
Hýz
| Saatte
Kac Taksimetrekare? - Pinar Ogunc
... icin hizi sinirlamak gerekliydi. 1865'te Ingiltere'de cikan "Kirmizi Bayrak Yasasi" uyarinca otomobillerin iki surucusu ve elinde kirmizi bir bayrakla onlerinden yuruyen bir yardimcinin olmasi sartti. Hizi sinirlamanin ve trafigi duzenlemenin yeni yontemleri kesfedilene kadar bu yasa yururlukte kaldi.
PLAY Taksiye once kadin sonra adam bindi. "Dokuz" dedi taksici icinden, "bugun arabama binen dokuzuncu cift bu". Kapinin kapanmasiyla dikiz aynasinda alti gozun bulusmasi neredeyse es anli gerceklesmisti. Tuhaftir, duru bir kis sabahi degil de, gecikmis bir baharin aksami olsa, ucunu de rahatsiz edebilecek bir andi bu. Arka koltukta oturanlarin yuzlerini, gozleri asfalti yaran kesik cizgilerde, trafik isiklari ve ondeki arabalarin fren lambalarindayken de animsayabilmek icin kapilar kapandiktan sonraki ilk bakis cok onemliydi taksici icin. Hicbir zaman sadece yol olmadi onun icin cekilmez olan. Ikisini de becerikli bir cabuklukla suzdu ama kadina daha fazla zaman ayirdi. Yakasinda gri yapay bir kurk olan lacivert dar bir palto vardi kadinin uzerinde; boyu ancak dizinde olmali. Lacivert sapka, kizila calan kumralliktaki saclarin ve mat kirmizi rujla aydinlanan beyaz yuzun ancak kucuk bir kismini kapatabilirdi. Insanda dokunma istegi uyandiran goz kapaklari, denizsiz kentlerde uyanamayacak erkeklerin, aralarinda sag ellerini yitirmeye razi olacaklari iri dalgali saclari vardi kadinin. Ya da taksicinin vitesi ikiye takarken gereksiz yere degistirdigi beden acisindan, kadini oyle gordugunu soyleyebiliriz. "Hayvanat bahcesine..." dedi adam gri paltosundaki kircillari farketmemizi saglayan bir ses tonuyla. Sessizlik uzun surmedi. Bekledigi yaniti gulumsemesinin ardina saklayarak yanindaki adama sordugu soruyla, sesini taksiciye tanistirdi kadin: "Bunu sik sik yapar misiniz?" Sirtlarini iki yandaki kapilara yaslayip, bacaklarini koltugun ortasina dogru uzattiklarindan, ikiz kenarlari bir noktada bulusturarak ic acilari tamlamak icin can atan bir ucgen olusmustu aralarinda; beden dili cozuculerini hic zorlamayacak cinsten. "Zurafanin daha iki aylik oldugunu soylemistim size ve onu daha once kimseye gostermedigime yemin edebilirim. Ve bayan, kesinlikle bir benzerini daha yapmadim bugun yaptiklarimin; sizi temin ederim." Kirmizi isiktan yararlanan taksici kadinin ust kismindan daha kirmizi olan alt dudagindaki gulumsemeye benzer titremeyi kacirmadi. Araba kalkarken cikan mekanik aci cigliktan sokak kopekleri yonlerini degistirmis olabilir ve eger yasi geckin bir asfaltsa simsiyah iki serit iz birakmistir geride lastikler.
REW / STOP / PLAY Tren biletini cantasinin on gozunden cikarip "saat" yazan kismina bir kez daha bakti. Yeryuzunde kirk bes kilogram ve iki gozden fazla cekmeyecek garson, salata tabagini onune koymak icin sol yaninda oyle upuuuzun beklemiyor olsaydi peronu dogru ezberleyip ezberlemedigini de kontrol edecekti. Yasini delikleri yercekimi yonunde uzamis yarim tul perdelerinden ele veren restoran, zamanin agir aktigini hissettirecek kadar bostu. Zaman gercekten agir mi akiyordu? Yanina yaklasan golgeden garsonun birsey unuttugunu sandi kadin oysa gelen, tam arka masasinda oturan genc adamdi. "Karabiberinizi kullanabilir miyim acaba?" Ortada dusunecek fazla birsey bu kadar yokken, aradaki o sessiz birkac saniyeyi kendine sonradan aciklayabilecek miydi kadin? "Tabii, elbette". Fakat asil tuhaf kisim simdi basliyordu, adam karabiberi almadan kadinin yanindan uzaklasip kendi masasina gecti. Paltosunu ve gri atkisini astigi sandalyeden aldi, diger elindeki makarna tabagini sarsmamaya calisarak tekrar kadinin masasina geldi. Tam karsisindaki yere oturabilmek icin lacivert sapkayi saga kaydirmasi gerekiyordu ki, kadinin ve kapinin yaninda koca mavi gozleriyle onlari suzmekte olan garsonun saskin bakislari arasinda bunu da hicbir tereddut kirintisi hissettirmeden yapti dogrusu. Kirk dokuz saniye boyunca hic durmadan karabiber doktu sonra tabagina, sag bilegini en az kirk bes kez kirdigi anlamina geliyordu bu. Az sonra adamin agzindan cikacak ikinci cumle de bir soru imiyle sonlanacakti: "Yavru bir zurafa gordunuz mu hic?"
PAUSE Zurafa gordum mu ben hic, yavru bir zurafa gordum mu? Karabiberimi kullanabilir mi?Kullanabilir mi?
FFWD / STOP / PLAY "Sadece iki saatim oldugunu biliyorsunuz. Ancak bir kez bakip cikacak kadar zamanim var". Onemli degildi; hem de hic degildi. Iste bir taksiydi bu. Isterlerse saga, isterlerse sola donmeye, isterlerse yavaslamaya, isterlerse durmaya hazir bir soforleri vardi onlerinde. Yeni traslanmis guven dolu bir ense; dikiz aynasinda dortlu ya da anin titresimlerine gore degisen altili bulusmalar... Yavru bir zurafa gormedigini soylemisti kadin. Taksi bekleyebilirdi, yavru zurafaya bakip cikabilirlerdi ve evet yetisebilirdi kadin 3. perondan kalkan trenine. "Kalmanizin bir yolu yok mu?" Adam bunu sorabilmis olsaydi da, kadin yanitini verebilir miydi? "Sanirim yolu bilmiyorsunuz, buradan saga donmeniz gerekiyordu." Mekanik aci bir ciglikla sola dondu taksi. Bedenin degisen acisindan gaza bacaginin gucu yettigince bastigi belliydi soforun. Peki neden butun gucunu kafasindaki sapka dusmesin diye harciyordu ki kadin?
STOP Sanirim yolu bilmiyorsunuz; o sokagin sonu ucurumdur.
EJECT Dokuz yilini on koltukta geciren ensesi trasli taksici de bir yavru zurafa gormemisti hic; neyse ki yolu biliyordu. Ic acilarin toplami boyle sifirlanabilirdi.
|
