|
Arapça hat'tın Türkçe karşılığı yazı, çizgi anlamına gelmektedir. Güzel yazı anlamında da kullandığımız olmuştur. Bu yazıyı yazanlara hattat denilmektedir. Estetik değere sahip olan hat, Türklerin elinde birçok yazı türüyle yeni boyutlar kazanmıştır.
1787 yılında (1171 Hicri) Ünye'de doğdu. Ünyeli Mehmed Kaptan'ın oğlu ve büyük hattat İsmail Zühdî Efendi'nin küçük kardeşidir. Babası tarafından çocuk yaşta İstanbul'a getirildi. Bir yandan medresede dini ilimler tahsili yaparken, diğer taraftan hüsnühat ve resim eğitimi gördü.
Sülüs ve nesih hattını ağabeyi İsmail Zühdî Efendi ve Üçüncü Derviş Ali Efendi'den (Ölümü: 1786) meşketti. Daha çocukluk çağında, henüz 12 yaþında iken meşki bitirip icazet, yani hattatlık şehadetnamesi aldı. Bu icazetnamenin hattındaki mükemmellik, hat erbabının hayranlığını kazanacak seviyededir. İcazet aldıktan sonra da çalışmalarına devam ederek hattatlığını olgunlaştırıp geliştirdi. Tâlik, tevki, rika gibi, aklâm-ı sitteye ait bütün yazı çeşitlerinde de son derece başarılı idi. Abidevi eserlerde kullanılmaya çok uygun bir yazı olan celî sülüste ise üstün sanat kâbiliyeti bütün parlaklığıyla ortaya çıkıyordu.
Mustafa Râkım, hat sanatı üstadlarının ittifakiyle, gelmiş geçmiş en büyük hattat olarak kabul edilmektedir. Onun celî sülüs ve tuğra konusunda yaptığı değişiklikler sebebiyle, hat sanatı tarihimiz Râkım öncesi ve Râkım sonrası diye iki ana bölüme ayrılarak ele alınır olmuştur. Bilhassa sülüs ve celi sülüs olmak üzere nesih, talik ve diğer hat nevilerinde üstün bir hattattır. Kendisi de büyük bir hatta olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi (1801-1876), ne kadar cehdolunsa yazıda Rakım'ın derecesine varmak mümkün olamayacağını söylemiştir. Celi yazının büyük hattatlarından Sami Efendi'ye (1838-1912) bir hayranı: "Efendim, Râkım'ı geçtiniz" demesi üzerine Sami Efendi: "Rakım geçilemez. Onu geçtiğini zanneden geri dönmek mecburiyetinde kalır." şeklinde cevap vermiştir.
Mustafa Râkım'a başarısından dolayı müderrislik rüusu verilerek taltif olundu. Osmanlı Devleti'nin madeni paralarının üzerindeki yazı ve resimleri düzenleme görevi de kendisine verildi. Ayrıca, padişah tuğrasını tanzim etmekle de görevlendirildi.
Mustafa Râkım, istikbalin Sultan 2. Mahmud'u olan şehzade Mahmud'a ve diğer şehzadelere yazı hocası olarak tayin edildi. Sultan 2. Mahmud da bir dâhî olan hocasından çok iyi faydalanmış, sülüs ve celî sülüste mükemmel bir hattat olmuştur. Yoğun devlet işlerine rağmen, amcası Sultan 3. Selim gibi o da hat, şiir ve musiki gibi güzel sanatlarla çok yakından ilgili idi. Sultan 2. Mahmud'un bazı levhaları İstanbul'daki selâtin camilerinde hâlâ durmaktadır.
Râkım'ın vefatı üzerine adı bilinmeyen bir kişi şu tarihi şiirini yazmıştır: Bugünkü şiirin günümüz Türkçesi ile ifadesi þöyledir:
Mustafa Rakým ilim ve hikmetten haberdar idi Onu Hak çeþit çeþit süs ve zînete sahip etmiþ Anadolu Kazaskerliði idi pâyesi Her rütbeye bilfiil hak ederek ulaþtý Nükteþinas bir þair, tuðrakeþ ve ressam idi Mýsýr'ýn fethi için yazdýðý tarih övgüye lâyýktýr Tuðrakeþlikte de yeni bir tarz ortaya koyup Mahmud hasletli padiþaha sikke deðiþtirtti Yaptýðý Sultan Üçüncü Selim resmini canlý sanýp Görseydi meþhur Behzad mutlak hayrete düþerdi Kardeþi üstad Zühdi'den el almýþtý fakat Derviþ Ali'den de hayli yardýma kavuþtu Hafýz Osman'ýn murakka, kýta ve tomarlarýný Harf harf taklid etmek için türlü zahmetlere katlandý Sonuçta en güzel þiveyi elde etti Dikkate þayan tam baðlantýlý bir murakka yazdý Mânânýn kalýbý olan ebced harflerinin þeklini Kalemin oluðundan döküp en güzel surete getirdi Hattýn sýrrýný açýklayýp parlak þekilde ortaya koydu Sanýyorum o kudret levhalarýndan gelen mektuba vâkýftý O zat kâmil bir velîye baðlý olduðu için Her an çokluk içinde birliðe itibar ederdi Nusretiye camiine bir sure kuþak yazýsý yazdý Onu bu kýymetli secdegâha hatýra olarak býraktý Mihrabýn üstünde olan deve boynu þeklindeki çift dönüþ Celâleddin ve Esmâ Ýbret'e parmak ýsýrttý Hüsnühat kanunlarýný millete numune etti Üstad'ýn kudretini anlamak istersen eðer Git de Fatih'deki meþhur eserlere bak Dört bir tarafý gezen insan rastlayamaz Üstad'ýn hattýna benzerlik gösteren bir esere Þöhreti Asya'yý kapladý, Hind ve Çin müslümanlarý Her külfete katlanýp akýn akýn görmeðe geldiler Þeyh ile Osman Efendi görseler derer idi Lâyýk oldun aferin bizden ziyade hürmete Talik hattýnda Ýmad'a meydan okusaydý Þüphesiz bu sanat imamýna o da uyardý Bir müselsel hattýný elde edenler bundan sonra Yakutum yok diye hasrete düþmez Hattýndaki mucizevi hali çið olanlar anlamaz Sanata vakýf olanlar ise eserlerine can verirler Görmedi görmez felek artýk bu zatýn mislini Hak onu geniþ rahmet denizine garketsin Azizim dünya kimseye baki olmadýðý için Mustafa Rakým da bizi ayrýlýk ateþine yaktý Gece gündüz hazret-i Kur'an ile meþgul idi Yazar okur zikrederdi, yaradýlýþýn sýrrýný bilirdi Ölüm mýsraý halini ne hoþ beyan eder Ben de vasýflarýný yazýp gayrete geldim Hattatlarýn yýldýzý kaydýðýnda tarihi dedim: Yazdý bir "Allahü Vahde Hayy" gitti cennete
|