Rüya

  Karanligi Catallanan Goz - Artug S

 

Kalan bir kolumla icine dustugum kabusu yazmakla vakit mi harciyorum dersiniz? Emin olun hic umurumda degil. Bana ait hicbir sey kalmazken, herseyim yavas yavas calinirken, oturup, bana ait olamayacak bir zamani nasil daha iyi harcardim diye dusunecek degilim. Yarattigim o sey'in bana neler yaptigini, bana ne tur acilar cektirdigini; ve su an bile zihnimin silinmeye devam eden yerlerinden zar zor cikardigim, bir sure sonra da artik baskasinin gecmisi olacak felaketleri yazarsam, birgun biraktigim bu ipuclariyla kendimi tekrar yaratabilirim belki.

Evet ben de herkesin yaptigini yaptim. Hayatim boyunca, herseyimi verebilecegim aski ve o kadini arayip durdum. Yillarimi umutsuzca harcadim. Soylemeye gerek var mi bilmiyorum, umutsuzluk ve hayal kirikliklari yakami birakmadi. Elbette boyle olacakti. Elbette isin basinda goze almistim gittikce dayanilmaz hale gelecek geceleri. Ama artik yasli sayilirdim ve gun gectikce goze aldigim acilardan daha fazlasiyla karsilasiyordum. Sizi sikmak istemiyorum; herkesin bildigi bu acilari anlatmayacagim daha fazla. Sonucta bu acilardan dolayi intihar etmedim ya da delirmedim. Kendimi oyalamayi ogrenmeseydim, oynadigim oyunun icine dusmeseydim boyle, belki ikisinden biri olabilirdi sonum. Oysa simdi anliyorum, sadece hic dusunemeyecegim garip sonumu ertelemeyi basarabilmisim.

Kadinlari seyrederdim. Yoldan gecenlerini, kafelerde oturanlarini, sevgilisine siki siki sarilmis olanlarini, otobuse yetismeye calisanlari vs.vs. Kendimi saklayarak seyredebiliyordum. Beni farkeden vardiysa bile hemen unutuyordu. Cunku tanri tarafindan verilmis bir yetenegim var benim; unutulmak! Asla akillarinda tutamadilar beni, asla!

Seks ise coktan hayatimi terketmisti. Seyrettigim kadinlarin birer cinse! organi oldugunu biliyordum, ama anlam veremiyordum buna. Kendi penisimin yerini de, gunde birkac defa musallat olan cisin agirligiyla animsiyordum.

Herneyse; hepimiz, boyle surup giden bir hayatin bile, bazen boyle surup gidemeyecegini biliriz. Biliyordum. O sabah yataktan kalktigimda, gunesin rengi bile baska bir kapinin acildigini haber veriyordu bana. Disari ciktim. Her zamanki gibi yurudum. Her zamanki gibi seyrettim. Gorunurde bir sey degismiyordu. Ama sevgili bayim, benim gibi yillarinizi beklemeye vermisseniz eger, sessizligin zaman zaman daha da sessizlestigini duyabilirsiniz. Acelem yoktu, duymustum.

Sonra, parkin birinde, kuslara yem atan kadini gordum. Bir sure seyrettim onu. Park cikisina dogru yurudugumde bir baska kadinla karsilastim. Yanimdan gecinceye degin, kendimi surekli unutturarak -yakin gecislerde kullandigim silahimdi bu-, onu da seyrettim. Menekseli teraslarin oldugu sokagi gecerken, balkonda sigara icen kadini gordum. O zaman durdum. Bir gariplik vardi evet. Ben bu kadinlari taniyordum. Yillar boyunca boyle birseyi hic hissetmedigim goz onune alinirsa, durmamin ne kadar uzun surdugunu anlayabilirsiniz sanirim.

Kuskularimi denemek uzere sehrin en kalabalik meydanina kadar basimi kaldirmadan yurudum. Meydana ulastigimda, bir tumsegin uzerine cikip, oraya tunedim. Gozlerimi butun dikkatimle kadinlarin uzerine diktim. Ayagi takilan kadini, yagmur yagiyor mu diye elinin tersini goge ceviren genc kizi, vitrindeki her ne varsa onu, israrli parmagiyla gosteren fahiseyi; evet hepsini bir yerlerden taniyordum iste. Ne kadar baygin kaldigimi hatirlamiyorum. Bir duvarin onune kadar tasimislar beni. Sirtima dayanmis su borusunun huzursuzluguyla kendime geldim. Basimi kaldirmadan evime kadar yuruyup, yatagimin altina girinceye kadar da, dunyanin gercekligi, cizitmis etimin sizlamasindan baska bir sey olamadi.

O kabuslari da anlatmaya gerek yok. Aslinda kabustan cok, anlamak istemedigim tek bir seyin farkli siluetleri gibiydi onlar. Esas seytanin gonderdigi, aptal ve kole ruhlu iblisleri. Korkudan deli gibi carpan kalbim, rahat ve tekduze hayatimin sonunu mujdeliyordu iste. Neden o kadinlarin tanidik geldigini biliyordum artik. Cildiracak gibiydim. Soyle diyordum kendi kendime: Hayatimin kadini her gun yanimdan gecip gidiyor ve ben farkina bile varmiyorum. Hepsi 'o' olabilir. Hepsi! Sadece kader istemedigi icin yollarimiz kesismiyor onunla.

Artik her kadin benim icin tanidikti ve hayatimin aski olmaya adaydi. Eski sogukkanliligimdan eser kalmamisti boylece. Otobusun penceresinden bakan bir kadinin uzaklasmasini seyrederken bile, 'eger ayakkabimi baglamasaydim yetisebilirdim' diyerek kendimi bir enkaza ceviriyordum. Sunu soyleyebilirim bayim, hep bir seylere gec kaldigini bilmek, dayanilacak bir sey degildir.

Oysa ben dayandim. Asla tek basima dusunemeyecegim bir oyunun icine dustugum icin. Kimdi biliyor musunuz o ugursuz oyunu aklima sokan, o ugursuz adam? Borges! Evet, o cehennemde yanasica J.L.Borges! Neyse ki, onun su an neler cekmekte oldugunu biliyorum ve bu biraz olsun icimi ferahlatiyor.

Adamin biri, bir dus adam yaratmaya karar verir. Tapinaga cekilir, yaratmayi dusundugu adam tamamen dussel olmasina karsin, gercek biri gibi bir gecmise, gelecege ve simdiye de sahip olacaktir. Tum ayrintilari tasarlar, adami yaratir ve dunyaya salar. Ama oykunun sonunda, yaraticiliga soyunan adamimiz, tapinagi saran alevlerin kendisini yakmadigini fark eder. O an kendisinin de, baskasi tarafindan yaratilmis bir dus varligi oldugunu anlar.

Kadinin yaratilmasi icin, bu oykuyu okumam yeterli miydi bilmiyorum. (Simdi bana diyeceksiniz ki: "Zavalli bir Arjantinliyi bu sekilde lanetlemeniz hic dogru degil. Siz bir isaret arayip bulmussaniz, onun sucu ne?". Bekleyin bayim. Bekleyin ki, Borges'i neden boyle nefretle andigimi size anlatabileyim). Dogrusunu isterseniz, su son dakikalarima degin hep sordum kendime; yine soruyorum: Neden boyle bir seye kalkistim? Oysa ilk gunlerde cevabini bildigimi saniyordum: Yalnizdim ve yalnizligimi yok edecek en mukemmel seyi olusturuyordum. Bu dunyadaki yanimdan gecip gitmekte olan tum olasiliklarin kusursuz birlesimi olacakti o.

Tahmin edebileceginiz gibi, cok uzun zamani aldi felaketimi hazirlamam. Artik yaslandigini saklamayan bir beyinle, gorme yetisini kaybetmeye baslamis bir cift gozle yine de iyi bir is cikarmisa benziyordum. Her seyi oyle ince, oyle ustalikla dokumustum ki. Eger bir tapinaga kapanmis olsaydim, pesine dustugum kusursuzluk buyusunun etkisiyle bir daha disari hic cikmayabilirdim. Oysa benim kendime sectigim tapinak sehrin kendisiydi. Sehrin sokaklariydi. Bu da yasli zihnimi, avci bir kedinin cevikligiyle donatmisti. Atiktim; cogu zaman avladiklarimin bile haberi bile olmuyordu pencemden. Acimasizdim; kurbanlarimi gozumu kirpmadan parcaliyordum. Acgozluydum; her parcanin degerini biliyordum.

Simdi bakiyorum da, ilk zamanlarda buldugumu sandigim cevap degildi bana bunlari yaptiran. Ya da en azindan, kadinimi olustururken baska bir nedenin varligini kesfetmeye olanak bulmustum. Tum o topladigim, caldigim, sokup aldigim kadin parcalarini duslerimde birlestirirken, ortaya cikacak varligin bitirecegi yalnizlik, coktan kaybolmaya baslamisti zaten. Bu oyun beni her yanimdan kavramisti ve ozledigim kadinsi sicakligi bana armagan etmisti. Ne diyebilirim, erken zafer! (Itiraf etmeliyim; kadin, bir bedene sahip oldugunda, artik nefes almaya ve benle birlikte olmaya basladiginda bile, avlanirken doktugum kanlarin, uykuyla ordugum o ilk halinin, bana daha cok zevk verdigini dusunur haldeydim. Goruyorsunuz iste, aci her zaman bilgeligi getirmiyor.)

Yillarimiz birlikte gecti onunla. Cok uzun zaman ayni `yastiga' bas koyduk. Bilmiyorum, daha once boyle bir evlilige tanik olmus muydu tarih, ama ben boyle bir guveyligi dolu dolu yasadim. Oyle bir yaratikti ki o, bir seylere gec kalmis oldugum duygusu ebediyen cekip gitti yasamimdan. Dunyamdaki her olasilik, her beden, bir askin icinde kardesce yasadi gitti yillarca.

Felaketin bunun neresinde oldugunu soruyorsunuz degil mi? Oyle ya, dunyanin en sansli erkegiydim ben. Yuzyillar boyu cogu kisinin hayal edip de, basaramadigi seyi (belki de cesaret edemedigi seyi demeliydim) becermistim. Hayallerimin kadiniyla (kadinlariyla) evlenmistim. Yoksa cagimin zavalli bir insani olarak, amacima ulasmanin amacsizligiyla mi kavruluyordum; hayallerin gerceklestigi yerde, yeni hayallere yelken acmaya calisan bir hayvan mi vardi icimde? Evet evet cig sut emmisim biriydim, herkes gibi hayallerimin gerceklesmesinden deli gibi korkmustum.

Keske oyle olsaydi. O zaman tum bunlari size yazmamin anlami da geregi de kalmazdi. Su an, elimdeki kadehe bakarak, kendimden nefret ediyor olurdum muhtemelen. Ben de bu durumu tercih ederdim, inanin. Onursuz olmayi ogrenmek niye zor olsun, degil mi?

Sadece bir sey hesapladigim gibi gitmedi (Bilirsiniz ki, en kusursuz planlarin bile bir eksigi vardir bayim). Su apacik ortadadir: "Sen birisini yaratabiliyorsan, baskasinin da bir zamanlar seni yaratmaya firsati olmus olabilir...". Hayir hayir, bu kurali goz ardi etmedim ben. Hatta zaman zaman, beni dusleyenin uyanmasina ya da duslemekten sikilmasina ne kadar kaldi diye dusundugum bile oldu. Ama cok gec ogrendigim bir sey var; tanriciliga kalkistiginda, mutevazi bile oldugunu sansan, hic ummadigin bir sey cikar, tanriligini kucumser ve seni ait oldugu yere firlatir.

Evliligimizin o guzel yillarinin sonuna dogru, duslenen biri oldugumdan emin olmaya baslamistim. Ama kimdi bu biri? Aklima gelen ilk isim, elbette ki sevgili J.L.Borges'ti. Borges, beni duslerken isi biraz daha ileri goturmus, yarattigi adamin uzerine once acilar gondermis, sonra da icine daha onceden yerlestirdigi dus gucu sayesinde de, onun bir baskasini duslemesini saglamaya kadar goturmustu isi. Tum bu ateslemeyi baslatacak tetigi de tasarlamisti. Kendi oykusunu dusunun icine yollamis ve benim karsima cikararak, herseyi dogal bir akis gibi gostermisti. Gerisi bana kalmisti. Iste size, bir tanriya yakisir bir tevazu ornegi!..

Artik buna bir altinci his mi dersiniz, yoksa bilimsel nedenle aciklanabilir bir icgudu olarak mi dusunursunuz bilmiyorum ama, o kisinin Borges olmadigini anladim. Beni dusleyenin o olmasini engelleyen bir suru neden vardi. Birincisi ve en onemlisi suydu: Hayatimi ve tum olanlari bir oyku olarak dusunursek (ki ben Borges'in duslerinin ve hayallerinin bir oyku karekteri tasidigina inaniyorum), bir oykuyu ucuzluga surukleyebilecek renkli bir yanlislik vardi ortalikta. Ben bu oykunun kahramaniyim diyelim, beni yazanin Borges oldugunu bulursam, Borges'in tarzina uygun olmayan bir sey yapmis olurum. En azindan Borges, boylesine gosterisli ve hayret uyandiracak, ama bir o kadar da ucuz olacak bir seye asla kalkismaz. Ikinci neden ise suydu: Borges'in ismine guvenim yoktu. O, kendi oykulerinde, kendi ismini bile kullansa, isminin icinde bulunmayabilirdi; ya da ismini baska bir karaktere verip, baska bir yerde bir baskasi olmanin tum nimetlerinden yararlanabilirdi. Ucuncusu de suydu: Borges olmustu.

Ama ben daha cok hislerime guvendim. Eger duslenen biri oldugunuzu bulmussaniz, mantiktan cok, biraz daha size yakin birseye, hislerinize guvenmenizin biraz daha ise yarar oldugunu dusunursunuz.

Baska yazarlari da hic dusunmedim. Aklima gelebilecek yazarlar icin de ayni `ucuz son' sorunun oldugunu biliyordum. Benim aradigim daha farkli dusunen biriydi. Kurnazligiyla ovunen, oyun oynamaktan ve bu oyunu bir iskence karnavalina cevirmekten cok hoslanan, belki de bir intikam pesinde kosan, sabirsiz ve eninde sonunda sahneye cikmak isteyen bir kisilik. Yeni dogmus olan biri; bir cocuk.

Sizin basiniza gelseydi ne yapardiniz? Yillar boyu cektiginiz acilari dindirmenin yolunu, bir yazarin oykusunu okuyarak buluyorsunuz; bircok kadindan aldiginiz seylerle hayatinizin askini yaratiyorsunuz; sonra onunla mutluluk icinde yuzuyorsunuz; sonra kendinizin de duslenen bir durum oldugunuzu buluyorsunuz, mutlulugunuz golgeleniyor; sizi dusleyeni cildirmis gibi ariyorsunuz, bulamiyorsunuz; en sonunda kim cikiyor peki? Hayatinizin aski, ugruna herseyden vazgecip de yarattiginiz o kadin!

Sasirdiniz mi bayim? Ben hic sasirmadim. Kendini gostermek istedigini adim gibi biliyordum ben, herseyi bana aciklayacagini da. Benim dusleyerek farkettigim birseyin, beni dusleyerek var olmami saglayan sey oldugunu imkansiz bulmaniz cok dogal. Boyle bir paradoksun olusmasinin, gercek hayat icinde yeri olmadigi uzerine, bir suru sey soyleyebilirsiniz, kanitlar gosterebilirsiniz. Ya da bu mektubu, deli sacmasi diyerek cope atarsiniz. Kim bilebilir ki delirmedigimi? Ama beni bir deli olarak gorseniz de, hic olmazsa oykumun burasina kadar geldiyseniz, sonunu da okuyun. Lutfen okuyun. Kurtulusum ve hatta sizin kurtulusunuz bile buna bagli olabilir.

Kadinlar bayim! Kadinlar! Hesaba katmadigim sey buydu iste. Bir kadinin, hele hele binlerce kadindan yaratilmis bir kadinin neler yapabilecegini, kirk yil dusunseniz de bulamazsiniz. Mutluydum, kusursuz kadini elde etmistim. Cok uzun sure mutlulugun kollarinda uyumustum. Daha ne olabilirdi ki? Daha dusunecek ne vardi ki? Ama bir kadin icin boyle olmadigini, hele binlerce kadin icin hic boyle olmadigini gordum.

Aslinda kadinin dusu tum hayatimi kapsamiyor. Hatta, ilk olarak benim onu dusledigim kismina kadar, nispeten gercek bir hayatim oldugundan bahsedebilriz. (Dolayisiyla, paradok da gerceklesmemis oluyor bakin). Kadinin bana yaptigi sey tam olarak suydu: beni ve gercekligimi elegecirmek. Evet, hayatimin belli noktasindan sonrasini ele gecirmeyi basarmisti. Nedenini de soyle aciklayabilirim belki: Yaratilmanin ofkesi! insanlarin cogunda tanriya karsi bu tur bir gizli ofke bulunur. Ve dusunun bir, ya bu cogunluk bir yerde, bir bedende toplanirsa... Tahttan indirilmek kacinilmazdir.

Hayatimin geri kalan kismini duslenerek gecirebilirimdim. Sonucta, ne olursa olsun sonucta hala hayatimin kadiniyla birlikteydim. Ve nasil olsa, biri tarafindan duslenmis oldugumu hep biliyordum; ustelik beni dusleyenin kim oldugunu bilmek gibi az rastlanir bir luksum de vardi. Geriye sadece, bir dus olarak yasamanin kendine ozgu nimetlerini kesfetmek kaliyordu bana.

Oysa bir sure sonra beni duslemekten sikildi. Gercekten. Sikildi. Cunku benim aciyla gecen yillarim onun dusledigi kismin disinda. O halde benim gibi sikici birseye neden vakit ayirsin ki? O bir cocuk henuz. Kesfetmek istiyor, bozup yeniden yapmak istiyor. Kup oyunlarini animsayin bayim... Bir de size daha once soyledigim seyi animsayin. Beni hicbir kadin aklinda tutamaz.

Unutulmak dedim. Unutulmaya da raziyim. Sevincle karsilardim boyle bir seyi. Hic olmaya geri donmek de iyi bir lukstur. Ama hayir! O su an baska bir adam yaratmakla olesiye mesgul. Yavas yavas, tipki benim yaptigim gibi oruyor onu. Avliyor, parcaliyor, yapistiriyor. Gozlerimin onunde yeni bir adam insa ediliyor. Onun tapinagi ne sehir, ne sokaklar, ne baska binlerce adam. Bildigi ve gordugu tek seyden avlaniyor. BENDEN!

Iste, artik bundan sonrasini, en ucuzcu yazarlarin bile ugramayacagi bir sona baglamak zorundayim. Herseyi biliyorum. Darmadagin olmus, talan edilmis maden havzasina donusmus zihnimle bile bilebiliyorum. Siz de biliyorsunuz, hafizamin derinliklerindeki bir yerden alinan bir oykunun yazarina donusturuldugumu. Tanrisina olan ofkesini, tanrisini oldurmekle bile durduramiyor o. Tanrisinin bellegine girip, herseye neden olan aniyi canlandirip, evreninin ilk haline donmek isteyen bir cocuga nasil kizabilirim ki? (Ettigim lanetlere de bakmayin siz...Sadece kirginlik benimkisi. Baska bir adamla aldatilmis olmanin verdigi, bogazima takilan bir sey).

Hepimiz, belli donemlerde, yasamimizi bir baskasinin dusu oldugunu dusunduk. Hepimiz, bazi zamanlar, evrenden suphelendik, kendi dusumuz olabilir mi diye. Simdi, bu noktada, her ikisinin de dogru oldugunu soylemek isterdim. Ama ustunde durdugum zemin buna izin vermiyor. Kelimelerimin, kavramlarimin, yeminlerimin tumu; vicik vicik bir camurun ustunde bir anligina ayaga kalkmis, ama yeniden yere dusecegi kesin bir golgenin beceriksiz hareketleri gibi. O cok guvendigimiz zaman'in bile, burda ve her duste farkli bir isleyisi var. Bu yuzden kimse bana inanmayacak biliyorum. Hatta ben bile. O halde bu satirlari neden yazdim? Cunku, su an bunlari okuyan o `bir baska' adamin, su an yok olmakta olan adamla ayni kisi oldugunu anlamasini, onun pesine dusmesini istedim. Ama dedigim gibi, ben bile inanmayacagim kendime yazdigim bu mektuba...

Benden ilk calinan sey olan gozlerim gittikten sonra alistigim bu karanlik! Uzaktaki bir kitanin bir yerinde, tekrar uyanmakta olan sizi karsilayacak karanlikla ayni.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1