Rüya

  Erkek Guzeli Andrew Bayinizde - Nazli Okten

 

"Lucky iceri girince, pahali bir after-shave koksunun odayi kapladigi duyuldu. Aksam yemegi icin ceket giymis ve kravat takmisti. Kol mansetlerinde pirlantalar parildiyordu. Ona siyah bir kutu uzatti. Siyah kadifenin ustunde parlayan elmas pandantif kupeleri gorunce solugu kesilen Debbie, "Ah Lucky, beni simartiyorsun" dedi."

Gordon L., Cennet ve Cehennem, Harlequin Dizisi, 1998, s.34.

 

"Kendimizi sahane bir cati katinda hayal ediyorum. Bir telefonla her istedigimizin elimizin altina geldigi, manikurcumun sadece bir blok otede oturdugu konforlu bir cati katinda..."

"Adam atiyla donerek ona yaklasmaya basladi. Sevdigi kizi kacirmaya hazirlanan bir sovalyeydi sanki. Carly'nin dizleri titriyordu. Agzi kupkuru olurken elini gozlerine siper etti. Sonunda atini jipin yaninda durdurarak erkeksi bir zarafetle yere atladi. Carly omrunde gordugu en mavi gozlere bakti. Bu gozlerin kenarlari hafifce kirismis, kaslari gozlerine hukmeder gibiydi. Carly fotografini gordugu andan beri ezberledigi yuze bakarken konusamaz olmustu. Muhtesem, tam hayal ettigim gibi. Gercek bir kovboy. Tanrim, her an bayilabilirim."

Martin N., Su Katilmamis Kovboy, Harlequin Dizisi, 1998, s.64.

 

Elbette once Kerime Nadir. Marazi ve imkansiz asklarin gizli atesini o hanim hanimcik kadindan daha iyi kimse anlatamazdi; nasil ki Kemalettin Tugcu'dan baskasi orta sinifi yoksullugun korkusu ve huznuyle sarsamazdi ise Kerime Nadir'den baskasi da erkek diye teyze amca ogullarindan baskasini tanimamis genc kizlarin atesini yansitamazdi. Cinsellik filmlerde iyi kadinlarin basina ancak tecavuz seklinde gelirdi. Sevismek vamplara ozgu bir ayricalikti. Sucluluk duygusu cinselligin en yakin arkadasiydi.

Sonra cep fotolar, komsudan komsuya iple sarkitilan sepetlerle degis tokus edilen saman kagida siyah beyaz baskili ama renkli kapakli Italyan fotoromanlari. Arada erotik yani daha kuvvetli Kling. Kling, vucudunun heryerine yapisan siyah kostumunun uzerindeki beyaz iskelet baskisi ve kollarini bacaklarini abartili bicimde acan hareketleriyle kadinlara sarildigi zaman cinselligi merak eden ama bir o kadar da odu kopan kizlar iliklerine dek titrer, bikiniye benzer ic camasirlari giymis kadini kollarinda tuttugu fotografin sayfasini asindirirlardi. Ayni yillar bir kusagin cinselligi Yesilcam'daki komedi seks filmlerinden tanidigi yillardi.

Sonra beyaz dizi denilen, kucuk boyda, beyaz kapakli, kotu kalite baskili ceviri ask romanlari kadinlarin meslek sahibi olup evden ciktiklari yerde teyze ogullarina degil "yabancilara" asik olmalarini onayladi. Ozellikle de buro islerinde calisan bir cok kadin icin tekrara dayali ve yaraticiliktan uzak isleriyle evleri arasindaki yasamlarini degistirecek kadar zengin, bas dondurecek kadar yakisikli, bellerinden soyle bir kavrayip tuy gibi ucuracak kadar guclu, bir dost gibi anlayisli, bir baba gibi otoriter ama sefkatli, yatakta saraptan parfume kent yasantisinin tum kodlarini bilen biri kadar incelikli ama ayni zamanda uygarlik yuzu gormemis bir vahsi kadar hoyrat bir erkegin hayaliyle uykuya dalan kadinlarin kimi, sehriyeli tavuk corbasinin kapagini kaldirdiklarinda yuzlerine vuran buharla uyaniverdiler, kimi de beyaz dizilerden kirmizi dizilere yumusak gecis yapip doyumsuz cinsel yasamlarini tipografik ruyalarla ve sevisirken her daim kapali goz kapaklariyla ayakta tuttular.

Sonra televizyon yani pembe diziler.Soap-opera ve tele-novela Kuzey ve Guney Amerika kadinlarini nasil farkli masallarla uyutuyorsa buralarda da alt siniflarin tele-novelayi orta siniflarin soap-operayi tercih ettikleri varsayilir. Birincisinde Yesilcam mantigi agir basar: kotuler her daim kotu, iyiler her daim iyidir, fakir kiz zengin adamin askina nail olur ama geldigi yerin iyi yoksullarini da unutmaz. Ikincisi ise daha cok dogustan zenginlerin etrafinda doner ve zaman icinde farkli karakterler arasinda rol degis tokusuna izin verir. Yasamin akisina gore iyi ya da kotu denebilecek davranislarda bulunurlar. Ileri kapitalizmin urun cesitliligine benzer birsey.

Deterjan reklamlarindaki artisla bu sabun kopugu dizilerin yukselisi arasinda bir baginti vardir mutlaka! Otomatik camasir, bulasik vs. makinelerinin kadini ev islerinden kurtarmasi beklenirken kusursuzluk ve sterillik mikrobu her yani sarmistir. Camasirlar hep daha beyaz bulasiklar hep daha parlak banyo ve mutfak hep daha hijyenik olabilir. Cocuklar daha iyi okullara gidebilir, anababalarinin yapamadiklari sporlari yapip calamadiklari enstrumanlari calabilir. Ev dekorasyonu, giyim kusam, sac bas moda dergilerindeki akimlara hic olmazsa biraz benzetilmelidir. Salataya konan hiyardan artan kabuklar nemlendirici maske icin kullanilabilir. Kentli kadin artik ozgurlesmistir!

John Waters Serial Mother -tahmin edilebilecegi gibi serial killera bir gondermedir- kusursuz bir anne ve ev kadini olma arzusunun manyak bir katile donusturdugu orta sinif bir Amerikali kadini anlatir. Kurbanlari, coplerini yeniden kazanma kutularina atmayan komsusundan 1 Eylul'den sonra beyaz ayakkabi giyen bir avukata kadar -Amerikan kadinlari icin yazin bittigini gosteren bir tarih herhalde ve kadin dergileri ancak o tarihe kadar beyaz ayakkabi giyme izni veriyor- genis bir yelpaze olusturan katil ev kadininin evi reklamlardaki kusursuz aile yuvasinin bir ornegi gibidir. Cicekli perdeler, piril piril bir mutfak ve beslenmeden giyime kadar her isin ayrintilarini ustlenmis ama ayni zamanda bakimli ve guzel bir anne. Kanli sahnelerle dolu korku filmleri gore duskunu kucuk ogul, annesinin bir kurbaninin kani eline bulastiginda filmlerdeki gibi kirmizi degil de kahverengiye yakin bir sivi olduguna sasirir. Tenin pembe, dislerin beyaz, kanin kirmizi, gokyuzunun mavi oldugu binlerce kez ogretilir bize oysa biz binlerce farkli tonun oldugu bir dunyada yasariz.

Baudrillard'in Kusursuz Cinayet adini verdigi sey, farkliligin, otekinin oldurulmesidir. Tek bir gercek tek bir hikaye kalsin diye geride, oldurulen, bastirilan, yokedilen otekinin sesidir. Kusursuz kadin olmaya zorlanan, olmadiklari icin aci degilse bile sucluluk duygusuyla yasamak zorunda kalan kadinlar, tek bir elbiseye sigmadiklari icin ciplak dolasmanin utanciyla basbasa birakilirlar. Herkesin mutlulugu onlara bagli sayildigi surece tum mutsuzluklarin sorumlulugu da omuzlarina yuklenir.

Ucuz ask romanlari, kadinlarin kendilerinin hakim olamadigi durumlardan hoslanma duygularini gidiklar. Guclu, zeki, yakisikli bir adam gelip tum kontrolu eline alacak ve kadinlari bu agir sorumluluklarin yukunden kurtaracaktir. Kadinin aslinda eksik bir erkek oldugunu varsayan Freudcu gorus, bir erkegi elde etmenin, kadini kendisinde olmayan bir fallusa kavusturdugunu iddia eder. Vamp kadin bu nedenle urkutucudur cunku her an fallusu calip kacacakmis gibi bir hadim edilme korkusuyla basbasa birakir erkegi. Kontrolun kendisinde olusu erkegi bu yuzden rahatlatir, kendisinin olan kendisinin kalacaktir. Kadin icin ise kadinliginin bir kaniti gibidir bu edilgenlik. Beyaz dizide kadin once mutlaka mucadele eder ama sonra yenilgiyi "kadinca" bir zevkle kabul eder. Her yil yapilan film sayisinda Hollywood'u geride birakan Hint sinemasi da benzer bir temayi danslar araciligiyla isleyip durur. Kadin direnir, cirpinir, savasir ama hep erkegin kollarinda bulur kendini sonunda. Bazi ask sahnelerinde itisiyorlar mi yoksa cilvelesiyorlar mi anlayamazsiniz. En son anda direnisten teslimiyete gecen yuz ifadesindeki memnuniyet mucadelenin ya bosuna ya da aptalca oldugunu hatirlatir kadina; kimi kadinlarin olen kocalarinin ardindan gomuldukleri bir dunyanin sinema perdesinde.

Sinirli, sonlu ama yine de olmayacak ruyalar, kisir, bicimsiz ama ulasilamayacak ruyalar, bir soylemin bir sistemin bayatladigi, mostralik oldugu farkedilmeden tekrar tekrar degisik kiliklarla yeniden uretilmesini saglayan ruyalar, bizi guldurduklerinde bile bir yerlerimizi gizlice oksayan ruyalar. Gelmeyen beyaz atli prensin ya da beyaz atli prens olamamanin hayal kirikligi ve acisiyla gecirilen hayatlar. En cok da kadin hayatlar. Hep kusurlu hep eksik olmak, saka degil...

Hani bir soz vardir herkesi bir sure kandirabilirsiniz, bazilarini surekli kandirabilirsiniz ama herkesi her zaman kandiramazsiniz diye... Yeryuzunde hicbir tur, kadinlar kadar uzun sure ve kadinlar kadar cogunlukla kandirilmamistir.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1