
Dönmek
| Durdondu
- Humanur Bagli
Babam mahir ve kocaman elleriyle kalin beyaz pamuklu ipi ahsap govdeye sarar. Yere egilir, iri vucudu bu sikismayla gergin bir balon gibi gicirdar. Sarip sarmaladigi ipi bir anda hizla cevirerek govdeyi yere birakir. Sihir tamamlanmistir. Artik herseyden, ipinden, kendinden bile bagimsiz tahtadan armut, cok derinden bir turku mirildanarak yerde dolasmaya baslar. Bir gezegen gibi hafifce yere dogru egilerek, eksenini tavaf ederek. Babam iri govdesiyle az once yaptigi buyuk hareketin izlerini yuzundeki kizarikliga birakarak kalkar. Ahsap armutun turkusu bir sure sonra yerini, yasli bir adamin ani bir kalp kriziyle yalpalayip duraksamasina benzeyen bir duzensizlige, birseylerin yalnis gittigi hissine birakir. Buyuyle dokunmus turku, tumuyle maddi, tumuyle dunyevi tikirtilara donusur, armut yere, kendine, icine carpar, duser. Cenazeyi sakince yerden kaldiran babam ona kalp masaji yapma isini yeni mezun bir doktora birakan tecrubeli bir profesorun tesvik edici sesiyle "bir de sen dene" der, mahir elleri vucudunun kenarlarinda serbest, odayi terkeder. Elimde cenaze, duruyorum. Sessizligini, olulugunu, ama yasarken ne buyulu, ne esrarengiz oldugunu anlatan bir ilahi soyluyorum ona sessizligimle. Onu beceriksizce kavrayan parmaklarim, bu gormus gecirmis puturluluk ve kararmislik yaninda cok taze, toy, ham. Basindaki kucuk metalin kenarina sikistirip ipin ucunu, babaminkinin kucuk bir musveddesi bile olmayan ellerimle, bir zaman yaptigi tavaflari kutsar gibi sariyorum etrafina. Simdi artik neredeyse pamuktan dokulu bir armut bu. Ellerimin arasinda fazla hareket ettirmeden, ipin ucunu kacirmamaya dikkat ederek oksuyorum onu. Kucuk ve esnek cocuk vucudumu yine hic babama benzemeden yere cokertip ipi cekip azad ediyorum kole armudu. Tam olarak kurtulamiyor bile, ipinin kollarina agac gibi, mobilya gibi, ahsap herhangi birsey gibi takirdayarak yigiliyor. Armudum yigildigi yerde dogmadan oluyor. Bu zamansiz dusuk icin suclayabilecegim kendimden baska ne var? Aklima kimse gelmiyor. Babamin son dondurusu onu, aslinda geri donussuz bir veda miydi, supheleniyorum. Ahsap armudumu eskisinden cok daha buyuk bir ihtimamla ellerimin icine aliyorum. Kokmaya yuz tutmus bir ceset onundeki caresizlik ve panikle, alelacele sarmaliyorum bu sefer ipi. Ip bile isteksiz simdi, varligini bagladigi armuda sarmiyor bile kendini. Gevsek de olsa yere egilip tekrar ipinden cekiyorum. Bu seferki donmeyiste usengec ipe kiziyorum. Armudumu; yumusak, sakin, dervis armudumu oldurdu diye. Yeniden yeniden dogup oluslerini hatirliyorum onun. Olumlerinin dogumlarina, dogumlarinin olumlerine saka yaptiklari hizli gelgitleri. Sukunetle kendi icine degil, bu olum ve dirimlerle her seferinde bana defalarca donuslerini. Hep gidip donerek, hep yasayip olerek beni hep taze heyecanlara suruklemesini. Umit ve acilari birbiri ardina duzgun boncuklar gibi dizmesini. Babam diriltir onu. Olumler boyle uzun surmez, biliyorum. Benim miriltili armudum turkulerinden vazgecmez. Olum bir anliktir bir kere. Bir an olur ve gecer. Olum de butun baslangic ve bitisler gibi anliktir. Kedili cizgi filmde gormustum, dagdan dusse de kedi, kapi altinda kalsa da fare olmemisti. Tasin altinda kaldiginda dumduz, kafasina kurek carptiginda titrek, zehir yuttugunda mosmor olmus ama sonra yine canla basla kovalamisti atik fareyi. Iceriden karnabahar kokusu geliyor. Buyukler icin yapilmis bir sebzedir bu, neredeyse sigara kadar buyukler icin ve yabancidir, ama belki yaninda makarna vardir. Annemin kokusu bunlardan biri ya da hepsidir. Ona sarilinca anlayacagim bunu. Burnumun degdigi onlugunde buharli sebzeyle, yanik kek, sogan ve sigara birlikte kokacak. Topactan armudu ve uvey kardesi ipi yatagimin ustune birakip, butun bu oyunlarin olup bittigi ilik parkelerde butun bu olup bitenleri ciplak ayaklarimla ezerek mutfaga kosuyorum. Biliyorum babam diriltecek onu, ama sonra. Rahat birakacagim onlari. Simdi uyusunlar. Cunku uyku olumsuzlugun bedelidir
|
