Diþi

  Ince Tul Kalin Kabuk

Kararsiz Mevsim - Nazli Okten

 

Fotograf ilk ciktiginda, bireyleri tanimak, siniflandirmak, denetlemek kisacasi kontrol altinda tutabilmek icin bilmenin araclarindan biri oldu. Sureti sabitlenen insan artik yer degistirse de kacip uzaklassa da, isim degistirip baska biri olarak yasamak istese de bir gun gecmisi, kendi tarihi gelip onu bir yerlerde yakalar ve hesap sorabilirdi. Sureti artik kayitliydi. Bir yalan daha olanaksizlastirilmisti, yalanin gundelik hayata actigi gediklerden biri daha kapatilmisti. Fotografin gelismesi pornografinin gelismesinin de ilk adimiydi. Kayitli cinsellik, nesnelestirilmis beden bulustular. Alice Harikalar Diyari'nin yazari Lewis Carroll'un en buyuk zevklerinden biri kucuk kiz cocuklarinin cesitli mizansenlerde erotik cagrisimli fotograflarini cekmekti. Oryantalist fotografcilar erotik poz verecek Musluman kadin bulamadiklarinda -tabii sadece bunun icin degil (1)- ergenlik cagindaki genc erkeklere pece takip poz verdirdiler. Farkli olanin da ayni oldugunu, gizlenmis olanin arkasinda duranin benzerliginden emin olmanin guveniyle izlediler.

Sinema ilk ciktiginda bayagi ve adi bir avam eglencesi sayildi. Bir arac/ortam olarak kendiliginden pornografikti; teshir ediyordu. Bir propaganda araci olarak etkili kullanimina degin ahlakcilar tarafindan seytani bir gorev ustlenmekle suclanan sinemanin dogusuyla Freud'un histeride cinselligin rolu uzerine calistigi yillar aynidir. Francis Ford Coppola'nin Drakula'sini baska bir gozle izlediginizde sanayi devrimi uzerine bir film oldugunu anlayabilirsiniz (2). 1800'lerin sonlarinda Avrupa'da hayat bir piyango gibiydi diyor bir kitap(3); kirsal bolgelerden kopup kentlerin etrafinda tehlikeli halkalar olusturan kitleler salgin hastalik tehditiyle burun buruna yasiyorlardi (sehrin icindekiler de disaridaki halkanin yaydigi tehdit hissiyle tipki simdi oldugu gibi) Sifon ilk icat edildiginde hijyenden daha cok bulasici hastaliga neden oldu.

Bulasma anahtar kelimelerden biriyken vampirlik nasil akla gelmez: vampir oldurmez, kan yoluyla adeta bir hastalik bulastirarak isirdigini da vampirlestirir. Histeri, kadinin bastirilmis cinselliginden kaynaklaniyorsa, vampirin sevismesini arzulayan kizil sacli kadin icindeki kotunun (cunku kadinin "asiri" cinsel istegi hastalik oldugunda erkegin arzusunu onceleyen kadinsi arzu da urkutucu hale gelir) cagrisina uyarak disaridaki kotuyle birlesir. Icine kotu ruh girmis kadinlarin korku filmlerindeki kivranislari cinsel arzuyu yogunlukla cagristirir ve sonunda da cezalandirilir. Bulasma otekiyle karsilasmadir; yabanci olanin vucuda girisi ve onu hasta edisi. Vucudu bir organizma olarak algilayan sosyolojik gorusler ona dahil olan yabanciyi da mikrop olarak gormekten baskasini yapamazdilar. Disaridan gelen, kenti bozuyorsa ondan sakinilmalidir. Hele kadinin arzusu ona yonelirse daha da fena. Kadin hem icerideki otekidir hem de disaridaki otekiyle birlestiginde felaketten baskasina yol acamayacak tehlikeli bir "ele avuca sigmaz".

Lévi-Strauss'tan bu yana biliyoruz ki kiz alip vermek iki topluluk arasinda ya da ayni toplulugun icinde alisverisi kana kaydederek yapiyi tekrar tekrar percinler. Turkiye'de 60-70'lerde muhafazakar kiz babalari kizlarina sinemayi yasak ederken yalnizca evden uzakta ve karanlikta "otekilerle" (aileden, gruptan olmayan erkeklerle) birarada bulunmalarindan degil kendilerine olasi baska dunyalarin kapisini aralayarak, grup icinden, taninandan bilinenden degil ask ile iceri alinacak yabancidan, davulcu ya da zurnacidan korurlardi. En yaygin temanin imkansiz asklar olmasi sadece Divan edebiyati gelenegine baglanabilir mi? Baba kizi vermediginde delikanliyi iceri almamis, onunla degistokusu, mubadeleyi kabul etmemis olur. O, bulasmayi, melezlesmeyi reddeden toplulugun ta kendisidir. Kiza gozumuzun onunde "sahip olabilen" tek grup tecavuzculerdir. Verilmeyen iceriden de fethedilemezse zorla alinir. Dolasim metasi kadin oldugunda tecavuz de bir tur hirsizliktir ama bulasma gerceklesmis sayildigindan o kadin artik iflah olamayacak bir hasta sayilir.

Sinema gerileyince video yeni bir teknoloji olarak karsimiza cikar ama video sektorunu asil ayakta tutan pornografidir. Neden islandigi gun gibi ortada olan koltuklarda kentin diger yerlerinden gelenlerle birarada bulunmayi, bulasmayi goze almadan pornografiye erismenin en kolay yolu kosedeki videocuya biraz yuz kizartmaktir. Sonra pornografik dergiler: en iyi kalite baski ve kagida sahip (4), baski teknolojilerinin ilerlemesi icin gerekli sermaye birikimini en buyuk hizla saglayan sektor (posete sokulmalari bir kez de bulasma kavrami baglaminda dusunulmelidir). Simdi internet, pornografinin hizli gelisimine en buyuk katkida bulundugu alanlarin yenisi olarak karsimizda. Foucault tarihte bir devrim yapti cunku modernligin gelismelerinin degil de bastirdiklarinin -akil hastanesinin, hapisanenin, cinselligin- tarihini iceriden (5) yazarak ilerlemeyi mumkun kilanin bastirma oldugunu gosterirken kulturun/uygarligin icgudulerimizi uygun sekilde bastirmaktan dogdugunu soyleyen Freud'un actigi yollardan birinden gidip yeni bir yol aciyordu. Irigaray gibi feminist kuramcilar -ozculukle suclansalar da (6)- ornegin Bati felsefesinin soyleminin de kadinin bastirilmasi uzerine kurulu oldugunu soyluyorlar. Kisacasi kadinlar bastirilanlarin tarihine kendilerini de ekliyorlar (ezilenlerin tarihine coktan eklenmislerdi ama somuru soyleminin yerini modernlesme soylemine birakmasiyla feminist felsefe de bir baska kanala girdi).

Baska bir baglamda kadinlarin teknolojiyle iliskisi hep sorgulanir. Iyi araba kullanamazlar, teknik isleri basaramazlar vb. Sadece teknoloji de degil kulturle iliskileri de sallantidadir. Kadindan sair olmaz, yaratici olmaz vs. Evet sacmaliktir ama dogruluk da icerir. Kadina yapmak, etmek, hayatin biyolojik islevlerinden cikmak o denli uzun sure yasak kalmistir ki kendine donuk bir sessizlik dilini besler. Kendi icinden ancak bir cocuk cikarabilir. Geriye kalan, icinde sakli durmak zorundadir. Cinsel arzusunu cikarirsa orospu ya da histeriktir. Iktidari arzular diyelim: basarirsa hirsli bir seytandir, basaramazsa kifayetsiz bir muhteris. Iyi becerilmis bir kadin hicbir sey yapmaya ihtiyac duymadan erkegini bekler -bir tane bulduysa tabii-, kotu becerilmis olanlar ise birtakim islere kalkisir! Kadin yapmaktan o denli korkutulmustur ki kabugunun disina ciktiginda zedelenmemek icin suslerinden sahte bir kabuk olusturur; bakin ben yapmiyorum sadece oluyorum demek icin. Bakin oyuna devam ediyorum, susleniyorum ve her pazartesi rejime basliyorum. Pazartesi rejimleri kentli kadinlarin kadin dergileri yoluyla yayilmis ortak kulturunun cok onemli bir parcasidir. Her pazartesi yani calisma haftasi baslarken... Disarida calisiyorsa "yapmanin" onu "olma" zorunluluklarindan cikarmadigini hatirlatmak icin, evde calisiyorsa "olmaktan" baska isi olmadigini hatirlatmak icin (cunku evde yapilan is "yapilmis" sayilmaz). Yapip etmekten cok olmakla tanimlanmasi teknoloji ve genelde hayat karsisindaki konumunu da belirler. Nesne olmaya erkeklerden daha kolay aday olur. Fahiselik de bunun bir parcasidir.

Pornografi, Yunanca porne yani orospu kelimesinde turuyor, fahiseligin kaydi gibi bir sey diyelim. Evet erkek fahiseler de var ama fahiselik kadinlarla ozdeslesmis ve onlarla tarimlanmis birsey. Hatta milattan once 10. yuzyil Roma'sinda pornokrasi denilen bir yonetim bicimi var: imparatorice Teodora ve kizlarinin donemindeki yonetime takilan ad bu. Sefih kadinlarin yonetimi. Sozun kisasi pornografinin bir cok medya teknolojisinin onunde kosmasi tesaduf degil. Bir kez daha bastirilmis olan, ilerlemenin karanlik yuzunde bekliyor (7). Kadinlarin bastirilmisligi, gonullu ya da gonulsuz kolelikleri o karanlikta yatiyor.

Plastik pembesi bedenler, barbi bebeklerin dunyasiyla siziyor cocuklarin hayatina simdilerde. Hepimiz anne olmuyorsak da simdilik, hepimiz cocuk olduk ya da oyleyiz. Sadece cocuklarin oldugu bir dunya nasil olurdu ve annelerin? Uzun suren yalnizliklardan sonra topunu kaybetmis bir haylaz geri donerdi ve simitci susam kirintilarini takip eden guvercinleri kucumserdi. Bu ince belli genis omuzlu kadinlar, bu hastane torbali-koyu renk corapli kagit helva yiyen kadinlar, kirmizi kurdelali mavi kolyeli pembe corapli kucuk kadinlar. Hava gibi su gibi vazgecilmez kadinlar. Oyun parklari, iskeleler, bebek arabalari... Agir kalcalarini sevgiyle suruyen kadinlar. Ne cok cesit guzeller, bir tek guzellik dayatanlara inat. Cocuk guzeller, yasli guzeller, kasli guzeller, sisman guzeller, zayif guzeller. Ne cok guzeller. Ne cok kadin, ne cok sonbahar; ince tul, kalin kabuk, kararsiz mevsim.

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1