Hýz

  Otoban Sotalarinin Radarlari - Derya Erkenci

 

Ince uclu kalemlerle tasarlanmis simetrik kollarinin uclarinda, zerdali yerine elektronik yazici cikisli faturalar buyuten, kac mutlu yaz oncesinde kahkahalarla on bahceye savrularak ve oz gayretiyle cimlenerek yetismis, evveli mechul post pastoral bir agacmis evim; kirec govdesinde kizil karinca yerine okyanus kopekbaliklari gezinen. Melezlenmekten irkinin basi donmus, bacak kopartan bicimsiz bir it yerine, migren getirten bir elektikli el supurgesi besliyorum. Su kesintilerine onlem olarak saklanan plastik siselerin beklenmis sularinda, suluk adayi tenyamsi parazitler; ani bel hareketleriyle evrenlerinin ruyalarinda ucuyorlar. Issiz yerler evlerin en mutsuz yerleridir; sfenks kadar bir sican, kendini dar koridora zar zor sigdirmis, gunden gune alnimda semirmekte olan anakondaya yutulmamak icin nefes bile almiyor. Once taze istavrit denedim, sonra iri hamsi, simdide hafif kokmus izmarit; buhran denizinin luferleri hic bir yeme vurmuyor. Bambaska bir kitada yasamis birinin gecmisini, zaman icerisinde parsel parsel satin almisim; itinayla arsivledigim butun dokuntu anilari duruyor pencere denizliklerinde, cekmecelerde. Raflarda, raki sofralarinda haydariyi fazla kacirmis sarmisak soluklu kadinlar uyuyor, alt sirada vakumlu yemek kaplari. Once kanser sonrada odun olmus ve toprakta terkettigi yasam alani yaboz bir fidanla doldurulmus visnenin meyveleri, ilk gunki tazelikleriyle derin dondurucuda. Disimda bir naklen yayin link arizasi sessizligi, beynimde yabani at surusu, kosuyorlar gec kalmis gibi omuriligimdeki kanyona. Sirli camli ayna binalar sokagin isigini yenilemis, hashas buyutmek mumkun saksida, genc kapsulleri otoparkcilar ciziyor, arabalar deynekciyi tanrilari zannediyor. Kafasi kese kagitli bir ana haberbulteni itirafcisi gibi, oturdugum cig aydinlik sicaklikta studyoda bir ictenlik eksikligi. Bu yarim kalmislik durumu beni de yavsattiginda, kicimdan bir suru yalan uydurmusum. Tohuma kacirdilar beni, gonullu unuttular.

Hergun hiyar toplarken, buyusun buyusun diye diye damizlik koydular. Citir citir irilestikce sarardim sarap haneden gelen atmislarin populerIspanyol sarkilarinin kiz cocuklu karaokelerini dinleyerek. Henuz sig taraflarimda bile, kopekleme yuzebilmis degilim. Ah Rita ! bir bilsen, icimdeki bosluk karadelikleri bile yutuyor.

Surat kavramini anlayamadim. Kus ucumu on dakika; deniz miline vursan ne olur; beygir sirtinda uc gun; balonla bes hafta; azami doksan kilometre; yaya olarak olene dek; petrol urunlerinin zamanlama hizi hangi birimle olculur? Piston koluna yetiseyim derken, soyumun zurriyeti kurudu. Bakkalin rakiyla orkidi gazeteye sarma hizi; televizyon marketlerin urun pazarlama filmlerinin kurgu hizi; agizdan sevismenin dil darbeleri hizi; sokak kedilerinin ureme hizi; katil balinalarinin intihar hizi; plastik sandalyelerin yipranamama hizi; huzur verici bitkilerin buyume hizi; seksen kusagi evlilerinin bosanma hizi; firen balatalarinin eskime hizi; bellegimin esrime hizi; huznun bizi eksiltme hizi; hayatin ve hayalin yarim kalma hizi; pavyonda calisan kotu kadinin tertemiz kizi; sag koprucuk kemigimde adaya gitmeden dinmeyen bir sizi. Yetisememek dermansizliktan degil; agzimin tadi yok; her geceden sabaha gectim. Cagirmiyorlar beni, pazar sabahlari ormana kosmaya. Kontrollu hizlar; meze tabagindakileri tuketme hizi, mendirege serbest yuzme hizi, odun sobasi yakma hizi, bir kilo istavrit ayiklama hizi, hayata karsi tutarsizlik hizi. Kelime, rafta sozlugun icinde uyurken bile basim donuyor, ruhum bulaniyor. Kendi suratinin kadranini cizmis metinlerin kirilgan tekerleklerinde, siir otoban sotalarinin radarlarina yakalanmadan akiyor.

Midemdeki yara olumculse, cok sonra oleyim diye, gecici bir izinle memelerini ellerime verdiler. Olgun bir elmayi bitiremeyecek kadar bitkin, sirf memelerinle yasayabilecek kadar yilginim. Artik, kendir tohumlarinin cimlenebilecekleri tek kuytu got deligim. Deligim; sirf uyku oncesi hayallerim icin, annemin adem elmasindan kusurlu yaratildin.Ben, kendine donen insanlari anlatan muzikler satin aldim. Cilek de aldim, esneme hareketlerine ve animsamalarina katki icin. Soranlara, cekincesiz buldugum herseyi yutuyorum diyorum; bir de memelerinin agirligi gelince, vapurlara oksijen cadirlariyla binmek zorunda kaliyorum. Bu halde olta baglamak zor olmasa, belki hayat guzel derdim. Ama sakallarima kokun yapismis, trasi geciktirdikce daha gur kokuyor.

Benim manamin buyuk bir kismini, sag gozumden emip tukurduler; yan sanayi bir korku taktilar yerine. O gece gizlice, DNA zincirimi kirip son kalanlari cakmak cebime tiktim. Kalanlar, iste kendisidir rahatsizligimin; rahatsizligimi omuz baslarina bulastiramadim, icliligimi ayaklarina hic. Mutsuz azinligiyiz Bizans'in, agir bedel oduyoruz varlik vergisi yerine. O kadar unutlmus ben, sen bu kadar eksik kasli olmasan, goz yumamazdik ayni sarkilara. Unutulmus reflekslerle dolu hayatimda. Suretinle rastlasmak icin, sasiramayan yanlarimi sokaga cikardim. Seytan tirnagimi tuzlusuyun yanindan, karakol kaldirimlarindan gecirdim tukuruk bezlerimi. Kulaklarim, icinde iki sessizin karsilastigi yabanci dilden gecmis kelimelerin vurgularinda kaldi. Koruma programindaki yetkililer, taninmayayim diye burnumu dikine kestiler. Kendinle karsilasasin diye, yuksek okceli yanlarimi sokaga cikardim. Kizilmis hissi verip saclarima, benimi birbucuk santim ust dudagima dogru cekerek, kucuk ayakli biri gibi davranip, bir ilahi sans sayip ellerimin cilizligini, ilk bakista en azindan seni gorebilesin diye, uyurgezer bir pusu kurdum gecmisine. Pazilarimin curumesine aldirmadan, tenler denizinde yasamanin kara deligini animsayarak ve ellerime alti yaprak yesili bir tablo almayi unuttugum icin; seni goremedin benimle idare ettin. Kendime donebileyim diye, vitrinlere bakar gibi yapip aceleyle cenemin altindan kendimi zipkinladim, cift klapeli krom bir uc ile. Polyester bir malzeme gibi kolay pihtilasan ve cilali yuzey olan kanim bicak fikrinden urkmus saclarina karisti. Dizlerim isirilmis topuklarini parlatti. Hangi organ daha soguk, hangi bellek daha karisik? Kacinci poyrazin dalgasi kirdi belini? Yasadigini zanneden olulerin morguna kaldirdilar beni. Avunmak, yalniz benim opebildigim yerler oldugunun zarif ic yalaniyla yikanan bir yagmur kurbagasi artik. Karanlikta az sonra, teravihten donenlerce cignenecek, bezemsel bir cikartma gibi stabilize yolda belirecek. Kimseyi ruhunu satmaya ikna edemeyen basarisiz iblis dostumun, eski bir cilingir esnasinda tukurdugune gore, bilincimin arka bahcesi astigim kadinlari gommek icin idealmis. Onlardan bir on bahce kabristani hazirladigim icin, cabuk pihtilasan kan denizi manzarasinin onunde gelecekci goruntuler olusturmak uzere sabirla beklemisler. Yayina bes dakika kala, saclarinin eski fotograf hallerine suzulmusler. Ilk ciddi oyunculuk sinavini, Medusa roluyle orada verecekmissin. Oysa korksamda, devrim adina cok ilimli bulup kendimi sana jurnallemeliyim. Giyotinle katedraller onunde, henuz zihni tukenmemis basimi sektirmeliyim dizlerimde ve kumral baslar toplayan korkunc kolleksiyoncu oldugunu dusunup, eylulun pekmez ruzgarlarinda zehirli guncenin en gizil yapraklari balkondaki masadan ucmasin diye, en yakin dostu drej bir mektup acacagi olan sessiz yazi masasi agirligi gibi, kisa suren makyaj seanslarindan usanmani beklemeliyim. Tikirtiyla pozlanan ham negatiflerin gucu, tuzlusu ortasina tahliye sandali gondermeye yetecek mi? Suyla tepkimeye hazir can yelegi ampullerinin fasilali isiklari, altimizdaki sonsuz dibi aydinlatabilecek mi? Bir gun kanamam yeniden beslar mi, animsama aliskanligimi yitirirsem? Nedir bunun terimsel adi, tum tecrubeleri taninmamis oyuncularin canlandirdigi bir siesta ruyasi mi? Sol omzumdan, onyedi tane kestane ignesi cikardim. Ortadaki tarak kenari kesiginin icindeki, sivri pembe meme ucu sekillilerden yalniz iki adedini, irin uretsinler diye orada biraktim. Cigara sararken ya da capari sallarken, cirali camdan ihtirilmis taze iskarmozlar tutusmus gibi, boydan boya kolum yaniyor. Rahatlayayim diye, artik anlamini bildigimden omzumu livardaki lipsozun galsamalarinin kirmizisina birakiyorum. Bir sabah manyat zamani, oksitlenmis cekmeyle kolumu keseceksin. Dolasmaktan sikilacaksin, sehrin ziyarete acik yerlerinde. Sure bittiginde, yemek masasi uzerinde ayni sehrin bir maketini yapmaya baslayacaksin. O gece, huvviyetini varoslarin uzerinde unuttugunda, bu ihmal gencligine malolacak. Iki beyinlilikten gucsuz dusup gidemeyeceksin. Sehir, dudaklarindaki yeti yitirme merakini destekleyecek. Maket, sahte bir mimarin tozlu yazihanesini bekleyecek. Kafa derim kemerini susleyecek. Tekligin sorulari ayikken gelecek. Hepsi deger Bizans'ta, vicdanlari buharlastirmaya. Omrumdeki ilk berber,

ilk cirakliginin babamin ustasi oldugu gun, dort kollunun kalabalik hengamesinde, gizlice elimi kefenin cebine sokup, kan tasini caldim. Sen bedenimin tum benlerini dogradikca, kosteginden cekip tasi uzerlerine basiyorum. Atar damarlarima karsi kasitli kurulmus beyaz bir ordu, ehlilesiyor kan tasini anlattikca. Tas evleri isitmak zordur guz baslarinda. Beyin kanamasinin esigindeyim, beni uyutma. Gemide isyani baslatir en cahil forsa. Sidikli sintinede fars tahtasiysam, catlamak duser bana. Kurtulus sonrasi forsanin vefasi, yay kavisli mutedil bir yeke yontar yuzerliliginin nedeni catlak fars tahtasiyla. Artik yekeyse, gunesle bulusmak icin yeni bir deniz gerek bana. Bilmedigimizin kara sularina gitmeliyiz, sectigimiz balik yemegi tarifi uymuyor yerel cografyaya. Gunesle bulusmak icin, yeni bir dunya gerek bana.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1