| |
Zaman
ve Kader - Halil Ibrahim Bayrakci
Kader anlayisinin olusumunun temeline fenomenolojik bir bakis
Zaman kavraminin1 kesfiyle beraber insan, orada olma2 ve buna denk bir
baska meseleyle yuz yuze gelir: orada olmama. Yargilama ve yorumlama
gibi ilk tecrube edimleri buna dayanir. Bu iki temel varlikbilimsel
(ontolojik) sorunsalin yarattigi kaotik ortam, insana ickin (immanent)
mekanizmalarla asilmak durumundadir. Konumuzla ilgili olarak burada
bahsedecegimiz mekanizmalar yalnizca mutlaklik alanini gerekli kilan
mekanizmalardir.
Husserl 1928-29 yillari arasinda yayinlanan Les M�ditations Cart�siennes
adli eserinin besinci meditasyonunda baskasi deneyiminden bahsederken
appr�sentation ve Einfuhlung3 kavramlarini kullanir. Baskasinin
deneyimi askin bende essunum yoluyla kurulur. Bu kavramlardan hareketle,
olum ya da orada olmama dusunulurse, insan kendi olumunu kendinde
tecrube edemeyecegi icin, ancak Einfuhlung ve essunum mekanizmalariyla
olumu baskasinda tecrube eder4. Essunum yoluyla olum deneyimini tecrube
eden insan kendisini alt ust5 eden bu orada olma-orada olmama
meselesinin sinirladigi alanda sikisip kalmaktan kendisini kurtarmak
itilimiyle, kendisine orada olmaya paralel baska bir boyut kurmak ve o
boyutun sinirlari icerisinde bir mutlaklik alani tesis etmek
mecburiyetindedir. Reel dunyadaki duzensizlikler, bir tasavvur
etkinligiyle kurulan mutlaklik alanina cekilir. Reel dunyaya dair
beklentiler duzensizlik icinde sarsintiya ugradiginda, psikolojik benin
saptadigi ve belirledigi birlestirici fenomenler yardimiyla homojen
duzenlilikler kurarak kozmos izah edilir. ornegin elindeki elmayi havaya
firlatan bir cocuk dusunelim. Havaya firlatilan elma reel dunya
icerisinde bir duzensizliktir. Fakat cocukta ickin mekanizmalar
araciligiyla kurulmus olan mutlaklik alani elmanin yere dusecegi
beklentisini dayatir. Bu dayatmanin temel sebebi, insanin anlamlandirma
zorunlulugudur. olum deneyimine donecek olursak, olumun
anlamlandirilmasinin da, bir yonelim nesnesi olarak idealize edilmis bir
Varolan tarafindan olumlanabilecegi asik�rdir.
Bu yonelim nesnesini kulturun yapisina ve asamalarina bagli olarak
degisik isimlerle nitelesek de (Tanri, Doga, Objektif Tin gibi.) temel
mekanizmanin hepsi icin ayni oldugunu rahatlikla soyleyebiliriz. Son
cozumlemede insana ickin bu mekanizmalar sayesinde kader anlayisi -ilkel
veya karmasik bir sekilde de olsa- her insanda ve her toplumda vardir.
Kultur ve Kader
Yukarida bahsettigimiz mekanizmalar cercevesinde kader anlayisinin
insanlikla es zamanli olarak ortaya ciktigini soyleme imkanina sahip
olmamiza ragmen zaman icerisinde kulturel kimlikle beraber kader
anlayisinin da farklilasmaya ugradigi yadsinamaz bir gercektir. Doguda
cemaat boyutu tasiyan edilgin bir kader anlayisi vardir. Bireyin kaderi
cemaatin kaderinin bir parcasidir. Cemaatin kaderi bir nehirse eger,
birey bu nehirin icinde bir saz olarak dusunulebilir. Bu saz nehrin
debisine gore devinir. Batida ise kader anlayisi daha bireyseldir.
Bireyin kendi yelkenli gemisi vardir ve ruzgarin elverdigi olcude gemi
nehrin akisina karsi yelken acabilir. Batidaki kader anlayisinin
bireysel gorunumu Kafka'nin Dava adli romaninda dile gelir: "Bu
kapi yalniz senin icindir!"
Ozel olarak bir dinin mutlaklik alaninda bile cok farkli kader
anlayislari bulabilmemiz mumkundur. Bu tamamen kaderin kulturun
etkisiyle olusmus spekulasyona acik bunyesiyle alakalidir. Ðslam'da
Cebriyye ve Kaderiyye taifeleri (gruplari) Islam mutlaklik alanina ait
olmalarina ragmen, birbirlerine tamamen zit iki farkli kader anlayisina
sahiptirler. Fakat en marjinal dusuncede dahi daha once belirttigimiz
mekanizmalar cercevesinde bir kader anlayisi bulunmaktadir. Sorun sadece
idealize edilen nesnenin yapisi ve kader anlayisinin niteligiyle
ilgilidir. ornek olarak ateist bir insani ele alalim, dogal olarak Tanri
onun icin mutlaklik alanini kurabilecegi bir yonelim nesnesi degildir.
Buna karsilik dogayi idealize edilmis bir yonelim nesnesi olarak kabul
edebilir. Bu eslestirmeleri sonsuza kadar yapabiliriz .
Din ve Kader
Kaderin en karmasik formlari ancak ve ancak dinin mutlaklik alaninda
hayat bulur ve zenginlesir. Bu konuda tek tanrili dinlere ornek olarak
sadece Ðsl�m'daki kader anlayisini analiz etmekle yetinecegiz,
zaten diger tektanrili dinlerde de kader anlayisi Isl�m'daki kader
anlayisinin az veya cok bir turevi seklindedir. Kuran-i Kerim'in kader
hakkindaki metinleri6 spekulasyona oldukca musaittirler. Oylesine ki, bu
metinlerden hareketle, Isl�m dunyasinda, birbirlerine taban tabana zit
dusunceler hayat bulmuslardir. Islamdaki kader anlayisinin bu kadar
tartismali olmasinin temel sebebi, zaman probleminin Isl�m toplumu
acisindan net bir konuma ulastirilamamis olmasidir.
Islamiyette uc ayri zaman kavramindan soz edebiliriz. Bunlardan ilki,
reel dunyada tecrube ettigimiz zaman yani kozmik zaman'dir. Ikincisi,
noktasal zaman adini alir. Allah, Kuran-i Kerim'de insana hitap ederken
gecmis, gelecek, simdi gibi zaman kiplerini kullanir. Fakat bu oyle bir
kullanistir ki, O'nun kendisi bu uc zaman kipini tek bir nokta olarak
algilar. Bu nokta olarak algilama bir zaman kipi degil, Allah'a has bir
seydir. Ancak ucuncu ve en temel bakis acisindan, Kuran-i Kerim'e gore
Allah zamandan munezzehtir. O'nun her daim varolmasi (omni-temporalit�)
O'nun zamansiz (a-temporal) olmasidir. Iste bu zamansizlik diye
nitelendirebilecegimiz ucuncu bir tur zamandir. Bu uc zaman arasindaki
iliski problematiktir. Nasil oluyor da, zamandan ve mek�ndan ayri
olarak dusunulen Tanri, insanin cuz'i iradesiyle kozmik zaman icinde
yaptigi edimleri noktasal zamana uygun olarak biliyor? O bu edimleri
bizde gorerek mi biliyor, yoksa biz, O oyle istedigi icin mi sozkonusu
edimleri yapiyoruz? Bu sorunun arkasindan cok temel bir kel�m (teoloji)
sorusu sorulabilir: Allahin bildigi bir seyi bizde tekrar deneylemesinin
anlami ve amaci nedir? Ya biz kendi yazdigimiz senaryonun aktorleriyiz
ve bu senaryo yukarida anlattigimiz noktasal zamana uygun olarak Tanri
tarafindan anda biliniyor (Anda demekle zaman kiplerinden bagimsiz
olarak bildigini soylemek istiyoruz) veya biz sadece yazilmis bir
senaryonun oyunculariyiz ve ozgurluk alanimiz sadece ve sadece
oynadigimiz rolle sinirlidir. Birinci dusunceyi kabul ettigimizde Kutsal
Kitabin bazi metinleri aciklanamiyor. ornegin, "De ki, Biz ancak
Allah'in bize yazdigini yasariz." (Tevbe 51). Edilgin kader
anlayisi olarak nitelendirebilecegimiz ikinci fikre gelince, buna gore,
irade-i cuzziye olarak bize verilen otonom ozgurluk alani diye bir
seyden soz edemiyoruz. O zaman da cehennemde cezalandirilma fikri
temelden coker (Murcie akimi bu tezi benimsemistir). Bu paradoks
icerisinde, Ðslam dusunurleri, genel olarak, soz konusu olan iki
marjinal gorus arasinda orta yolu izlemeyi uygun gormuslerdir. Daha acik
bir ifade ile Kutsal Kitaptaki metinleri yorumlamaksizin aynen kabul
etmislerdir.
1. Buradaki zaman anlayisini, kozmik zaman olarak
anlamak (konumuz ve yazimizin hacmi acisindan) yeterlidir.
2. Varolanin, varolan olarak (Sein des seienden) varligini tecrube
etmesi. Biz orada olmayi Heidegger'in kullandigi anlamda ele aliyoruz.
Varligin tecrubesi icin zamanin kendini sunusu ve bunun nasil oldugu
yazimiz icin bilinmesi gereken bir onkosul degildir. Fakat yine de
Martin Heidegger'in 'Was ist Metaphysik?' (Metafizik nedir?) adli
kitabinin yazimizin daha iyi anlasilmasi acisindan okunmasinin faydali
olacagina inaniyoruz.
3. Bu kavram, Ðngilizceye 'empathy' olarak cevriliyor. Felsefi
anlamda Turkce karsiligi yok. Sozluk karsiligi, 'baskalarinin
duygularini sezis inceligi olarak veriliyor.
4. Aslinda olumun baskasinda tecrubesi baskasinin olumune bizzat tanik
olmaya indirgenemez. Baskasinin zaman icindeki bedensel donusumu,
yaslanma, yuzdeki kirisikliklar vs. yoluyla ben ve baskasi arasinda
kurulan benzerlik (�nhlichkeit), olumun onceden verililik alanini
olustururlar. Benzerlik kurmak icin baskasinin bir insan olmasi gerekli
sart degildir. Bunu biraz daha acmak gerekirse, sunu soyleyebiliriz:
hemcinslerimizin bulunmadigi bir ortamda, benzerlik kurmak icin baska
bir tur canli ile temas yeterlidir.
5. Aslinda birey kendisinde hic bir zaman kaotik ortami tecrube edemez.
Onun yasadig,i sadece beklentilerinin yerine gelmesinden kaynaklanan
hayal kirikliklaridir. (dec�ption). cunku bireyin kaos tecrubesini
yasayabilmesi icin varolusunun iki unsurundan birinin, yani zaman veya
mek�n fenomenlerinden birinin iptal edilmesi lazimdir. Boyle bir
durumda da insan yasadigi kaos'u anlamlandiramaz. Anlamlandirilamayan,
bir seyde tecrube edilemediginden birey kaos tecrubesini yasayamaz.
6. Enam 59 - Tevbe 51 - Hadid 22/23 - Kamer 49.s
|