Kader

  Ab-i Hayat - Richard Garnett



Yasli dusunur Aboniel, kendini kimya calismalarina ve gizli ilimlere adadigi Balkh sehrinde yuksek bir kulede yasardi. Laboratuvarina hic kimse girmemisti. Yine de Aboniel insanoglu ile iliskiden butunuyle kacinmazdi; aksine, sihir ve simyanin yasak bilgisini kendine ayirarak, arada sirada felsefe ve tum mesru bilgileri ogrettigi, sehrin en soylu ailelerine mensup yedi genc ogrencisi vardi.

Bir gun yedi ogrencisini gizemli dairesine topladi. Saygi ve merakla iceri girdiler ama ustunde suyu andiran berrak bir siviyla dolu yedi kristal sisecik duran bir masanin ardindaki dusunurden baska bir sey gormediler. "Ogullarim," diye basladi dusunur, "ne gayretlerle, doganin gizli sirlarini anlayan ve tum caglarin filozoflarini cezbetmis ve aciz birakmis meseleleri cozen biri olarak namlandigimi biliyorsunuz. Bu rivayette, tipki benim amacimda oldugu gibi degisiklik olmaz; ama dune kadar benim talihim de benden oncekiler gibiydi. Basardigim kucuk sey basarmamaya mecbur kaldiklarim ile karsilastirildiginda hic bir sey sayilir. Basarim simdi bile kismi olmaktan oteye gecmez. Altin yapmayi ogrenmedim; olume kadar hayat kaidesini hatirlayamadigim ya da cansiz bir maddeye hayat asilayamadigim gibi. Ama eger yaratamiyorsam muhafaza edebilirim. Ab-i Hayat'i kesfettim."

Dusunur, ogrencilerinin cehrelerini incelemek icin bir an durdu. Yuzlerinde buyuk bir saskinlik, ustalarinin dogruluguna seksiz inanc ve kendilerinin de onun acikladigi askin kesfin katilimcilari olabileceklerine dair urkek umudun piriltilarini okudu. "Eger sizin de arzunuz buysa," diye devam etti, "bu sirri size de bildirmek istiyorum."

Bir agizdan bir sevinc nidasi bu noktada bir belirsizlige gerek olmadigina ikna etti onu.

"Fakat unutmayin ki," diye tekrar basladi, "bu bilginin de diger tum bilgiler gibi mahsurlari ve kusurlari var. Bir bedel odenmeli ve ogrenmeye geldiginiz zaman bu bedel cok agir gorunebilir. ileri surmek uzere oldugum sartlarin benim dayatmam olmadigini bilin; bu sir bana iyi olmayan ruhlarca ve mecbur birakildigim kosullara kesin olarak uymak sartiyla bahsedildi. Ve sunu da bilin ki bu bilgiyi kendi hayrima kullanmak fikrinde degilim. Hayatla seksen senelik asinaligim beni onu uzatmaktan cok kisaltma usulleri icin can atar hale getirdi. sayet yirmi yillik tecrubeniz sizi de ayni sonuca ulastirdiysa bu sizin icin iyi olabilir."

Bu zaten saygideger hocalarinin ogretisi olageldiginden, hayatin boslugunu, beyhudeligini ve genel yetersizligini pesinen kabul etmeyen ve gercekten gayretle savunmayan tek bir genc adam bile yoktu. Bununla birlikte o andaki tavirlari, teori ile uygulama arasindaki ucurumun buyuklugune ve fitri bir icgudunun varligi karsisinda entellektuel kanaatin gucsuzlugune Aboniel'i ikna edecekti, belki de ikna olmaya ihtiyaci oldugu icin.

Hep bir agizdan, akla gelebilecek her tehlikeyi cesaretle karsilamaya ve ustalarinin harika sirrini paylasmak icin bir sart olarak ileri surulebilecek her denemeye katlanmaya hazir olduklarini ifade ettiler.

"Peki, "dedi bilge," simdi de sartlara kulak verin."

"Her biriniz, sadece birinin icinde Ab-i Hayat olan bu yedi kucuk siseden birini rastgele secmeli ve hemen bir yudumda icmelidir. Digerlerinin muhtevasi cok daha farkli: sadece benim ustaligimin yapilmasini mumkun kildigi ve bilimin hic birinin panzehirini bilmedigi olumcul alti zehir. ilki bagirsaklari ates gibi kavurur; ikincisi tum damarlari dondurmak ve tum sinirleri felc etmek suretiyle oldurur; ucuncusu ise delice ihtilaclarla. Buna kiyasla dorduncuyu icene ne mutlu ki icer icmez yildirim carpmis gibi olu olarak yere kapaklanacaktir. Bahtina besinci sise dusene de hemen bir uykuya dalacagi ve acisiz bir unutkanlik icinde olecegi icin cok fazla acimam. Ama ne yaziktir altinciyi secen yasayan oluye: saclari basindan dokulur, derisi bedeninden soyulur ve uzun sure muthis acilar icinde can cekisir. Yedinci sisecikte arzuladiginiz sey var. simdi ellerinizi ayni anda masaya uzatin; herkes kaderin onun icin tahsis ettigi iksiri tereddutsuz alsin, cesaretle icsin ve talihinin neticeyle tasdik ettigi hasleti olsun." Yedi ogrenci yedi ifadesiz suratla birbirlerine bakti. Sonra bakislarini hep birlikte hocalarina cevirdiler, simasinda bir sakacilik belirtisi bulmak umuduyla. Simasinda sogukkanli bir vakardan baska birsey kesfedilemezdi, yahut sans eseri bu vakarin altina gizlenmis bir ironi ifadesi gibi bir sey vardiysa bile bu gormeyi istedikleri turden bir ironi degildi. Sonunda, olculemeyecek kadar kucuk bir farkin Ab-i Hayat'i zehirlerden ayirmaya yardim edebilecegine inanarak sisecikleri incelediler. Ama hayir, kaplar dis gorunum olarak farksizdi ve muhtevalari da esit derecede renksiz ve berrakti. "Ee," dedi Aboniel, sahici ya da sahte bir saskinlikla, "daha ne bekliyorsunuz? cok daha onceden altinizi olum acilari icinde gorecegimi sanmistim."

Bu soz yedi kararsiz ogrenciyi cesaretlendirmedi. En cesur ikisi ellerini masaya yaklastirir gibi yaptilar ama yaptiklarinin takip edilmedigini algilayarak biraz mahcubiyet icinde geri cektiler. "Ey buyuk hoca, sahsen bu degersiz varolusa kiymet verdigimi sanmayin," dedi iclerinden biri en sonunda, kusatici sessizligi bozarak, "ama hayati benimkine bagli olan yasli bir annem var." "Benim,"dedi ikincisi, "bakmam gereken evlenmemis bir kizkardesim var." "Benim," dedi ucuncusu, "hic bir suretle yuzustu birakamayacagim yarali ve candan bir dostum var." "Ve benim de seve seve intikam aldirtacagim bir dusmanim" dedi dorduncusu. "Benim hayatim," dedi besincisi, " tamamen bilime adanmistir. Yedi iklim denizlerine dalmadan once onu feda edebilir miyim?" "Ya ben aydaki ilk insan olarak konusma yapmadan?" diye sordu altincisi. "Benim," dedi yedinci, "ne annem var ne de kizkardesim, ne dostlarim ne de dusmanlarim; bilim sevkimin arkadaslariminkine esit olmadigi gibi. Ama kendi bedenime daha buyuk saygim var; herseye ragmen benim gozumde son derece degerli." "Sozun ozu," diye ozetledi bilge, "hic biriniz olumsuzluk kadehi icin bir girisimde bulunmayacaksiniz, oyle mi?"

Genc adamlar ustalarinin alayinin dogrulugunu onaylamaya gonulsuz ve onu reddedemeden, sessiz ve saskin oylece kaldilar. Halihazirda olmayan bir orta yol aradilar. "Kura," dedi biri en sonunda, "kura cekemez miyiz? Herkes kaderin uygun gordugu gibi sirayla bir sise alir." "Buna karsi degilim, "diye yanitladi Aboniel, "yalnizca, herhangi birinizin sansini artirmak yoluyla sartlari ihlal etmek icin girisilecek en kucuk tesebbusun herkesin isini bozacagini unutmayin."

Ogrenciler hizla farkli uzunluklarda yedi tuy kalem bulup malum bicimde cekmeye giristiler. En kisasi tuy kalemleri tutanin elinde kaldi; mazeret olarak annesine karsi evlatlik vazifesini ileri surenin. Kararlilikla masaya yaklasti, elini yari yariya yaklastirdi. Sonra ikinci tuy kalemi tutana, kizkardesi olana donerek aniden dedi ki: "Anne ile ogul arasindaki iliskinin kardesler arasinda olandan daha kutsal ve candan oldugunu herkes bilir. ilk riski benim yerime yuklenmen daha uygun olmaz miydi ?" "Yasli bir anneyle yetiskin bir ogul arasindaki iliski," diye imali bir tonda yanitladi kendine soz soylenen genc "her ne kadar cok kutsal ise de, olumle sona ermesi gerektigini goz onune alirsak, dogal olarak uzun omurlu olamaz. Buna karsin kardesle kizkardes arasindaki iliski, sayet Allah da isterse, yillarca surebilir. Yani ilk tecrubeye senin girismen daha uygun." "Bilge Aboniel'in bir talebesinden boyle bir safsata mi duyacaktim?"diye hiddetle feryat etti il konusan. "Annelik iliskisi..." "Bu sacmaligi bir son ver." diye bagristi diger altisi, "sartlari yerine getir ya da gorevi birak."

Ogrenci bu zorlamayla elini masaya uzatti ve siseciklerden birini tuttu. Ama kendi imgeleminde, sivinin ugursuz kokusunda onu digerlerinin masum kokusundan ayiran bir sey buldugunu tasavvur edince, guclukle yapti bunu. Hizla sisenin yerini degistirdi ve bir digerini tuttu. O anda baslarinin ustunde bir ates topu ve bir gokgurultusu patladi ve yedi ogrenci baygin olarak yere uzandilar. Yeniden akillari baslarina geldiginde kendilerini Aboniel'in evinin disinda, soktan sersemlemis olarak ve oynadiklari rolden dolayi utanc icinde buldular. Gizliligin bozulmayacagina hep birlikte yemin ettiler ve evlerine donduler. Yedilerin sirri, yedi kisinin sirrindan beklenebilecek kadar iyi korundu. Yani; yedi gunun sona ermesine kadar Balkh sakinlerinin yedide altisindan fazlasinca bilinmiyordu. En son ogrenen, askerlerini hemen bilgeyi yakalayip Ab-i Hayat'a el koymalari icin yollayan Sultan'di. Aboniel'in dis kapisindan girmeyi basaramayinca kapiyi kirarak actilar ve odaya girince onu, yasam bahseden iksir icin horgorusunu gosteren herhangi bir itiraftan daha belagatli bir durumda buldular: Koltugunda oluydu. onunde masada, yedi sisecik altisi tamamen dolu, yedincisi bos olarak duruyordu. Elinde, ustunde sunlarin yazili oldugu bir kagit tomari vardi:

"Yetmisiki yil bilgiyi ele gecirmek icin cabaladim ve simdi dunyaya zahmetimin meyvasini, alti zehir miras birakiyorum. Bunlara olumcul bir zehir daha ekleyebilirdim ama bundan sakindim." "Mezartasima, burada insanin istirabini devam ettirmekten kacinan ve kendi basina zararsiz olabilecek olumcul bir lutuf bahseden biri yatiyor diye yazin." Davetsiz misafirler, Aboniel'in son sozlerinin anlamina nufuz etmeye calisarak birbirlerine baktilar.

Bakinirken, yakin bir odadan gelen buyuk gurultuden urktuler, buyuk bir maymunun disari atlamasiyla daha da huzursuz oldular. Maymunun parlak tuyleri, coskun oyunculugu ve anormal cevikligi hepsini merhum dusunurun asiri bir istihza ilhami etkisinde Ab-i Hayat'in her bir damlasini hayvana icirdigine inandirdi.

Notlar:

Ceviren: Balku
Richard Garnett, The Twilight of the Gods , Penguin Books,1947
RiCHARD GARNETT (1835-1906)
Richard Garnett, kagit ureticisi bir ailenin oglu olarak ingiltere-Ofley'de dogdu. Taninmis bir filozof olan babasi Rev.Richard Garnett'in 1851'de olmesinden sonra 15 yasindayken Siz Anthony Panizzi tarafindan British Museum Library'e alindi ve 1899'da emekli oluncaya kadar 48 yil kutuphanede calisti. 1905'te yayimlanan British Museum katalogu onun 25 yillik cabasinin urunu sayilabilir. Almanca, italyanca ve Portekizce'den yaptigi ceviriler var. Ayrica bir cok biyografinin ve elestiri kitabinin yazaridir. The Twilight of The Gods daki hikayeleri onun alisilmis calismalarinda mumkun olamayacak bir sekilde hayata karsi sinik tavrini ve ince olayini yansitir. Bunlarin,Yunan yazari Lucian tarzinda fabller olarak tanimlandigi da olur. The Elixir of Life ilk olarak temmuz 1881'de Our Times adli bir derginin ucuncu sayisinda yayimlanmistir.

 

Hosted by www.Geocities.ws

1