Sonsuz

  Evrim Sonsuzluk mudur? - Tansu Celikel

 

bu bahce, bu nemli toprak, bu yasemen kokusu, bu mehtapli gece
parildamakta devam edecek ben basip gidince de
cunku o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bagli olmadan vardi
ve bende bu aslin sureti cikti sadece...
ayrilik yaklasiyor hergun biraz daha
guzelim dunya elveda,
ve merhaba kainat.

Nazim Hikmet Ran

 

Yasamin yadsinmasi temel olarak yasamin bizzat icinde vardir, oyle ki yasam, daima onun zorunlu sonucuyla, yani daima icinde tohum halinde bulunan olumle baglantili olarak dusunulur. Yasamin diyalektik kavranisi bundan baska bir sey degildir. Ama bunu bir kez anlayan kisi icin, ruhun olumsuzlugu ile ilgili butun sozler degerini yitirir. Olum, ya onu meydana getiren kimyasal unsurlardan baska geriye bir sey birakmayan organik cismin cozusmesidir, ya da yalnizca insandan degil, butun canli organizmalardan suren bir yasam ilkesini, azcok ruh demek olan bir seyi de geride birakir. Demek ki, burada diyalektik yardimi ile yasam ve olumun mahiyeti konusunda basit bir aydinlanma, cok eski bir bosinani ortadan kaldirmaya yetiyor. Yasamak olmek demektir.

Doganin Diyalektigi, Friedrich Engels

 

Miller ve Urey'in deneylerinde uygun sicaklik, atmosfer sartlari ve basinc altinda inorganik maddelerden organik maddelerin sentezlenebileceginin gosterilmesi biyolojide oldugu kadar diger bilim dallarinda da ilgiyle karsilanmisti. Aslinda yaptiklari gunumuzden milyonlarca yil, canlilar varolmadan ise sadece bir kac yuzyil onceki atmosfer ve dis kosullari tahmin etmek ve bunlari deney duzenegi icerisine kopya etmekti. Kopya edilen duzenek eksiksiz calisti. Sisteme koyulan dort temel inorganik (canli olmayan) iyon (karbon, hidrojen, oksijen ve azot) deney duzenegi icerisinde ilerledikten ve bu surec bir sure tekrarlandiktan sonra duzenekteki toplama kabinda organik maddelerin (canli yapisinda gorev yapan molekuller) biriktigi goruldu.

Iste bu deney sonucunda olusan ve canlilik oncesi zamanda dunyada daginik olarak bulundugu varsayilan organik molekuller, evrimin sonraki basamaklarinda biraraya gelerek onceleri mitokondrium'u olusturacakti. Mitokondriumlar, insan vucudu da dahil olmak uzere, canli organizmalarin enerji ihtiyacini karsilayan yapilar olarak bilinirler. Canliligin kokenine iliskin olarak ilk var oldugu kabul edilen bu yapinin daha sonra etrafinin, kendi etrafindakinden baska ikinci bir cesit hucre zari tarafindan cevrilmesi ile ilk 'yasayan' hucre kavrami dogmus oldu.

Ilk 'yasayan' canlilarin benzerleri gunumuzde hala var olan viroid ve viruslerdir. Bunlar genellikle en basit canlilar olarak siniflandirilmak ile beraber yapisal ozellikleri sayesinde canlilik siniflandirilmasinda tek hucreliler ile birlikte siniflandirilabilirler.

Viroid ve virusleri sonralari ilkel yapili tek hucreli organizmalar takip etti. Bunlarin aslinda viroid ve viruslerden tek farklari herhangi bir konak organizmaya ihtiyac duymadan yasayabilmeleriydi. Bu basit gibi gorunen ozellik, biyolojik olarak bir organizmaya (canlilik siniflandirmasinda tek hucrelilerden sonra gelen bir sinif) ait tum yapisal ve fonksiyonel sistemlerin tek hucrelilerin o milimetre kareler ile ifade edilen hucre yuzeyine sikismasina neden olur. Bu ozellikleri ile cok hucrelilerin birer kucuk kopyasi olarak gorulurler. Zaten fonksiyonel olarak bakildiginda bile onlarin beslenmeden sindirime, solunumdan bosaltima her islevi tek baslarina sadece bir hucre icerisinde yapmalari, onlari belki de bugunku modern organizmalarin ilk isareti olarak kabul etmemize sebep olabilir.

Tek hucrelilerin ortaya cikisi ve yuzmilyonlarca yil bencil, tek basina bir hayat surmelerini takiben once yasama fonksiyonlarinin paylasimi esasini tasiyan koloniler olusmustur ve onlari da cok hucreli organizmalarin olusumu izlemistir.

Iste gunumuzde ciplak goz ile ulasabildigimiz her yerde gordugumuz canlilik yapisi bu asamadan sonra olusmustur. Onceleri kolonilesme surecinde biraraya gelen tek hucrelilerin kurdugu birliktelikler sistemleri olusturmuslar, sonralari ise bu sistemlerin meydana getirdikleri fonksiyonlar (solunum, korunma, beslenme vs.) cok hucreli organizmalarin birer parcasi haline gelmislerdir.

Tum bu basamaklarin milyonlarca yil icerisine dagilmasi ve birbirlerini takip etmesi ile birlikte inorganik iyonlardan, organik molekullerin olusumu sureci tamamlanmistir. Bu basamaklar artik bir daha yasanamayacaktir. Cunku Miller ve Urey'in deneylerinde gosterildigi gibi bu yapisal degisimin olusabilmesi icin gerekli olan sadece inorganik iyonlarin varligi degil ayni zamanda ortam sartlarinin tekrarlanabilmesidir. Deney duzeneginin de bize bu konuda soyledigi gunumuzde atmosferin oksijen icermesi nedeni ile bu evrim sureclerinin bizim icin cok gerilerde kaldigi ve evrimin 'yapim' surecini bitirip 'yikim' surecinde oldugudur.

Yikim surecinin gizemi belki yapim ile karsilastirildiginda cok siradan gozukmesindedir. Mantik olarak, ilkel inorganik maddelerden meydana gelen ileri organik molekuller de yikilirken, olusurken gecirdikleri basamaklari ters bir yonde izlemeleri gerektigi dusunulebilir. Fakat pratikte bu sekilde olusamaz. Cunku evrim surecinin herhangi bir parcasinda geriye dogru isleyen basamaklarin varligi kanitlanamamistir.

Insan oldugunde gomulur, bir sure aglanilir ve unutulur. Ve iste bu basamaklardan sonra yikim devreye girer. Ðnsan vuvudu topraga ilk girdiginde tum yapisal sistemleri varligini devam ettirmekte fakat fonksiyonel olarak bunlarin aktiflesmesini saglayacak her hangi bir etki bulunmamaktadir. Ðste bu hassas denge yikim icin gerekli tum basamaklarin baslamasi icin bir tetikleyici gorevi gorur. Onceleri toprak altindaki bakterilerin etkinligi altinda insanin dis yuzeyindeki organik molekuller parcalanmaya butunlugunu kaybetmeye baslarlar ve zaman ilerleyip yuzey curumeye, parcalanmaya basladiginda sira daha alt dokulara gelir. Aslinda bu surec icerisinde olan tek bir sey vardir ki; o da hucreleri olusturan organik yapili dizileri birbirlerine baglayan baglarin ortadan kaldirilmasidir. Bu baglarin acilmasi ile organik diziler uzun zincirler haline gelir ve daha sonra da bunlar daha kisa zincirlere ayrilirlar. Ðste yapim sureci icerisinde gecirilen uzun basamaklar, yikim surecinde cok daha kisa bir sure icerisinde gerceklestirilir. Bu surec yikim asamasinda yaklasik 40 yil kadardir.

Tum bu basamaklardan sonra olusan kisa zincirler en sonunda topraga karisirlar ve topragin organik yapisini olusturular. Bu organik yapidan ilk olarak bitkiler, toprakta yasayan veya toprak yiyerek yasayan canlilar yararlanirken bu canlilar ile beslenen canlilarin varligi ile de olusturulan besin zinciri ile beraber bu olu insanlardan elde edilen organik zincir dizileri soframiza kadar gelir.

Aslinda gerek 'yapim' gerekse de 'yikim' olaylarina baktigimizda, temel bir kac iyon ve molekulun cevre sartlarinin etkisi altinda degisime ugramasi ve belirli bir zaman sureci sonucunda yine basladiklari yere donmesi evrimin biyolojisi acisindan sonsuzlugun bilimsel aciklamasi olarak kabul edilebilir. Cunku en azindan bazi bilim dallari icin asil olan, fonksiyonel en buyuk yapi degil, bunun otesinde yapisal ve fonksiyonel birlikteligi olusturan en kucuk yapi taslarinin varligi ve gecirdigi sureclerdir.

 

Hosted by www.Geocities.ws

1