opmustu ellerini. Kisir toprak gibi utanarak opmustu. Nazli gulumsemisti kendi kendine. Soylemek olur mu hic. Ben bu obalarda el open erkegi nasil bulurum a bacilar?…”
Paralari cikina sardi babasi. Karisinin onune itti.
“Bir daha bunca para elimize gecmez. Ha burda, ha orda, nasil olsa olecek. Biz vuralim derim.”
Bir citirdi duyuldu. Nazli’nin az otesinde yatan Musa’nin eli uzandi. Avucunun icindekini aldi Nazli. Uc-bes leblebiydi bu. Musa’nin saclari oksandi. Dogdu dogacak olan gune karisiyordu odadaki isik. Kardesinin gozlerini gordu. Yolun acik olsun der gibiydi. Baslik parasinin evde kalmasini istedi Nazli. Ayaga kalkti.
“Öldür baba.”
Sonra baltayi bulup getirdi bir solukta. Birakti, para cikininin yanina. Uzandi kapi agzina.
“Baltayla mi?”
Duymustu Nazli, kursun insan eti icinde, kani icinde, yag gibi kayiyordu.
“Mavzerimiz…”
“Bulmusam,” dedi babasi. “Emanet almisam bir geceligine.”
Kusagindan cikardi tabancayi.
Onbesinde bir kizdi Nazli. Istedi, babasi anasi, kardesleri bilmesin kahpe gittigini. Bagirip herseyi anlatacagi sira, ellerini open geldi aklina. Iste dunya tabancanin agzindaydi. Dunya ustune geliyordu. Verdigi sozden donmedi ama.
“Hakkinizi helal edin,” dedi, uzandigi yerden.
Namlunun agzi asagiya dogru indi. Sonra para cikininin yaninda durdu. Babasi tabancayi birakip cikini aldi. Nazli’nin onune atti.
“Kahpe,” dedi. “Git kim öldürürse öldürsün. Ah, para isin icinde olmasaydi, coktan öldürürdüm seni ya…”
Gaz lambasi hala yaniyordu. Ama isigi, gun isiginda erimisti. Kapiyi acti anasi. Topragi gordu. Guluyordu Nazli’ya. Bu sevincle babasinin ellerine sarilmak istedi. Sirtini dondu Nazli’ya. Anasi ellerini esirgemedi. Agliyordu.
Birkac adim atti. Koy meydaninda tek-tuk insan vardi. Su cekiyorlardi kuyudan. Namaz vaktiydi. Basini iyice orttu. Baslik parasi avucunun icindeydi. Kendisini öldürecek olanlara dogru yurumeye basladi.
Ölüme hazirdi. Ama su bozkir sabahinda bir tek dilegi vardi. Her adimda, yureginde cogalan bir dilekti bu. “Nazli, seni kim öldürürse öldürsün, yeter ki ellerini ellerine alip uzun uzun öpen öldürmesin. Öldürmesin öpen