Yemek

  Aynalar Hep Yalan Soyler... mi? - Yesim Altuncu


Insani buyuyen, gelisen bir canli olarak kabul ettigimiz surece, yeme ihtiyacinin karsilanmasi kacinilmazdir. Beslenme bir anlamda bireyin ic ve dis dunyasi arasindaki fizyolojik kopruyu kurar. Insanin gelisimine bakildiginda, ilk beslenme ihtiyacinin karsilanmasi anneyle iletisimi saglarken, ayni zamanda bebegin psikolojik ihtiyaclarini da giderdigi gozlenir. Cocugun anneye karsi gosterdigi ilk eylem, genelde yemek yememektir. Benlik kavraminin gelisimi ve beslenme iliskisine bakildiginda, benlik olusumunda meydana gelecek aksamalarin yeme bozukluklarina donusmesi bazi kisilerde beklenen bir tepkidir. Bu tepkinin tedavisi, bazi yaklasimlarda beslenmenin sembolik islevini yerine getirebilecek sagaltici araclarin aranmasi yonundedir. Bu noktada, yeme bozukluklarindan biri olan anoreksiya nervosada beslenmenin islevine ve kullanilabilir tedavi yontemlerinden biri olan sanat terapisiyle iliskisine bakalim.

Genellikle ergenlik donemiyle uyarilan anoreksiya; kendini istahsizlik, kilo kaybi, kilo almaktan duyulan asiri kaygi olarak ortaya koyar. Hastalik %95 oraninda kadinlarda rastlandigindan bir kadin hastaligi olarak algilanabilmektedir. Kavramin Latince kokenleri incelendiginde anoreksiya, asiri istahsizlik, nervosa ise coskusal sebepler anlamina gelmektedir. Morton (1689) ise sinirlerin tuketimi (consumption of nerves) olarak tanimlayarak veremden ayirmistir.

Anoreksik bireyde kilo kaybindan cok sismanlamaktan dolayi duyulan korku ve endise hakimdir (1). Bu tespitten anlasilacagi gibi kisinin kendini nasil tanimladigi, hastaligin gelisimi acisindan onemli bir etmendir. Bundan dolayi, anoreksik bireyin benlik yapisinin yeterince saglam olmamasi kendine yabancilastigi seklinde yorumlanabilir (2).

Yabancilasma beraberinde bir anlamda disa bagimli bir yasam bicimini de getirir. Baska bir deyisle, benligin algisi ne kadar kisisel etmenlere endeksliyse, benlik tanimi da ayni oranda toplumsal yargiya baglidir. Baska bir deyisle toplumda yaratilan kodlar, ornegin fiziksel guzellik anlayisini belirli bir cerceveye oturtur. Benlik tanimi ve algisi arasinda olusan bu ikilem baglaminda ortaya cikan senaryoya gore; ozellikle medya tarafindan temsil edilen toplumsal yargi, kisinin kendini tanimlamasinda onemli rol oynarken, ayni zamanda kilo ne kadar normal olursa olsun 'aynalar hep yalan soyler' duygusunu yaratir. Bu senaryoda gercek goruntu, cocukluk ve ergenlik doneminin icsellestirilmis aynasinda gizlidir. Freud, hastaligin olusmasinda bireyin yuksek ahlaki yapiya sahip olmasinin, id'in temsil ettigi bedensel durtulere karsi daha sert bir tepki yaratacagindan sozeder.

Benlik yapisinin zayif ve cevresel etmenlerin degisime acik oldugu ortamlarda, zaten stabil olmayan benlik organizasyonu tehdit altindadir. Bu nedenle ergenlik doneminin kritik bir onemi vardir. Aynadaki goruntunun hizla degistigi bu surecte ruhsal yapi olumsuz yonde etkilenir (3). Ruhsal dengenin korunmasi amaciyla benlik organizasyonuna da uygun olan bir yontem aranir. Beden ve benlik iliskisinin henuz cok yakin olarak tanimlandigi anoreksiyada birey cozumu, psikolojik catismalarini beden uzerinde somutlastirmakta bulur. Bir anlamda beslenme, bireyin disa donuk, tatmin edilemeyen butun arzularini simgeler (4). Yemek yeme ile yememe arasindaki cizgi, dis dunyayla iletisimde onemli bir kesisim noktasi yaratir. Kisaca birey, benlik uzerindeki denetimini saglamis ve degisimi engellemistir. Gorev tamamlanmis, gelecegin yetiskin kadini cocuk bedenine hapsedilmistir. Baska bir deyisle, Beslenmeye karsi gosterilen bu direnc, gelisimin ya da buyumenin getirecegi her turlu olumsuzluga karsi guvenli bir savunma mekanizmasi islevi gormustur.

Dis dunyayla guclu bir denetim iliskisi icinde bulunan anoreksik bireyin tedavisi de ayni oranda guctur. Cunku sembolik anlamda meydana gelen ice almama, sagaltici ic gorunun de kazanilmasini zorlastirir. Bu tur bireylerde sozel terapilerin yaninda, sanat terapilerinin kullanilmasi cesitli acilardan uygun gorulmustur. Sanat terapisi kisaca, resim, heykel ve muzik gibi alanlarin sagaltici etkilesimde kullanilmasidir. Anoreksik bireylerde resim ve heykel gibi elle tutulur obje kullaniminin bireyin disavurumunu saglamasi ve denetim arzusunun tatmini acisindan etkili oldugu gorulur. Resimle yaratilan gorsel ifadenin bireysel sureclere bagli olarak zaman icinde degismesi, bir anlamda anoreksik bireyin degisim karsisinda gosterdigi direncin kirilmasi yonunde pozitif bir itki yaratir.

Resmin ic catismalarin disavurumu ve somutlastirma islevi ile hastanin arzularini beden araciligiyla yansitmasi benzerlik gosterir. Bu noktada, yapilan resmin kalici olmasi ve bireyin hazir oldugu zaman gecmiste yaratilan objeye geri donebilme olanagi, koruyucu ve guvenli bir ortamin olusmasini saglar (5). Dolayisiyla anoreksik birey, hem bir disavurum objesine hem de hazir oldugunda icsellestirebilecegi bir materyale sahip olur. Saglikli bir benlik organizasyonun ilk temelleri, kisinin beslenme ile kurdugu iliskinin resimle yer degistirmesine atilir. Bu yer degisimi, ic aynadaki goruntunun resmin uzerine yansimasi ve yansiyan goruntunun gercek bir goruntu haline donusmesidir.

Kaynaklar:

1) Davison,G.C.Neale,J.M.(1986)Abnormal Psychology: An experimental clinical approach. New York: John Wiley&Sons; 391
2) Erikson, (1959).Psychological Issues: Identity and the life cycle.New York: International Universities Press.
3) Murphy,J.(1984)The use of Art Therapy in the treatment of anorexia nervosa. Edit. Tessa Dalley.Art as Therapy:An introduction to the use of art as a therapeutic technique.London:Tavistock Publications.
4) Ogden, T.H.(1989)The Primitive Edge of Experience.London:Maresfield Library.
5) Schaverien,J.(1998) Desire and the Female Therapist :Endered gazes in Psychotheraphy and art therapy.London:Routledge.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1