Yemek

  Son Yemek Varsayimi - Zeynep Akture


Gerrit Hanenburg ([email protected])
19 Agustos 1995 Cumartesi 19:35:50 GMT
Mektuplarin tasnifi: [ tarih ] [ sira ] [ konu ] [ yazar ]
Sonraki mektup: Gerrit Hanenburg: "Ilgi: Son Yemek Varsayimi"
Onceki mektup: Lloyd Jacobs: "Ilgi: Beyin buyuklugu"
Belki yaniti oldugu: Dr. Marion: "Son Yemek Varsayimi"
Siradaki: Gerrit Hanenburg: "Ilgi: Son Yemek Varsayimi"
"Dr. Marion" <[email protected]> soyle yazmis:
>Benim mektubum dislerin kucuk olcekte asinmalari uzerine arastirmalarla >ilgili. Genel olarak kucuk olcekte dis asinmalarini farkli turlerde >karsilastirmanin en az iki yolu var. Bunlardan ilki, elektro-mikroskop altinda >gozlemlenen girintiler ve birbirine kosut oyuklar gibi ozellikleri yonlenis ve >yogunluk bakimindan karsilastirmak. Boylesi bir yaklasimda yinelenen >asinmanin onceki asinma desenlerinin ayrintilarini silmesi sorun oluyor. Bu >durum siklikla "Son Yemek Varsayimi" olarak adlandiriliyor. Bu varsayimin >destekleyicileri, bir disin uzerinde gozlemlenen asinmanin yalnizca o disin >cignenmesine katildigi son yemegin berrak belirtilerini icerecegini >dusunuyorlar.
>Sizin bu konu uzerine dusunceleriniz nelerdir?
Benim dusuncelerim:
Son yemek daha oncekilerin neden oldugu asinma desenlerinin bir kismini silecektir. Sonuc, bir dizi ardisik yemegin neden oldugu desenlerin karmasik bir karisimina giden ustuste bir izdusum olacaktir (etobur dislerinin ve tas aletlerin kemik uzerinde neden oldugu, insansilarin les yiyici olduklari sonucuna goturen yontu izlerin ustuste izdusumu gibi). Onceki yemeklerin bilgisinin tumden kayboldugunu dusunmuyorum (kuskusuz bir yere kadar) ama yorumlamasi cok daha guc olabilir. Turun goreli olarak sabit bir gunluk besiye sahip olmasi durumunda, farkli desenler birbirine benzeyecek ve boylelikle onceki desenlerin bilgisinin bir kisminin kaybolusu daha az sorun olacaktir. Ancak gunluk beslenmenin cesitliligi durumunda, kati kumlu maddelerin neden oldugu asinmaya yonelik bir yargi sorun olusturacak ve, Paranthropus icin soz konusu olabilecegi gibi, buyuk miktarlarda daha yumusak madde tuketmis olmasi da bir olasilik iken, kati kumlu besin tukettigi sonucuna gidecektir. Cozumun kismen ayni turun farkli bireylerinin disleri uzerindeki asinma desenini karsilastirmak oldugunu dusunuyorum. (Son yemegin her bireyde ayni olmasi olasiliginin dusuk oldugu varsayimindan hareketle) Bu size turun ayrintili gunluk besininin kabul edilebilir incelikte bir imgesini verebilmeli.
Gerrit.


Bayram

Fisih, Misir boyundurugundan kurtulusun kutandigi Yahudi festivalinin adi. "Uzerinden gecmek" anlamini tasiyan "Fisih" veya Ibranice'deki "Pesach" sozcukleri, Kitabi Mukaddes'deki bir oykuden alinma; Museviler'in Misir'dan cikislarindan onceki gece Tanri'nin Israil'in cocuklarinin yuvalari uzerinden gecisine gondermede bulunuyor.

Bildik bir oyku bu: Tanri, o ulkenin hakimi Firavun tarafindan kole olarak tutulan Yahudi halkini ozgur kilmasi icin Musa�yi Misir�a gonderdi. On yil boyunca Firavun Yahudiler�i ozgur birakmayi reddetti. Tanri, Firavun�u cezalandirmak icin, o on yilin her birinde Misir�a felaket ustune felaket yolladi�bir yil irmaklari kana donustu, bir baskasinda topraklarini kurbagalar istila etti, derken Tanri sokan bocekler yolladi& Musa Firavun'un Yahudi halkini hicbir zaman ozgur birakmayacagindan korkuyor, Tanri ise Firavun'un onlari h,l, ozgur birakmamis olmasina kopuruyordu. Onuncu yilda Tanri Musa'ya dedi ki: "Yahudi halkina bu gece Olum Melegi'ni Misirlilar'in ilk dogan erkek cocuklarini oldurmek uzere Misir'a goderecegimi soyle. Yahudiler'e yaprakli bir dali bir kuzunun kanina batirmalarini ve kani tentelerinin duvarina surmelerini soyle. Olum Melegi isareti gorecek ve tentelerini atlayacaktir." Kitabi Mukaddes'e gore, tum diger ilk dogan Misirli erkek cocuklarin arasinda, Firavun'un oglu da o gece oldu ve Yahudi cocuklarin cani bagislandi. Bu onuncu felaketin uzerine Firavun, sonunda, Musa'ya Yahudiler'e Misir'dan disari yol gostermesi icin yalvardi.

Fisih Bayrami'nin iki anlamindan biri, erken donem Yahudi tarihindeki ilk ve en can alici olay olarak kabul edildigi sekliyle, Museviler'in boylece kolelikten kurtularak Misir'dan cikislarinin anisini canli tutuyor olmasi. Bayram boyunca matzoth (tekil haliyle matzah) adi verilen mayasiz ekmeklerin yenmesi, Cikis'daki telasin anisina. Misir'da aci cekenlerin anisina matzaha "elem ekmegi" adi da veriliyor. Bu nedenlerle Fisih ayni zamanda da Zeman Herutenu olarak biliniyor, yani Ozgurlugumuzun Mevsimi ve Hag ha-Matzoth olarak kutlaniyor, yani Mayasiz Ekmek Festivali.

Fisih, ikinci olarak, Kitabi Mukaddes'de anlatilan, tarlanin ilk meyvalarinin Kudus'deki Tapinak'da sunuldugu bir doga bayrami anlamina geliyor. Tum erkeklere Kudus'de toplanmalarinin emredildigi uc hac festivalinden biri bu. Bu nedenle, Fisih'in bizim takvimlerin Mart-Nisan aylarina denk gelen Museviler'in Nisan ayinin onbesinci gunu, onceki gunbatimindan baslayarak sekiz gun surmesine sasmamali. Ozgununde bayram yedi gunmus ilk ve son gun calismanin yasak oldugu tam tatil, aradaki bes gun ise yari-tatil gunleri. Sonradan bayrama bir gun daha eklenerek, ilk iki ve son iki gun tam tatil yapilmis; boylece yari-tatil gunlerin sayisi da dorde inmis. Bayrama hazirlik olarak, evler bastan asagi temizleniyor. Ortodoks ve Muhafazakar Yahudiler "mayali" kabul edilen tum yemekleri ortadan kaldiriyor ve evdeki tum yemek takimlarini yalnizca bayramda kullanilmaya ayrilmis olanlarla degistiriyorlar.

Tum bu hazirliklar, bayramin ilk iki gununun aksami yapilan Seder toreni icin. "Duzen" anlamina gelen Seder, bayram boyunca birbiri ardindan yapilacak torenlerin onceden belirlenmis sirasini ifade ediyor cogu Musevi'ye daha cocuk yastan ogretilen torenler bunlar. Seder'in ana izlencesi, Haggadah adinda, takdis dualari, Mezmurlar, sarkilar ve kurtulus uzerine yorumlarla birlikte Cikis oykusunu iceren kitain okunmasi. Tum diger gecelerden farkli olan bu gecenin bir diger onemli parcasi da bir tabak uzerine hazirlanan bes cesit simgesel anlam yuklu yiyecek: Cikis'in arifesinde kurban edilen Fisih veya paskalya kuzusu yerine firinda kizarmis bir kuzu kemigi, tum kutsal bayramlarda yapilan Tapinak adaklari yerine kizarmis bir yumurta, Misir'daki koleligin acisi icin maror adi verilen aci otlar, kolelerin tugla yaptigi harc icin yer elmasi ile kabuklu yemislerin sarap ile charoset adi verilen bir karisimi ve baharin bir isareti olarak maydanoz. Yaninda uc matzoth. Yunanca "tatli" anlamina gelen Afikomon adi verilen ortadaki matzahin yarisi, onu bulacak cocuga karsiliginda fidye olarak bir hediye verilmek uzere saklaniyor. Seder okumasi sirasinda herkes belirli zamanlarda dorder kase sarap iciyor. Bir kase sarap da efsanevi konuk Ilyas peygamber icin bir kenara ayriliyor. Okumayi cesitli kaplardan olusan geleneksel bir yemek izliyor.

Bu geleneksel yemeklerin nasil hazirlandigini merak ediyorsaniz eger, ve de bilgisayar agina da bagliysaniz, http://www.europeans.com/last_supper adresine bakmanizi oneririm. Sarap olarak kirmizi sarabi, baslangic olarak da mayasiz ekmek ile birlikte uc asagi bes yukari Fisih'in bes kutsal yiyecegini oneren menusuyle bu sayfa, corbadan tatliya, cesitli kuzu tariflerinden pilav, havuc ve zeytin garniturlerine kadar, bugun Orta Dogu'nun geleneksel mutfaginda yasayan yemeklerin tariflerini, nasil pisirileceklerinin goruntu kayitlarini iceren bir video ile pazarlamaya calisan bir sayfa aslinda. Sayfanin adi "Son Yemek". Neden dersiniz?


Yemek

Fisih torenlerini bilen Musevi cocuklardan bir tanesi var ki onun arkadaslariyla yedigi yemek, dunyanin belki de en unlu yemegi oldu ve en cok tartisilan yemegi.

Tartismalar yemegin zamanindan basliyor. Aziz Matta, Isa'nin arkadaslarina "mayasiz ekmegin ilk gununde" ust odayi bulmalarini soyledigini aktariyor. Aziz Markos ve Aziz Luka bu gunu kuzunun kurban edildigi gunle esliyorlar. Mayasiz ekmegin ilk gunu, Nisan 15, yani Fisih; kuzu ise bir gun once, Nisan 14'de kurban ediliyor. Ancak Musevi takviminde Nisan 15'in baslangici Nisan 14'un gunbatimi olarak kabul edildiginden ve yemek gunes battiktan sonra yendiginden, sonradan dunyanin en unlu yemegi olacak bu yemegin bir Fisih yemegi oldugu nedereyse kusku goturmez gibi. Zaten menu de Fisih menusunu andiriyor bazi yorumlara gore bunun nedeni Isa'nin izleyicileriyle o kutsal toreni bir kez daha paylasmak uzere sag kalmayacagini biliyor olmasi.

Isa, Museviler'in kolelikten kurtularak Misir'dan cikisi anlamina gelen bu ozgurluk ayinini kendi tutuklanmasindan ve dunyevi yasamini yitirmesinden bir gun once, bir Yahudi'nin ev sahipligiyle, en yakinindaki izleyenleriyle birlikte son kez tekrarladi. Katolik anlatilarina gore , adet oldugu uzere sarap ve su karistirildiktan sonra kaseyi Isa'ya getirdiler. Isa kaseyi elinde tutarak sukranlarini sundu. Ayin boyunca icilmesi gereken dort kase saraptan ilkini ictikten sonra ev sahibinin masadan kalkarak ellerini yikamasi adetti. Daha sonra yemek sirasinda ve ikinci kaseden sonra da tum konuklarin benzeri sekilde ayaga kalkarak ellerini yikamasi gerekiyordu. Havariler Isa'nin bu torensel el yikama ayinlerine hic uymadigini bildiklerinden, Isa ilk kaseden sonra ayaga kalktiginda ne yapacagini cok merak ettiler. Yavasca kapinin yanina, ibriklerin, legenlerin, havlularin durdugu yere dogru ilerledi. Dislik kiyafetini cikarip kendisini bir havluya sararak ayak legenlerinden birine su bosaltti. Sonra, masanin etrafinda dolasarak masadaki, Isa'nin tanrisalligina ilk inanan ve bu inanci kamu onunde ilk itiraf eden kisi olan Galileli balikci Petros'un oturdugu en alcak sandalyeye dogru ilerledi; bir hizmetkar edasiyla diz cokerek balikcinin ayaklarini yikamaya hazirlandi.

Bir sure buyuk utanc icinde bocalayan Petros, sonunda "Efendimiz, gercekten ayaklarimi yikayacak misiniz?" diyebildi. Petros'un yuzune bakan Isa "Yapmak uzere oldugumu tam olarak anlamayabilirsiniz ama bundan sonra tum bunlarin ne anlama geldigini bileceksiniz." dedi. Ayaga firlayan diger havarilerin saskin itirazlari arasinda Petros yine "O halde, Efendimiz, yalnizca ayaklarimi yikamayin; ellerimi ve basimi da yikayin." diyebildi, guclukle ve yaniti geldi: "Zaten temiz olanin yalnizca ayaklarinin yikanmasina ihtiyaci vardir. Bugun benimle oturan sizler temizsiniz ama butunuyle degil. Benimle eti yemege oturmadan ayaklarinizin tozu yikanmali. Ayrica bu hizmeti sizin icin birazdan verecegim yeni bir emrin anlamini aciklamak icin bir mesel olarak gerceklestirecegim." Mesel, odaya girer girmez ibrikleri, legenleri ve havlulari gorup, ortalikta hizmetli goremeyince, kafasindan digerlerine hizmet edenin kendisi olmayacagini geciren ve masada Isa'nin oturacagi yere uzakliklarina gore bir turlu yer begenemeyen tum Havariler icindi. Tum Havariler'in ayaklarini teker teker yikayan Isa'nin ardindan yaptigi konusmadan sonra, Havariler tarafindan yemegin bir sonraki asamasi icin ekmek ve sarap ile aci otlar ve kurutulmus meyve karisimi sofraya getirildi.

Bir sure Havariler yemeklerini sessizlik icinde yediler ancak Isa'nin neseli tavirlarinin etkisiyle yeniden sohbete basladilar ve yemek olagandisi hicbir sey olmamiscasina surdu. Biraz zaman gectikten sonra, bu ikinci kap yemegin ortalarinda, Isa onlara bakarak konusmaya basladi: "Size bu yemegi sizinle yemeyi ne kadar istedigimi soyledim ve karanligin kotu guclerinin Insanligin Oglu'nun olumunu getirmek icin nasil bir gizli isbirligi icinde oldugunu bilerek, bu yemegi sizinle birlikte bu gizli odada ve Fisih'dan bir gun once yemege karar verdim cunku yarin gece bu zamanda sizinle birlikte olmayacagim. Baba'ya donem gerektigini size tekrar tekrar soyledim. Artik vaktim doldu, ama aranizdan birinin beni dusmanlarima ele vermesi gerekmiyordu." Iste, Hiristiyan dunyasinin Isa'nin son yemegi ile iliskili olarak uzerinde yuzyillardir tartistigi belirsiz noktalarin en onemlilerinin bir yorumunu sunan topu topu uc cumle. Isa'nin carmiha gerilecegini bilip bilmediginden, yemegin bir Fisih yemegi olup olmadigina, hatta Yahuda'nin kotu bir hain mi, yoksa kacinilmaz zor bir yukumlulugu gonlu istemese de ustlenme cesaretini gostermis bir karsi-kahraman mi oldugu tartismalarina kadar uzanan noktalar bunlar.

Dunyanin bu en unlu yemegini ayni zamanda da dunyanin en cok tartisilan yemegi yapan noktalar, gidip o en dramatik anda dugumleniyor, Isa'nin bu sozleri uzerine tum Havariler'in kendi kendilerine "Ben miyim?" diye sorduklari o anda. Aslinda yanit da belli: "Elini benimle birlikte yemege sokan adam beni ele verecek." Isa'nin solunda Yahuda oturmakta, saginda Yuhanna. Ah, su sol!


Resim

Simdi size on puanlik bir uzman sorusu: Soyle gozlerinizi kapatsaniz, Isa'nin sozlerini tekrar icinizden gecirseniz, o dugum anini gozunuzun onunde canlandirabilir misiniz acaba? Sacma mi buldunuz sorumu? Ah, demek yazinin daha basligini okudugunuzda o unlu yemek sahnesi gozlerinizin onunde belirivermisti! Yoksa siz de mi oradaydiniz? Kizmayin, kizmayin; saka yapiyorum. Ben de bu yaziya baslarken tipki sizin gibi hissediyordum, sanki oradaymisim gibi, kemerler altina kurulmus uzun masanin tam karsisinda; sanki ben gonlumce izleyeyim diye kurulmus bir sofranin. Gozumun onunde canlanan kisilerin hangisinin Isa oldugundan kuskum bile yoktu ve hangisinin Yahuda, hangisinin Petros, hangisinin Yuhanna. Zaten geriye kalan konuklarin adlarini say, deseniz sayamazdim; h,l, da sayamam. Ama size bu imgeleri "odunc" aldigimiz kiliselerin bir-ikisinin adini hatirlatabilirim.

Ondorduncu yuzyil boyunca son yemek sahnesine Isa'nin Yasamini ve Carmih Acisini canlandiran goz alici duvar resmi gruplarinda yer verildi. Sekizinci-dokuzuncu yuzyillarda Hiristiyan dininde dinsel konularin tavsirinin yasaklanmasi ugruna dokulen onca kanin sonunda, Kilise'nin onbirinci yuzyilda ikiye bolunmesiyle Katolik Kilisesi bu konu rahatlayali epey olmustu, hatta tavsir teknik ve kurallari coktan gelisip olgunlasmisti bile. Onbesinci yuzyilda resimde perspektif tekniginin de gelistirilmesiyle, Son Yemek tek basina tum bir duvar uzerine resmedilen bir konuya donustu�Giotto tarafindan Padua�daki Scrovegni Sapeli�nde, Taddeo Gaddi tarafindan Floransa�nin unlu kilisesi Santa Croce�de, Andrea del Castagno tarafindan Santa Apollonia�da. Son iki ornekte oldugu gibi, onbesinci yuzyilda Isa'nin dramatik son yemek sahnesi, Italyan Katolik Kilisesi icin ozellikle Floransa'daki buyuk manastirlarin yemekhanelerin bezenmesi icin ozellikle uygun bir konu olarak degerlendirildi. Yemek amaciyla toplanmis manastir sakinlerine sunulmak icin benzersiz bir tefekkur ve dua temasi. Ve boylelikle Isa'nin en yakin arkadaslariyla yedigi son yemek ayni zamanda da dunyanin en cok resmedilen yemegi haline geldi.

Isa'nin son yemegini tasvir eden onbesinci yuzyil Italyan resimlerden bir tanesi var ki gunumuze kadar uzanan etkileriyle o da dunyanin en cok tasvir edilen Son Yemek tasviri olarak adlandirilmayi hakediyor. 1990li yillarda Andy Warhol bile bu resim uzerine resimlerinden genis yanki uyandiran bir sergi acmisti. Dolayisiyla ben, daha da ileri giderek, "Son Yemek" lafini duyar duymaz gozlerimizin onunde beliriveren o sahneden buyuk olcude bu resmin sorumlu oldugunu bile one surebilirim, diye dusunuyorum. Evet, Leonardo da Vinci'nin 1495-1497 yillari arasinda Milano'daki Santa Maria delle Grazie'nin bitisigindeki Dominiken manastirinin yemekhanesinin duvarina yaptigi ve gectigimiz yil Mart ayinda cok elestiri toplayan bir restorasyondan sonra yeniden ziyarete acilan unlu La Cena'sindan soz ediyorum. Leonardo'nun Monna Lisa kadar unlu resimlerinden biri bu. Bati sanatinin adeta bir simgesi. La Cena tam da "Son Yemek" anlatisinda kaldigimiz o dramatik ani anlatiyor Isa'nin "Icinizden biri beni ele verecek" dedigi ve odadaki herkes kendi kendine "Ben miyim?" diye sorarken bir anda degisen ruh hali ile Yahuda'nin diger havariler arasindan kendisini sahneyi izleyen bizlere ele verdigi o ani ve perspektifin kullanilisindaki basari sayesinde, hepimiz adeta sahnenin parcasi oldugumuz sanisina kapiliyoruz. Bizler icin "Son Yemek"i La Cena'dan tumuyle arindirarak gozumuzde canlandirmak olanaksiz. Kim kimin yaninda oturuyordu, her bir Havari'nin yuzunde nasil bir ifade vardi, yakalandigini boylece ogrenen Yahuda ne hissediyordu, bunlari anlamak icin artik yalnizca tumu de uzerinden henuz pek az zaman gectikten sonra ve birinci elden kaynaklardan yazilmis olan Luka, Matta, Markos ve Yuhanna Incilleri'nin celiskili anlatilari uzerinde kafa yormaya mecbur degiliz. Katolik Kilisesi tum sorularin yanitini bize sanatin herkesce anlasilabilen tasvir diliyle veriyor. Tek yapmamiz gereken, gozumuzle gordugumuze, kulagimizla duydugumuza inanmak; ve boylece din goklerden yeniden dunyamiza iniyor.

Da Vinci'nin bizler icin dondurdugu o ani izlerken, biraz once Isa'nin Havariler'inin ayaklarini teker teker yikadiktan sonra onlara nasihat ettigini ve ardindan, izlemekte oldugumuz o dramatik ana kadar, yemegin hos bir sohbetle surdugunu biliyoruz. Ayni sekilde, birazdan "sukran kasesi" adi verilen ucuncu kase sarabin gelecegini, Isa'nin oturdugu yerden kalkacagini, kaseyi eline alarak kutsayacagini ve "Bu kaseyi alin, hepiniz, ve onu icin. Bu kase benim hatiram olacak.", diyecegini sonra da, benzeri sekilde, ekmegi bolup en yakinlarina dagitacagini; ertesi gun carmihta olmeden once.


Kase

Konu uzerindeki zengin Ortacag yazinindan anlasildigi kadariyla, pesine dustukleri bu kase de Kral Arthur'un efsanevi Yuvarlak Masa Sovalyeleri gozunde La Cena gibi kutsalligi somutluyordu. Ancak onlarin, onikinci yuzyilda, Arimatheali Joseph tarafindan Ingiltere'ye getirildigini one suren anlatilara dayanarak pesine dustukleri ozel bir iyilestirme gucune sahip Kutsal Kase ile ilgili, bakin, online Hirstiyan'in gazetesi Maranatha Christian Journal - News and Views for Today's Online Christian in 9 Subat 1999 tarihli sayisinin "kapak" haberinde neler anlatiliyor "Incil Arastirmacisi Kutsal Kase'nin Kilden Bir Kap Oldugunu One Suruyor" basligi altinda, 7 Mayis 1998'de gonderilmis bir haber bu.

Habere gore, Kutsal Kase, yani Isa'nin son yemeginde kullandigi efsanevi sarap kabinin Ortacag destanlarinda tanimlandigi gibi gosterisli bir metal kadeh olmadigi neredeyse tumuyle kesinlik kazanmis. Kudus'deki Erken Hiristiyanlik Arastirmalari Merkezi'nin muduru Stephen Pfann'a gore, Son Yemek'de kullanilan icecek tasi buyuk olasilikla mutevazi bir kilden kapmis. Amerikali bir Incil arastirmacisi olan Pfann bu sonuca, Olu Deniz parsomenlerini yazan Qumran'daki bir Yahudi mezhebinin ayin yemeklerinde kullanilan comlek parcalari inceledikten sonra varmis. Pfann Kudus'deki haber ajansi ENI ye (Ecumenical News International) yaptigi aciklamada, uzerinde calistigi comleklerin buyuk olasilikla Isa ve Havarileri tarafindan kullanilanlarin cagdasi oldugunu, bugune kadar bulunan en yakin orneler olduklarini aciklamis. Qumran'da iki farkli kilerde bulunan comlek turunun "ince-yanli" oldugunu ve siklikla "metal isi" olarak anildigini, metal olmadigini ancak parmakla vuruldugunda cinladigini anlatmis. Habere gore Pfann'in bu aciklamasi, Indiana Jones and the Last Crusade filminde Harrison Ford'a yasami pahasina raflar dolusu kadeh arasindan "Bu, bir marangozun kabi" diyerek sade bir kabin sectirilmesini hakli cikariyor.

Ancak yine de, boylelikle geri dondugumuz madde dunyasinda, kutsal nesne ve yerlerin arkeolojik buluntu olarak benimsenmesini saglamak pek guc. Bunun iyi bir ornegini, Efes antik kenti yakinlarindaki Meryem Ana Evi olarak bilinen yer gibi, gercekte adini aldigi donemden cok daha yakin gecmiste insa edilmis olan, Isa'nin son yemeginin mekani olarak bilinen Ust Oda veriyor. Kudus'e yolunuz duserse, Sion Dagi'nda, Fransisken evinin hemen arkasinda. Anlatildigina gore, Oda'ya girince kendinizi genis bir salonda buluyorsunuz. Odanin ust ortusu, mekani uce bolen uc ayak tarafindan tasiniyor. Ayaklar ve ayaklari birbirine baglayan kemerler, pencereler ve Gotik tarzindaki diger mimari unsurlar odanin, Haclilar tarafindan, buyuk olasilikla Kudus'de insa edilen ilk kiliselerden bile daha eski bir yapinin uzerine ondorduncu yuzyilin baslarinda insa edildiginin acik bir gostergesi. Arkeolojik arastirma sonuclarina gore, bu daha eski yapi, Kudus'un ilk Hiristiyan halkinin kilise-sinagoguymus. Ziyaretciler icin hangisi baskin gelir sizce, arkeolojik arastirma sonuclarinin bilgisi mi, yoksa Isa'nin bulundugu ve son yemegini yedigi yerde bulunuyor olmanin buyusu mu?


Toprak

Bu seceneklerin ilki bizi Italya'nin Bati sanatinin ustunlugunun birer yasayan kaniti olarak izleyenleri adeta resmedilmis sahnenin bir parcasi olduklari duygusuna surukleyen o sanat harikalarindan topraga geri indirir; Orta Dogu topragina. Hatta belki de ilk bakista niyeti "ticari" olmaktan ibaretmis gibi gorunen o biraz once sozunu ettigim, agdaki "Son Yemek" sayfasina. O sayfayi hazirlamak icin yapmis olmalari gereken yolculuk, Pasolini'nin Aziz Matta'ya Gore Incil icin Orta Dogu'da yer arama yolculugunu anlatan belgeseli cagristiryor. Filmin kendisi ise Kazancakis'in Gunaha Son Cagri kitabini, kitaptan Martin Scorsese'nin cektigi filmi ve Peter Gabriel'in yaptigi muzigi animsatiyor bana, Passion'i. Neden, derseniz, belki de Pasolini'nin dedigi gibi, gercekten de kutsal olan gercek olandir; insan varliginin kutsal olanla baglantisi gundelik yasamin icindedir, gundelik yasam icindeki kutsalliktadir . Peki Orta Dogu'nu tasi topragi daha mi "gercek"tir tum o celiski dolu dinbilim anlatilarindan ya da Da Vinci'nin La Cena'sindan? Yanitlanmasi guc bir soru.

Belki de aslinda bunlarin tumu belleklerimizde birer oyuk birakiyor, kimi birbirine kosut, ayni yonlenis ve yogunlukta, birbirini guclendirir nitelikte, kimi ise kapsayici bir yorumun tutarliligina tumden engel olacak derecede farkli digerlerinden. Sonuc, karmasik bir karisima giden ustuste bir izdusum, tipki "Son Yemek Varsayimi"na neden olan gibi. Bu varsayimi bana uyarlarsak, benim "son yemek"im herhalde Gunaha Son Cagri, Passion ve The Last Temptetion of Christ uclemesi; gercekten kati-kumlu, zor cignenir, zor yutulur, yutuldugunda mideye oturur, sonunda sindirildiginde bile tum dislerde izi kalir bir menu en azindan benim icin oyleydi. Ama Messiah ve Requiem de hep bu desenin parcasi olarak kaldi.

Peki ne oldu bana zor gelen bu yemegin sonunda? Giritli bir yazar Kilise tarafindan aforoz edildi ama o h,l, bazilari icin dunyanin en iyi yazarlarindan biri. Istanbul'da filmin gosterimini engellemek icin bir sinema bombalandi ama meraklisi yine de gordu o filmi, etkilendi. Ama, tum bunlarin da otesinde, birileri h,l, tum bu izlerin altinda dostlariyla yedigi yemek dunyanin en unlu yemegi olan o Musevi dogan cocugu ariyor.



Notlar:

Eisenstein, I., 1980. Jewish History and Society - Religious Traditions and Customs', Encyclopedia Americana - Volume 16. Danbury, Connecticut: Americana Corporation, s.122-123.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1