| |
Kat
Kat - Hakan Aytekin
Bir varmis, bir yokmus. Evvel zaman icinde, kalbur saman icinde; deve
tell,l, manda berber; anam kasikta, babam besikte iken... Ben babamin
besigini tingir mingir sallar iken, babam dusmez mi esikten... Anam
kapti satiri, babam ustume surdu katiri, gosterdiler bana evin ardindaki
yatiri... O ofke ile "tavirsentir"i sokmayayim mi cebime,
borudur diye... O ofke ile stres toplarini doldurmayayim mi cebime,
daridir diye... Orada buldum iki katli bir otobus. Cek otobuscu
carsiya... Carsinin kizlari hasari... Bir saplak vurdum enseme, gozlerim
firladi disari... Orada gordum uc kiz... Bir taraf tozluk dumanlik, bir
taraf cayirlik cimenlik, bir taraf sazlik samanlik... Boyacilar boya
boyuyor renk ile... Demirciler demir dovuyor denk ile... Sehir emini
cenk ediyor sevk ile... Anan yahsi, baban yahsi agalar; biz korugu
vuralim koze, tatli tatli baslayalim soze...
Memleketin birinde, yerin yetmis yedi kat ustunde, disaridan icerisinin
gorunmedigi ama iceriden disarisinin gorundugu bir gok kafesin icinde,
yuzlerce kisinin arasinda, birbirinden guzel uc kiz yasarmis. Bu yetmis
yedi katli gok kafesin oda kapilarinin hepsi de kapali dururmus. Yetmis
yedi kati dolduranlar, boyunlarindaki karti dugmelere dokundurup, sadece
girmeleri gereken kapilardan ve tek tek girebilirlermis. Gokkafesteki en
buyuk korku, bir gun boyunlarindaki kartin ana kapiyi acmamasiymis.
Isten atildiklarini o zaman anlarlarmis. Koridor girisleri ve hatta
tuvaletlerler bile turnikeliymis. Asansorlerde, kart karar verirmis
hangi kata cikilacagina. Yasaklandigi icin, yetmis yedi katin dort bir
yaninda, kimse kimseyle ozel konularda konusmazmis. Sadece is
konusulurmus...
Oglen vakti, yemek molasi verildiginde bu birbirinden guzel uc kiz ayni
kapiya kartlarini dokundururlarmis. Bir gun yine bir yemek molasi
verildiginde birinci kiz girmesi gereken kapidan iceriye girmis.
Karsisinda ne gorsun? Ustu basi yirtik, ama ayin ondordu gibi bir peri
kizi ile; iki buklum, dissiz agzi sivri burnuyla sivri cenesi arasina
sikismis ama piril piril giyinmis bir kocakari karsisinda duruyor. Peri
kizinin agzini bicak acmiyormus. Yalnizca eliyle, arkasinda duran, eski
mi eski bir tel dolabi isaret ediyormus, kiza. Kocakari ise:
"Elmalarim var, ayvalarim var; mis kokulu narlarim var?"
diyerek, yanibasindaki bir kapiyi isaret ediyormus.
Sismanlayip da cirkinlesecegi korkusuyla, genellikle suntaya benzeyen
ince krakerlerle meyva yiyen kiza, kocakarinin teklifi cazip gelmis ve
ona dogru yurumus. Peri kizinin ustunun basinin yirtik olmasi da, cok
iticiymis. Kizin kendisine dogru geldigini goren kocakari suh bir
kahkaha atarken, peri kizi bir guvercin olup, gumus kanatlarini cirparak
duvarin icinde kaybolmus... Peri kizinin kanatlanmasiyla urken kiz,
kocakariya dogru iyice sokulmus. Kocakarinin arkasindaki kapidan iceriye
girince, birinci kizin neredeyse gozleri yerinden oynamis. Meger icerisi
koskocaman bir saraymis... Cam, celik ve plastikten olusan duvarlar,
yanip sonen isiklarin altinda piril piril parliyormus. Kucucuk kucucuk
masalarla tek bacakli sandalyelerin arasinda, ayin elemani olabilmek
icin birbiriyle yarisan sapkali bir suru cuce kosusturuyormus. Kocakari
kizi tek bacakli sandalyelerden birine buyur etmis. Sonra elini
sakirdatarak: "Dabilciizim ol!" diye kukremis. Kiz daha ne
olup bittigini anlamadan, kat kat sandvic ekmeginin arasina sikismis kat
kat peynirlerle kat kat kofteler masanin uzerine gelivermis. Kocakari
tekrar kukremis: "Cipsim bol!" Kaliptan cikmis kadar duzgun,
citir citir patates kizartmalari masanin uzerinde belirirken kocakarinin
sesi tekrar duyulmus: "Mayonezim gel!". Insana benzeyen
plastik bir sise kat kat koftelerin, citir citir patateslerin uzerinde
bir tur atip, vicik vicik bir iz birakmis. Kocakari son bir kez daha
kukremis: "Kolam dol!" Koca bir saksiyi andiran kagit bir
bardak ucarak, icindeki buzlari sikirdatarak masanin uzerine konmus.
Kizin olan bitenler karsisinda nutku tutulmus. Kocakari sivri cenesini
sallayarak: "Ay baban, Gunes anan, Yildiz kardeslerinin basi icin
ye!" diye kizin uzerine egilmis. Kiz: "Ama, ama..."
demeye kalmadan kocakari kaslarini catarak bagirmaya baslamis: "Sus
ve ye!" Kiz, aglamaya baslamis: "Ben bunlari yiyemem. Yersem
sismanlarim." deyince de, kocakari: "Bana bak!" demis,
"Boynundaki karti ben yaptim. Yemeklerini bundan sonra burada
yiyeceksin! O peri kizina yoneleyim dersen, gozlerini oyarim!"
Birinci kiz caresizce masanin uzerindekileri midesine indirmis.
Derken efendim, ikinci kiz da, kartini kapiya dokundurunca ayni
kocakariyla peri kizini karsisinda gormus. O da tercihini kocakaridan
yana kullanmis. Peri kizi yine guvercin olup kanatlanmis, duvarlardan
birinden gecip gitmis. Ikinci kiz, tipki birinci kiz gibi kocakarinin
emirlerine boyun egmis.
Gunler haftalari, haftalar aylari, aylar yillari kovalamis. Kocakari
surekli olarak: "Dabilciizim ol, cipsim bol, mayonezim gel, kolam
dol!" diyor, birinci ve ikinci kiz da bu yiyecekleri yiyormus.
Gittikce sismanlayan kizlar, zaman zaman kocakariya itiraz etmeye
kalkiyor; kocakari boynu tuysuz bir akbabaya donuserek kizlarin gozune
dogru gagasini salliyormus: "Ay baban, Gunes anan, Yildiz
kardeslerinin basi icin ye!" deyince de, kizlar "menu"yu
bitiriyorlarmis. Kizlar sonunda, bu yiyeceklerin muptelasi olmus.
Ya ucuncu kiza ne olmus dersiniz? O da, tipki diger kizlar gibi ana
kapidan girince, kocakariya mi peri kizina mi gitsin tereddut etmis.
Peri kizina aciyip ona dogru yurumus. Kuplere binen kocakari hirstan
titremeye baslamis ve boynu tuysuz bir akbabaya donusmus. Kiza dogru:
"Senin gozunu oyacagim, pic kurusu!" diye bagirarak,
duvarlardan birinden gecerek kaybolmus.
Ucuncu kiz, ustu basi yirtik olan peri kizina dogru yaklasmis. Onun
kendisine soru soracagini anlayan peri kizi, eliyle "sus"
isareti yapmis. Arkasinda duran tel dolabi bir kez daha isaret etmis.
Kiz, dolabin kapagini acinca karsisinda ne gorsun? Kat kat bir
sefertasi! Peri kizi, sefertasinin kapaklarini acmasi icin kiza isaret
etmis. Kiz kapaklari bir bir acmis. Yedinci katta mis gibi kokan bir
tarhana corbasi... altinci katta nar gibi kizarmis bir karniyarik...
besinci katta dereotlu cacik... dorduncu katta zeytinyagli enginar...
ucuncu katta fistikli kadayif... ikinci katta kiraz... en alt katta da
su varmis. Kiz ne yapacagini sasirmis. Yemeklerden odaya yayilan
kokulardan yutkunmaya baslamis. Ama sismanlama korkusuyla yemekleri
yemeyi goze alamiyormus. Geri donmek istemis, ama gorunmez bir guc onu
adeta yere civilemis. Peri kizi, yine hic konusmadan, el-kol
hareketleriyle, yemeklerden yerse hareket edebilecegini kiza anlatmis.
Caresiz kalan kiz, ufak ufak yemeklerden kasiklamaya-catallamaya
baslamis. Sefertasinin yedi katini da ziyaret ettikten sonra, hareket
yeteneginin geri geldigini gorup sevinmeye baslamis.
Gel zaman git zaman, birinci ve ikinci kiz sistikce sismis ama ucuncu
kiz birakin sismanlamayi, daha da guzellesiyormus. Birinci ve ikinci
kiz, en az sismanlik kadar kiskancliktan da catliyor, ama nasil zayif
kalabildigini ona bir turlu soramiyorlarmis. Oysa, ucuncu kiz, onlarin
bu haline aciyor, onlara yardim etmek istiyormus. Ne zaman kizlarla
konusmaya kalksa, kizlar kocakarinin kotuluk yapmasindan korktuklari
icin ondan uzaklasiyormus.
Kocakari iki kizi yeterince sismanlattigina kanaat getirince, bir gun
birinci kiza bir avuc hap vermis. Kiz haplari reddedip,
"menu"yu istemis. Kocakari: "Benim guzel yavrum"
diye baslamis soze. O gun adeta agzindan bal akiyormus: "Bunlar,
zayiflama hapi. Sen cok kilo aldin. Bunlari yuttukca incelecek,
zarifleseceksin. Ay baban, Gunes anan, Yildiz kardeslerinin basi icin
yut!. Sozumu dinlersen, seni fitnessentirima da gotururum!" Kiz
kocakariya bir kez daha inanmis... Tabii ki, ikinci kiz da...
Baslamislar haplari yutmaya... Arada bir inceldikleri oluyormus. Ama
alismis kudurmustan beter oldugundan, "menu"ye de kacamak
yapiyorlarmis. Kocakari da bu duruma goz yumuyormus. Cunku bu durumdan
cok memnunmus. Sisirip sisirip biraz inceltiyor, sonra yeniden
sisiriyormus kizlari...
Arkadaslarinin gun be gun sismanladigina uzulen ucuncu kiz artik
dayanamamis ve onlara yardim etmeye karar vermis. Kizlara: "Ben
sizin arkadasinizim. Aglarsak beraber aglayalim, gulersek beraber
gulelim." demis, ancak kizlar korkup ondan uzaklasmislar.
Ertesi gun olmus. Ucuncu kiz yemek icin kapida bekleyen birinci ve
ikinci kizin yanina tekrar yaklasmis. Onlara bir kez daha:
"Aglarsak beraber aglayalim, gulersek beraber gulelim. O
kocakarinin yemeklerinden yemeyin. O sizi sismanlatan" dediyse de,
kizlar yine korkup ondan uzaklasmislar.
Lakin ucuncu kiz, onlara yardim etmeyi kafasina koymus. Bu fikrini peri
kizina acmis. Peri kizi da onun bu davranisini cok begenmis:
"Kocakarinin sihrini cozmek icin, bir kere de olsa, onun
yemeklerinden yemeli, sihrini cozmelisin" demis.
Ertesi gun olmus. Ucuncu kiz her gunku gibi kartini dugmeye dokundurup,
dogruca kocakarinin yanina gitmis. Kocakari ucuncu kizin yanina
geldigini gorunce sevincinden ne yapacagini sasirmis. Kizi yemek
odasindan iceriye almis, bildik bagirtilari arasinda masayi donatmis:
"Ay baban, Gunes anan, Yildiz kardeslerinin basi icin ye!"
demis. Kiz ona hic bir seyi belli etmeden masadaki yemekleri tek tek
bitirmis. Kocakari bu kizi da dize getirdigi icin cok mutluymus. Kizin
cebine odul olarak kat kat cikolatalar koyarak, kizi kapidan ugurlamis.
Ertesi gun ucuncu kiz, "hak oyunu uctur" diyerek kizlara bir
kez daha yanasmis: "Ay babaniz, Gunes ananiz, Yildiz
kardeslerinizin basi icin, o cadi karinin yiyeceklerini yemeyin. Ona da
boyle soyleyin." diye yalvarmis. Kizlar, kocakaridan hergun
duyduklari bu sozu kizin agzindan duyunca sasirmislar. O sirada duvardan
cikan bir guvercin yanlarina gelip durmus. Anlayacaginiz peri kiziymis
gelen. Yaninda iki kat demir elbise ile iki de demir asa varmis.
Elindekileri kizlara vererek, yine guvercin olup duvarda kaybolmus.
Kizlar demir elbiseleri giyip, demir peceleri yuzlerine takip, demir
asalari ellerine alarak kocakarinin yanina varmislar. Kocakari neye
ugradigini anlayamis; boynu tuysuz akbabaya donuserek kizlarin gozune
dogru gaga atmaya baslamis. Ama demir pece kizlarin gozunu koruyormus.
Kizlar bir yandan ellerindeki demir asalari salliyor, bir yandan da:
"Ay babamiz, Gunes annemiz, Yildiz kardeslerimizin basi icin,
yemeyecegiz yemeklerinden!" diye bagiriyorlarmis. Megerse sihir bu
sozde sakliymis... Kizlar daha "Ay babamiz..." demeye
kalmadan, kocakari kuculmeye baslamis; kuculmus kuculmus bir bugday
tanesine donusmus... Iki kiz sevinc icinde disariya cikmis. Bakmislar
ki, ucuncu kizla guvercine donusen peri kizi karsilarinda duruyor.
Onlara sarilmislar. Kizlar da bugday tanesini guvercinin onune atmislar.
Guvercin bugdayi bir gaga vurusuyla kursagina indirmis.
O gunden sonra kizlar artik hep peri kizinin kat kat sefertasina
ugruyorlar, cesit cesit sulu yemekleri, fistikli-kaymakli tatlilari, bal
gibi meyvalari yiyorlar, ama yine de kilo almiyorlarmis. Giderek eski
guzelliklerine kavusmuslar. Hatta guzellikleri yedi iklim dort bucakta
dillere destan olmus.
Kizlar ermisler muradina, darisi sizin katlariniza...
|