| |
Kutsal
Duvarlar - Idil Onemli
Gokyuzunun kandilleri bir bir sonerdi, seher yeli esmeye basladi mi.
Gunes, nurdan bir supurgeydi sanki. Dogudan batiya supururdu karanligi.
cekilirdi gece denizlerden, vadilerden, yaylalardan, peribacalarinin
mihverinden. Silkerdi daglar geceyi eteklerinden.
Hayal meyal hatirliyorum, kendine sigmayan Kizilirmak'in tum sesiyle
akisini. ustundeki asma koprunun sakin sakin salinisini... Bilirdim,
duyardim hep Kizilirmak'in asma kopruye korkunc masallar anlattigini.
Bagirirdi bir bir aldigi gelinlerin adlarini.
Hayal meyal hatirliyorum, peribacalarinda oynadigimiz oyunlari. Perileri
arardim. O garip sekilli, zamanin elinin degip gectigi, tastan oyma
evlerde. Saklambac oynardik perilerle. Hic bir zaman bulamadim
saklandiklari yerleri, hic sobeliyemedim onlari. Nemliydi dort mevsim,
perili evlerin tastan oyma duvarlari. Aglarlardi bilirdim onun icin bu
kadar rutubetliydi duvarlar. Ruzgar estiginde daha bir uguldardi ic
cekisleri. Ben korkardim... Ah! Bir kerecik gorebilseydim onlari...
Sonralari dusundum tasindim ve kustum onlara, neden hep ben ebeydim,
neden saklandiklari yerlerden cikmiyorlardi... Ugramadim evlerine,
unutmaya calistim nerede oturduklarini, anmadim bir daha adlarini...
O zamanlar kucuktum, simdi guluyorum, o garip yaradilisli, kocaman
kulahli evlerin en kuytularinda kose bucak peri arayisima. Artik sehrin
caddelerinde, sanki olmasalar gokkubbe ustumuze cokecek ve biz altinda
kalacagiz hissi veren, arsin sutunlariymis gibi yukselen gokdelenlerin
arasinda geziniyor duslerim. O uzak diyarda, peri bacalarinda,
kaybettiklerini yuksek binalarda ariyor aklim...
Eski zamanlardan kalma bir ezgi gibi dolasiyor bugun anilarim, benimle.
Sokaklarda, otobus duraklarinda, tren istasyonlarinda...
Gitmek istiyorum cocuklugumun hayal sehrine, periler diyarina...
karisiyor uzun yol hikayeleri, yelkovanotlarinin ruzgarda savrulusuna...
uzun yollar ve uzak diyarlar goruyorum kac zamandir ruyalarimda... hep
uzun yollar cikiyor kahve fallarinda...
Kendimden kendime bir yolculuk bu biliyorum. Kaderimden nasil yuz
cevirebilirim. Alnima yazilmis bir yolculugu nasil reddederim...
sehirdeyim, yesil yandi mi karsiya geciyor, kirmizi yandi mi bekliyorum.
Kavsaklar donuyor, dort yol agizlariyla karsilasiyorum, yokuslar iniyor
, yokuslar cikiyorum...
Yuruyorum, sehrin caddelerinden ruhumun kesfedilmemis diyarlarina...
zaten en buyuk seferimiz kendimizin sularla cevrili sehrine degil mi?
Aradigim sey elbet karsima cikacak, bekliyorum...
* * *
Ve birgun denizin dibinde demlenen yosun tutmus hatiralarla cikip
geldi... Adim adim yaklasti. Uzansa kollarim, tutacaktim. cok uzun
yolculuklari andiriyordu gozleri... Uzak diyarlari gordum, iri siyah
gozbebeklerinde... Fezanin derinliklerinde, arsi tasiyan sekiz melegin
de otesinde, zamanin vahdet-i vucuda ulasip kendinden tastigi yerde...
tum bu imk�nsizlik ve mek�nsizlik icinde... zamanin tek gozunu iki
kasim arasina coktan naksetti bile...Ve fisildadi kulagima:
"Bu yasadigin kendinden kendine bir miractir... Ya ulasirsin
herseyin tek olan aslina ya da kaybolursun icindeki sehrin labirent
misali daracik sokaklarinda..."
Uzun bir koridora acildi sozleri, kapali kapilar bir bir aralandi.
Asirlik bir aydinligin sizdigini duyuyordum aralanan kapilardan. Hic
dillenmemis bir duanin kabuledilisi gibi, binlerce kapi ayni anda
aralandi; gicirtilari zamana karisti, zamanin ayak sesleri onun
sozlerine... Ve devam etti kizil irmagin harlamasini en derinlerinde
barindiran bir sesle. Basladi kainatta binbir tecelliyle zuhur eden
sonsuz varligin adlarini zikre...
Ey butun varliklarin heybetine ve saltanatina husu icinde boyun egdigi,
ey en gizli ve en bilinmez sirlari ve arzulari bilen, ey herseyi butun
halleriyle; gecmisi ve gelecegiyle bilen, ey yokluk karanliklarindan
sayisiz varliklari, tohum ve cekirdekten sayisiz nimetleri ve gecenin
zulmetinden gunduzleri yarip cikartan, ey gokleri yukselten...
Bir yap bozun parcalariyiz aslinda, birlestirilmeyi bekleyen. Belki de
kadim dilde yazilmis bir kitabin zamana savrulmus sayfalariyiz kutsi gun
geldiginde toplanmayi bekleyen... Kader, yeni yok oluslar ve anlik
varoluslar zinciri. Ðste butun zitlar bundan doguyor varligin ve
yoklugun ayni mek�na es zamanli yansimasi...Butun her seyin kaynagi...
Varlik bir de yokluk arasindaki donus. O her an k�inati yok ediyor ve
her an varediyor... Her sey her an helakta ve yeniden dogusta...
Ey levh-i mahvuzu yazan kalemi icad etmis olan, ey butun varliklarin
ecellerini tayin edip gunu geldiginde sonveren, ey kainati hikmet dolu
bir kitap seklinde yaratan, kurani hakimle de kainat kitabinin sirrini
aciklayan..."
"Birak beni!" diye bagirdim daha fazla dayanamayip...
"Birak beni gideyim! Peribacalarinda saklambac oynayan ben
degildim..."
Hic bir tanik yokken beni suclarcasina salladi parmagini, bulundugum
noktada bulunmamaya can atiyordum o anda... Ne bir ses, ne de ruzgarda
kipirdayan bir yaprak, hic birsey yetismedi imdadima. Korku dolu
gozlerle baktim etrafa...
Ve devam etti sozlerine, o uzun koridora acilan sesiyle...
"Neden? Sen cagirmamis miydin adimi, sen degil miydin beni arayan,
nemli duvarlara bakip bakip ne icin agladigimi soran... Ic cekislerimden
korkan. iste geldim ve sana anlatiyorum. Beni aglatip, askindan div�ne,
tum evreni as�kar, b�tili da zail yapani..."
Bu sozlerinden sonra, bilinmeyene duyulan korku daha bir sardi
bedenimi... tekrar, "birak beni!" diye bagirip deli gibi
kostugumu hatirliyorum sadece... Tutmasam aklimi yitirecektim,
gozlerinin herseyi icine ceken kara deliklerinde...
Unutmak istiyorum simdi, peri bacalarinda arayip ta, gokdelenlerin
arasinda buldugum seyi...Gozlerimi kapatip yemin ediyorum belki bininci
kere, peri bacalarinda saklambac oynayan cocuk ben degildim diye...
Her neyse... cok zaman gecti ustunden unuttum sayilir olanlari. Sildim
sayilir, ruhumun surlarla cevrili sehrine yaptigim, yitirilmis seferin
izlerini... Bana soylediklerinin bir kelimesini bile hatirlamiyorum
simdi. Yalniz iri siyah goz bebekleri...
Evet, evet!... Herseyi unuttum sayilir. Buralarda tek sikintim peri
bacalarina peri aramaya gelen cocuklar. Ah! su cocuklar...Kiziyorum
bazen kocaman kulahli evimin en kuytularinda, kose bucak adimi
cagirislarina...
|