Dönmek

  Quion'un Gozleri - Deniz Ekin Ozsoysal

 

Olmasi beklenen, arzulanan, duslenen bir seyin rastlantisalligi var midir?Yoksa hersey hazir olma durumunun ardinda yaratilan bir gerceklik midir?

***

Birinci Cumle: Istedigimiz seye kolayca inaniriz. "Facile credimus quod volumus"*

Uzerinde tarihin izlerini tasiyan, govdesi yillar icinde kirilip kimbilir hangi topraklarla karisip gitmis, erimis yok olmus, govdesiz bir kandil kapagiydi elimde tuttugum. Hani su muzelerde gormeye alistigimiz cinsten. Onu bulmak icin ozel bir caba harcamam gerekmemisti. Yururken, yurudugum yere, topraga bakiyordum sadece. Yagmurdan sonra asinan topragin arasinda birden belirivermisti onumde. Tarihin bir parcasi gizlendigi yerden gun isigina cikmis ayaklarimin dibinde duruyordu. Karsilasma ani. Gecmisle bugun arasinda ince bir cizgide duruyordum. Gecmis, kolayca unutup, gozardi edemeyeceginiz kadar yakininizda karsiniza cikabilir. Dahasi size olmadik mesajlar da gonderebilir.

Buldugum parcanin arkeolojik bir degeri yoktu. Siradan bir kandil kapagi, ama yine de binlerce yil oncesine dokunuyor oldugum duygusu beni heyecanlandiriyordu, ve bu duyguyla sarilmisken yanilsamalar icinde kaybolmak hosuma gidiyordu. Zamanin labirentlerinde gecmisle haberlesmek! Bilinmeyen bir anin, hayal olanin golgesine dokunmak! Olaganustu gelmiyor mu size de? Latince bir ozdeyis vardir: "Umbra, ubicumque est, ibi esse corpus ostendit": "golge nereye duserse dussun bir bedenin varligini gosterir." der. Parmaklarimin arasinda duran pismis toprak parcasi, bedeni zamana karismis bir hayaletin golgesiydi. Tam da bunlari dusunurken, ya da simdi oyle hatirliyorum, kandil kapaginin arka yuzune dikkatlice baktigimda izleri gordum! Kandili yapan kisinin parmak izleri. Ikibin yil oncesinin parmak izleri. Zamanin sonsuzluguna atilmis bir mesaji bana ulastiran parmak izleri! Buyulenmis gibiydim. Bir saniye onceki yanilsamalarimin gercek olduguna, bir hayaletin benimle iletisim kurmak istedigine neredeyse yemin edebilirdim.

Mantigim devreye girip, abartmamami fisildiyordu kulagima. Buyuk olasilikla, o donemdeki kandil atolyesi calisanlarindan birinin dikkatsizligine denk gelmisti. Ote yandan icimden bir ses, "Ya bunlar ozellikle, bilerek birakilmis izlerse?" diye soruyordu. Belki de, zamanin coplugunde unutulmus, siradan bir is gununun, siradan atolye iscisi, siradan bir yag kandilinin uzerinde kendi varligini kanitlamak istemisti. Gorevin arasina sikistirilmis gozkirpis anlarindan birinde birey olarak varolduguna inanmak istemisti. Gonderdigi mesaji bulanin hayatinda kendini cogaltmayi, baskasinin hayatinda yasam bulmayi arzulamisti. Yalniz, kayip bir ruh ve geceleri karanligin gorunmez kildigi evlerin icini ince isigiyla aydinlatip, gorunur kilan yag kandilleri. Belki de mesaj gidecegi yeri ve zamani bulur.

Patikadan yuruyen baska birisine degil de bana sunmustu kendini. Hangi bileskeler bizi karsilastirmisti bilmiyorum ama gun gectikce saplanti halini alan bir dusunceye donustu. Onun varligindan haberdar olan ve belki de yeniden varedecek olan tek kisiydim. Aklimdan cikmiyordu. Kimsin sen, bana butun evrende bir esi daha olmayan seyi, kendi parmak izlerini gonderen? Ne muhtesem bir mesaj!. Icimde ona karsi oylesine buyuk bir sevgi duyuyordum ki. Binlerce yillik bir dokunusla hayatima girmisti bile.

***

Degil mi ki tum dunya tarihi sozcuklerde yasam bulmustu, oyleyse elimdeki en guclu malzeme buydu. Oluyu diriltecek, kandilin fitilini tutusturup ortaligi isitacak, hayalete sekil verecek guc.

Kara tuyleri parildayan bir karga gibi vakur suzulmeye daldi zihnime. Ona bir firsat vermeliydim. Boylece mektuplar yazmaya basladim, hem ona, hem onun agzindan bana.

***

Ikinci ve Yuzonucuncu Cumleler: Hayatina Girmek Istiyorum, Beni Hayatina Al!*

Yalnizligin kime ne oyunlar oynayacagi belli olmaz. Goruldugu gibi kisi parmak uclarindan varetmeye calistigi bu antik hayaletle beraber asil varetmeye calistiginin kendisi oldugunun farkinda bile degil. Kurgu herseyin icine sizdigi gibi onun da gri beyin hucrelerinin icine islemis. Anlam yaratmadan duramiyor. Suc onda degil belki de. Baslangicta, ornegin henuz yeryuzundeki dortyuzelliyedinci gununde, yere dustugunde cani somut bir bicimde yaniyor olsa da, "aci" kelimesinin anlamini ogrenmeden once aci cektigini bilmiyordu. Yuruyordu ama yurudugunu de bilmiyordu cunku "yurumek" sozcugunu ve yanisira tasidigi ucbinbesyuz anlami ogrenmemisti daha. Kuskusuz zamanla benzer bir cok sozcugu icine sindirdikten sonra aynadaki aksini de bunlara gore yorumlamaya basladi. Farkinda olsa da olmasa da, sozcuklerin halusinatif yan etkilerine ve sonuclarina katlanmak zorundaydi artik. Bir gun kurgusal oyunlarin bilincine vardiginda herseyden suphe duymayi ogrendigi, (hatta suphenin de kurgusal olmasi suphesiyle), bir sure sonra da kendini, sandigindan cok daha buyuk, basini ve sonunu yakalayamadigi bir agin icinde buldugu anlasiliyor. Oyunun oyun oldugunu bilmek, kurallarini gormek bedelini hafifletir mi? Bedel surekli ruya hissine hapis kalmaksa? Yurumek istiyor ama adim atamiyor, konusmak istiyor ama agzindan tek bir sozcuk cikamiyor. Olup biteni goruyor ama mudahale edemiyor.Tipki ruyalarda oldugu gibi. Boyle bir cikmaz icinde yasayip gidemeyeceginden, ama durumu da tek basina duzeltemeyeceginden kendini eylemsiz kilan seyi anlamak icin ugrasiyor. Ruya duygusundan kurtulabilse bireysel tarihini olusturacak, bir oykusu olacak. Savasmasi icin onu disaridan gorebilmesi gerekiyor ama oylesine icine batmis ki cikamiyor. Aslinda yillar once "disarisi ve icerisi" sozcuklerinin anlamini ogrenmemis olsa bunu da dusunemezdi ya. Yazdiklarina bakilirsa fiziksel bir eylemi mumkun gormuyor ama dusunebiliyor. Sozcuklerden ayrilamasa da dusunebiliyor. Ruya duygusunu hafifletmeye calisiyor. Cozumuyse ruyaya karsi ruya. Kurguya karsi kurgu. Boylece kendini varedebilir belki. Iste yillar once bir arkadasinin ona verdigi kandil kapaginda gercekten sasirarak gordugu parmak izleri ve rastlantilarin dogasi uzerine kurguya boyle basliyor. Kaybedecek bir seyi yok. Yazida kim kimi kaybedebilirdi ki? En azindan basta boyle dusunuyor. Sozcuklerin kurgusu mu yoksa kurgunun ardindaki hayalet mi yoksa her ikisi de mi beden kazanacaklar? Yalniz gezegenin yalniz yolculari.

Ucuncu ve Yirmisekizinci Cumleler: "Olamadigim Baska Birinin Bir Zamanlar Oldugu Gibi Biri Olmak Istiyorum." *

Ona mektup yazmanin en zor yani bildik kaliplarin disinda bir hitap bicimi aramakti. Nasil seslenecektim ona. "Sevgili Antikcag Kandil Iscisi" mi? Ya da "Sevgili Dostum" mu? Yoksa sadece "Merhaba" mi? Ne sacma. Ona mektup yazmamdan daha sacma olamazdi ama bu dusuncelerin dus dunyami zayiflatmasina izin vermemeliyimdim. Bir cesit oyundu nihayet ve surdurecektim. Hayatima girip benim olmak istiyordu, en azindan ben buna emindim, cunku mesaj yerini bulmustu. Sonunda ona "sana" diye hitap etmeye karar verdim. Mektuplar karsilikli "sana" diye yazilmaliydi. Mektuplar, mektuplari izledi. Zaman ilerledikce sinirlar puslanmaya basladi, garip bir girdabin icine dogru cekiliyordum. Iradem disinda onun etkisine girmis gibiydim. Yani, kisiligimin uzerine oturdugu cerceve, kemik tutmus yapilari, onun karsisinda yok oluyordu sanki. Hayalin golgesi uzerime dusuyordu. Bir gun onu aynada yanibasimda gordum.

Dorduncu Cumle : "Dusundugum Yerde Degilim, Olmadigim Yeri Dusunurum."*

Kisinin kullandigi dile bir bakin. "Ben" diyerek anlatiyor. Oysa "ben" sozcugunun anlami henuz algisi disindayken yani yeryuzundeki ucyuzelliyedinci gununde "ben" oldugunu bilmiyordu. Simdiyse sozcugun kendisinden soz ettiginden kusku bile duymuyor. Sozcugu her kullanisinda kendinden uzaklastiginin farkinda bile degil. Kurgusal bir "ben" uzerinden ancak olmadigi birisini dusunuyor, olmadigi ve olmayan bir yerde. Dahasi "o" diye soz ediyor kalintilari petrollesmis hayali yaratiktan. Uydurulmus sozcukler arasinda zamirler kadar ici bosaltilmis olani yoktur herhalde. Sekilden sekile giren, kimliklerin uzerini orten zavalli maskeler. Her ismin yerine gecen ama hicbirsey olan, dusundugun sey asla olamayan, yakalanmaz, tutulmaz, nasil hareket edecegi belli olmaz seyler. Ayni zamanda urkutucu. Kisiyi ayni anda hem "ben" hem "sen" hem "siz" hem de "o" yapiverirler. Dusuncesi bile korkunc. Ah zavalli esir, kapilip gidiyorsun zamirlerin gulen yuzune. Madem bu kadar sevgi duyuyorsun yureginde, sevdigini neden ozgur birakmiyor da bir zamirin ardina sikistiriyorsun. Tanricilik oynuyorsun.

Ellibesinci ve Sekizinci Cumleler: Su Damlasi Tasi Asindirir "Gutta cavat lapidem", ve Geriye Donus Yoktur "Jacta alea est".*

Her gun. Her an. Mektuplar, mektuplar, mektuplar. Onun gelmesi benden en muhtesem dayanagimi almisti; kendine guven! Eskiden sihirli bir dunyam varken, yapacagim hamleleri gorur, oyuna sihirli bir gucle bakarken, artik sadece hatalarimi gorurur olmustum, artik dunyamin merkezi degildim, sihrimi yitirmistim. Bana yazmayi surdurdu benim kalemimle. Bense ona yazacak gucu bulamiyordum. Eriyordum sanki. Dortyuzseksenbesinci mektubu bitiremedim. Ellerim agirlasti, kalem elimden dusuverdi. Sozcuklerin hepsi gozumun onunde ucusuyorlardi. Anlamsiz kucuk noktaciklara donusup atmosfere karistilar. Kafam sayfanin uzerine dustu. Esikten akmaya basladim, kagidin icine dogru. Zaman durdu. Sonra kendimi kendi columde buldum. Korumasiz, ciplak, ac ve susuz. Bastan cikmaya hazirdim, ozgurlugum icin.

Altibinaltiyuzyetmisbesinci Cumle: Quion'un Gozleriyle Gorebilseydin Kendini ve Yeryuzunu*

Uzun bir sure karabasanlar icinde devinip durdu. Gecelerine dost mu, dusman mi oldugunu bilemedigi bir dus. Latince adi Scorpio Maurus Linnaeus, aslinda turunun zararsizlarindan ama duslerine efsanevi Quion Maur olarak giriyor. Yakut gozlu dev col akrebi. Gerci boyle bir efsaneyi duyana rastlanmamistir ama mektuplarin birinde soz ediliyor. Anlattigina gore Quion'un gozlerine bir kez bakan suskunluga burunurmus gorduklerinden sonra. Kimine ilac olurmus, kimine zehir. Ilac ve zehir ayni seydir de, sir, dozu ayarlamakta derler. Zehirlenmenin insani hangi gerceklik duzeyine tasiyacagi belli mi olur? Aslina bakarsaniz antik yaratiklardir akrepler. Dinazorlar yeryuzunde gorunmeden cok once baslamisti yasamlari. Dortyuzelli milyon yildan bu yana degismeden kalabildiler. Taslarin altinda, ormanin derinliklerinde, collerde saklandilar. Gokyuzunun ve yeryuzunun ve zamanin izleri, sairin degimiyle "kitaplar kitabinin" sirlari kazinmistir kuyruk bogumlarina. Bu yuzden mi acaba her defasinda ayni dusu goruyordu? Gunbatiminin alaca kizilligi. Nemli bunaltici bir sicak. Kumdaki garip izleri takip ediyor, izler onu colun derinliklerine cekiyor, hava karariyor ve kum tepelerinin yogunlasip ufuk cizgisiyle birlestikleri yerde onu goruyor. Yakut gozler, bakirimsi siyah renkli dev bir akrep vucudundan parliyorlar. Binlerce yag kandiliyle aydinlanan bir kapinin onunde bekliyor ona dogru yaklasmasini. Yaklasiyor. Akrebin parildayan gozlerinde kapinin hayali beliriyor. Uzerinde bir sekil. Yeryuzunde bilinen dillerden hicbirine tanidik olmayan, tek ve buyuk bir harf kazinmis. Yaklasiyor. Harf dev bir parmak izine donusuyor. Dokunmak icin dayanilmaz bir arzu duyuyor, elini uzatiyor, parmaklari buyuyor, buyuyor, devlesiyor, izler parmaklarina tipatip uyuyor, gozlerin icine dogru cekiliyor, binlerce yillik tarihin acilari, arayislari, kiyimlari, oyunlari, savaslari akarken onunden, alevler sariyor heryanini aniden, daralan bir ates cemberi icinde kaliyor akrep, caresiz kendi kendini sokuyor, zehir yayiliyor vucuduna ve ter icinde uyaniyor. Karabasanlari ne kadar suruyor belli degil. Ama soyunun takipcisi oldugu soylenebilir. Guncel gerceklik icinde allak bulak olunca, caresiz geriye donuyor, atiyor kendini gecmisi yeniden ve yeniden yazmanin kollarina. Yuzunu gelecege cevirebilmek icin. Uzun zaman dussel simdilerin tutsagi olarak yasiyor, harflere bagimli kaliyor, zamirlere, sifatlara, cekim eklerine, fiilleri olmadan cumlesini tamamlayamiyor, sozcuklerin sanrisal yan etkilerinde asili duruyor, oyun aliskanliginin sapkin cukurlarina dusup, cikmak icin birikmeyi bekliyor bilmem kacinci kez, cunku asil olan hayatta kalmasi. Salt bedenin biyolojik yasamini surdurmesi degil, varolabilmesi, varolarak hayatta kalabilmesi. Yeni bin yillara ulasmasi. Kendini kendi evreninde varetmek, ozgur kalabilmek kadar zor olan ne var insanoglu icin.

Yedibiniki ya da Dokuzyuzyirmi yahut ta Binsekizyuzaltmisyedinci Cumleler: "Cole Giden Kisi Ayni Insan Olarak Geri Donmez."*

Quion'un gozlerinde buharlasiyorum. Bana dost mu dusman mi, yarin nasil bir duse uyanacagimi bilmiyorum. Yarin nasil birisi olacagimi da? Dahasi uyanip uyanmayacagimi da bilmiyorum. Kandil kapagi elimde hâlâ, izleri de gorebiliyorum. Kalemim kagit uzerinde oyunu surduruyor, ayni parmaklarda yasam buluyoruz. Rastlantilarin buyusunu de seviyorum hâlâ, seni de. Odamda da hersey eski yerinde duruyor ama biliyorum yine de farklilar artik .... cunku icimde parmak izlerin.

Onbirbinsekizyuzellibirinci Cumle: ... ..., ve degil mi ki kâinat kadar gercegiz harflerimizin icinde.*

* Soz konusu mektuplarda altini cizdigi bazi cumleleri:

1.cumle: Latince bir soz (alintilamis)

2. ve 113.cumleler: kendi sozleri

3. ve 28. cumleler: P.Handke "Kaspar"(alintilamis)

4.cumle: J.Lacan, "Ayna Evresi"(alintilamis)

55. ve 8.cumleler: Latince iki soz.(alintilamis)

6675.cumle: kendi sozleri

7002. ya da 920. yahutta 1867. cumleler: Bir Bedevi sozu (alintilamis)

11851.cumle: kendi sozleri

***

Sayin Bayan P.E.,

Aradiginiz kisinin kaybolusunun ardindan geriye bir oda dolusu mektup bulundu. Masanin uzeri, cekmeceler, yerler yuzlerce kagitla doluydu. Baslangic noktasini saptamak pek kolay olmadi. Mektuplarda tarih, ad ya da yer belirtilmedigi icin aslinda hangisini ne zaman yazdigi anlasilamiyor. Hepsi "sana" diye basliyor ama mektuptan cok gunluge benziyorlar ve zaman zaman sanki bir dis goz soze giriyor. Bazi cumlelerin de altini cizip yanina kacinci cumle oldugunu yazmis. Yigin arasinda buldugumuz bir kagitta bu cumlelerin kime ait oldugu listelenmisti. Ancak butun bunlari da bildigimiz bir sayi duzeninde ya da mantik ve anlam sirasinda biraraya getirmek bilgisayarlarimiz yardimiyla da olsa henuz mumkun gorunmuyor. Bu kosullar altinda tam olarak neler oldugunu bulmamiz sizin de takdir edeceginiz gibi uzun zaman alacaktir. Her defasinda yeniden ve yeniden geriye donerek elde ettigimiz verileri, simdiye kadar okunan bolumleri tarayip, yorumlamamiz gerekiyor. Basin, medya ya da polise bir haber sizmadigindan emin olabilirsiniz. Sure uzarsa burada dikkat cekme riskimizin ve isin maliyetinin arttiginin farkindayiz. Sartlari zorladigimiz ve elimizden geleni yaptigimiz konusunda supheniz olmasin. Ipuclarini degerlendiriyoruz. Arastirmanin yogun bir bicimde devam ettigini bildirmek istiyorum. Size bir fikir vermesi icin de simdiye kadar birbiriyle baglantili oldugunu dusundugumuz yazilardan bazi bolumleri ve altini cizdigi cumlelerin bazilarini birlestirerek mektuba ekliyorum. Yazilarinda sozu gecen yag kandili kapagini masasinin uzerinde bulduk. Uzerinde parmak izleri gorulebiliyor. Bu nedenle ipuclarini bu noktadan baslayarak birlestirmeye karar verdim. Su ana kadar yapilan harcamalarin bir listesini ve arastirmanin devami icin gereken nakit miktarini belirten bir notu da mali danismaninizin e-mail adresine yolladigimi bildiririm.

Saygilarimla. B.S.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1