
Sonsuz
| Eski
Sehrin Nakislari - Idil Onemli
Bulutsuz gokyuzunde gunes, dalgin dalgin isiyordu. O ise ahsaptan, kemerli ve iki kanatli avlu kapisinin onunde oturmus, sag omzunu kapiya yaslamisti. Kollarini umarsiz iki yana sarkitmis duruyordu. Burnuna konan sinegi bir el haraketiyle kovaladi. Koyu mavi silebezinden gomlegi nefesiyle inip inip kalkiyordu. Buraya geleli ne kadar olmustu? Agir ve kipirtisiz ogle sonu gozlerinde sabitlesiyordu. Sanki kazik cakiyordu saatler gune, zaman gecmiyordu sadece eskiyordu. Yipranmis bir ayakkabiydi yasam insanlarin ayaklarinda... Her gun bir birinin ayni. Gunlerden carsamba miydi yoksa persembe mi? Karisiyordu hersey bu daginik kipirtisizlik icinde... Uzaktan bir cocuk aglamasi geliyordu. Etrafi bir kekre kokusu sardi, domates yuklu bir at arabasi sineklerin refakatinde ilerledi. Zavalli at derisini tiretti, kuyrugunu salladi. Sinekler dadagilir gibi oldular. Sonra sadakatlerinden midir nedir? Yine atin arkasina toplandilar. Bir motorsiklet sarsti gecti bu mayhoslugu. Kendi icine kapanmis bu yerde mesafelerin kisaligi harakatleride agirlastiriyordu. Ornegin; normalde yerim saatte yapilacak is saatlere yayiliyordu; dakikada yurunecek yol ise dakikalara. Asma dallariyla bezenmis damlarinda kis icin; biberlerin, uzumlerin, ipe dizilmis patlicanlarin, bamyalarin kurutuldugu; penceresi ve kapisi kaymis evlerde insanlar usul usul yasiyorlar. Zaman duse kalka ilerliyor bu sehrin dar sokaklarinda... *** Eskiden zenginligiyle unlenmis bu sehir guzel bir ruyadan uyanmis olmanin huznunu yasiyor simdilerde. Anneanne anlatmisti: "Ermeni evlerindeki, eski camilerdeki nakislara alem hayret eder, duvarlar ustundeki nakislari gorsen aklin gider... En bulunmaz mallar bulunurdu dukkanlarda, baska sehirlerden akin akin insanlar gelirdi alisverise... Simdi o gunler gecti gitti..." Saticilar bile soyluyorlarartik eskisi gibi degil diye. Dukkanlarin cogu kapanmis... "Anlasilan, eskiden kocaman bir alisveris merkeziymis bu kent, diye dusundu." *** Gunes yakiyordu. Yuzunun ve kollarinin yandigini hissediyordu. Off! ne kadar cok sinek vardi. Kollari, bacaklari sinek isirigi doluydu... Hava cok kuruydu, dudaklari catlamisti. *** Uc cocuk bos sokakta kosusturp duruyordu. Hepside koyu esmer tenliydi, icinde yasadiklari cevreye ve zamana karsi sekil almslardi, ceviktiler... Cocuklardan biri bir ciglik atti, ardindan: "Haydin Yahudi Kilisesine gidekte oynayak!", diye bagirdi. Sonra da kapi onunde kilim serip oturmus kadin topluluguna donerek: "Anaa! Biz Yahudi Kilisesine gidoruz!", diye Ermenilerden kalan bir siveyle seslendi. Ve kosmaya basladilar... Yarinsiz, zamansiz bir simdi icinde... *** Unutus ise gercek gucunu yavas yavas gosteriyor; eskimis yapilarin catlaklarindan iclerine suzuluyor. Yavas yavas ama surekli buyulu ninnisini soyluyor... |
