DÜNDEN BUGÜNE GÜMRÜK MEVZUATI

 

Gümrük deyimi, terim olarak; siniri geçen esyanin gümrük muamelesi gören ve vergilerini tahsil eden idare, gümrük idaresinin vazife gördügü bina, gümrük idaresinin cografi olarak görev alani, muayyen esyanin yurda girisi (bazan da yurttan çikisi veya transit olarak geçisi) esnasinda gümrük idaresince tahsil edilen vergi veya tüm bu konulari hükümlere baglayan ve onlarin fiili yönlerini belli eden mevzuat ve uygulamalarin bütünü demek olan gümrük hukuku anlaminda kullanilmaktadir. Gümrüklerde uygulanacak islemler "idare, usul, sistem ve düzen" anlamina gelen rejimlere tabidir. Genis anlamda, gümrük rejimleri terimi, gümrüklerde cereyan eden tüm faaliyetleri kapsamina alirken, dar anlamda gümrük rejimleri ise ihracat ve ithalat mallarinin vergi mevzuati uyarinca tabi tutulduklari islemleri konu almaktadir. Diger taraftan, gümrük rejimlerini vergi mevzuati açisindan genel ve özel olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür. Bunlarin ilkinde; ithalat ve ihracat mallarina iliskin islemler normal ve objektif rutin çerçevesinde yapilir. Iç piyasada tüketilmek üzere getirilmis mallarin gümrük islemleri, bunlar , ithalatçinin emrine teslim olunurken tamamlanir. Tekrar ihraç edilmek üzere getirilmis mallar ise transit, antrepo, geçici kabul, vb. rejimlerden yararlanir. Özel gümrük rejimleri ise, gümrük teskilatinin normal görev yeri disinda cereyan eden islemleri ve belirli mal türlerini kapsar. Fiktif antrepolar, serbest bölgeler vb. milli gümrük siniri disinda kalmakta ve özel gümrük rejimlerine örnek olmaktadir.

 

I- Gümrük Tarifesi

Gümrük tarifeleri, yabanci menseli esyanin bir ülkeye ithalinde hangi matrah üzerinden ne oranda veya miktarda vergi ödenecegini gösteren listelerdir. Gümrük tarifeleri baslica iki hususu göstermektedir.

Esyanin cinsi'ne göre siniflandirma

Esyanin cinsi gümrük tarifelerinde iki sekilde belirtilebilir. Birinci usulde; esya alfabetik bir sira halinde siniflandirilir, ancak isimleri birbirine çok yakin olan esya, nitelikleri itibariyle birbirinden çok farkli olabilir (örnegin : pil yaninda pik demir yer alabilir), böylece esya listelerinde homojenlik saglanamamis olur.

Esya'nin tabii mensei, maddi vasfi ve ticari sekli gibi bazi kriterlere göre siniflandirma

 

Bu tasnif usulu, alfabetik tasnife göre çok daha homojen olup, ülkemiz "Gümrük Giris Tarife Cetveli" bu siniflandirmayi benimsemistir.

Gümrük tarifeleri, baslica iki ana gayenin isigi altinda tespit edilir. Bunlardan ilki devlete gelir saglamak digeri ise iç sanayii dis rekabetin yikici etkisinden korumaktir. Devlete gelir saglamak için uygulanan tarifelere "mali tarifeler", iç sanayii korumak için uygulanan tarifelere ise "koruyucu tarifeler" adi verilir. Ancak, bu iki gaye çogu zaman bir arada yürütülmekte, devlet koruyucu gümrük tarifesini uygularken, ayni anda, gelir de saglamakta veya gelir temini gayesiyle mali tarifeleri uygularken ayni anda, iç sanayii de dis rekabete karsi belirli ölçüde korumus olur.

Gümrük tarifelerinde; belirli esyanin vergisi, spesifik ve ad valorem olmak üzere iki ayri sekilde gösterilmektedir.

 

A. Spesifik tarifeler (vergiler)

Belirli, fiziki miktar üzerinden alinacak vergiyi miktar olarak göstermektedir. Spesifik vergiler, çesitli sekillerde tespit edilen miktara dayanan vergilerdir. Miktar esyanin mahiyetine göre agirlik, uzunluk, hacim, vb. seklinde ölçülmekle birlikte en yaygin miktar ölçüsü agirliktir. Spesifik vergiler, degere dayanan ad valorem vergilerin tam karsitini teskil ederler. Spesifik tarife uygulamasi oldukça kolay oldugu halde adalet ilkelerine ters düsmekte, matrahtaki degisiklikleri takip edememekte, dolayisiyla verimlilik dereceleri yüksek degildir. Buna karsilik istikrarli gelir saglayan vergilerdir. Günümüzde az sayida ülke spesifik gümrük tarifesi uygulamaktadir.

 

B. Ad valorem tarifeler (vergiler)

Ad valorem tarifeler, ithal edilen esyanin degeri üzerine uygulanacak bir oran olarak ifade edilir. Bu sistemde, bütün mal çesitlerine ve ayni çesitin degisik kategorilerine tek ve yeknesak bir vergi orani uygulanmaz. Örnegin: fiyatlari ayni olan bir otomobil ile bir traktörün gümrük vergileri farkli olabilir, veya agirligi bin kiloya kadar olan otomobil ile agirligi bin kiloyu asan otomobilin vergi oranlari farkli olabilir. Günümüzde hemen tüm ülkelerde ad valorem sistemi uygulamasina geçilmis olup, bu sistemin tercih edilmesinde baslica su nedenler rol oynamaktadir.

Vergi geliri, ithalat esyasinin degerini kolaylikla izlemektedir. Esya fiyatlari zamanla artma egilimi gösterdigi için bu sistem devletin mali çikarina yararli olmaktadir.

Malin kalitesi ile fiyati arasinda iliski bulundugundan bu sistem vergi adaletine daha uygun görülmektedir.

Bu sistemde, yerli ürünlerin hangi ölçüde korundugunu hesaplamak ve gümrük rejiminin koruyucu fonksiyonunu ölçmek imkâni kolaylasmaktadir.

Spesifik tarife sistemleri, genellikle detayli ve daginik bir vergi rejimi halinde gelismektedirler. Buna mukabil, ad valorem tarife sistemlerinde ise daha derli toplu bir rejim kurmak olanagi elde edilmektedir. Ancak, vergiye matrah olacak degerin tespiti kolay bir islem degildir.

 

II- Gümrük vergileri

Gümrük vergileri, ülkeye ithal edilen veya ülkeden ihraç edilen mallar üzerinden gümrük hattini geçtiklerinde alinan vergilerdir. Çagimizda, ihraç mallarindan ancak çok istisnai durumlarda vergi alindigindan gümrük vergileri deyimi uygulamada sadece ithal edilen mallara konulan vergiler için kullanilmaktadir. Gümrük vergileri çok amaçli vergilerdir. Gayelerin birincisi iktisadidir. Nitekim, eskiden beri gümrükler ulusal sanayinin kurulmasi için en tesirli araç olarak kullanilmis olup, bu amaçla konan gümrüklere himayeci gümrükler denir. Bu gümrüklerin esas gayesi, yabanci mallarin maliyetini arttirarak iç piyasada ulusal sanayinin rekabet gücünü yükseltmek, milli mallar lehine ortadan kaldirmaktir. Yabanci menseli mallar gümrük vergileri sonucunda pahalilasacagindan ithalat önlenmis olur. Bu tip gümrük vergilerine yasaklayici vergiler adi verilir. Gümrük vergileri bazi hallerde de, devlete gelir saglamak amaciyla konulmaktadir. Vergi özellikle bu amaçla konulacabilecegi gibi ayni gaye verginin iktisadi fonksiyonu ile bir arada da izleyebilir. Ülkede genellikle üretilmeyen mallara konan gümrük vergileri esas itibariyle devlete gelir saglama amaci güderler ve bunlara mali gümrükler denir. Gümrük vergilerinin devlete gelir saglamalari amaçlandigi takdirde bunlarin fiyat esnekligi olmayan mallara kaydirilmasi gerekmektedir. Bu nedenle, gelir fedakarligina katlanmadan, yabanci menseli mallarin asiri derecede vergilendirilmesi imkâni yoktur. Bununla beraber, gümrük vergisi, mutedil ölçülerde kalmak kaydiyla, vergi oranlarinin vergi adaletini gerçeklestirme amaciyla farklilastirilmasina müsait bir vergi tipidir.

 

III- Türk Gümrük Giris Tarife Cetveli

1950 yilinda, dahil oldugumuz uluslararasi nitelikteki "Brüksel Nomenklatörü", spesifik tarifeyi terkederek esyanin kiymeti üzerinden vergi alma "ad valorem" sistemini getirmistir. Ülkemiz gümrük tarifesinin, esya tasnifi ve vergi matrahi bakimlarindan 1950 Brüksel Sözlesmesine intibaki için 6.3.1954 tarih ve 6290 sayili kanun ile 5383 sayili kanun tadil edilmistir. Gümrük vergisinin matrahi bakimindan kanun'da her hangi bir degisiklik olmamasina ragmen, tasnif bakimindan Brüksel kararlarina uymak amaciyla Gümrük Giris Tarife Cetveli 30.11.1960 tarih ve 146 sayili kanun ile tadil edilmis ve bu tadil dolayisiyla bazi esyanin, tarife pozisyonlarinda yeri degistirilmistir. 1954 yilinda spesifik esastan ad valorem esasa dönülürken gümrük vergisi oranlari bir adaptasyona tabi tutulmustur. Bu tarihten sonra gümrük tarifeleri oran yönünden kapsamli iki tadil görmüs olup, bunlardan ilki 2.1.1961 tarih ve 197 sayili kanun ile, digeri ise 14.5.1964 tarih ve 474 sayili kanun ile yapilmistir. 197 Sayili Kanunla yapilmis olan degisiklikler 474 sayili kanunla yürürlükten kaldirilmistir. Her iki kanun da vergi oranlarinda bazi esya için azaltma kabul etmis, ancak esyanin önemli bir kismi için ise bu oranlari arttirmistir.

474 sayili kanun'la Gümrük Giris Tarife Cetveli'nin düzenlenmesinde mali amaçlarla birlikte koruyucu amaçlarda gözönünde tutulmustur. Bu kanun'un 2.nci maddesi ile uzun süreli kalkinma plâninin hedefleri dikkate alinarak söz konusu cetvel'de gösterilen gümrük vergisi ve ithalde alinan diger vergi ve resim oranlarini, ithal edilecek maddelere göre degistirmeye Bakanlar Kurulu'nu yetkili kilmis, ancak yapilabilecek degisikliklerden mevcud had ve nispetleri arttirici mahiyetteki ilâvelerin kiymet esasina göre vergilendirilenlerde mevcut spesifik haddin %50'sinden daha fazla olamayacagi, hükme baglanmistir. Bakanlar Kurulu, vergi oranlarinda yapilacak degisiklikleri, gereginde azaltma yönünde de yapabilecegine göre, bu hükmü sirf mali amaçlarla açiklamak mümkün degildir. Bu yetki ile Bakanlar Kurulu'na, dogrudan miktar kisitlamalarina gitmeden ithalati arzulanan yönde kanalize etmek imkâni taninmis olup, bu da genis anlamda bir kambiyo denetleme tedbiridir.

474 sayili Gümrük Giris Tarife Cetveli Hakkinda Kanun'un degisik birinci maddesi ile Armonize Sistem Nomenklatürü esas alinarak düzenlenen Gümrük Giris Tarife Cetveli 1.1.1996 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 95/7591 sayili Bakanlar Kurulu Karari ile yürürlüge konulmus ve bu cetvelde de 1.1.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 99/13678 Sayili Kararname ile bazi degisiklikler yapilmis bulunmaktadir.

 

IV- Gümrük mevzuati

Mevzuat terimi, mevzu (vazedilmis, konulmus) hareket kurallarini ifade için kullanilir. Bu terim altinda anilan kurallar, hukuk kaideleridir. Hukukun koydugu kurallar, kisilerin ve müesseselerin uymaya mecbur olduklari kurallar olup bunlara uyma devlet otoritesinin teminati olarak cebren saglanir. Genel hatlariyla, gümrük mevzuati denilince, yeterli ve gerekli disiplinin saglanmasi, uygulamada birligin temini amaciyla ihracat ve/veya ithalat islemlerinin ülkenin herhangi bir gümrük idaresinde ayni sekilde yürütülmesi için yürürlüge konulan gümrük kanunlari kastedilmektedir. Bu çalismamizda, Osmanli Imparatorlugu döneminden günümüze kadar uygulamaya konulan gümrük kanunlari ve bu kanunlarin ana hatlari incelenmistir.

 

A. 11 Nisan 1918 tarihli Kanun

Ortaçagin sonlarina dogru Fransa'da ve Almanya'da, daha sonralari Osmanli Imparatorlugu'nda vergilerin tarih ve tahsilinde iltizam usulu uygulanmaktaydi. Günümüzde terk edilmis olan bu usulde, devlet, belirli bölgelerden vergi toplama görev ve yetkisini, önceden belirlenmis maktu bir bedel karsiliginda "mültezim" adi verilen müteahhitlere mukavele ile birakmaktaydi. Buna göre mültezim, belirli bir vergi geliri saglama karsiliginda, bir bölgede vergi toplama yetkisini elde eder. Örnegin: bir bölgeden toplanacak vergi 500 milyon lira olarak tahmin edilir, devlet 450 milyon lira gelir saglama taahhüdü ile bir mültezime o bölgeden vergi toplama yetkisi verir. Mültezim, devlete 450 milyon lirayi ödemek zorundadir. Mültezim, topladigi vergi 450 milyon lirayi geçerse, kâr etmis, bu rakamin altinda kalirsa zarar etmis olur. Bu islemde, devlet, kâr veya zarara ortak olmamakta, mültezimden sadece 450 milyon lirayi almaktadir. Iltizam usulünde mükellef ve devlet aleyhine büyük haksizliklar dogmaktadir. Bu usulde vergi subjektiflestirilemedigi ve tahsil metodunun mahiyeti icabi götürü kalmasi nedeniyle, mükellefler arasi vergi yükü dagiliminda büyük adaletsizler ortaya çikmaktaydi. Bu itibarla, 1840 yilinda bu usul yerini "emanet usulu"ne birakmasina ragmen bu usulun de sikayetlere neden olmasi dolayisiyla bir sene sonra tekrar iltizam usulüne ve 1857 yilinda ise tekrar emanet usulüne dönüldü. Osmanli Imparatorlugu döneminde, gümrük vergileri 1881 yilindan itibaren dis borçlarin ödenmesine tahsis olunmustu. Esyanin nevi ve cinsi üzerinden gerek ithalat gerekse ihracattan vergi (spesifik tarife) alinmaktaydi. Birinci Dünya Savasinin baslamasindan önce gümrük vergileri korumaci tedbirler olarak düsünülmüs, örnegin: 1916 yilinda zaruri ithal mallarinin gümrük vergileri %1'e indirilirken, koruma altina alinan ( örnegin: tarim ürünleri, vb.) mallarin gümrük vergileri ise %100 oraninda arttirilmisti.

Bu Kanun'dan önce, korumaci tedbirler tasiyan 1916 tarihli Gümrük Tarifesi 1929 yilina kadar yürürlükte kalmistir. 11.4.1918 tarihinde uygulamaya konulan Kanun'un, modern görüslere göre hazirlanmasina ragmen kapitülasyonun olumsuz etkisi nedeniyle ekonomik yönden giderek güçsüzlesen Osmanli Imparatorlugu bünyesine uygun olmadigi müsahade olunmaktadir. Bu Kanun;

  • 14.2.1919 tarih ve 414 sayili,
  • 4.1.1926 tarih ve 705 sayili,
  • 7.6.1926 tarih ve 905 ile 906 sayili,

 

kanunlarla dört kez tadil edilmistir.

 

B. 1 Haziran 1929 tarihli 1499 Sayili Kanun

Kabotaj, bir Türk limanindan, ayni veya baska bir Türk limanina denizden, esya veya yolcu tasinmasidir. 1926 yilina gelinceye kadar yabanci gemiler karasularimizda esya ve yolcu tasimaktaydilar. 19.4.1926 tarih ve 815 sayili Kabotaj Kanunu ile karasularimizda kabotaj tekeli kurulmustur. Bu Kanun uyarinca, Türk Limanlari arasinda ve bu limanlar çevresi içinde gerek esya ve yolcu tasimak, gerek tasit çekmek (cer), klavuzluk etmek ve herhangi bir suretle liman hizmetleri yapmak, yalniz Türk Bayragini tasiyan milli gemilere özgü haklardandir. Yabanci bayrak tasiyan gemiler, Türk limanlarina ancak yabanci limanlardan aldiklari yük ve yolculari çikarabilirler ve buralardan da yalniz yabanci limanlar için yük ve yolcu alabilirler. Lozan Anlasmasi ile kapitülasyonlarin kaldirilmasi sonucu, gümrüklerin devlete mal edilmesi gerçeklesmistir. 1929 yilinda yürürlüge konulan 1499 sayili "Gümrük Giris Tarife Kanunu" Cumhuriyet döneminde dis etkilerden arinmis ilk gümrük kanunu olma vasfini tasimaktadir.

Bu Kanun, "spesifik" denilen sistemi bilimsel olarak uygulamaya getirmistir. Maddeler, mallar,makinalar, vb. cins cins ve ismen siraya konulmus ve o esyanin belli esaslara göre bulunacak adet,agirlik, uzunluk ve litre ölçüleri itibariyle tarifede hizalarinda gösterilmis emsaller üzerinden gümrük vergisine tabi tutulmustur. Dünyada ilk kez görülen ve etkileri uluslararasi nitelik tasiyan 1929 yilinda ortaya çikan ekonomik kriz, tüm ülkeleri ve dünya ticaretinde henüz bir yeri olmayan, sermaye birikimi ve sanayilesmesi yetersiz ülkeleri ve bu arada ülkemizi de önemli ölçüde etkilemis, dolayisiyla esyanin fiziki durumu üzerinden alinan spesifik vergiler ekonomik degisimlere uyulmasi için sik sik degistirilmistir. Nitekim, 1567 sayili Türk Parasinin Kiymetini Koruma Hakkinda Kanun ve 1918 sayili Kaçakçiligin Men ve Takibine Dair Kanun bu dönemde yürürlüge konulmustur. 1499 sayili kanun, sirasiyla;

  • 4.1.1930 tarih ve 1549 sayili,
  • 15.2.1930 tarih ve 1560 sayili,
  • 12.6.1930 tarih ve 1717 sayili,
  • 15.6.1930 tarih ve 1723 sayili,
  • 26.3.1931 tarih ve 1795 sayili,
  • 31.5.1933 tarih ve 2255 sayili,
  • 22.12.1934 tarih ve 2646 sayili,
  • 9. 4. 1937 tarih ve 3152 sayili,
  • 20.4.1938 tarih ve 3369 sayili,
  • 20.1.1939 tarih ve 3567 sayili,

 

Kanunlar ile on kez degisiklige tabi tutularak, ekonomik gelismelere uyum saglamaya çalisilmistir.

 

C- 2 Mayis 1949 Tarihli 5383 Sayili Kanun

Ikinci Dünya Savasini müteakip dünyanin ekonomik konjonktürü ve dis ticaret iliskilerinin giderek artisi, ülkelerin gümrüklerinin de yapisal degisikliklerini beraberinde getirmis ve ülkemiz de, Avrupadaki sistemleri içeren yeni bir gümrük kanunu hazirlayarak yürürlüge koymustur. 5383 sayili Gümrük Kanunu, uygulamada birlik için ayrica bu Kanuna istinaden bir gümrük yönetmeligini de uygulamaya dahil etmistir. Bu kanunun kabulünden sonra, uluslararasi gümrük islemlerinde degisiklikler olmus, uluslararasi ekonomik kuruluslar kurulmaya baslamistir.

Uzun yillar, gümrük tarifelerinin hazirlanmasinda ülkemiz sartlarini ve ihtiyaçlarini bilen ekonomistlerin ve uzmanlarin bulunmamasi, gümrük vergilerinin sadece bir gelir kaynagi olarak düsünülmesi, gümrük duvarlarindan beklenen fayda yerine zararli sonuçlarla karsilasilmasina yol açmistir. 1950 yilina gelinceye kadar gümrük tarifelerinin spesifik usule göre düzenlenmis olmasi, Türkiye'nin sanayilesmesinde gerekli ham maddelerle, ara maddeler ve yatirim maddelerinin yüksek oranlarda vergilendirilmesi, buna karsilik tüketim maddelerinin vergilendirilmesinde titiz davranilmamasi, yerli sanayinin korunmasina yönelik tedbirlerin alinmamasi, ülkemizde ithalati, özellikle mamul madde ve tüketim maddeleri ithalatini çok kârli bir ticaret haline getirmis, dolayisiyla ödemeler dengemizi olumsuz yönde etkilemistir. Ithal mallarin ucuza mal edilmesi, ulusal sanayinin rekabet olanaklarini kisitlamasi, ithal mallarina yönelik talebin ve tüketimin artmasinda spesifik tarife sisteminin de önemli rolü olmustur.

5383 sayili Kanun dogrudan dogruya kambiyo denetlemesi ile ilgili olup, o günkü dis ticaret rejimimizin dayanaklarindan 12'nci maddesi ile dolayli olarak kambiyo rejimimizi ilgilendiren 13 ve 14'üncü maddelerine asagida deginilmistir:

Sözkonusu Kanunun 12'nci maddesinde, "iç ve dis güvenligin savunmasi, kamunun, hayvan ve ürünlerin hastaliklardan korunmasi, tarih ve sanat eserlerinin memleketten çikisinin önlenmesi maksadiyla Bakanlar Kurulunca giris, çikis ve transit serbestligi her vakit kisitlanabilecegi veya kaldirilabilecegi gibi mali ve iktisadi zaruretler halinde de ayni çarelere basvurulabilir" denilmektedir. Bu maddenin son hükmü ile hükümete verilen yetki "mali ve iktisadi zorunluluklar"in mevcudiyeti halinde ithalat kisitlamalarina basvurma yetkisidir. Kambiyo denetlemesinin ortaya çikis nedenlerinden en önemlisinin dis ticaret güçlügü, diger bir ifadeyle "ithalat" oldugu gözönünde tutuldugunda 5383 sayili Kanun'un bu maddesi 1567 sayili Kanun kadar önemli bir kambiyo denetleme araci olarak kullanilabilecegi anlasilmis olur. Nitekim, o dönemlerde dis ticaret rejiminin dayanagi esas itibariyla 5383 sayili Kanunun bu maddesi olmustur.

Kanunun 13'üncü maddesi hükümete bir "mukabele-i misil" imkani vermis, bu husus o dönemin dis ticaret rejimlerini de kapsamina almistir. Bu madde geregince, Türkiye ile ticaret anlasmasi yapmayan ülkelerden yapilacak ithalata hükümetçe sinirlamalar amaçlamistir. Diger taraftan, Kanunun 14 üncü maddesinde hükümet, "Türkiye'ye yolladigi mallari Giris Tarife Kanununun takip ettigi gayeyi sarsacak sekilde gizli veya açik surette prim, damping ve benzeri tedbirlerle tesvik eden memleketler esyasi hakkinda bu tedbirleri tesirsiz birakacak yüksek tarifeler uygulamaya ve baska çarelere basvurmaya" yetkili kilinmistir. Bu madde, bir misliyle karsilik verme maddesi olmakla birlikte, hükümete, baska ülkelerin aldiklari tedbirlerle ülkemizde uygulanan kambiyo denetlemesi tedbirlerini etkisiz kilma çabalarini da karsilama yetkisini -zimnen- vermekte, böylece bir kambiyo denetleme vasitasi anlami tasimaktadir.

5383 sayili Gümrük Kanunu, 11.5.1949 tarihli Resmi Gazete'de yayimlanmis ve yayimindan alti ay sonra yürürlüge girmistir. Bundan önce, ek ve tadilleriyle 11 Nisan 1918 (1334) tarihli Gümrük Kanunu ve daginik bazi mevzuat yürürlükteydi. 5383 sayili Kanun 154'üncü maddesi ile bunlari yürürlükten kaldirarak mevzuati birlestirmistir. 11 Nisan 1918 tarihli Kanun'un 113, 117 ve 118'inci maddeleri ve yine bu Kanun'un 906 sayili Kanun ile degisiklige ugramis olan 112 ve 116'inci maddeleri yürürlükte tutulmustur. Muhafaza edilen bu maddeler sinir ve sahillerde kaçakçiligin önlenmesine yönelik bazi önlemlere iliskindir.

5383 sayili Gümrük Kanunu, 156 maddeden olusmus ve dört ayirim altinda toplanmis, ayrica ayrimlarda bölümlere ayrilmistir. Bu Kanunda yer alan ayirimlarin ve bölümlerin tasidigi basliklar asagidadir.

Birinci ayrim - Genel Hükümler

Bölüm 1 - Mükellefiyetler

Bölüm 2 - Gümrük hattindan geçis

Bölüm 3 - Giris, çikis, transit serbestligi ve kisintilar

Bölüm 4 - Gümrük vergisi

Bölüm 5 - Geçici kabul rejimi

Ikinci ayrim - Gümrük Islemleri

Bölüm 1 - Demiryollari

Bölüm 2 - Kara tasitlari

Bölüm 3 - Deniz tasitlari

Bölüm 4 - Hava gemileri

Bölüm 5 - Müsterek hükümler

Üçünçü ayrim - Rejimler

Bölüm 1 - Sundurmalar

Bölüm 2 - Giris rejimi

Bölüm 3 - Antrepo rejimi

Bölüm 4 - Transit rejimi

Bölüm 5 - Çikis rejimi

Bölüm 6 - Posta rejimi

Bölüm 7 - Sinir rejimi

Bölüm 8 - Denizden kurtarilan esya

Bölüm 9 - Tasfiye edilecek esya

Dördüncü ayrim - Gümrüklerin siniflari, gümrük komisyonculari ve cezalar

Bölüm 1 - Gümrük siniflari

Bölüm 2 - Gümrük komisyonculari

Bölüm 3 - Cezalar

Bölüm 4 - Son hükümler

5383 sayili Kanun ile düzenlenmis konulari yukaridaki basliklar yardimiyla tanimak mümkündür. Bu Kanunda, gümrük hatti, gümrük bölgesi, gümrük kapisi ve yollari, karasulari, gümrük vergisi, v.b. kavramlar tarif veya tayin edilmistir. 5383 sayili Kanun, eski metinleri birlestirmis, otuz yila yakin uygulamada kalan eski Kanunun kazandirdigi tecrübeler ve yeni ihtiyaçlar 5383 sayili Kanunda mümkün oldugu ölçüde dikkate alinmis ve hazirlanmasinda bazi Avrupa ülkelerinin kanunlarindan da faydalanilmistir. Buna ragmen, 5383 sayili Kanun da degisiklige ugramaksizin uzun süre yürürlükte kalamamis, sirasiyla asagidaki tadilleri görmüstür. Bunlardan en önemli ve kapsamli olani 6290 sayili Kanun ile yapilmistir. 5383 sayili Kanun sirasiyla;

  • 6.3.1954 tarih ve 6290 sayili,
  • 30.11.1960 tarih ve 146 sayili,
  • 2.1.1961 tarih ve 197 sayili,
  • 14.5.1964 tarih ve 474 sayili,
  • 9.3.1971 tarih ve 1379 sayili,

 

Kanunlar ile bes kez degisiklige ugramistir. Bu Kanunlar içinde en önemlisi "ad valorem" sisteme geçis ve gümrük vergilerinde taksitlendirme esasini getiren 474 sayili Kanundur.

 

D- 19 Temmuz 1972 Tarihli 1615 Sayili Kanun

5383 Sayili Gümrük Kanunu ile ayni vasiflara sahip olan 1615 sayili Gümrük Kanunu, genel hükümler ve genel islemler ile cezai hükümler ve bunlara iliskin esaslar ile gümrüklerin siniflari ve gümrük komisyoncularina ait hükümler tasiyan maddelerin disinda bu Kanun bütünü itibariyle "gümrük rejimleri"nden olusmaktaydi. Bu yeni Kanunun bir diger özelligi de usul hükümlerini kendi içinde muhafaza etmesiydi. Uygulama için de bir yönetmeligi mevcuttu. Gümrük rejimleri, birbirinden farkli veya birbirini bütünleyen, tamamlayan islemler olmasi bakimindan belirli bir nizamin içinde bulunmaktadir. Gümrük islemlerinin genelinde dis ticaret olayinin içinde önemli bir yer kapsadigi gözönünde tutulursa gümrük rejimlerinin uluslararasi bir nitelik tasidigi da asikardir.

1615 sayili Gümrük Kanunu 1.8.1972 tarihli Resmi Gazete'de yayimlanmis ve 1.2.1973 tarihinde yürürlüge girmistir. Sözkonusu Kanun, 183 maddeden olusmus ve dört kitap ile onbes ayirim altinda toplanmistir. Bu Kanun da yer alan kitap, ayirim ve bölümlerin tasidigi basliklar asagidadir.

Birinci Kitap - Genel hükümler ve genel islemlerBirinci Ayirim -Genel hükümler ve genel islemlerBirinci Bölüm -Tabirler, mükellefiyetler ve vergiye esas olan tarifeIkinci Bölüm -Tek ve maktu vergi, istisna ve muafiyetlerÜçüncü Bölüm -Gümrük hatti ve bölgesi ve gümrük hattindan geçisDördüncü Bölüm-Giris, çikis, transit serbestligi ve kisintilarIkinci Ayirim -Genel islemlerBirinci Bölüm -DemiryollariIkinci Bölüm -Kara tasitlariÜçüncü Bölüm -Deniz tasitlariDördüncü Bölüm-Hava gemileriBesinci Bölüm -Müsterek hükümlerIkinci Kitap - Gümrük rejimleriBirinci Ayirim -Sundurma rejimiIkinci Ayirim -Giris rejimiBirinci Bölüm -Beyan ve sekilleri ve bilgi almaIkinci Bölüm -Beyanin tevsiki ve muayeneÜçüncü Bölüm -Vergilerin tahakkuk, ödenmesi, ertelenmesi ve esyanin teslimiDördüncü Bölüm-Itiraz sebepleri ve mercileriBesinci Bölüm -Verginin geri verilmesi ve ertelenmesiAltinci Bölüm -ZamanasimiÜçüncü Ayirim -Özel gümrük rejimleriBirinci Bölüm -Transit rejimiIkinci Bölüm -Aktarma rejimiÜçüncü Bölüm -Antrepo rejimiDördüncü Bölüm-Geçici kabul, geçici muaflik rejimiDördüncü Ayirim -Çikis rejimiBirinci Bölüm -Çikis islemleriIkinci Bölüm -Geçici çikis ve geri gelen esyaBesinci Ayirim -Posta rejimiAltinci Ayirim -Sinir rejimiYedinci Ayirim -Denizden kurtarilan esya rejimiSekizinci Ayirim -Esyanin satis ve tasfiyesi rejimiÜçünçü Kitap - Cezai hükümler ve islemlerBirinci Ayirim -Cezai hükümlerBirinci Bölüm -Giris ve çikis islemlerine iliskin cezalarIkinci Bölüm -Kanunun ihlalinden dogan cezalarIkinci Ayirim -Ceza kararlari, itiraz mercileri, cezanin tahsili ve dagitimiBirinci Bölüm -Ceza kararlariIkinci Bölüm -Para cezalarinin dagitimiDördüncü Kitap - Gümrüklerin siniflari, gümrük komisyonculari, son hükümlerBirinci Ayirim -Gümrüklerin siniflari ve çalisma zamanlariIkinci Ayirim -Gümrük komisyonculari, yardimcilari ve mükellefiyetleriBirinci Bölüm -Gümrük komisyonculari ve yardimcilariIkinci Bölüm -Mükellefiyetler ve cezalarÜçüncü Ayirim -Son hükümler, kaldirilan hükümler, yürürlükBirinci Bölüm -Son hükümlerIkinci Bölüm -Kaldirilan hükümler, geçici maddeler ve yürürlük1615 Sayili Kanun da degisiklige ugramaksizin uzun süre yürürlükte kalamamis ve sirasiyla;

  • 25.5.1975 tarih ve 1894 sayili,
  • 8.5.1976 tarih ve 1984 sayili,
  • 27.2.1981 tarih ve 2419 sayili,
  • 18.4.1983 tarih ve 2817 sayili,
  • 3.6.1987 tarih ve 3375 sayili,
  • 1.10.1989 tarih ve 3577 sayili,
  • 10.2.1994 tarih ve 3968 sayili,
  • 30.6.1995 tarih ve 564 sayili (KHK),
  • 26.7.1995 tarih ve 567 sayili (KHK),
  • 3.4.1997 tarih ve 4236 sayili,

 

Kanunlar ile on kez degisiklige ugramis bulunmaktadir.

 

E - 27 Ekim 1999 tarihli 4458 sayili Kanun

Türkiye-Avrupa Ekonomik Toplulugu iliskileri 1959 yilinda ülkemizin basvurusu üzerine baslamis, yapilan görüsmeler 12.9.1963 tarihinde imzalanan Ankara Anlasmasi ile sonuçlanmis ve bu Anlasma sonucu Topluluga tam üyelik sürecine geçilmistir. Sözkonusu Anlasmanin 10'uncu maddesi, Topluluk üyesi ülkeler ile Türkiye arasinda ithalatta ve ihracatta gümrük vergileri ile es etkili resimlerin ve miktar kisitlamalarinin, ulusal üretime, anlasmanin hedeflerine aykiri bir koruma saglamayi gözeten esit etkili baska her türlü tedbirin yasaklanmasini, Türkiye'nin üçüncü ülkelerle iliskilerinde Toplulugun ortak gümrük tarifesinin kabulünü ve toplulukça dis ticaret konusunda uygulanan sair mevzuata yakinlasmayi kapsamaktadir.

1.1.1973 tarihinde yürürlüge giren Topluluk ile yapilmis olan Katma Protokol ile Ankara Anlasmasinda yer alan hazirlik dönemi sona ermis, geçis dönemi olan son dönem baslamistir. Bu dönemin bitiminde Gümrük Birligi olusturulmus, bu birligin esaslari ise Türkiye-Avrupa Birligi Ortaklik Konseyi tarafindan 6.3.1995 tarihinde kabul edilen 1/95 Sayili Karar ile belirlenmistir. Ülkemiz, bu Kararin 26'nci maddesiyle, Avrupa Birligi Gümrük Kodunu olusturan 12.10.1992 tarih ve 2913/92 sayili Konsey Yönetmeligi ile onun uygulama hükümlerini belirleyen 2.7.1993 tarih ve 2454/93 sayili Komisyon Yönetmeligini temel alan; esyanin mensei, esyanin gümrük kiymeti, esyanin gümrük birligi alanina girisi, gümrük beyanlari, serbest dolasima giris, askiya alma düzenlemeleri ve ekonomik etkili gümrük rejimleri, mallarin dolasimi, gümrük borcu ve basvuru hakki hükümlerini Türk gümrük mevzuatina yansitacagini taahhüt etmistir. Ayrica, Toplulugun taklit mallarin serbest dolasima sokulmasini yasaklayici tedbirler getiren 1.12.1986 tarih ve 3842/86 sayili Konsey Yönetmeligi hükümleri ile Toplulukta gümrük muafiyetini düzenleyen 28.3.1983 tarih ve 918/83 sayili Konsey Yönetmeligi hükümlerini kendi mevzuatina yansitacagini da taahhüt etmistir. Diger taraftan, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Anlasmasina taraf bir ülke olmamiz ve Avrupa Toplulugunun da bu Anlasmaya bir bütün halinde taraf olmasi nedeniyle, bu örgütün GATT-94 olarak adlandirilan son haliyle belirlenen kurallara da uymamizi zorunlu kilmaktadir. Önemli hükümler olarak sayilabilecek konular; miktar kisitlamalarinin kaldirilmasi, mense kurallari, kiymet, gümrük vergisi oranlarinin indirilmesi, islemlerin basitlestirilmesi, marka, cografi isaret, endüstriyel tasarim, fikir ve sanat eserlerinin korunmasi konusunda sinir uygulamalaridir. Bu konularin, Dünya Ticaret Örgütüne üye bütün ülkelerin gümrük mevzuatlarinda yer almasi zorunludur. Nitekim, Uruguay Round görüsmelerinde alinan kararlarda, üye ülkelerin, özellikle gümrük islemlerini basitlestirerek dünya ticaretindeki liberallesmenin saglanmasinin önündeki engelleri kaldirmalari öngörülmüstür. 27.10.1999 tarihinde kabul edilen ve 5.2.2000 tarihinden itibaren yürürlüge giren 4458 sayili Gümrük Kanunu, gerek Dünya Ticaret Örgütü gerekse Avrupa Topluluguna verilen taahhütlerimiz ve de ülkemiz ihtiyaçlarinin birlesimi sonucu olusmus bulunmaktadir.

Yeni Gümrük Kanunu, gümrük mevzuatini ülkemizin imzaladigi uluslararasi anlasmalara ve Avrupa Toplulugu mevzuatina uyumlu hale getirmistir. Gümrük mevzuatini tek metinde toplayip, köklü degisiklikler içeren yasa, gümrük tarifesinin tanimini yeniden yapmakta, böylelikle dis ticaret politikalarina uyarlanabilecek esnekligi içeren bir gümrük tarifesi olusmasina imkan vermekte, ayrica ihracatin daha kolay yapilmasini saglayacak usul ve esaslari belirleme konusunda Gümrük Müstesarligi'ni yetkili kilmaktadir.

4458 sayili Gümrük Kanunu, 4.11.1999 tarihli Resmi Gazete'de yayimlanmis ve yayimindan üç ay sonra 5.2.2000 tarihinde yürürlüge girmistir. 248 madde, onüç kisim, otuzyedi bölüm ve ondört ayirimdan olusan bu Kanun'un tasidigi basliklar asagidadir.

Birinci Kisim - Genel hükümlerBirinci Bölüm -Amaç, kapsam ve temel tanimlarIkinci Bölüm -Gümrük mevzuati çerçevesinde kisilerin hak ve yükümlülüklerine iliskin çesitli hükümlerBirinci Ayirim -Temsil hakkiIkinci Ayirim -Gümrük mevzuatinin uygulanmasina iliskin kararlarÜçüncü Ayirim -BilgiDördüncü Ayirim -Diger hükümlerIkinci Kisim -Gümrük vergileri ile esya ticareti konusunda öngörülen diger önlemlerin uygulanmasina iliskin unsurlarBirinci Bölüm -Gümrük tarifesi ve esyanin pozisyonlara ayrilmasiIkinci Bölüm -Esyanin menseiBirinci Ayirim -Esyanin tercihli olmayan menseiIkinci Ayirim -Esyanin tercihli menseiÜçüncü Bölüm -Esyanin gümrük kiymetiDördüncü Bölüm -Esyanin agirligi ve kaplariÜçüncü Kisim -Tasitlarin kontrolü ve gümrük bölgesine getirilen esya gümrükçe onaylanmis bir islem ve kullanima tabi tutulana kadar uygulanacak hükümlerBirinci Bölüm -Tasitlarin Türkiye gümrük bölgesine giris ve çikisiIkinci Bölüm -Esyanin Türkiye gümrük bölgesine girmesiÜçüncü Bölüm -Esyanin gümrüge sunulmasiDördüncü bölüm -Özet beyan ve gümrüge sunulan esyanin bosaltilmasiBesinci Bölüm -Gümrüge sunulan esyaya gümrükçe onaylanmis bir islem veya kullanim belirlenmesi zorunluluguAltinci Bölüm -Esyanin geçici depolanmasiYedinci Bölüm -Transit rejimi altinda tasinan esyaya uygulanacak hükümlerSekizinci Bölüm -Diger hükümlerDördüncü Kisim -Gümrükçe onaylanmis islem veya kullanimBirinci Bölüm -Genel hükümlerIkinci Bölüm -Gümrük rejimleriBirinci Ayirim -Esyanin bir gümrük rejimine tabi tutulmasiIkinci Ayirim -Serbest dolasima giris rejimiÜçüncü Ayirim -Sartli muafiyet düzenlemeleri ve ekonomik etkili gümrük rejimleriA- Ortak hükümlerB- Transit rejimiC- Gümrük antrepo rejimiD- Dahilde isleme rejimiE- Gümrük kontrolü altinda isleme rejimiF- Geçici ithalat rejimiG- Hariçte isleme rejimiDördüncü Ayirim -Ihracat rejimiÜçüncü Bölüm -Gümrükçe onaylanmis diger islem veya kullanim sekilleriBirinci Ayirim -Serbest bölgelerIkinci Ayirim -Yeniden ihracat, imha ve terkBesinci Kisim -Türkiye Gümrük Bölgesinden çikan esyaAltinci Kisim -Özellik gösteren faaliyetlerBirinci Bölüm -Gümrük vergilerinden muafiyet ve istisnaIkinci Bölüm -Geri gelen esyaÜçünçü Bölüm -Deniz balikçiligi ürünleri ve denizden çikarilan diger ürünlerYedinci Kisim -Sinir ticaretiSekizinci Kisim -Diger gümrük islemleriBirinci Bölüm -Posta gümrük islemleriIkinci Bölüm -Akaryakit ve kumanya ile ilgili hükümlerÜçüncü Bölüm -Tasfiye edilecek esyaya iliskin islemlerDokuzuncu Kisim -Gümrük yükümlülügüBirinci Bölüm -Gümrük yükümlülügünün dogmasiIkinci Bölüm -Gümrük vergilerinin tahakkuku, tebligi ve ödenmesiÜçüncü Bölüm -TeminatDördüncü Bölüm -Gümrük yükümlülügünün sona ermesiBesinci Bölüm -Vergilerin geri verilmesi veya kaldirilmasiOnuncu Kisim -Diger hükümlerBirinci Bölüm -Liman ve antrepo isletmelerinin yükümlülükleriIkinci Bölüm -Çalisma zamanlari, gümrük personelinin kiyafeti ve gümrük bayragiBirinci Ayirim -Çalisma zamani ve fazla çalisma ücretiIkinci Ayirim -Gümrük personelinin kiyafeti ve gümrük bayragiÜçüncü Bölüm -Gümrüklerde is takibi ve gümrük müsavirleriOnbirinci Kisim -CezalarBirinci Bölüm -Genel hükümlerIkinci Bölüm -Vergi kaybina neden olan islemlere uygulanacak cezalarÜçüncü Bölüm -Usulsüzlüklere iliskin cezalarOnikinci Kisim -ItirazlarOnüçüncü Kisim -Yürürlükten kaldirilan hükümler, geçici maddeler ve yürürlükBirinci Bölüm -Yürürlükten kaldirilan hükümlerIkinci Bölüm -Geçici maddelerÜçüncü Bölüm -Yürürlük ve yürütme1615 sayili Gümrük Kanunu'nda gümrük rejimleri tüm islemleriyle bir arada yer almakta, her rejimin beyan, muayene ve islemleri ayri ayri düzenlenmekteydi. Buna mukabil, 4458 sayili yeni Gümrük Kanunu, esyanin Türkiye gümrük bölgesine girisinden baslayip, esyaya uygulanacak islemlerin sirasina göre bir sistematik uygulamis, rejimlere iliskin özel hükümler disinda, bütün islemleri bir çatida degerlendirmis ve gümrük rejimleri arasinda bütünlügü temin etmistir. Yeni yasada yer alan önemli düzenlemeler asagidadir:

  • 4458 sayili Kanunda Türkiye gümrük bölgesinin tanimi yeniden yapilmis, bütün Türkiye Cumhuriyeti topraklari, kara sulari, iç sulari ve hava sahasi Türkiye Gümrük Bölgesi olarak tanimlanmistir.
  • Ihracat ve/veya ithalat yapmayi tasarlayan kisilerin gümrük idarelerinden gümrük mevzuatinin uygulanmasi, özellikle teknik bilgi gerektiren tarife ve mense konularinda bilgi temin etmesi olanagi saglanmistir.
  • Mense kurallari ayrintili bir sekilde düzenlenmis, tercihli mense ve tercihli olmayan mense ayri ayri tanzim olunarak, bu konu daha anlasilir hale getirilmistir.
  • Esyanin Türkiye Gümrük Bölgesine girmesine ve buna ait özet beyan verilmesine iliskin hükümler mevzuata dahil edilmis ve 1615 sayili Kanunda yer alan manifesto islemleri uygulamasina son verilmistir. Böylece, tasit araçlarinin giris ve gelislerinde tasidiklari esyanin beyanina iliskin, her biri ayri formatta menifesto ve diger belgeler "özet beyan" olarak tek bir formata dönüstürülmüs ve bu konuda sadelik ve yeknesaklik saglanmistir.
  • Yeni yasada esyanin depolanmasina iliskin düzenlemeler getirilerek, esyanin, gümrükçe onaylanmis bir islem veya kullanima tabi tutulana kadar geçici depolama yerlerinde depolanabilecegi, esyayi bu islem veya kullanimlardan birine tabi tutmak üzere gereken sürenin denizyolu ile gelen esyada 45 gün, diger yolla gelen esyada 20 gün içinde gümrük islemlerinin bitirilmesi esasi getirilmis, böylece limanlarin, indirme ve bosaltma mahallerinin uzun süre isgal edilmesi önlenmistir. 1615 sayili Kanunda beyandan önce 4 ay, beyandan sonra 2 ay olmak üzere toplam 6 ay olarak uygulanan bu sürenin kisaltilmasi ile esyanin bir an önce ekonomiye kazandirilmasi ve depolama masraflarinin azaltilmasi amaçlanmistir.
  • Yeni yasa ile, gümrük antrepo rejimi yeniden düzenlenmis, esyanin bu antrepolarda kalabilecegi sürelere iliskin sinirlamalar kaldirilmis ve antrepo açma ve isletme tekeli kaldirilmis, özel kuruluslarin da antrepo isletebilmesine olanak saglanmistir.
  • Esyanin tesliminden sonra beyanin kontrolüne iliskin hükümlere mevzuatta yer verilmis olup, gümrük idaresine, esyanin fiili ithalinden sonra kontrol edilebilmesi imkani saglanmis, ayrica yeni Kanun ile re'sen muayene uygulamasi getirilmistir. Böylece gümrük idaresine sunulan esyalarin rejim beyanlarini müteakip süresi içinde islemleri tamamlanmadigi takdirde sahipleri gelmese dahi esyanin gümrük idarelerince re'sen muayene edilip tasfiye edilebilmesi mümkün olabilecektir.
  • Bir gümrük rejimine tabi tutulan esyanin beyani, rejim ayrimi gözetilmeksizin, ayni baslik altinda toplanmis ve ayni formatla tüm rejim beyanlarinin yapilmasina imkan taninmistir. Ayrica, bilgisayar ortaminda beyanlarin yapilmasi ve gümrük islemlerinin yürütülmesi için hukuki bir alt yapi olusturulmustur.
  • Fikri ve sinai mülkiyet haklarini ihlal eden esyanin gümrüklerde islemlerinin durdurulmasina iliskin düzenlemeler yapilmis olup, hak sahiplerinin haklari gümrük islemleri sirasinda korunur hale getirilmistir. Durdurma hak sahibinin istemine binaen yapilabilecegi gibi, açik delillerin mevcudiyeti halinde gümrük idarelerince re'sen yapilabilecektir.
  • Yeni Kanun'da esyaya uygulanacak gümrük islemleri, gümrük rejimleri de dahil olmak üzere yeniden adlandirilmis ve bu islemlerin tümü "gümrükçe onaylanmis islem veya kullanim" seklinde isimlendirilmistir. Bu baslik altinda yapilacak islemler esyanin; bir gümrük rejimine tabi tutulmasi, serbest bölgeye girmesi, Türkiye gümrük bölgesi disina yeniden ihraci, imhasi ve gümrüge terk edilmesi seklinde siralanmistir.
  • Giris (veya ithalat) rejimi, serbest dolasima giris rejimi olarak adlandirilmistir. Türkiye gümrük bölgesine gelen esyanin serbest dolasima girisi, ticaret politikasi önlemlerinin (esya ithal veya ihracina iliskin yasaklamalar, kisitlamalar, anti damping ve anti sübvansiyon, vb.) uygulanmasi, esyanin ithali için öngörülen diger islemlerin tamamlanmasi ve kanunen ödenmesi gereken vergilerin tahsili ile mümkündür. Ticaret politikasi önlemlerinin uygulanmasi ile ülkemizin ekonomisini olumsuz yönde etkileyebilecek durumlarin süratle giderilmesi mümkün olabilecektir.
  • 4458 sayili Kanun ile "gümrük rejimleri" yeniden adlandirilmis olup, eski Kanun'da yer alan rejimler sadelestirilmis, ayrica yeni rejimler'de sistemin kapsamina alinmistir. Gümrük rejimleri, serbest dolasimda olmayan (transit, antrepo, sartli muafiyet kapsaminda dahilde isleme, gümrük kontrolü altinda isleme ve geçici ithalat) esyaya uygulanan "rejim" ile ekonomik etkili gümrük rejimi (antrepo, dahilde isleme, gümrük kontrolü altinda isleme, geçici ithalat ve hariçte isleme)" düzenlemelerinin uygulanmasi anlamina gelmektedir. 1615 sayili Kanun'da yer alan "aktarma rejimi" uygulamadan kaldirilmis, karadan ve denizden yapilacak aktarmalar transit rejimi altinda toplamistir. Diger taraftan, dahilde isleme ve hariçte isleme rejimlerine iliskin hükümler yeni Kanun'a yansitilmis, bu rejimlerden daha rasyonel biçimde yararlanilmasi yönünde düzenlemeler getirilmis, ayrica bu konudaki yasal bosluk giderilmistir.
  • Yeni Yasa ile getirilen bir diger rejim ise "gümrük kontrolü altinda isleme rejimi" dir. Bu rejim, ithal esyasinda nihai ürün yerine girdilerin ithaline, ürünün Türk gümrük bölgesinde üretilmesini ve ekonomiye katma deger kazandirilmasini amaçlamaktadir.
  • Uluslararasi ticari rekabette, esya veya ham maddelerin depolanmasi, saklanmasi, isçilige tabi tutulmasi, pazarlanmasi vb. hususlarda maliyetlerin asgariye indirilmesi olanagi saglayan serbest bölgelere yönelik düzenlemelere de yeni yasada yer verilmistir.
  • 4498 sayili Kanun'da gümrük vergisinden muafiyet ve istisnaya tabi tutulacak haller sayilmis, bu konuda Avrupa Birligi mevzuati ile paralel düzenlemeye gidilmis ve trafik sapmasinin önlenmesi amaçlanmistir.
  • Balikciligin tesvik edilmesi amaciyla Türk Bayrakli balikçi gemileri tarafindan üçüncü ülke karasularindan çikarilan deniz ürünlerinin muafen Türkiye gümrük bölgesine girebilmesine imkan saglayan hüküm yasaya eklenmis bulunmaktadir.
  • Gümrük yükümlülügü konusu yeniden düzenlenmis olup, hazine alacaginin tahsilatini kolaylastirmak amaciyla kapsami genisletilmistir. Yapilan yeni düzenleme ile gümrük vergilerinin bankalarda gümrük idaresi adina açilan hesaplara ödenmesi olanagi saglanmistir. 1615 sayili Kanun'da hiç alinmamis veya eksik alinmis vergilerin istenmesi ile fazla alinmis vergilerin geri verilmesinde esas alinacak süreler bulunmamaktaydi. Yeni Kanun'da, kanunen ödenmemeleri gerektigi halde ödenmis oldugu belirtilen gümrük vergilerinin, ilgilinin üç yil içinde gümrük idaresine basvurusu üzerine geri verilecegi esasi getirilmis, ayrica fazla veya yanlis alinan gümrük vergilerinin üç ay içinde geri verilmemesi halinde, bu tarihten sonra devletin hak sahibine faiz ödemesine olanak saglayan hüküm yasaya eklenmistir.
  • Yeni Yasa'da yer alan para cezalari, günümüz sartlarina göre uygun hale getirilmis, ayrica 1918 sayili Kaçakçiligin Men ve Takibine Dair Kanun'un 15 ve 16 nci maddeleri yürürlükten kaldirilarak, bu maddelerdeki cezalar yeniden düzenlenmistir.
  • Gümrük Komisyonculugu uygulamasina son verilmis, bunlara gümrük müsaviri (ve yardimcisi) ünvani verilmis, meslege giris kosullari zorlastirilmis ve sorumluluklar arttirilmistir. Yeni Yasa'nin 225'inci maddesi "esyanin gümrükce onaylanmis bir islem ve kullanima tabi tutulmasina iliskin faaliyetler sahipleri ile bunlarin adina hareket edenler tarafindan dogrudan temsil yoluyla veya gümrük müsavirleri tarafindan dolayli temsil yoluyla takip edilir ve sonuçlandirilir. Ancak, devlet, belediye, il özel idareleri ve diger kamu tüzel kisilerinin kendilerini temsile yetkili personeli, tüm gümrük islemlerini dogrudan temsil yoluyla takip edebilirler. Kara, deniz ve hava yolu isletmeleri ile nakliyeci kurulus temsilcileri ise, tasidiklari esyanin sadece transit islemlerini dogrudan temsil yoluyla takip edebilirler" hükmünü getirmistir.

 

V- Son söz

Türk gümrük idaresinin hukuki altyapisi Osmanli Imparatorlugu döneminde ilk kez 1918 yilinda uygulamaya konulan Gümrük Tarifesi Kanunu ile baslamistir. Modern bir sekilde hazirlanmasina ragmen kapitülasyonlarin olumsuz etkisi nedeniyle Osmanli Imparatorlugu bünyesine uygun düsmeyen bu Kanun'un, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulusundan sonra da uygulanmasina, devam olunmustur. Cumhuriyet döneminin ilk gümrük kanunu olma özelligini tasiyan 1499 sayili Gümrük Giris Tarife Kanunu'nun yürürlüge konulusunun, 1929 Dünya Ekonomik Buhrani'na denk gelisi, bu Kanun'un bir çok kez tadil edilmesine sebep olmustur. Dünya ekonomik konjonktürü ve dis ticari iliskilerin artisi 5383 sayili Gümrük Kanunu'nun yürürlüge konulmasini gerektirmis, ancak bu Kanun da önemli degisikliklere ugramaksizin uzun süre yürürlükte kalamamis ve tadillere ugramistir. Bu Kanun'u müteakip yürürlüge konulan ve en uzun ömürlü olan 1615 sayili Kanun da yirmiüç yillik süre esnasinda on kez degisiklige tabi tutulmustur. 5 Subat 2000 tarihinde yürürlüge giren 4458 sayili Kanun, çagdas bir görüsle ülkemizin bu günkü ve gelecekteki ihtiyaçlarina cevap verebilecek nitelikte, Dünya Gümrük Birligi Kararlari ile Avrupa Birligi mevzuati gözönünde tutularak hazirlanmistir. Ancak, Kanunun mükemmel olmasi yetmemekte, öngörüldügü sekilde uygulanmasi önem arzetmektedir.

 

Kaynakça:

  • Cemal Erbay, Gümrük Mevzuati, Maliye Bakanligi yayini (No:281), Basbakanlik Basimevi, Ankara, 1987.
  • Erkut Onursal, Ihracat El Kitabi (I), Ankara Basimevi, Ankara, 1972.
  • Erkut Onursal, Ihracat El Kitabi (II), Doruk Kitabevi, Ankara, 1976.
  • Erkut Onursal, Dis Ticaret Islemleri ve Uygulama, Orta Anadolu Ihracatçi Birlikleri yayini, Ankara, 1996.
  • Erhan Bener, Türkiye'de Para ve Kambiyo Denetimi, Ajanstürk, Ankara, 1967.
  • Remzi Akçin, Yeni Gümrük Kanunu'nun getirdikleri, Gümrük Dünyasi Dergisi (No:24), Ankara, 2000.
  • Remzi Akçin ve Sükrü Keles, Gerekçeli Gümrük Kanunu, Gümrük Kontrolörleri Dernegi Yayini (No:23), Istanbul Matbaacilik, Ankara, 1999.
  • Vamik Toprak, Gümrük Mevzuati ve Tatbikati, Sevinç Matbaasi, Ankara, 1967.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1