| |
Sinemada
Yemek Uzerine Baglantisiz Notlar - Selim Ergun
1.
"Uzay Yolu"nda yemek yemezler, hap icerlerdi. Icinde
yasadigimiz dunyaya oradan baktigimizda yemek ilkel bir faaliyetti.
Sahi, siz gemi murettebatinda gobekli birini hatirliyor musunuz? Ben
hatirlamiyorum...
80'ler bilimkurgu sinemasinin oncu filmlerinden Ridley Scott'in
yonettigi "Alien"de kahramanlar uzun bir uykudan uyandiktan
sonra hep beraber yemek sofrasina otururlar.
Uzayda bir aksam yemegi... Bu, cok az insan farketse de, Scott'in
bilimkurguda yaptigi ihtilallerden sadece biridir... "Uzay
Yolu"nun rengarenk haplariyla dayatilan sterilizasyon bitmis, yemek
geri gelmistir. Ne yazik ki yaratik da bu son aksam yemegi sirasinda
dogar.
Herkes John Hurt'un kusacagini dusunurken, midesini delen bebek disari
firlar. Bir ihtilal daha...
2.
Unlu yildizlarin oynadigi, buyuk butceli gorkemli Hollywood
produksiyonlarinda eger bir yemek sahnesi varsa, bilin ki bu sahnede
kimse bir sey yemeyecektir. Yemekler onlerinde dururken, bu istahsiz ve
zevksiz insanlar nedense yemekten daha onemli olan baska seyler uzerine
konusacaktir. Gercek disi bir sey bu... Saglikli ve midesi bos bir
insan, kim olursa olsun guzel bir sofrada leziz yemekler karsisinda
tepkisiz kalamaz, konusacagi her neyse, onu sonraya birakip once karnini
doyurmaya calisir ve yemek yer. Bu filmlerde ise insanlar, guzel bir
sofraya dizilmis leziz yemekler onlerinde dururken, sanki hic ac
degillermis gibi baska seylerle ugrasirlar. Eger bir sey yerlerse de
catallariyla aldiklari kucuk bir parcayi istahsizca sakiz gibi
cignerler...
Isin dogrusu, sinemada yemek sahnesi cekmek kolay degildir. Cunku bir
sahne en az 3 kez tekrar edilir ve bazen bu tekrarlarin sayisi 20'ye
kadar cikar. Yani herkesin erkek - kadin diyet yaptigi Hollywood'da
hicbir yonetmen hicbir oyuncudan 20 kez ayni lokmayi yutmasini
isteyemez. Boyle bir sahnede oyuncularin onunde duran tabagin
devamliligini saglamak da zordur. Dolayisiyla bu sahneler, oyunculari
istahsiz, yemek yemeyen insanlar olarak gosterir. Hatta bazi filmlerde
dikkat edilirse, kahramanlarin neredeyse hicbir sey yemeden, tuvalete
girmeden yasayip gittikleri gorulur. Gundelik hayat aktiviteleri dus
almak, kahve ve viski icmekten ibarettir...
Bu konuya hassasiyet gosteren yonetmenlerin yonettigi filmlerde ise
oyuncular sofraya oturdular mi, normal insanlar gibi istahla yemek yer
ve yemek uzerine birkac lakirdi etmeyi de ihmal etmezler.
Isin cekim sirasindaki zorluklari ne olursa olsun, bu dunyada guzel bir
sofrada leziz yemekler onlerinde dururken istahsiz istahsiz birbirine
bakan insanlarin sayisinin cok fazla oldugunu sanmiyorum.
3.
Turk filmleri ve dizilerinde yemek sahnelerinde kullanilan ve hic
vazgecilmeyen kliseler vardir. Bu filmleri yazip yonetenler Turkiye'deki
butun ailelerin sabah ne pahasina olursa olsun kahvaltiya oturdugunu,
beyaz peynir, zeytin, recel ve beyaz ekmek yiyip ince belli kucuk cam
bardakta cay ictiklerini dusunurler. Evet bu belki, folklorik anlamda
bir sey ifade edebilir ama Turkiye'de her ailenin boyle kahvalti
ettigini sanmiyorum. Alt orta sinif Turk ailelerinin her turlu yemege
corbayla basladigi saplantisina da katilmiyorum. Evin annesi dumani
tuten buyuk bir tencereden tabaklara corbayi doldurur ve yemege
oturulur. Kimsenin aklina baska yemek gelmez...
Diger kliseler: Sevgililer luks bir restoranda yemege gittiklerinde
garsonlar onlara anlamadiklari fransizca yemeklerden bahseder... Bu tur
yemekleri telaffuz edenlere de, yiyenlere de zuppe gozuyle bakilir...
Suphesiz iyi yonetmenler bu kliseleri kullanmaz ve gundelik hayatin
olagan ayrintilarina saygi gosterirler. Yillar once seyrettigim bir
filmde -sanirim "Kursun Ata Ata Biter"de- doguda evin
misafirlerine ikram edilen yemegi gordugumde yonetmeni gercekten takdir
etmistim. Bu belli ki o yoreye ozgu bir yemekti. Ortada duran ve agzina
kadar pilav dolu bir tepsinin ustune tepeleme parca et dolu bir tas
bosaltiliyor ve misafirler onlerindeki yufka ekmeklerle bu yemekten
yiyorlar, yaninda da ayran iciyorlardi.
"Sen Turkulerini Soyle"de Kadir Inanir'in tek cekim tek planda
en az 9-10 tane zeytinyagli sarma yedigi sahneyi de burada anmak
istiyorum. Bu filmin yonetmeni Serif Goren'in "Kan" filminde
de guzel bir solen sahnesi cektigini soylemeliyim. Yemek gibi gundelik
hayatin en onemli aktivitelerinden birinde gostereceginiz ayrinti
titizligi filmin dunyasini inandirici kilmakta cok buyuk bir onem tasir.
4.
Italyan yonetmen Pier-Paolo Pasolini "Salo"da oyuncularina
insan pisligi yedirir. Bir tur cikolata oldugunu bilirsiniz ama mideniz
yine de bulanir.
Iktidarin son noktalarindan biri iskencedir; iskencenin bir cesidi de
birine zorla insan pisligi yedirmektir. Gunumuzde gorulen ve uygulanan
bir yontem... Yani, Pasolini'nin asiriya kactigini soylemek cok da
anlamli degil.
5.
Turkiye'de "Gozler ve Sozler" adiyla oynayan "Truth About
Cats And Dogs" filminin bir sahnesinde surekli rejim yapan
fotomodel-oyuncu kiza (Uma Thurman), yeni tanistigi bir erkek tarafindan
bir pasta yedirilir. Bu, dupeduz bir sevisme sahnesidir. Kiz herseyi
unutur ve agzina aldigi ilk lokmalarla birlikte kendinden gecerek
pastayi istahla bitirir. Gunah islemistir ama aldigi zevk kisa sureli de
olsa cok derindir...
6.
"Bir Zamanlar Amerika" filminde 9-10 yaslarinda bir cocuk,
mahallenin kucuk fahisesine orasini gostermesi karsiliginda bir pasta
goturur. Kiz kapi onunde elinde pastayla duran cocuga "Dur biraz
bekle!" der ve kapiyi kapatir. Cocuk pastayla bas basa kalir, once
parmagiyla kremasindan biraz alir, sonra biraz daha, biraz daha...
Derken kendini kaptirip pastaya girisir ve mideye indirir. Burada pasta
cocuk icin en az kadin vucudu kadar karsi konulamaz bir seydir.
7.
"Amadeus" filminde Salieri Mozart'in genc karisinin agzindan
laf almak icin yaninda getirdigi sekerlemeleri sunar ona. Genc kadin
Salieri'yle konusmasinin dogru olmadigini hissetmekte ama sekerlemelere
dayanamamaktadir, Salieri sanki onu bastan cikarmaktadir.*
8.
Yemek hafife alinmayacak kadar onemli bir sosyal aktivitedir. Ve
sinemacilarin sirf cekimler daha basit ve problemsiz gecsin diye gercek
hayatta olmayan bir yemek kulturu yaratmaya hakki oldugunu sanmiyorum.
Amerikali film yonetmeni John Waters bir filminde, yuz kiloluk travesti
oyuncusu Divine'a kopek pisligi yedirir; film hilesi yok, tek plan tek
cekim... Studyo yonetmenleri oyuncularina bir parca biftegi bile
yediremezken o kopek pisligi yedirir: Radikal ve saglam bir tavir.
|