Kader

  Itfaiyeci - Ezop



Kader ha! peki, dinle: Hersey onceden belliymis gibi degil mi? Yani, ozgurluk falan diyoruz ama ahh, yok, belki bu sehre aittir, belki hayata, kilimi kipirdatsam biri benim masalimi anlatiyor ben de oynuyorum gibi gelir. Filimde bir rol, sahnede bir oyuncu, resimde bir agac golgesi, degil mi, hatta bazen beni hinlikle suzen gozler sezerim. Herseyi biliyorlar da bana soylemiyorlar. Geriye bakarsin, ahh, yahu nasil da bile bile, gore gore devam etmisim, her sey bastan belliymis. Bastan belli! Hah iste, budur! soyle cizgi gibi. Kader! Kesintisiz bir cizgi gibi! Benim hemen canim sikilir vallahi. Kacip gitmek isterim. Ne bu ya! istemem, oyle ustume daglar yigilsin. Basim bos kalsin isterim, zihnim temiz, hazir, hur, her seyi unutmus, yepyeni gozler.

Mahalleden mi taniyordum, simdi cikaramadim, bir agabeyimiz vardi, daha 14 yasinda itfaiyede calismaya basladi. Hayati alevlerle cizilmis biri dersiniz, gorseniz oyle isine dalmis, baglanmis bir adam. Can kurtarmak mi, yoksa cehennemi sicak mi, atesle ettigi canhiras kavga mi cezbediyordu onu, hic anlayamadim. Yuzunde her zaman atesin, dumanin kararttigi lekeler olmasina, biraz is kokulu dolasmasina ragmen evinde sakin durur, melul mahzun etrafini seyreder, sohbetlerde mulayim gulusuyle merak dolu sorular sorar sadece. Ama, duyardim, hortumu, baltayi eline aldi mi kirk yilin birikmis hincini kusar gibi atese, kor kesmis tahtalara, elle tutulacak kadar koyu, kara dumanlara saldirir. Yangina dusmus insanlari, cocuklari, kadinlari, bayilmis bekcileri sanki savasina engel olmasinlar diye kurtarip sokaga birakir ama mulkun parcalarini unufak etmekte o da sanki alevlerle yarisirdi. Bir keresinde gordum, uc buyuk ev beraber tutusmus, yangin ilerlemis, iki buyuk itfaiye takimi gelip yollari tutmuslar ama nedense herkes sessiz. Mahalleli toplanmis, yorgun islak itfaiyeciler sanki donmus gibi catiya bakiyorlar. Bizimki bir elinde cengelli balta, oburunde ucundan kusar gibi su puskurten bir kalin hotum damdan dama gecerek boyunu asan alevlerin ustune gidiyor, bir an her tarafi kizila, dumana sariyor, obur an elinden puskuren su etrafini coss! diye sonduruyor. O ilerledikce alevler geriliyordu. oyle ki bir an solda ates sagda o kaldi, bir ejder ve bir deli kahraman! Alevleri biraz gerilettikce zaten gevremis tahtalara baltasiyla vuruyor, cekiyor, atlayip gectigi catiyi cokertiyor, boylece yanginin tekrar yalayip yutacagi bir yer birakmiyordu ardinda. Hicbir yer birakmiyordu. O kadar hizla ve kuvvetle hareket ediyordu ki butun sesler, bedenler durmus atesin ve itfaiyecinin bu mahvetme oyununa bakakalmislardi. Delip cokerttigi bir catidan alt katlara inmesi, elinde ucundan yalnizca yorgun bir su damlayan hotumu surukleyerek yurumesi... Aralarindan gecerken halk evlere degil ona bakiyordu artik. ustunden dumanlar tuterek, burnunu cekerek ilerledi, basi onune egik. Kimsede mutluluk, sevinc ve tezahurat yok. Gergin bir saskinlikla ona yol verirlerken farkettim: cocukca, ya da ocunu almis bir esir gibi, dislerinin arasinda bir bicak tutar gibi gulumsuyor. Isten kapkara olmus yuzunden korkmamak mumkun degildi. Belki de ahalinin ona karsi sessizligi bundandir. Hep boyle olur, hep sonunda yangin yerinin ortasinda yalniz o kalirdi. E, yangin bu, hayat kadar uzun surmez ki, sonunda soner. Bizimki yara bere icinde, islak, yanmis, sanki dusmanini onunden hop! diye cekivermisler gibi saskin, sessizce evine donerdi. Bir gun bezdi. Artik vucudundaki yaniklar derisini iyice hassaslastirdigindan mi, yoksa ates denen dusmani yeryuzunden silmenin mumkun olmadigini anladigindan mi bilmem, alev sicagina tahammulu kalmadi. Kirmizi migferini hatira diye almis sandiga kaldirmis, kimseyle de vedalasmamis. Gunlerce aylarca yikanmis, keselenmis, artik derisinden kara kara izleri sokene kadar. Kokuyu attigina, herseyi, savasmayi, yangini unuttuguna iyice kani oldugunda ak pak biri olarak sokaga cikti ve kendine sevincle bir baska is buldu. Gariptir, koku ve iz kalmadiginda, zihin artik bedende ve bedenin etrafinda hic bir isaret bulamadiginda kendini yeni zanneder, her karsisina cikani da! O kadar iyi yikandi ve oyle bir ic huzuruyla unuttu ki, sonunda basvurdugu ilani verenler bu temiz yuzlu ve iyi huylu adami hemen ise aldilar: Itfaiyeci olarak! ise hevesle, hemen basladi ve kisa bir sure sonra bu is icin bicilmis kaftan oldugunu dusundu, nicin bunca zaman vaktini bosa harcadigini anlayamadi. Hatta hic farkina varmadan ruhundaki gizli hinci, kendine hic yakistiramadigi bu garip kabusu bir oyun haline getirebilecegi tek meslegin yangini kovalamak oldugunu kesfetti. Hayatlarini kurtardigi insanlari alevlerle arasindaki meseleyi cozmesinin onunde bir engel gibi gormeye basladi, yangina dusmus insanlari, cocuklari, kadinlari, bayilmis bekcileri sanki savasina engel olmasinlar diye kurtarip sokaga birakiyor ama mulkun parcalarini unufak etmekte o da sanki alevlerle yarisiyordu. Gordum, bir keresinde, uc buyuk ev beraber tutusmus, yangin ilerlemis. Iki buyuk itfaiye takimi gelip yollari tutmuslar ama nedense herkes sessiz, yorgun islak itfaiyeciler sanki donmus gibi catiya bakiyorlar. Bizimki bir elinde cengelli balta, oburunde ucundan kusar gibi su puskurten bir kalin hortum...

 

Hosted by www.Geocities.ws

1