|
Turhal Köprüsü
Turhal köprüsünde bir adam gördüm
Hülyaları benden geçer
Bozbulanık sulara bakar
Neye bakar, niçin bakar bildim
Cebeci köprüsünde Cahit Külebi
Galata köprüsünde Orhan Veli
Dostturlar hepsi... dost olalım seninle
Turhal köprüsünde, Süleyman oğlu Ali
Dost olup söyleşelim, bir derdin var
Bir derdin var, biliyorum
Söyle bana hemşehri olalım
Turhal'dan başlayıp Ünye'ye kadar
Bu adam Ordu köylüklerinden
Duruşundan, elbisesinden anladım
Konuşmuyordu, konuşmuyordu ama
Sulara düşen hüznünden anladım
İşçiliğe gelmişti oralardan
Vadilerden, ırmak boylarından
Bir kamyonla gelmişti toz içinde
Karadeniz dağlarının ardından
Ah, söyle kardeşim, söyle Ali
Söyle de gitsin köyüne kadar
Dağların berisinde ekmek parası
Dağların ötesinde deniz var
Deniz var Ünye'de adım gibi
Kalbim gibi biliyorum, deniz var
Türkü söylemeli güvertede
Ünye önünde vapurlar
Turhal köprüsünde bir adam gördüm
Dayanmış köprüye, sulara bakıyor
Ünye'ye kadar inmeli
Denizi görmeli...
CEYHUN ATUF KANSU
ÜNYE ÖZLEMİ
Bir parıltı yükselir tutuşurken yıldızlar
Bu serin bahçelerin uyuyan baharında,
Ve gülüşür uzaktan şafak çehreli kızlar
Süzülürken ışıklar zümrüt dalgalarında.
Ve mavi mavi kuşlar uçurur rüyamızı
Pembe pembe uçuşlar kucaklar dünyamızı,
Çakır Tepe'nin yamaçlarında menekşe renginde
Yeşil, yemyeşil gölgeler görülür çam ağaçlarında...
Damla damla, altın peykeler görülür.
Ünye'de güneş; Cennet'in binbir renkli kızıdır,
Gün doğarken güneş sarı, batarken kırmızıdır.
Ünye, canım Ünye, canım ciğerim Ünye,
Derelerine kaynak olayım Ünye,
Bahçelerinde toprak olayım Ünye,
Ağaçlarında yaprak olayım Ünye...
ÖMER ÇAM
GÜZEL ÜNYE'MİZ
Tanrı'ya hamd ü sena, sende yazılmış künyem.
Gene yâdıma düştün, şehirler şahı ÜNYE'm.
Nasıl anlatsam seni, hangi yönden başlasam.
Bir kusurun bulup da, biraz olsun taşlasam.
Kadıların nam salmış, yedi iklim dört bucak,
Anıları ulaşmış, bizlere kucak kucak.
Bir grubu olur ki, coşturur ressamları,
Şahane bir tablodur, mehtabı akşamları.
Hele hattatlarının, emsali yoktur arzda.
Nerde? besmele yazan, Râkım Efendi tarzda
Yeşil Ünye'm kaptanlar, ulemâlar beldesi,
Gökkubbede çınlıyor, hâfızların gür sesi.
Hayat burda çok tatlı, her şey bir başka biçim.
Sahilde dolanırken, kıvanç duyuyor içim.
Böylesi cennet belde, görmemiştir bu dehir.
Yunus Emre diyarı, güzel ÜNYE'm can şehir...
YÜKSEL ŞEN
Ünye'de Bir Tutku
Bende ilk tutku
Bir Ünye'liyle başladı
Adı da Tutku'ydu
Her tarafında güller taşırdı
Beyaz,sarı,kırmızı gülleri vardı
Beyaz gül o dokunamadığım teni
Sarı gül dalgalanan saçları
Kırmızı gül ateş gibi yanan dudaklarıydı
Her şarkıda onu düşünüyordum
Ömrümün ilkbaharını yaşıyordum sanki
Bir tutku olduğunu biliyordum
Yine de onu gördüğümde
Mutlulukla doluyordum
Kendisi ilkbahar gibi
Tutkusu hazanı yaşatıyordu
Gecelerimi çalıyor
Bilmediğim bir acı yakıyordu yüreğimi
Dökülen yapraklar gibi
İçimden birşeyler kopuyordu
Ama ben bundan haz alıyordum yine de
Sevdiğimi söylemek istemiyordum ona
Bir tutkuydu varsın öyle kalsın diyordum
Bilmesin istiyordum onu sevdiğimi
Böylesi daha iyi diyordum
Derken günler,haftalar geçti
Onu hiç göremedim
Belli ki buralardan gitmişti
Ünye'de büyük bir yangın başlamıştı
Çıldırıyordum onu göremediğim için
Pişman olmuştum
Ona sevdiğimi söyleyemediğim için
Pişman olsam da içim rahat
Adı tutkuydu tutku kaldı
Ama bir gün karşılaşacağımı biliyordum
O zaman adını değiştireceğim onun
Adı tutku değil aşk olacak
Aşk olacak,aşk...
Ümit BULAT
kaynak:www.sevgiküpü.com
|
|
Vasiyet Güzel Ölüm/2
Gidenler
Eşlerine, evlatlarına, arkadaşlarına
Dostlarına yazıp bırakırken
Ben
Sana yazmak zorunda kaldığım için
Beni affet baba
Hiçbir zaman
Senin istediğin gibi
Bir evlat olamadım
Biliyorum
Hoş
Kendi istediğimi gibi de
Olamadım ya
Ne farkedecekse
Yağmurlu bir akşam üstü
Parkamın sırtı delik deşik
Kafam gözüm darmadağın
Getirip bırakırlarsa evin önüne
Sakın
Sakın üzülüp döğünme
Ve
Hiç düşünme nedenini
Soranlara
Ömrü
Sokak çocuklarıyla
Eylül çocuklarıyla
Onun bunun çocuklarıyla
Ve
En sonda
İttifak çocuklarıyla
Kavgayla geçti dersin
Şimdi
Hep özlediği
Bizim çocukların
Ülkü çocuklarının yanında dersin
Olur mu
Sıradan bir mezar
Sıradan bir tören istiyorum
Tıpkı 'Dokuz Can'
Dokuz yiğidim
Dokuz gardaşım gibi
Cenazeme gelen
Kotlu, parkalı
İkibin içen arkadaşlarımı
Benim yerime koy
Benmişim gibi sev
Anlamaya çalış onları
Onların
Yaşanan bunca şeye rağmen
Beni sevdiklerine inanıyorum
Dilerim öyledir de
Ama
Tabutuma tutunup
En öne geçmeye çalışan
Güneş gözlüklerinin arkasında
Timsah gözyaşları döken
Kravatlı godoşları
Boşver gitsin
Velhasıl
Vasiyetimi ve sıkıntılarımı
Yine sana
Arabamı teşkilata
Kavgamı ve aşklarımı
Genç kardeşlerime
Ağacımı
Yeni ozanlara
Silahımı, sazımı, kitaplarımı
Ve inadımı oğluma
Sevgimi kızıma
Sabrımı kadınımaİ
Türkülerimi
Herşeyden çok sevdiğim
Halkıma bırakıyorum
Bana
Hakkınızı helal edin
Ahmet Yılmaz
Anadolum...
Binbir bahardır Anadolu'm
Geçit vermeyen kayalıkları
Ve şırıl şırıl akan şelaleleriyle...
Ateş böcekleri dans eder bağda bahçede
Gecenin yorgun sahnesinde,
Yeşilli mavili günlerinde...
Bozkırlarında kaval sesleri
Türkülerinde yanık yürekleri
Ve uzaklara gidişleriyle
Ayrılışlar ülkesidir Anadolu'm.
Bitmek tükenmek bilmeyen direnişleri
Yıkılmayan yürekleriyle,
İman ülkesidir Anadolu'm.
Her ananın gözünde yaş
Ve ellerinde nasır
Bilmem ki kaç asır
Azim ülkesidir Anadolu'm.
Huzur verir dağda gül,papatya,lale,sümbül
Saklıdır toprağında her bir gönül
Sulanmıştır her karış toprağı
Şehidlerimizin kanlarıyla
Ve Allah Allah nidalarıyla
Sonsuzluk ülkesidir ANADOLU'M...
ULVİ GÜNDOĞDU
Ben aşkı Ünye'de buldum
O doğduğum şehirde
O büyüdüğüm şehirde
Kimisi yarım kaldı
Kimisi ayrılıklarda
Kimisi de ölümsüzlük adına yaşandı
Ben aşkı Ünye'de buldum
Yaşattım sevdayı yüreğimde
En büyük arzular
En büyük tutkular kavruldu bedenimde
Ben aşkı Ünye'de buldum
Yürüdüm bitimsizliklere
Ne ayrılıkmış ne de yalnızlıkmış
Aşkı bitiren hiçbir şey bulamadım bu şehirde
Benim yaşamışlığım olmuş aşk
Gözlerimi açmadan bu şehirde
Ve de yaşayacağım olmuş aşk
Doğduktan sonra bu kıyı şehrinde
Ben aşkı Ünye'de buldum
Hala da yaşatıyorum yüreğimde...
Ümit BULAT.
|
|
|
İNCİR AĞACI
Bu Pazar, doğup büyüdüğüm Ünye'min
Orta Mahalle sokaklarında dolaştım.
Çocukluğumu yeniden yaşamak istiyordum o an...
Yaşadığım şimdiki zaman olmasaydı diye düşündüm!
Keşke bugün, dünküler gibi kalsaymış ...
Şu sağdaki üç katlı tuğla kırmızısı ev
İhsan ve Meryem Teyzelerindi galiba?
Evet evet, Paylon Teyzelerinki daha soldaydı ..
Agavni Nine ninkinin yanındaki yeşillik mi?
Top oynayıp, kelebek tuttuğumuz çimenlik tepeydi orası.
Ya kilise bahçesi?
Mektep ve taş duvarları nerdeler?
Kimler yıktı, kimler süpürdü o kalıntıları, o güzelim anıları bizden?
Birden Cemal Amcayı gördüm!
Yine o incir ağacının altında oturuyordu.
Koştum paltosuna sarıldım.
Önce Kopuk dedi, sonra paltosuna sardı beni soluklarcasına.
Ve pencerede Mahmut Amcanın sımsıcak bakışlarında
Çocukluğumu yeniden yaşamaya başlamıştım ...
Tam karşımızdaki yokuşa bitişik sıvalı evin
İkinci katında otururlardı Ayşe Ablalar.
Anılar Ortaokul duvarlarında şekillenir,
Bahar melteminin esintisi duyulurdu bahçelerde.
Mahalleli kızlar düşlerde çoktan uçmayı beklerken
Eskisi gibi mi Ünye? diye sordum Fatma'ya.
Eskisi gibi, ... dedi mazinin suskunluğunda.
Biraz ekonomik sorunlar varmış, o kadar.
Olsun, sorunlu olmak bile yakışmıştır memleketime ...
Zaten ne yakışmazdı ki ?
İlâhi Galip Amca, Hafız Teyzemin yadigârı,
Nüfus Müdürlüğü'nden emekli de oluvermiş.
Tüm vakti, kardeşi mecnûn ile geçerdi (Allah rahmet eylesin).
Son üç seceremizi ve bütün sülâlemizi ezbere bilir
Ve bize de saydırırdı sırasıyla Cocukluğumuzda.
Halâ hatırlıyor musun diye sorardı?
Hiç unutamamıştım ki ...
Bilekten bağlı naylon ayakkabılar giyerdim.
Nedense pek derin bir iz bıraktı derimde bu beyaz sandaletler?
Gezerken, rahmetli kardeşim Emin'in ağabeysi İsmail Çamlıca sigarasını uzatmıştı dudaklarıma kilise bahçesinde.
Ne gururlanmıştım ya Rabbi?
Nasıl da çekmiştim ciğerlerime derinden
Yıllarca hayallerim lise duvarlarının dumanlarında islenmişti.
Oysa Sami ve Muharrem benden daha bir tecrübeliydiler ...
Şimdi kimbilir hangi eller yakıyordur sigaralarını
Mahmure Teyze'nin köşesine dayanmışken evinin?
Gülhiz Ablanın penceresi altında söz vermiştim oysa.
Hep mâzide kaldı dedi Sıtkı Amca derinden ve içinden...
Yıkılmadık ev bırakmamışlardı mahallede!!!
Evlerle beraber bahçeler de yok olmuştu!!!
Bir şu incir ağacı kaldı (!)
Onu da kesmeseler bari?
Adire Teyzeden önce Sevim Teyzeler otururdu az yukarımızda.
Birden Leon Amca, Garbis Abi ve Mari Ablanın silueti beliriverdi...
Sahi Günal Ablayı da düşlerdin değil mi Dünyasının sessizliğinde?
Hadi söyle, çık; kalp gözüyle, gönül sesiyle pat pat söyle
Şu incir ağacını kesmesinler de!!!
Aslında dizinde derman olsa ağaca çıkar da inmezdi Asiye Teyzem..
Ama gençler ne güne duruyordu ki?
Baktı ki olmayacak
Söz verdi Yusuf Ağabey mahalleliye,
İncir ağacını kestirmeyeceğine.
Dünü bilmeden bugünü yaşamanın bedeli öylesine ağırdı ki
Yarını bugünden kurtarmak için hayatının önemli bu sözünü verdi.
İlâhi Hasan Ağabey seni unuttuk mu sandın?
Keşaplı Sokağın vefakâr delikanlısı, civanmerdi.
Nar ağacının dibindeki çamur yalağı gülücüklerle seni anmakta
Az mı can eriği koparmıştı can evimizden, bahçelerimizden?
Mehmet Amcanın hâtırası kaldı mahalleliye yeşil malikâneden
Yoksa çocukluğu yeniden yaşatmaya mı başlamıştım?
Çeşme başında annem, Emine Teyze, Feride ve Meral Ablalar.
Yontabilir miydi elinde keseriyle maziyi Sait Amcam?
Temel Amca dingilini kırabilir miydi Çakır Tepenin?
Kim kökünü kazıyabilirdi fındık bahçelerimizin?
Halâ tadımsamaktayken salatalarını Meryem Teyzemin ...
Yamadan inerken aşağıya sessiz, anladım ki geçen bir ömürmüş.
Ve karda merdivenle kayan sokak, Zekiye Teyzelerde nihayet bulacak ...
Medeniyet, seni affedecek miyiz sandın, yıktıklarınla burada?
Zamanı geri getirebilmekten âciz, bakarken karanlıkta ...
Kalabuzu'nu bile çok gören, martı uçmalarında insanlığa!
Yaşatırken hasreti, yaşamadan sahilinde ömrümün ...
Kaldır yeniden, kaldır ki mâkus talihim yeniden gülsün
Mazim Çamlığın kucağına gülümseyişlerle dönsün.
M.UFUK MİSTEPE
27 Kasım 2000/Ankara
ÜNYE
Galaylu hazanda pancar basturan
Yordu, torbaya goyup asduran,
Pilavın üstüne horoz kesdüren
Yuka ile yiyenlerin nice oldu.
Güvercin etinden yahni sulusu,
Pancar bilisi, tere yavlusu,
Nerde galdı, güzellerin yalusu,
Burcu burcu feriklerin nice oldu.
Mısır unu ile hamsülü ekmek,
Yeşil ıspanakla bişerdi börek,
Harmanın altunda, bağdaş gurarak,
Tas tas ayran içenlerin nice oldu.
Muhlama ile arunun balı,
Hayalimde tüter Fenerin yeli,
Haziran'da açar Tepe'nin gülü
Su taşıyan merkeplerin nice oldu.
Tırpan, ilaç vurup güzü bekleyen,
Bir çuval fındığı ata yükleyen,
Gabuğundan ekmek yapıp da yiyen
Hölmehöş yiyenlerin nice oldu.
Tüfeğini omzuna danalar,
Efsunlayıp, bozayıla sıkanlar,
Kar kürüyüp ateş yakanlar,
Sülün,ördek yiyenlerin nice oldu.
Gale'nin yokuşu eğri dururdu,
Orman biter, çimenlerin kokardı,
Toplanur köylüler, hep bir olurdu,
Ooha! Deyip nodul kullananlar nice oldu.
Gar bitince, Tabakhane Deresi çıkardı,
Çise yağar, gabak şaha galkardı,
Çiçeğinden, anam dolma yapardı,
O nur yüzlü cennetlikler nice oldu.
Ünyelü bağcının armut bekmezi
Nohut gayfesi, yoort süzmesi,
Harman savururken, saman tozması,
Yaba vurup, savuranlar nice oldu.
Ölenler içün ıskat yapulurdu
Otuz üç farzı herkes bilürdü,
Bütün Ünyelü şu meydana gelürdü,
O coşkulu bayramlar nice oldu.
Otu bol çayırlara, çimlik derlerdi.
Ovalak ve keçiye emlik derlerdi,
Tavuk kümesine,pünlük derlerdi,
Seher vakti öten horoz nice oldu.
Gadun, gocasına, efendi derdi,
Buğday ezen daşa deymen delerdi,
Diken ucuna melevcen derlerdi,
O güzel insanların nice oldu.
Gasaplık malların adı değişti,
Artuk ağzımızın dadı değişti,
Şimdiki ineklerin sütü değişti,
Kömüş yoortların nice oldu.
Okardan aarı, siiderek inen,
Öküz arabasına, havlide binen,
İlerdekine aavorda diyen,
Bi sürü insanın nice oldu.
Niza etmekden, hışırı çıkan,
Çeküş ederken, ilistir alan,
Belinde polistira , nurşide goşan,
Güzel anaların nice oldu.
Bi sümüçtü, hamsilerinin boyu,
Yoort sülaman, kireçten goyu,
Cennet taamından datlu, büryanın suyu,
Unları yiyenlerin nice oldu.
Gazyak turşusunun sirkesi yiti,
Gönyenden eksülmezdi yiğidin biti,
Kapıda dururdu kıçığı, iti,
Unu seven insanların nice oldu.
Balık deymeninde, mangallar yanar,
Kiraz Tepesine bıldırcın gonar,
Bi sürü aacuda peşinden goşar,
Fenerlerine, gedalına nice oldu
RECAİ GÜDEK
|
|
Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece
Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
Nefretim aşkımı aştı bu gece
Bugün ki sözlerin söz müydü artık
Son sözün sabrımı aştı bu gece
Kolayca bitsin bu diyemedin de
Salladın savurdun basiretsizce
Hiç mi ders almadın onca gezdik de
Yağmurun rahmeti aştı bu gece
Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi?
Günüm bomboş deyişimiz mi?
Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
Yalanın doğrunu aştı bu gece
Evlenmek hayali kapımda idi
Giriş kat evimin boyası yeni
Mobilyan,takımın, alınmış idi
Vuslatım tadını aştı bu gece
Yemedim yedirdim ne avrsa sana
Üç kuruşum olsa verirdim daha
Memurdum yoksuldum hatırlasana
Hafızam haddini aştı bu gece
Ayakların donmuş,üşümüştün de
Gece yatamamış üzülmüştüm de
Bir ay oruç tutup yememiştim de
O çizmen boyunu aştı bu gece
Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
Allahtan beklenir kul bilmese de
Kızgınlığım buna, sebep ise de
Sabrım miadını aştı bu geceü
Onca gez toz benle,seviyorum de
Sonra git nişanlan bir de ona de
Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
Küfrüm edebimi aştı bu gece
Sana son bir sözüm, nasihatim var
Aldığım ahlakla bir terbiyem var
Senin doğ'ran ana deyip geçmek var
Saygım adabımı tuttu bu gece
Gönlümün romanı bitti bu gece
Hangisine yansam şimdi gün gece
Ömrümden beş yıl gitti bu gece
Bedirhan Gökçe
İnsan Bir Yerde Kendini Bırakmalı
İnsan bir yerde boş vermeli kurallara,
Düzenlere
İnsan bir yerde kendini bırakmalı
Hiçe saymalı düzenini dünyanın
Zamana karşı koymalı
Sıyrılmalı ayıplardan, korkulardan
Küçük hesapları bir yana atmalı
Yaşamalı şöyle alabildiğine
Büyük delilikler yapmalı
İçmeli
Sevmeli
Küfretmeli
Kendine bir başka gözle bakmalı
İnsan bir yerde boş vermeli kurallara, düzenlere
İnsan bir yerde kendini bırakmalı
Ümit Yaşar Oğuzcan
Camii...
Yükseliyor,
Yükseldikçe...
Bu büyük,
Bu ulu camii...
Allah'ın,Peygamberin,Erenlerin adıyla...
Anıyorum adını
Ve ruhuma can veren tadını,
Camii ne büyüksün,
İhtişamın aydınlatıyor şehri
Ve Allah'ını sevenleri...
Kubbende martılar
Ve onların sesleri...
İman gücüyle insanlarımızın,
Allah deyişleri...
Bir bütünsün camii,
Bütün olarak kalacaksın,
Ebediyete dek varolacaksın....
ULVİ GÜNDOĞDU
|
|