ibogurkan.sitemynet.com
ANASAYFAM
ÜNYE RESİMLERi
ÜNYE FOTOĞRAFLARI
RESİMLERİM
ÜNYE TARİHÝİ
ÖMER ÇAM HOCA
ÜNYE'NİN DÜNÜ VE BU GÜNÜ
HACI YUSUF BAHRİ EFENDİ ve SADULLAH BEY MEDRESESİ
ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI(GÖKBELEN)

MUSTAFA RAKIM VE İSMAİL ZÜHDİ

ALİ RIZA SAĞMAN
UNUTULAN EL SANATIMIZ BAKIRCILIK

SAKSONYA'DA ÜNYE LİSESİ/YAVUZ DONAT
ÜNYESPOR
SİZİN İÇİN SEÇTİĞİM ŞİİRLER
LİNKLER

MUSTAFA RAKIM VE İSMAİL ZÜHDİ


rak_m_t_rbe.jpg

Mustafa Rakım Efendi'nin Türbesi/İstanbul

ismai_z_hdi_mazar_tas_.jpg

İsmail Zühdi Efendini Mezar Taşı/İstanbul

rakim.jpg

İsmail Zühdi Efendini Mezar Taşı(Genel Görünüm)/İstanbul

ismail_z_hdi1.jpg

Râkım'ın bir levhası. Bu levha büyük hattatlarımızdan Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin yatağının başucunda durur ve onu seyretmekten büyük haz duyarmış. Bu hayranlık sebebiyle kendisi de aynı yazıyı takliden yazmýþtýr. Bu levhada peygamber efendimize övgü maksadýyla yazýlmýþ olan þu Türkçe beyit yazýlýdýr:

Basmasa mübarek kademin rûy-i zemîne
Pâk etmez idi kimseyi hâk ile teyemmüm

( Senin mübarek ayaðýn yeryüzüne basmamýþ olsaydý, toprakla teyemmüm etmek kimseyi temizlemezdi)

mustafa_rakim3.jpg

Ýbnülemin'in bildirdiðine göre, Mustafa Rakým'ýn vefatýndan sonra, Sultan 2. Mahmud bir saray hattatýna yazýlarýný Rakým gibi yazmasýný emretmiþtir. Buna yazýlý olarak cevap veren hattat þunlarý söylemektedir:

"Benim Efendim,

Buyurmuþsunuz ki yazýlarýný Mustafa Rakým hazretleri gibi yazsýn. Cihanda onun benzerini yazan gelmemiþtir ki bu fakir yazabileyim. Kendi miktarýmca yazabildiðim bu kadardýr. Yazýnýn kurucu üstadlarý olan Þeyh Hamdullah ve Hafýz Osman'ýn en güzel murakka'larýndan yazýp ve onlarda da en güzel harflerini seçerek bu üslûba eriþtirmiþtir. Ve zincirleme olarak harfler peþpeþe gelen bir murakka' yazmýþlardýr ki, adý geçen üstadlar görseler beðenip alnýndan öperlerdi. Yazdýðý yazýlar da sülüs kaleminden itibaren bir karýþa kadar bir kalemle yazý yazsa güzelliðini muhafaza ederdi. Hattýn bütün sýrlarýna vakýf olup, Allah bu sahada ona verdiði kudreti hiçbir kuluna bahþetmiþ deðildi. Bundan böyle de gerçi Allah'ýn tecellileri sýnýrlý olmamakla beraber, böyle bir zâtýn hat âleminde yetiþmesine imkân göremem. Bu sözüme Fatih'te, Cilýangir ve Tophanede yazdýðý celi yazýlar kesin delildir ki kýyamete deðin mislini kimse vücuda getiremeyecektir."


mustafa_rak_m_efendi_1.jpg

mrakim.jpg

HACI MUSTAFA RAKIM'ýn HAFTALIK CÝMA ÇÝZELGESÝ

Pazartesi gecesi cima edenin veledi álim ve sofu olur.
Salý gecesi cima edenin veledi cömert ve þefkatli olur.
Çarþamba gecesi cima edenin veledi katil ve kavgacý olur.
Perþembe günü öðleden evvel cima edenin veledi álim olur ve þeytan o çocuktan kaçar.
Cuma namazýndan evvel cima edenin veledi ya cennete girer yahut þehid olur. Cuma gecesi cima edenin veledi ise ibadetine düþkün, içten ve samimi olur.
Cumartesi gecesi cima edenin veledi þárib-i hamr (þarap içici, bugünkü anlamýyla alkolik) olur.
Pazar gecesi cima edenin veledi eþkiya olup yol keser

 

Arapça hat'tın Türkçe karşılığı yazı, çizgi anlamına gelmektedir. Güzel yazı anlamında da kullandığımız olmuştur. Bu yazıyı yazanlara hattat denilmektedir. Estetik değere sahip olan hat, Türklerin elinde birçok yazı türüyle yeni boyutlar kazanmıştır.

1787 yılında (1171 Hicri) Ünye'de doğdu. Ünyeli Mehmed Kaptan'ın oğlu ve büyük hattat İsmail Zühdî Efendi'nin küçük kardeşidir. Babası tarafından çocuk yaşta İstanbul'a getirildi. Bir yandan medresede dini ilimler tahsili yaparken, diğer taraftan hüsnühat ve resim eğitimi gördü.

Sülüs ve nesih hattını ağabeyi İsmail Zühdî Efendi ve Üçüncü Derviş Ali Efendi'den (Ölümü: 1786) meşketti. Daha çocukluk çağında, henüz 12 yaþında iken meşki bitirip icazet, yani hattatlık şehadetnamesi aldı. Bu icazetnamenin hattındaki mükemmellik, hat erbabının hayranlığını kazanacak seviyededir. İcazet aldıktan sonra da çalışmalarına devam ederek hattatlığını olgunlaştırıp geliştirdi. Tâlik, tevki, rika gibi, aklâm-ı sitteye ait bütün yazı çeşitlerinde de son derece başarılı idi. Abidevi eserlerde kullanılmaya çok uygun bir yazı olan celî sülüste ise üstün sanat kâbiliyeti bütün parlaklığıyla ortaya çıkıyordu.

Mustafa Râkım, hat sanatı üstadlarının ittifakiyle, gelmiş geçmiş en büyük hattat olarak kabul edilmektedir. Onun celî sülüs ve tuğra konusunda yaptığı değişiklikler sebebiyle, hat sanatı tarihimiz Râkım öncesi ve Râkım sonrası diye iki ana bölüme ayrılarak ele alınır olmuştur. Bilhassa sülüs ve celi sülüs olmak üzere nesih, talik ve diğer hat nevilerinde üstün bir hattattır. Kendisi de büyük bir hatta olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi (1801-1876), ne kadar cehdolunsa yazıda Rakım'ın derecesine varmak mümkün olamayacağını söylemiştir. Celi yazının büyük hattatlarından Sami Efendi'ye (1838-1912) bir hayranı: "Efendim, Râkım'ı geçtiniz" demesi üzerine Sami Efendi: "Rakım geçilemez. Onu geçtiğini zanneden geri dönmek mecburiyetinde kalır." şeklinde cevap vermiştir.

Mustafa Râkım'a başarısından dolayı müderrislik rüusu verilerek taltif olundu. Osmanlı Devleti'nin madeni paralarının üzerindeki yazı ve resimleri düzenleme görevi de kendisine verildi. Ayrıca, padişah tuğrasını tanzim etmekle de görevlendirildi.

Mustafa Râkım, istikbalin Sultan 2. Mahmud'u olan şehzade Mahmud'a ve diğer şehzadelere yazı hocası olarak tayin edildi. Sultan 2. Mahmud da bir dâhî olan hocasından çok iyi faydalanmış, sülüs ve celî sülüste mükemmel bir hattat olmuştur. Yoğun devlet işlerine rağmen, amcası Sultan 3. Selim gibi o da hat, şiir ve musiki gibi güzel sanatlarla çok yakından ilgili idi. Sultan 2. Mahmud'un bazı levhaları İstanbul'daki selâtin camilerinde hâlâ durmaktadır.

Râkım'ın vefatı üzerine adı bilinmeyen bir kişi şu tarihi şiirini yazmıştır:
Bugünkü şiirin günümüz Türkçesi ile ifadesi þöyledir:

Mustafa Rakým ilim ve hikmetten haberdar idi
Onu Hak çeþit çeþit süs ve zînete sahip etmiþ
Anadolu Kazaskerliði idi pâyesi
Her rütbeye bilfiil hak ederek ulaþtý
Nükteþinas bir þair, tuðrakeþ ve ressam idi
Mýsýr'ýn fethi için yazdýðý tarih övgüye lâyýktýr
Tuðrakeþlikte de yeni bir tarz ortaya koyup
Mahmud hasletli padiþaha sikke deðiþtirtti
Yaptýðý Sultan Üçüncü Selim resmini canlý sanýp
Görseydi meþhur Behzad mutlak hayrete düþerdi
Kardeþi üstad Zühdi'den el almýþtý fakat
Derviþ Ali'den de hayli yardýma kavuþtu
Hafýz Osman'ýn murakka, kýta ve tomarlarýný
Harf harf taklid etmek için türlü zahmetlere katlandý
Sonuçta en güzel þiveyi elde etti
Dikkate þayan tam baðlantýlý bir murakka yazdý
Mânânýn kalýbý olan ebced harflerinin þeklini
Kalemin oluðundan döküp en güzel surete getirdi
Hattýn sýrrýný açýklayýp parlak þekilde ortaya koydu
Sanýyorum o kudret levhalarýndan gelen mektuba vâkýftý
O zat kâmil bir velîye baðlý olduðu için
Her an çokluk içinde birliðe itibar ederdi
Nusretiye camiine bir sure kuþak yazýsý yazdý
Onu bu kýymetli secdegâha hatýra olarak býraktý
Mihrabýn üstünde olan deve boynu þeklindeki çift dönüþ
Celâleddin ve Esmâ Ýbret'e parmak ýsýrttý
Hüsnühat kanunlarýný millete numune etti
Üstad'ýn kudretini anlamak istersen eðer
Git de Fatih'deki meþhur eserlere bak
Dört bir tarafý gezen insan rastlayamaz
Üstad'ýn hattýna benzerlik gösteren bir esere
Þöhreti Asya'yý kapladý, Hind ve Çin müslümanlarý
Her külfete katlanýp akýn akýn görmeðe geldiler
Þeyh ile Osman Efendi görseler derer idi
Lâyýk oldun aferin bizden ziyade hürmete
Talik hattýnda Ýmad'a meydan okusaydý
Þüphesiz bu sanat imamýna o da uyardý
Bir müselsel hattýný elde edenler bundan sonra
Yakutum yok diye hasrete düþmez
Hattýndaki mucizevi hali çið olanlar anlamaz
Sanata vakýf olanlar ise eserlerine can verirler
Görmedi görmez felek artýk bu zatýn mislini
Hak onu geniþ rahmet denizine garketsin
Azizim dünya kimseye baki olmadýðý için
Mustafa Rakým da bizi ayrýlýk ateþine yaktý
Gece gündüz hazret-i Kur'an ile meþgul idi
Yazar okur zikrederdi, yaradýlýþýn sýrrýný bilirdi
Ölüm mýsraý halini ne hoþ beyan eder
Ben de vasýflarýný yazýp gayrete geldim
Hattatlarýn yýldýzý kaydýðýnda tarihi dedim:
Yazdý bir "Allahü Vahde Hayy" gitti cennete

 

[email protected]