
Kežif
| Inanamiyorum
Sevmiyor Beni - Sedef
Dicle Yasatilan
Susmak. Kanamak. Akan kanin nasil da damladigi bosluga, izlemek izleyebilmek... Sabit, donuk, fersiz gozlerle... Umudun seni terkisinden attigi o yerde - yuzukoyun kapaklandigindan olsa gerek- fark edememissindir ilk anda: Dogrulup sizlayan yaralarinla yurumeye basladiginda karsilastigin o manzarayi.... kolay olmamistir kabullenmek kabullenebilmek. Zamanla ikna olursan gelecegin sandigin gibi gelmeyecegine; cunku don tutmustu ekinler. Yureginde o tanidik iklim: Verimsiz. Dudaklarini degdirmedigin meyveler cagirsa da seni bir bir, payina dusen, dikenli kabuklardir yalnizca: Soyman olanaksiz! Zamanla ikna olursun zamanin mucizeler yaratmadigina, yaratmayacagina. Onunu ardini hissetmedem kendi "bildigi" yolda -ayri ayri- yuruyup giden bedenlerinizi izlersin, beklentisiz.. Yikim denkleminin sag tarafina dusen sevgisizlik ve sadizm, gizil iktidariyla bakislarina coker...Coker?.. Ve cokertir seni yiten... Yiten?.. Yiten duygularin actigi gedik. Gece coreklenince aydinligina, tanik ararsin varligina, "kendin" olduguna. Gece bogar, gece orter cigliklarini hucrende. Gibi gorunmelerin efendisi bir gulus oturur dudaklarina. Olup bitenden etkilenmemis, kayitsiz ve guclu oldugunu duyuran baskasina. Suskunlugun kapatir, susukunlugun gomer o gomulmezi. Ayirt edilmez olur fiillerinin gercegiyle sahtesi. Oysa hala pir pir etmektedir yuregin, hala O'nu ozlemektedir dudaklarin, ellerin. Urperirsin. Gogus kafesinin icinde kanatlari koparilmis bir guvercin araliksiz gagalamaktadir soluk borunu. Icini oyan anilar, tiknefesliligin... Kalakalirsin yolda. Dimdik yurumeyi de yikilmayi da bir basina: Beceremezsin. Tanrilara yarasan bir sarsilmazligin hasreti yakarken gozlerini, comelir oldugun yere, kipirtisizlasirsin. Kendi ustune katlanip dertop olan bir bocek gibi... Katlanilmaz bir agirliktir artik govden, gorevlerin. Kaygi veren bir yukturgecmisin, bugunun, gelecegin. Dayanilmaz bir agirliktir icindeki O... Yadsimak istersin bir zamanlar... Yadsimak istersin seni sen kilan gercekligi... "Hayaldi hepsi!" Sokup cikarmak istersin kendini, O'nu seven kendinden. Sokup cikarmak istersin O'nu gecmiisinden, geleceginden... Burgu burgu oyar icini duslerinde O ve sen. Kirilmis aynalarda kendini ararsin parca parca. O'nu ararsin soluk yansimalarda. Ve gordugun gorecegin, silinmeye yuz tutmus yuzlerinizdir sadece. Dusle gercek, yanilsamalarinla olaylar arasindaki sinir pasport vermez sana. Kurgularindan siyrilip gercege atilmak istersin alabildigine. Askin mil cektigi gozlerine inat gormek istersin kendinden otede neler olup bittigini. Butun hamlelerin bosa cikar, bosluga cikartir seni yollar, bosluga yollar seni tum arayislar. Ister berisinde oldugunu dusun sinirlarin, ister tam uzerinde ve istedigin kadar aldat kendini katisiksiz gercekligin pesinde... Gordugun gorecegin, silinmeye yuz tutmus o sinirlari cizenin sen oldugundur. Kendinden oteye gecemezsin. O'nda ozel bir yerin olduguna inanmisken onceleri, bu inanca baglayip zenginlestirdigin kendini kendinden iplik iplik cozup koparmak istersin. Ic hazineni sarip sarmalayan ve seni sen kilan ibrisimi bu kez, ofkenin alevine tutmak istersin... Yanarsin. Sakatlanirsin. Iz birakan yalimlarinda tutkunun ve nefretin, aydinlanirsin: O'nu da sakatlamislar, onlari, bizi, hepimizi... Orselenmis bir cocuklugun izini surerken otekinde, kor noktamiza takiliyor kendi orselenmisligimiz. "Saglikli olan, saglikli dusunen benim!" diyerek kuskuyla yonelirken otekine, icimizi kemiren kurtlarin esliginde curuyoruz. Curuyoruz, karsilasip da tanimadan gecip gittigimiz sevgilerin cozuldugu o yerde. Apansiz bir elvedanin bizi firlattigi ucurumda, sisler icinde yururken herbirimiz; "Kor topal ve sasi olan, surunen, suruklenen ben degilim!.." Ve sevginin dusmani gurur, gem vurur yurekli itiraflara, gem vuru insanligina. -Bagisla, oyle soylemek istemedim. Ne kadar kizsam da, ofkelensem de kin tutmadim sana, tutamam. icimdeki cocuga sefkat gostermeyi ogrendigimden beri, suclayip yargilamiyorum, karalamiyorum kimseleri. Tek yapabildigim katilasip taslasmak. Senden uzaklasmaya calistikca parca parca etler kopuyordu govdemden. Baska ne yapabilirdim ki! Tum inanmisligima, adanmisligima ragmen mecburdum sana veda etmeye. Mecburdum cunku bir "hayal-et" tin sen. Beni yikan kendi yansimalarim, kendi kugularimdi. Sevdigim "sen" degildin, bagisla... Zamanla ikna olursun gecmisin sandigin gibi gecmedigine. Donayazan tutku, sonmeye meyilli ates ve gitgide buyumesi damlalarin, irkiltir seni. Bicaklandigin o yeri unutmak unutabilmek: Olanaksizdir! Beklemedigin bir tarzda en zayif yerinden vurmustur seni. Ustelik O'na en zayif yerini kendin gostermistin, guvenle. O'na guvenmistin. O'na: INSAN'a... Ansidikca buyur damlalar. Ansidikca icin icine akar. Sagnak olup hiclige yagan o kanin geldigi damar: Hangisi? Bulamaszsin, bilemezsin... Nedenler oylesine belirsiz ki... gozlerine saplanmis, yuregini desmis, ellerini dogramistir gercek. Nihayet kesfedersin sana karsi asil hislerini: "Beni hic sevmedi! Sevmiyor! Sevmeyecek!" Konusmak. Kanamak. Akan kanin nasil da damladigini bosluga, izlemek izleyebilmek... Sabit donuk, fersiz gozlerle...Damlalarin buyumesi mi irkilten seni? Sagnak olup hiclige yagan o kanin geldigi yer: Neresi?.. Gozbebeklerinin buyumesi mi yoksa, varolusunu duyuran baskasina. 'Baskasi'nda nasil da var olamadigini, kendinde bir fidanken O'nda toprak olmadigini gozlemek gozleyebilmek... Tutkunun sokup cikardigi koklerini yeniden ekebilecek misin? Nereye, nasil, ne zaman ve neden? Benzeri bir senaryo,benzeri bir mizansen durmadan tekrarlansin diye mi?"Oyundu hepsi!" Ve perde! Iste O'nun repligi: Bir okyanustur sahne. Once vargucuyle dibe bastirir seni, anlamsizlik, onemsizlik, degersizlik duygusu. Sonra birakir. Ne kadar guclu bastirmissa ("bastirmissan") ve ne kadar yogun duyumsamissan varolusunu, o kadar buyuk bir basincla su yuzune firlarsin, kediliginden... Orada, gunes isiginin dalgalarindaki kirilisini gorup anladiginda: "iste sahne, iste rolum! iste beni ayriksi kilan yan tum olumlulerden..." Mutlak olmayisini, siradanligini ozumsemis siradisi bir oyuncusundur artik. Oyun ve yasam, oyuncu-izleyici-yazan sende kaynasmis, dunyan denetleyemediklerinin yonemtimiyle sinirlanmistir. Baskalarinin gozunde bir sey olmak icin, goz boyayici bir imge yaratirsin kendine. Yanisamalarla, duslerinle, arzularinla, olmak istedigin kendinle belirlenir bu benlik imgen. Baskalarinin gozunde edindign kimlikle, var olma mucadelesi verirsin sahnede. Onlar icin bir sey olduguna inanmadir tutunmasni saglayan. Anlamli, onemli, degerli oldugunu onaylayan taniklar ararken cevrende, aslinda kendini, salt kendini var etmek icin giristigin eylemleri ozveri maskesinin ardina gizlersin. Guc bulursun maskelerinin ardinda. Bilincli yada bilincsiz sahtekarliklarinla oynayip durursun omur boyu. Ciplak ayaklarinla bastigin cam kiriklarinin ustunde gulucukler dagitirsin cevrene. Ve akan kaninin altina kagitlar serersin aglamadan. Gercegi emip yanilsamalari yansitan kagitlar... Yazmak. Kanamak. Damla damla erismek otesine. Gercegi , butunu, butun gercegi akitma cabasiyla oluk oluk bosalmak. Oyuklar birakarak yitip giden ne varsa icinde, disinda gormezden gelmeye calisarak... Calisarak yasamini doldurdugun yanilsamasina kapilmak. Avunmak, oyalanmak icin bile bile aldatmak kendini... Dunyani damlaciklara sigdirabilir misin? Ya aski? Yazmak. Kanamak. Oluk oluk hiclige akan kani bir sisecige doldurup, ta dibine okyanusun, bastirmak.... |
