YTP'lilerin iddiası gerçeği mi yansıtıyor, yoksa kuru sıkı bir palavradan mı ibaret?İsmail Cem'i ordu mu destekliyor?
Yaklaşan seçimler öncesinde iki konu kamuoyunu yoğun şekilde meşgul ediyor. Biri AK Parti'nin yükselişi, diğeri İsmail Cem liderliğinde oluşturulan YTP'nin aldığı/alacağı desteğin boyutları meselesi.
Her iki konu da, farklı bağlamlarda da olsa, "milli güvenlik meselesi" olarak karşımıza çıkıyor.
İsmail Cem ile birlikte DSP'den ayrılıp YTP'ni kuran milletvekilleri ne yaptıklarının ne kadar farkındalar, burası meçhul. Ama, partisinin ikiye ayrılmasıyla sonuçlanan gelişmeler hakkında Ecevit, "hem iç hem de dış güçler tarafından düğmeye basıldığını" söylemişti.
İsmail Cem dış politikada batılı müttefiklerimiz karşısında "uyumlu" ve "uysal", yani bir anlamda "teslimiyetçi" çizgiyi temsil ediyor.
Yani, devlet içinde, dış politika konusundaki iki farklı tutumdan birini temsil ediyor. Diğeri ise bağımsızlık vurgusunu biraz daha fazla yapan, "ulusal" veya "milli" olma iddiasındaki dış politika yaklaşımı...
Ecevit her iki tutumun arasında bir noktada olmaya özen gösteriyor. Belki bu yüzden "dış güçler" tarafından gözden çıkarılmış olabilir. Veya kendisinden sonrası için bir hazırlığı olmayan yaşlı lider hesabına, "postmortal" dönem için bir dizayn yapılmış.
"Dış güçler"in kimliği konusunda aşağı yukarı bir kanaate ulaşmak kolay. Ama "iç güçler" kimlerden oluşuyor?
En başta, elbette, AB üyeliği konusunda ve dünya sistemiyle "entegrasyon"un sağlanması hususunda "aceleci" bir tutumu benimseyen büyük sermaye çevreleri var. Belki bu görüşün devlet (bürokrasi) içindeki taraftarları da vardır.
Peki, açıkça söyleyelim, ordu var mı bu işin içinde?
YTP'liler "var" diyorlar.
Geçtiğimiz günlerde -eski bakanlardan- Yaman Törüner şunları yazdı:
"Yeni Türkiye Parti'li bazı milletvekillerine göre, ordu da YTP'yi destekliyor ve bu kopmaları ordu planladı. % 35 oy alacaklar ve AK Partiye karşı tek alternatif kendileri." (Sabah, 29 Temmuz 2002)
Elbette, bu iddiayı ilk elde kabul edecek değiliz. Politikacılar arkalarında ordu gibi büyük bir gücün olduğu izlenimini uyandırmaktan yarar görüyor olabilirler. Veya yaptıklarına meşruiyet kazandırmak için "bunu ordu istedi" kılıfına başvurma gereği duyabilirler.
Ancak, askeri çevrelerin bu iddiaları yalanlama konusunda aceleci olmamaları kafaları karıştırabilir.
Üstelik, AK Parti'nin seçimlerde belli bir başarı kazanacağının anlaşılması üzerine bu çevrelerde beliren tedirginlik, İsmail Cem'in dış politikadaki teslimiyetçi tutumu karşısında takınılan suskunlukla birlikte ele alındığında "anlaşılmaz" oluyor.
İsmail Cem ile dış politika yaklaşımları aynı çizgi üzerinde buluşan bu partinin sırf yöneticilerinin "dindar" görüntüleri yüzünden askerin kara listesine alınması devlet adına büyük bir zafiyetin göstergesi olur.
Üstelik, TSK adına söz aldıkları iddiasıyla kamuoyuna seslenen bazı gruplar hem Tayyip Erdoğan ve partisini hem de İsmail Cem ve arkadaşlarını açıkça "Amerikancı" diye suçlarken, askeri çevrelerden gelen hışım oklarının yalnızca Tayyip Erdoğan'a yöneltilmesindeki tuhaflığa açıklama getiremiyorlar.
İsmail Cem'in güçlü dış bağlantıları mı zırh oluyor?
İSMAİL CEM İPEKÇİ KARARNAMESİ
Star yazarı Taşkın Şenol tarafından yayımlanan belgeye göre, Resmi Gazete'nin 17 Mayıs 1975 tarihli sayısında TRT Genel Müdürü İsmail Cem İpekçi'nin görevden alınmasına ilişkin gerekçeler sıralanarak, "İsmail Cem İpekçi kanunun aradığı niteliklere sahip bulunmadığı gibi, milli güvenlik açısından TRT'nin başında tutulmasını sakıncalı kılan nitelikler taşımaktadır..." deniliyor. (Star, 29 Temmuz 2002) "Milli güvenlik açısından sakıncalı kılan nitelikler"...
Aksiyon Dergisinin haberine göre ise, İsmail Cem askerliğini Milli Güvenlik Akademisi'nde Planlanma Kurulu öğretim üyesi olarak yapmış. (Aksiyon, 28 Temmuz 2002) Olacak şey değil!
Bilindiği gibi, devlet yönetiminde önemli yerlerde bulunan görevlilerin milli güvenlik konularında bilgilendirilmeleri amacıyla faaliyet gösteren Milli Güvenlik Akademisi'ne kabul edilecek kişiler, MİT, Genelkurmay ve Emniyet Genel Müdürlüğü istihbaratı tarafından gizli bir incelemeden geçiriliyor. İncelemeleri aşan kişi kurslara davet ediliyor. MGA'ne seçilecek öğrenciler bile kılı kırk yaran incelemelerden sonra kabul edilirken, "milli güvenlik açısından TRT'nin başında tutulmasını sakıncalı kılan nitelikler taşımakta" olduğu söylenen İsmail Cem buraya öğretmen olabiliyor. Burada bir çelişki var gibi görünüyor. Hayır. Aslında burada bir çelişki yok. Olsa olsa, yukarıda sözünü ettiğimiz "devlet içinde dış politika konusundaki iki farklı tutum"un çelişkisi olabilir. Bazan biri, bazan diğeri başat duruma gelen bu iki farklı tutum böylesi çelişkili görüntülere de yol açabiliyor. Peki, sözü daha fazla uzatmadan, asıl soruya dönelim: Ordu İsmail Cem'i destekliyor mu?
Kısaca cevap vermek gerekirse, bugünkü genelkurmay kadrosu itibarıyla, askeri cenahın İsmail Cem'in temsil ettiği politik çizgiye yakınlık duymadığı söylenebilir. Ama ordunun rejimin laik karakteri konusundaki hassasiyeti Kıbrıs, Kuzey Irak veya Ermeni soykırımı iddiası gibi konulardaki hassasiyetinden daha fazla olmasa bile "kaşınmaya daha uygun" bir karakter taşıyor. Bu hassasiyeti kaşıyanlar da genellikle "dış güçler" oluyor. Öyleyse çare ne?
Çare, milli menfaatleri şahsî veya zümrevî menfaatlerinin önünde değerlendiren kişi ve grupların bir araya gelmesi, bu ortak paydaya sahip olanların birbirini anlamak, dinlemek için çaba göstermesi olabilir. Aksi halde, "iç ve dış güçler" işlerini yürütürken biz "meleklerin cinsiyeti tartışması içinde" birbirimizle boğuşmaya devam ederiz, bu kısır döngü sürüp gider.
Gerçek Hayat, 2 Ağustos 2002
İBRAHİM KİRAS [email protected]
Ana Sayfa'ya dönmek için tıklayın | Şehir Işıkları Tasarım Grubu -Mayıs 2001