Kežif

  Yabanci - Tansu Celikel

 

"Herkes bilime hizmet icin yaratildigini anlamaz. Maksim Gorki 'Benim Universitelerim'de, bir arkadasinin onu universiteye girmesi icin su sozlerle kandirmaya calistigini anlatir:'Siz bilime hizmet icin yaratilmissiniz Peskov.' Gorki, 'Ben daha o zamanlar bilime bir tavsan olarak da hizmet edebilecegimi bilmiyordum,' diyor. Mustafa da bilime bir hoca olarak hizmet etmeyi dusunuyordu." Genc adam, "Herkes neden anlamaz bilime hizmet edebilecegini?" diye sordu. "Anlar da, genellikle isine gelmez. Herkes Mustafa gibi bu cagriya karsilik vermez. Cogu zaman cagrilmayanlar bilimin hizmetine giriyor bizde. Bilimin asil sahiplerinin yerleri genellikle bos duruyor henuz. Bilim ordusu gercek gonullulerini bekliyor."

Bir Bilim Adaminin Romani, Oguz Atay

 

Taniyamamisim, tam olarak ne oldugunu ve kimi sevdigimi bilememisim. Ilk olarak onu gormem sabah kosularina baslamama denk gelir. Yerden kalkmayan yuzu, hep cekingen bakan gozleri ve sanki hayatta aramaktan cok, yonlendirildigi yerlere dogru giden yasam tarzi ile cogumuz icin belki hic yabanci degil, belki de olabildigince uzakta yasayan bir yabanci idi.

Kosular sirasindaki sikca rastlasmalar onceleri gozleri ile baktigi yer arasindaki aski soguttu. Sonralari bir adim daha atmaya karar verdi belki de, cekingenligini atti, ilk defa gulumsedi bana. Bu bir devrim miydi, yoksa simdiye kadar saklanilmis bir maskenin yeniden kesfedilisi miydi, bilmiyorum. Onceleri cesaret diye adlandirmak isime geldi ta ki...

Daha sonralari boburlenmek icin bir firsat yarattim kendime ve bu gelismenin sadece ben oldugum icin gerceklestigini dusundum.

Kosularin ve yasattiklarinin monotonluklari kisa bir sure sonra aksam ustu cafelerinin civiltilarinda kayboldu. Artik ben kosmuyordum. Belki boyle bir zevkin sadece kendime kalmasi icindi, belki de tatmin olacak baska bir yol bulmustum. Onun da benimle birlikte iken tatmin oldugunu dusunuyordum. Guluyor, paylasiyor, hissediyor ve yasiyordu tum yogunlulugu ile mutlulugu. Bunlari daha onceleri hic kimse ile yasamadigini, yasayamadigini, kimsenin 'bizken' hissettiklerini hissettiremedigini soyluyordu. Inanmistim ona. Hem de o kadar inanmistim ki ben de ayni seyleri hissetmeye basladigimi dusunuyordum. Hatta daha onceleri yasamis olmama ragmen.

Ama tum soylediklerini yanlis anlamisim, onu taniyamamisim. Bunu anladigimda cok gecti, beni kendisine baglamis, onsuzlugu bir ceza olarak yasatmaya baslatmisti. Baglanmistim, ta ki onun gercek yuzunu gercek askini gorunceye, taniyincaya kadar.

Gerci suphelenmiyor da degildim, ozellikle son zamanlarda, soylediklerinin, yasadiklarinin ve hissettiklerinin bunlar olamayacagini hissediyordum ya da belki o boyle hissettiriyordu. Baska bir ask vardi hayatinda. Bunlarin dogrulanmasini bekliyordum, fakat hicbir zaman acik vermedi, ipucu gostermedi; ben yaklastigimda uzaklasmam icin her seyi yapti. Ta ki calistigi yere goturunceye kadar beni.

Bilim adami olmaya calisan yeni mezun bir akademisyendi o. Bir laboratuvari ve onun icinde sinirlandirdigi bir hayati vardi, sonradan ogrendigim gibi hayati icin kurdugu tum planlarinda da laboratuarlar vardi. Aslinda planli bir ziyaret degildi oraya gidisim. Bir aksam sinema donusu laboratuvarda islerin yolunda gitmedigi gibi bir paronoyakca bir dusunceye kapilmisti ve kontrol etmek istedi. Boylece de benim tum sorularima cevap olusturacak kosullari saglamis oldu. Laboratuvar bastan asagiya beyaza burunmus, kimi yerleri fayanslarin soguklugu kimi yerleri ise deney aletlerinin bilinmezliginden gelen bir cekicilik ile dolu idi. Sadece kapidan sevgilimin yasam arkadasi ile tanistiktan sonra, kendisinin biraz isi oldugunu istersem beni evime birakacagini ya da kendisini odasinda bekliyebilecegimi soyledi. Beklemeyi tercih ettim. Odada alti tane masa vardi, herkesin farkli kisiliklerini bir araya koydugu bir asistan odasi oldugu hemen belli oluyordu. Bu ipuclarini degerlendirmeye karar verdim. Once masasinin uzerindeki kitaplari karistirdim, sonra cekmecelerini.

Bekledigimi bulmustum. Adim gibi emindim bir gunlugunun oldugundan. Aslinda bu bekledigimden biraz daha degisik gunluktu. Her seyi siniflandirmis, hayatina ait ayri ayri dosyalar olusturmustu. Ilk sayfalar ailesine ait bir kac kucuk ayrinti ile dolu idi. Sanki yillar sonra onlari zorunluluktan hatirlamasi gerekirse diye bir kac kucuk ipucu. Daha sonraki kalin bir kisim bir cok adsiz insanin tanimlanmasi idi. Fiziksel ozelliklerinden kisiliklerine kadar bir cok tanimlama ve siniflandirma bir aradaydi. Kisileri yazarken sikca unlem kullanmasi, bu insanlarin sanki gercekte olmayan, hayalindeki kahramanlarin birer kopyalari oldugunu dusunduruyordu. Sonradan ogrendigime gore gercekten de bu insanlari tanimiyordu, sokakta veya bir sekilde topluluk icerisinde sadece bir defa gordugu insanlar hakkindaki denemelermis bunlar.

Ucuncu ve yer sinirlandirmasi birakilmamis bir kisim olarak laboratuar basligi bulunuyordu.

"Ilk bilim adami olma istegim lise yillarina denk gelir. Etrafimdaki herkes o kadar siradandi ki kendimi muhafazakar bir toplumdaki homoseksuel gibi hissediyordum. Istekleri o kadar tekduzeydi ki sikilmistim onlardan. Kizlarin cogu hangi universiteye girerlerse erkek arkadaslarinin nasil bir kisi olacagini dusunerek bir meslek secmeye calisiyorlar, erkekler ise nasil daha cok para kazanirim veya toplumdaki en iyi yerleri hangi meslekler paylasiyor diye tartisarak bir universiteye girmek istiyorlardi. Ilk bu siralarda bilim adami olma istegimin dogru oldugunu dusunmeye basladim. Eger bu insanlar bu meslekleri yapacaklar ise ben onlardan mumkun oldugunca uzakta durmaliydim, ustelik merak ettigim bir alanda istedigim isi yaparak.

Universiteye girdim, bilim adami olmak icin ideal temel bilimlerden birisine. Okul bitti. Hicbir zaman pismanlik duymadim sectigim yolda. Daima kendi kararlarima guvenerek, her bilimadaminin olmasi gerektigi gibi kendi dogrularimi sinayarak cevaplarina gore yollar actim onume, sansimin yardimi ile..."

Kendine olan bu guvenini bizim hayatimiza hic bir zaman tasimamisti halbuki. Ne zaman yemek yiyecegimizden hangi konsere gidecegimize kadar her karari ben veriyordum. Ya gercekte iki kisilikliydi ya da iliskimize karsi olan tutkulari isine karsi olana gore daha degersizdi.

"...Su anda mutluyum. Ama gercekten mutluyum, sevgililerimle hissettigim gibi bir mutluluk degil bu. Siz hic calistiginiz yere sabirsizlikla girdiniz mi? Bu calistiginiz ortamdan kaynaklanan bir sey degil, orada yapilanlardan, yapilanlara karsi olan hayranliginizdan, daha iyisinin yapilabilecegini bilmenizden ve her seyden ote onu sizin yapabileceginize olan inancinizdan gelen bir sabirsizlik bu. Her laboratuara girdigim anda bunlari tekrar tekrar yasiyorum, azalmaksizin donem donem artarak. Laboratuvarda calismak sanki birden fazla sevgili ile bir arada ayri ayri asklari kisa bir zaman donemine sikistirmak gibi bir sey aslinda. Ortam temel olarak ayni, fakat her yeni calisma ile yeni bir tecrube basliyor hayatimda. Her tecrube bilinmezi gormenin verdigi heyecanini beraberinde getiriyor. Merak ediyorsunuz. Attiginiz adimin dogru olup olmadigini, sonuclarinin sizi tatmin edip etmeyecegini, sonuclari elde etmenizden sonra nasil bir adim atmanin dogru olacagini ve galiba herseyden onemlisi bu calismadan sonra hangi calismayi yapacaginizi merak ediyorsunuz. Eger iliskilerinizde bunlari hissediyor ve yasiyorsaniz sorun var demektir. Genellikle ac gozlu olarak tanimlanir hatta adiniz tatminsize bile cikabilir. Iste bu ozellikler gercekte bilim adami olmak isteyen bir adamda olmasi gereken ozellikler bence. Siz dusunebiliyor musunuz ki bir insan bilimadami olmak istiyor fakat onun icin onemli olan sadece o ortamda bulunmak ve bir calismanin sadece bir boyutu ile yillar gecirmek. Kisaca kendini tekrarlamak. Onlar ayni seylerin uzerinden gectikce biraktiklari izleri koyulastirdiklarini dusunuyorlar ama aslinda izleri sildiklerinin ve bilim adami olma gerceginden uzaklastiklarinin farkinda degiller. Ben oyle bir bilim adami olmak istemiyorum. Ben simdi hissetiklerimi surdurmek tatminsizligimi isimin her koluna yaymak, merakimi sadece calistigim alan ile sinirlandirmayip benim gelismeme yardimci olacak her alana yaymak istiyorum, tek alanda soz sahibi olan bir bilim adami degil; gelecekte, gecmisteki buyuk bilim adamlari gibi birden fazla bilimsel alanin temel calismacilarindan birisi olmak istiyorum. Yaratmak istiyorum, temellerini ilk defa benim buldugum olaylarin insan hayatindaki etkisini gormek istiyorum. Yani gercek bir bilim adami olmak istiyorum. Bilimi hakkini vererek yapmak, makyaj ile bilim adami kiliginda gorunmek istemiyorum."

Etkilenmistim, herhangi bir insanin cansiz bir olgu ile ilgili olarak bu kadar istekli ve hirsli oldugunu hic gormemistim. Aslinda ben de akademik hayata pek uzak bir insan degilim. Agbim de bir universitede ders veriyor ve gunlugu okuyuncaya kadar onun gercek bir bilim adami oldugunu ve bilim icin herseyi yaptigini dusunuyordum. Fakat simdi...

"Cogu kisi abartili davrandigimi dusunuyor. Geceleri sabahlamami, sosyal anlamda cok fazla bir etkinlikte bulunmamami... Ama ben gercekci davrandigimi dusunuyorum. Bir gun gelecek ya ben konum icin yetersiz kalacagim, ya da o benim icin. Iste o gunun gelisine, her seye hazirlikli olmak istiyorum."

Devamini okuyamadim. Hicbir zaman da okumayacagim; cunku simdi onu taniyorum. Kiminle hayatimi surdurdugumu ve niye birlikte oldugumu biliyorum. Sevgilimin sevgilisini de cok kiskansam bile onlarin askina saygi duyuyorum. Ama gerceklerin boyle olmasinin gerekmedigini de dusunuyorum. Insanlarin hayatlarinda yer tutan etkenler arasinda sinirlar koymasi gerektigini ve bu sinirlardan birisinin digerini icerisine almamasi gerektigini dusunuyorum. Ama iliskimizde bunu savunan sadece benim galiba.

 

Hosted by www.Geocities.ws

1