Hýz

  Kahve Hazir - Tansu Celikel

 

I

O sabah etrafimda olup bitenler her zamankinden hic de farkli degildi, baslangicta. Kahve makinasinin "kahve hazir" sinyali ile uyandim. Korkunc bir basagrisi boynumun biraz uzerinden baslayip, sakaklarima kadar basimin her yerini kemiriyordu; ama pek onemsemedim, aksamki yemekte ickiyi fazla kacirmis olmaliydim.

Kalkma vakti idi. Yatagin icinde dogrulup, kenarindan destek alarak ayaga kalkmam ile yatak odamin tabanini kaplayan yer halisinin uzerine yigilmam bir oldu. Etrafima bakindim. Hic cok iyi bildiginiz bir yerde, sanki oraya ilk defa gelmis gibi hissettiniz mi? Hayatinizin dokunma, algilama gibi basit ogelerinin size hic bir sey ifade etmedigi oldu mu hic? Cisimler ile onlarin sekil ve hacimlerinin anlamsiz bir bilgi kaynagina donustugunu tecrube ettiniz mi? Korktum, aglamaya basladim. Gozyaslarimin mavi halinin uzerine dusup damla damla lacivert beneklere donustugunu gorunce daha da korkup, daha cok agladim. -Ama nasil olup da duygulari hissedip, cevreme ait cogu seyi algilayamiyordum?- Sakinlesmeliydim. Bu bir ruya idi, ve uyanacaktim -iste bir tuhaflik daha, somut cisimleri ve anlamlarini algilamada bu kadar zorluk cekerken, nasil olup da bilincimi koruyabiliyordum-

Ne kadar zaman gecti orada, yatak odamin lacivert gozyasi lekeli mavi halisinin uzerinde, bilmiyorum. Fakat birilerinin endiselenip beni, evimi, aramasini zorunlu kilacak kadar uzun olmali. Telefonun zil sesini, onun ne oldugunu bilmeden uzun uzun dinledim. Telesekreterdeki sesim bana yabanci gelmese de, neden acilis mesaji icin anlamli cumleler kurmadigimi, niye kelimeleri olmasi gerektigi sekilde telaffuz etmedigimi merak ettim. Ayaga kalkmaliydim. Yatagin kenarina destek almak icin tutundum, yatak once bir buz yiginina donustu, ve sonra eridi. Odada dokundugum, gorebildigim hersey cogu zaman yabancilasiyor ve bazen de benden uzaklasiyor, ama ben onlari durduracak bir sey yapamiyordum. Hizla benden uzaklasan komidine yetismek icin pesinden kosup, en azindan telefona ulasmak istedim, ama yapamadim. Komidin ve telefon ile birlikte birilerine haber verip, yardim isteme umutlarim da gitti.

Artik bunun ruya olmadigindan ve gercekliginden emindim. Eger butun bu olanlarin sebebini bilsem belki cozumunu daha kolay bulabilirdim. Hicbir zaman uyusturucular veya halusinojenler ile yakinligim olmadi, her zaman tiksinti ile baktim her turlu tutun urunlerine. Dogru, haftada bir sise kadar sarap iciyorum, ama sarabin yasadiklarima benzer etkileri hic de duyulmus birsey degil.

Panik ve korkudan, cok yorulmustum: Uyuya kaldim.

 

II

Insan vucudunda en ileri derecede farklilasmis hucre grubu olan sinir hucreleri (noronlar) birbirleri ile ya elektriksel (ornegin, cevresel duyu organlarinin daha gelismis beyin bolgelerine baglayan) ya da kimyasal (ornegin, beyin kabugundaki hucresel baglantilarin tamami) yollarla iliski kurarlar. Noronlar cesitli sekil, hacim, ve islevsel farklilik gosterseler bile, genel anatomik yapilari 3 temel kisimdan olusur. Her noron icerisinde hucre cekirdegi, kalitim materyali ve hucrenin yasamasi icin gerekli olan yapi taslarinin bulundugu hucre govdesinden kok alan iki tip yapi (dendrit ve akson) ile diger noronlara baglanir. Dendritler hucre govdesine kendisinin baglanti kurdugu diger hucrelerden bilgi tasirken, hucre govdesinde islenmis bilgi, akson tarafindan diger hucrelere tasinir.

Merkezi sinir sistemi ve onu duyu organlarina baglayan cevresel sinir sisteminde, aksonlar, akson icerisinde suregiden elektriksel enerji iletimini daha hizli ve etkili bir sekilde devam ettirebilmek amaci ile bir protein kilif ile sarilidir. Bu kilif yapisal olarak cevresel ve merkezi sinir sistemlerinde farkli hucreler tarafindan olusturulurlar.

Aksonlarin etrafindaki protein kilifinin incelmesi, ve ortadan kalkmasi, yalitilmamis bir elektrik kablosu gibi, hucrenin elektriksel enerjiyi, tasirken kaybetmesi ve belki de kendisinden sonraki hucrelere aktaramamasi ile sonuclanabilir. Bu enerjinin sonraki hucrelere aktarilamamasi, duyulari, duyu organlarindan alip merkezi sinir sistemine kadar tasiyamamak ile sonlanabilir. Bunun otesinde eger bir sekilde organlar ile beyin arasinda bir iliski kurulmus olsa bile, iletisimi saglayan elektriksel sinyallerin zayifligi yuzunden, sinirsel "baglanti", her zaman istenildigi kadar islevsel de olmayabilir. Sinir siteminde aksonlarin etrafini kaplayan protein kilifin dejenerasyonu insanlara hic te yabanci bir olgu degil, gunumuzde. Bu sinir hucrelerinin "yalitim sorunu" kalitsal yolla ebeveynlerden cocuklara gecebilecegi gibi1, cesitli kimyasallar2, ve toksinlerle3 dogumdan sonra da ortaya cikabilir. Sebebi ne olursa olsun protein kilifin yitimi, elektriksel iletinin hizinin ve "kalitesinin" dusmesi ile sonuclanir. Ve bu degisimde de ister istemez hastanin dunyayi algilayisini, ve tepkilerini etkiler.

 

III

Simdi kendimi daha iyi hissediyorum. En azindan korkmuyorum. Hastahanedeyim, isyerimde. Ama bu sefer bir hasta olarak.

Uzun sureden beri sadece cevresel sinir sistemini etkileyen bir kalitsal hastalik uzerinde calisiyorum. Bilimsel olarak tek bir sorum var: Normal calistigi sartlari, ornegin hucreler arasi iletisimin hizini sinirlandirdiginizda, sinir sistemi bu degisime ne sekilde cevap verir? Yaptigim is aslinda cok basit. Yaklasik 10 yil kadar once tanimlanmis olan bir genin urununu deneysel olarak ortadan kaldirip, hayattaki tek sorumu biraz degistirip sormak: Belli bir hizla gitmeye alismis bir yapiyi yavaslamaya zorlarsaniz ne olur?

Kendi deneyime bilincli olarak denek olmamistim -herhalde deney modelini olustururken kullandigim toksinlere maruz kaldim- ama simdi beyinin icerisinde hapis kalip, duyu organlarindan gelen eksik bilgilere ve daha onemlisi beyine hic bir zaman ulasmayan o bilgilerin onemini, vucudu ve cogu islevini kontrol edebilmenin tek yolunun onun alistigi hizina -da- bagli oldugunu biliyorum.

 

NOTLAR

1. Dejerine-Sottas Hipertrofik Noropati (Hypertrophic Neuropathy of Dejerine-Sottas) / Kalitsal motor ve duyusal noropati, Tip III (HMSN3). Miyelin Protein Sifir (MPZ-Myelin protein zero) / Cevresel miyelin protein (MPP-Myelin protein, peripheral).

2. Temel etkileri miyelin protein kilifin tahribi olan kimyasalllara ornekler: Chloroquine, FK506.

3. Diphtreria, Buckthorn, Hexachlorophene, Sodium Cyanate, Tellurium. Ilk kisimda gecen duyu yanilsamalari, basagrisi, ve motor fonskiyon bozukluklari akson etrafindaki protein kilifin kaybina sebep olan hastaliklarda gorulen semptomlardan olup, cevresel sinir sistemindeki bazi gen urunlerinin ortadan kaldirilmasi (cevresel sinir sistemindeki miyelinin temel yapisal proteini olan P-0 glikoproteini gibi) merkezi sinir sisteminin islevini devam ettirmesine olanak tanirken, cevresel sinir sisteminin duyu organlarindan merkezi sinir sistemine bilgi aktarmasini guclestirir. Bunun sonucunda duyu organlari ile direk baglantisi olan merkezi sinir sistemi bolgeleri gelen bilginin yetersizligi veya yoklugu yuzunden islevsel olarak normal davranamasalar bile, beyinin gelismis islevleri (sebep-sonuc iliskisi kurma, veya cogu -eger, tamami degilse- bilissel islevleri) normal calismalarini surdururler.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1