Yemek

  Kirmizinin Istahi - Nazli Okten


Benim Adim Kirmizi'da yemek bahsi cennetin nimetleriyle baslar: Ibn-i Arabi'nin sozunu ettigi sutten, saraptan, tatli sudan ve baldan olusan dort irmaga, dolgun meyvali agaclara rastlayamayan olunun hayal kirikligiyla. Araf'ta duranin, dunya nimetlerinden koparilmis, oyunun disina atilmis ama bizim oyunumuzun yani romanin merkezinde bir yerde, ama bir kuyunun icinde bekleyen olu bedenin hayal kirikligiyla. Kara Kitap'in apartman boslugu denli huzunlu, sulari cekilmis bogaz kadar kor bir kuyuda. Dolyolunda sikismis ve dogmayi bekleyen bir bebek gibi.

Sonra, uzun suredir uzak kaldigi kentin haberlerini Kara'ya yetistiren tursucu ve cigerci yedirip icirdiklerini sindiren bedeni gibi anlattiklarini sindirmeyi bekleyen beynini doldurup onu kentin sokaklarina salarlar. Boylece girdigi nakkaslar kahvehanesinde (kahve bahsine hic girismiyoruz basli basina bir yazinin konusudur) ilk rastladigi imge, efendisinin soydugu kurbanlarin kaynatilmis etiyle beslenen ve cig etten hoslanmayan bir kopektir. Ayni kopek kimi zaman cellatlarin ibret olsun diye firlattiklari idamlik etiyle beslenir kimi zaman da basibos kopek ve kedileri beslemek uzere kurulmus vakiflarin rizkiyla.

Istanbul hayatinin, urkek ama saldirgan, gunduzun kenarinda, gecenin basucunda duran taniklari ve saniklari kopekler, cemaatin ici ve disi arasinda gidip gelirler. Cemaati izler ve sindirirler (Hem yiyip sindirir hem korkutup sindirir. Mai ve Siyah'ta Ahmet Cemil, ders verdigi evlerden donerken en cok Istanbul'un meshur kopek surulerine yakalanmaktan korkar. Yuzyil basi kartpostallarinda Istanbul'un basibos kopekleri baslikli fotograflara bile rastlanir). Iste bu kopegin Erzurumlu Vaiz'in etini celladin elinden yeme arzusu, cemaat icin oldurup yoketmekle sindirip kendisine dahil etmek, ozumsemek (asimile etmek) arasindaki cizginin inceliginde dile gelir.

Hem iceride hem disarida olan bir baska kahraman, bohcaci kadin Esterdir. "Torenleri, kalabalik icinde bir kara koyun oldugumu unuttugum kadar, doya doya tikindigim icin de severim" deyip ballandira ballandira yediklerini anlatir. Aslinda ikisi birbirinden ayri degildir, kalabalik icinde bir kara koyun oldugunu, herkesle birlikte ayni seyi ayni anda yedigi icin unutur, ayni seyleri yemek ya da yememek, cemaatin icine alan ve disinda birakan sinirlari cizer. "Musluman milleti tavuklarin basini ve ayaklarini neden yemezler" diye sorar Ester, Kara ile Sekure'nin arasini bulmak icin gidip gelirken.

Sekure'yi kayinpederinin evinden almaya giden Kara, Ester'i yaninda goturmek icin evine ugradiginda Ester mercimek corbasini kasiklamaya hazirlanmaktadir. Ayni corba Sekure'nin kayinpederinin sofrasinda karsilar Ester'i, tum bu stratejik hay huy arasinda hayatin kendi basit gercekligini dayattigini hatirlatir gibi. Ayni mercimek corbasi kis sabahlari nakkashane ciraklarinin icini isitmistir.

Helvalar, saray mutfagindan nakkashaneye de gelse, bir komsu evinden olu evine de gonderilse yiyenleri o sekerli tadin hazzi icinde eritip gider. Oldurulen Zarif efendi'ye gonderilen helvaya, Sekure'nin babasinin olumunde mukabele etmeyen Kalbiye Hanim gonderdigi mesaji boylece yerine ulastirir. Olu evinde ve dugun evinde yenen yemek ya da helva kaybedilenlerin yerini doldurup kazanilanlarla paylasmayi isteyen cemaatin baglarini siklastirir. Titreme hastaligi yuzunden nakkashaneden ayrilmak zorunda kalan yasli tezhip ustasi ancak lokma tatlisiyla gelerek varligini topluluga tekrar benimsetir kisa surelerle de olsa. Sekerli yiyecekler iplerden de siki baglar insanlari birbirlerine. Kara, dugun gecelerinde olumu ertesi gun helvalarla mesrulasacak olan kayinpederinin cesedinin elini optukten sonra Sekure'nin agzinda cocuklarin atistirdigi akide sekerlerinin tadini bulur.

Nikahi kiymak icin eve gelecek imami kandirmaya altinlar yetecekse de bademli, kuru kayisili ic pilav vaadi, duyulari gidiklayip isleri hizlandirmayi hedefler. Baska bir yerde bir kefal corbasi Sekure'nin evi bosaltip Kara'yla bulusmak icin gelistirdigi basit bir stratejinin unsurudur. Cocuklar ve hizmetci balik almaya gonderilir (balik mazeret, carsidan ayrica cocuklara alinacak cevizli sucuk ve sarica incir rusvettir); goren olursa balik almaya gidiyorum diye evden cikilir ve adeta bir ceza gibi donuste evde baba olu bulunur. Katil, turunc receli kupunu kirmistir. Kefal corbasini hazirlamaya koyulan Hayriye, efendisinin oldugunu ogrendiginde bir ciglik atip kefal yerine elini kesiverir. Akan insan kani sadece verilen kurbanin yasini tutmaz. Sekure ve Hayriye arasindaki guc dengesi bu olumle bozulacaktir; Hayriye kendi yasini tutacaktir. Sekure�nin bitmek bilmez hesaplari, gizli oyunlari, kucuk mesajlari, tek varolma alanidir. Kendisine mesru bir gorunurluk ve varolma hakki tanimayan bir alanda kendi hayati uzerinde kontrol sahibi olmasinin baska bir yolu yoktur. Babasinin hurma ciceginden ilik kavisini odasina tasiyan sessiz bir golgeden baska bir sey olmak istiyorsa oynamalidir. Bazen kendine ragmen, bazen gonulden.

Bireysel stratejiler, hayatta kalma, varolma bicimleri, yollari, Benim adim Kirmizi�nin basrolunde dururlar. Kendilerine bile itiraf edemeyeceklerini bize itiraf eder kahramanlar. Olumun sirri bile sadece bir isimle saklanir bizden. Herbirinin elbisesini giyip ben olsaydim ne yapardim diyen yazar, hepsinin uzerinden muzipce nanik yapar bize. Oyle ki muzipliklerini Sari Nazim�i isin icine karistirmaya dek goturur. Ne denli iyi anlatirsam anlatayim bu bir hikaye, hangi zamanda hangi mekanda yazmak istersem oyle bir hikaye, burasi benim dunyam, sevdinizse hosgeldiniz, sevmedinizse gidersiniz, der gibidir. Tarihler ve kulturler uzeri ortak bir insan dogasina degilse bile hayatta kalma, varolani koruma ya da daha iyisine sahip olma stratejilerine inanmaniz gerek ama. Bir de basit ortakliklara, yemek gibi, sevismek gibi.

Benim Adim Kirmizi'da yemek, kendi kendimizi baska bir zamana, baska bir mekana goturmenin yanisira, bugunki yasantimizla oradaki ve o zamanki yasanti arasindaki baglantiyi da kuran bir eksendir. Tipki cografya gibi, binalar ve sokaklarin dunden cok farli ama bir o kadar da ayni olmasi gibi. Biz hem o hikayenin devamindayiz hem de disindayiz. Bir minyature bakar gibi, bunun bir temsil oldugunu bilerek, gerceklik yanilsamasini aramadan ama ayni zamanda tipki bir portreye bakar gibi, ne kadar da benziyor diyerek.

Katil varini yogunu yine eski bir mutfagin sonmus ocagina sakladiysa, katil su ya da bu bicimde disaridan geliyorsa bu bir tesaduf sayilamaz. Sonmus bir ocak, kaybedilmis insanlar, mazide kalmis bir altin devir, usutucu bir yalnizlik, olum... Birarada calistiktan sonra birbirinden koparilmis erkekler, evlerin kapilarinin ardina gizlenmis sozsuz bir dili konusmayi ogrenmis kadinlar, herkesin arasinda gidip gelebilen ama dogdugu yere donemeyen bir Ester, dogdugu uzaklarin yakinina kacacakken baskasinin olumuyle olen bir katil... Ama en cok da turunclu, fistikli, ilik bir helva tadi.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1